Bölüm 1- Gülizar

Vaveyla Yazarı: Sude K.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 1- Gülizar

İki yakayı birbirinden ayıran kader, tekrar birleştirebilir miydi onları?

Karadeniz'in Karakaya köyünün üzerine gece çökmüştü.
Dağların yamaçlarından süzülen sis, köyün üzerine ağır bir örtü gibi inerken rüzgâr, ağaçların dallarını hışırdatıyor; uzaklardan gelen dalga sesleri gecenin sessizliğine karışıyordu. Gökyüzü bulutlarla kaplıydı. Ay, kendini gecenin karanlığından saklamıştı.
Ama o gece Karakaya'nın batı tarafında sessizliktene eser yoktu.
Demirci Konağı'nda büyük bir telaş vardı.
Kadınlar koridorlarda bir o yana bir bu yana koşuşturuyor, sıcak su kapları taşınıyor, temiz bezler hazırlanıyordu. Konağın eski ahşap duvarları, içerideki telaşın sesini adeta bütün eve yayılmıştı.
Üst kattaki odalardan birinde ise Gülbahar Demirci, doğum sancılarıyla kıvranıyordu Henüz yirmi bir yaşındaydı.Yaşının gençliğine rağmen gözlerinde yılların yorgunluğu vardı. Sanki daha yaşaması gereken hayatın bütün acılarını çoktan yaşamış, taşıyamayacağı kadar ağır bir yükü omuzlarına almıştı
Yatağın kenarına tutunmuş, dişlerini sıkarak bir sonraki sancının geçmesini bekliyordu.Ama canını yakan yalnızca doğum sancıları değildi.Karnında taşıdığı çocuk, sevdiği adamdan kalan tek şeydi.
Tahir Alkan'dan
Gülbahar'ın kalbi yıllardır yalnızca bir adam için atmıştı.
Tahir.Ama Tahir düşman tarafıydı.
Bir Alkan'dı.Gülbahar ise bir Demirci
İki ailenin yıllardır süren savaşı, onların sevgisine daha başlamadan bir sınır çizmişti. Birbirlerini sevmeleri yasaktı. Birbirlerine ait olmaları imkânsızdı.Bu yüzden Gülbahar'ı Cemal Demirci'yle zorla evlendirmişlerdi.Kendi hayatıyla ilgili en önemli kararlardan biri bile ona sorulmamıştı.Kalbi başka bir adamı severken, başka bir adamın karısı olmuştu.Ve şimdi karnındaki bebek, Tahir'den kalan son parçaydı.Kimse gerçeği öğrenmemeliydi.Öğrenirlerse ne olacağını biliyordu.Bebeğini elinden alırlardı.Belki Tahir'i de bir daha göremezdi.Bu yüzden susmuştu Gülbahar.Sevdiğini söylememişti,Kalbinin kime ait olduğunu söylememişti,
Karnındaki bebeğin gerçek babasını da söylememişti.Çünkü bazen insan, sevdiğini korumak için kendi hayatından vazgeçmek zorunda kalırdı."Sık dişini Gülbahar.” dedi ebe kadın.Gülbahar yatağın kenarını sımsıkı tuttu. Tırnakları ahşaba geçti. Bedenini saran sancıyla birlikte dudaklarının arasından bir çığlık daha koptu.Gözleri dolmuştu.
Ağlamak istiyordu.Ama ağlayamıyordu.Kendine izin veremezdi."Güçlü ol...” diye fısıldadı kendi kendine. “Bebeğin için güçlü ol.”Artık sadece kendisi için yaşamıyordu.İçinde, dünyadaki herkesten daha çok sevdiği küçücük bir can vardı.Ve Gülbahar, o can için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı.
Konağın alt katında Cemal Demirci, bir o yana bir bu yana volta atıyordu.Yüzünde heyecanla karışık bir gurur vardı.Bir erkek çocuk istiyordu.Soyunu devam ettirecek, Demirci adını taşıyacak bir oğul.Ama içten içe kız da olsa kabulleneceğini biliyordu.Çünkü Gülbahar'dan olan her şey, onun gururunu okşuyordu.
Koridorun diğer ucunda ise Feride Demirci bir köşeye çekilmiş, sessizce bekliyordu.Cemal'in yengesiydi.Sakin görünüyordu, gözleri her zamanki gibi etrafı dikkatle süzüyordu.Kurnaz bir kadındı Feride.
Gülbahar'ın sakladığı bir şey olduğunu hissediyordu. Uzun zamandır onun bakışlarında, suskunluğunda ve bazı geceler dalıp gitmesinde anlam veremediği bir şeyler vardı.Ne olduğunu henüz çözememişti.Ama bir gün çözeceğini biliyordu.
“Hayırdır inşallah,” dedi Feride, Cemal'e dönerek. “Bu çocuk Demircilerin soyunu taşıyacak inşallah.”Cemal başını salladı.
Feride'yi doğru düzgün dinlemiyordu bile.Aklında yalnızca içerideki kadın ve doğacak olan bir bebek vardı.

