Kaderim kitap kapağı

5. bölüm / 6

Kaderim

˖ ݁𖥔 ݁˖ 5. Bölüm˖ ݁𖥔 ݁˖

Vaveyla Yazarı: Yapi Doriii

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: ˖ ݁𖥔 ݁˖ 5. Bölüm˖ ݁𖥔 ݁˖

Yazardan

Demir sarmaları yedikten sonra direkt yatağına geçmişti. Hem mutluydu hem de mutsuz

Gül onu düşünüp sarmaları oraya bırakmıştı ama onu kendinden mahrum etmişti.

Zaten Veyselin konuşması da kafasında dönüp duruyordu. Arkadaşı haklıydı. Sevdiği birisi varken nasıl başkasını seviyormuş gibi yapabilirdi.

Yarın bunu sudeye açıklayıp bu anlaşmayı bozacaktı. Çocukça hareketler yapıyordu.

Gözlerini kapatır kapatmaz derin bir uykuya daldı.

Sudenin neler planladığından habersiz herkes güzelce uykusunu çekiyordu. Ama bu günden sonra Demir uzunca bir süre rahat uyuyamayacaktı.

Gül'den

Sabah uyanır uyanmaz Ankaradaki kuzenime mesaj attım

Ben : Selda napıyon kız?

Yaklaşık on dakika sonra Selda cevap vermişti.

Selda : gülüm sen beni rüyanda mı gördün? Sabah sabah ne oldu?

Nasıl söyleyeceğimi kafasında tartarken en son dümdüz yazdım.

Ben : ya şey ben evde sıkıldım. Dedim size mi gelsem acaba?

Selda : gülüm tabii ki gel annem havalara uçacak. Biz yabancı mıyız ya bu ne utangaçlık.

Seldanın bu cevabından sonra çok mutlu olmuştum. Ben de amcamları özlemiştim zaten.

Ben : tamam o zaman ben anneme söyleyip bugün akşam orada olurum.

Telefonumu kapatıp mutfağa indim. Annem bu kadar erken kalkmama alışkın değildi tabii.

"kız bu ne neşe? Niye erken kalktın?" boynuna sarılıp yanağına öpücük kondurdum.

"ya nazlım diyorum ki acaba ben birkaç günlüğüne amcamlara mı gitsem?" annem bana dönüp saçlarımı okşadı.

"git tabii güzel kızım. Hem kafan da dağılmış olur bu birkaç günde harap oldun resmen. Amcanlara selamlarımızı söylersin. Bu akşam mı gideceksin."

Gülümseyip "evet saat 17.25 te tren kalkacak o zamana bilet almayı düşünüyorum." dedim

"tamam o zaman."

Annem kahvaltıyı yapmaya devam ederken ben de salona geçtim. Elime aldığım telefonumla e-biletten saat 17.25'te kalkacak olan tren için bilet aldım.

Oh be biraz uzaklaşmak gerçekten iyi gelebilirdi.

Çalınan kapıyla açmak için koştum. Karşımda demiri görmeyi beklemiyordum tabii.

Yüzü diğer günlere nazaran bugün daha iyiydi.

"günaydın" ben de mecburen "günaydın" diye cevap verdim.

"şey Fatih çağırdı da onun için geldim." niye açıklama yapıyor "benim için gelmeyeceğini biliyorum. Her bir hareketinde beklentiye falan girmiyorum"

Söylediğim sözlerle Demir panikletmişti "hayır gülüm ben öyle bir şey demek istemedim. Sadece seni rahatsız etmek istediğimi düşünme diye öyle söyledim." bu kadar nazik olma işte ya.

"her neyse gel sen de bizimle kahvaltı et. Abim yemek yemeden çıkmaz evden" yana kayınca o da içeriye geçti.

Tam karşımda durup gözlerimin içine bakmaya başladı. Gözleriyle bir süre yüzümü taradı. Bir anda yüzünü başka tarafa çevirip önden yürümeye başladı. İçli bir şekilde iç çektiğini duydum sadece.

Herkes sofraya oturduktan sonra yemeğe başladık. "domor şomdo boz işo..." annem abimin koluna bir tane vurmasıyla abim susmak zorunda kaldı.

"kaç kere sana ağzında yemek varken konuşma diyecem acaba?!" abim ağzına furmar çeker gibi bir hareket yapıp ağzına aynı anda attığı 3 dilim kavun ve 3 dilim karpuzu çiğnemeye çalışıyordu.

Beste haklı galiba bu çocuk tam bir Camış.

Abim sonunda ağzındaki lokmayı bitirdiği gibi konuşmaya başladı.

" demir, oğuz abi dedi bugün Meliha ablaların kanepesini götürecekmişiz ben de dedim Demir götürsün. Sonuçta Meliha ablanın kızıyla sevgili olan sensin." demir öyle hızlı bir şekilde kafasını bana döndürdü ki ufaktan korktum ama sonra umursamaz bir yüz takındım.

" akşam sudeyi buraya getirecem. " yutkunamadım bile. Bunu bana yapmak zorunda mı?

Adamın sev.... Ne yapacak sen onu seviyorsun diye ailesiyle bile tanıştırmasın mı!? Saçmalıyorum yine.

Neyse ki akşam burada olmayacam.

Yazardan

Demir ve Fatih evden çıkmışlardı.