Gülbahar son bir sancıyla bütün gücünü topladı.Ve ardından Bir bebeğin dünyaya geldiğini haber veren o sessizlik çöktü odaya.Bebek doğmuştu.Ama ağlamıyordu.Gülbahar ile ebe kadın birbirlerine baktılar.Gülbahar'ın yüzündeki umut bir anda korkuya dönüştü.“Neden ağlamıyor?” dedi.
Ebe kadın elindeki bebeğe bakıyordu.“Bebek nefes alamıyor,” dedi.Gülbahar'ın kalbi sanki o an o oda da durdu.“Ne demek nefes alamıyor?”Sesi titriyordu.Hayır,olmazdı.Tahir'den kalan tek şeyini kaybedemezdi.Bebeğini kaybedemezdi.Gözlerinden yaşlar boşandı.Ebe kadın bebeği dikkatlice Gülbahar'ın kucağına bıraktı.Ve birkaç saniye sonraKüçücük bir ağlama sesi duyuldu.Gülbahar donup kaldı.Sonra bebeğine sarıldı,Gözyaşlarına boğulmuştu.Kucağındaki bebek bir kızdı.Minicik elleri, ay gibi yüzü vardı. Öylesine küçüktü ki Gülbahar, onu biraz daha sıkı tutsa incitecekmiş gibi korkuyordu.“Gülizar...” diye fısıldadı.Bebeğin yüzüne bakarken dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.“Adın Gülizar olsun.”Gözlerinden yaşlar süzülmeye devam ediyordu.“Gül gibi güzel ol kızım."Sustu.“Ama narin olma.”Bebeğinin küçücük elini avucunun içine aldı.“Dikenlerin de olsun.”Sesindeki titrek gülümseme, gözyaşlarının arasından belli oluyordu.“Canını yakmak isteyenlere karşı kendini koruyacak kadar güçlü ol.”Gülbahar bebeğinin alnına bir öpücük kondurdu.“Benim yaşayamadığım ne varsa sen yaşa.”
Kapı aralandı.
İçeri Cemal girdi.
Gözleri doğrudan bebeğe takıldı.Yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.“Kızım!” diye haykırdı.“Benim kızım!”Bebeği kucağına aldı.“Ne güzel,Ne masum. Tıpkı annesi gibi.”Sonra Gülbahar'a baktı.“Söz veriyorum sana Gülbahar,” dedi. “Onu çok seveceğim.”Gülbahar başını salladı.Boğazında kocaman bir düğüm vardı.Söyleyecek bir sözü yoktu.Zaten yıllardır bir şey söyleyememişti.Ne zaman konuşmak istese bir şey elinden alınmıştı.Şimdi ise kucağındaki kızına bakarken, söylemesi gereken en büyük gerçeği yine susarak saklamak zorundaydı.

Kapı bir kez daha tıklandı.Feride içeri girdi.Bakışlarını bebeğe çevirdi.
“Hayırlı olsun,” dedi. “Bu kız Demirci soyuna hayır getirecek inşallah.”
Gülbahar ona baktı.Feride'nin yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
Gülbahar ise o gülümsemenin ardında ne saklandığını bilmiyordu.

Karakaya köyünün doğusunda.
Tahir Alkan henüz yirmi iki yaşındaydı.Ama gözleri yaşının çok ötesinde bir derinlik taşıyordu.O gece içinde garip bir huzursuzluk vardı.Sanki bir şey olmuştu.Sanki hayatının en önemli anlarından biri yaşanmış ama ona kimse haber vermemişti.Nedensizce gökyüzüne baktı.İçinde açıklayamadığı bir sıkıntı vardı.Birkaç kilometre ötede, kendi kanından olan bir kız çocuğunun dünyaya geldiğinden habersizdi.O bebeği Cemal'in çocuğu olarak biliyordu.Ve bu gerçekle yaşamaya çoktan alışmıştı.
Ama Tahir'in kimsenin bilmediği bir sırrı vardı.Yedi yıl önce.Karakaya'nın doğu ve batı tarafında aynı gün iki bebek dünyaya gelmişti.Biri Alkan, diğeri Demirci bebeğiydiİkisi de erkekti.
Tahir o gün, kimsenin fark etmemesi gereken bir şeyi yapmıştı.
Yaptığı şeyden yıllar sonra pişman olmuştu.Ama artık iş işten geçmişti.
Tahir'in baktığı birkaç metre ileride, yedi yaşlarında bir çocuk top oynuyordu.Çocuk habersizdi.Ne geçmişten,Ne gerçek ailesinden, Ne de yıllar önce bir hastane odasında değiştirilen kaderinden.Tahir gözlerini ondan ayıramadı. Çocuğun adı Yaman'dı.Ve o gece, Karakaya'da iki bebeğin kaderi sonsuza dek değişmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

34okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.