Bodruma ulaştılarında oğuz sinirli bir şekilde bekliyordu.

"gelin bakıyım buraya! Ya siz hiç büyümeyecek misiniz? Kaç kere diyecem bu kadar geç kalmayın diye!"

Oğuz çok sinirliydi bu sefer Fatih bile susmuştu şaka yapamıyordu.

"oğuz abi annemin suçu valla" oğuz tek kaşını kaldırıp sözlerini fatihe yönlendirdi

"Allah Allah niye?" Fatih kafasında bahane oluşturmaya çalışıyordu.

"ya oğuz abi görmen lazım sabahtan beri ağlıyor" oğuzun bütün siniri geçmiş bu sefer meraklanmış ve yüzü düşmüştü.

"ne oldu ki?" Fatih çok eğleniyordu. Siniri de bozuluyordu. Oğuz ne hakla annesini sorardı.

"sannae!" oğuz fatihin kafasına bir tane vurup "bana sesini yükseltme çocuk"

Fatih, çocukluğundan beri oğuzu örnek alırdı. Eğer annesi tekrar evlenmek istiyorsa tabii ki tercih edeceği ilk insanın oğuz olmasını istiyordu. Çünkü onu tanıyordu. Annesini üzmeyeceğini biliyordu ama bir yandan da bu annesiydi. Nasıl olurdu?!

"bir şey yok ya. Yalan söyledim. Kahvaltı ettik onun için geç kaldık Bi görmen lazım demir sofradan kalkmak bilmedi." oğuz pes edercesine nefesini verdikten sonra

"iyi hadi kalkın bakalım. Meliha hanım kanepesini bugün istiyor."

Fatih duymamış gibi yaparak yerinde kaldı. Demir göz ucuyla fatihin bu tavırlarına bakınca sabır dileyip söze girdi.

"tamam abi ben götürürüm." oğuz fatihe dönüp ondan da bir cevap bekledi. Beklediği cevap gelmeyince zorlamaktan başka seçenek kalmadığını anladı

"oğlum tek başına olur mu hiç! Fatih yardım edecek sana!" gözlerini belertip fatihe bakıyordu oğuz.

"iyi tamam hadi taşıyalım şunları" oğuz gururlu bir şekilde bodrumdan çıkan iki gence bakıyordu. Kendi çocukları gibi seviyordu onları.

Babaları öldüğünde oğuz daha yeni gelmişti bu mahalleye. Onları tanımadığı halde çok üzülmüştü bu çocuklara.

İki aile de zor duruma düşmüştü. Oğuz da iki anneyle de oturup yardım etmek istediğini açıkladı.

Anneler ne kadar çocukların okuması gerektiğini söylese de oğuz bu işin onlar için daha iyi olacağını söylüyordu. Zaten çocukları çok zorlamayacaktı ve ne ihtiyaçları varsa karşılardı

Oğuz tek yaşıyordu çok paraya ihtiyacı yoktu. Ufak miktarda ona yetiyordu geri kalanını da çocuklara veriyordu. Bir gün bir şey eksik etmedi bu çocuklardan.

Oğuzun bu fikri önermesinin en büyük sebebi kendisi de aynı durumda kalmıştı.

Tabii onun durumu biraz daha farklıydı. Annesi ona ve kardeşlerine özel bir yer açmıştı. Ama onları çalıştıran kişi çok kötüydü. Sözde onlara çalışmayı öğretecekti ve ne ihtiyaçları varsa karşılayacktı ama meğerse yalan söylüyormuş annelerine.

Oğuz ve kardeşleri kaç kere aç karınla işr giderken o adamın güzel yemekleri önüne koymuş yediğine şahit oluyorlardı. Belki de bu yüzden acımıştı bu çocuklara ve aynı duruma düşmelerini istemiyordu.

Gül'den

Saat 17.00 gelirken evden çıktım. Söğütlüçeşme istasyonuna gitmek için bir taksi tuttum.

İstasyona ulaşınca abiye parasını verip indim. Trenin kalkmasına yakın bindim.

....... 5 saat sonra......

Sonunda Ankaradaydım.

Saat 22.00'a geldiği için amcam beni almaya gelmişti.

Hemen koşup amcama sarıldım.

"amca ya sizi çok özlemişim." amcam saçımı okşayıp "biz de seni özlemişiz valla kızım. Yengen ve Selda biz de gelecez diye tutturdular. Zor kurtuldum onlardan."

Amcamın dediği şeyle gülmemi tutamayıp gülmüştüm. Ben de onları çok özlemiştim. Onları görmek için güzel bir fırsat oldu.

"Hadi gidelim." amcamın dediği şeyle arabasına doğru gittik.

Yazardan

................ 2 saat önce......

Demir ve Fatih sonunda işlerini bitirip oğuza yalvara yalvara eve gitmelerine izin vermişti.

Saat 20.00'a yaklaşırken Demir sudeye mesaj attı

Demir : sude konuşmamız gerekiyor.

Sude : tabii nerde buluşalım?

Demir : aynı parkta

Bu konuşmadan beş dakika sonra Demir evden çıktı parka doğru.

Parka ulaşan Demir etrafa göz gezdirdi sudeyi bulmak için. Gözlerine çarpan sudeyle ona doğru gitti.

"merhaba" sude de utangaçça saçlarını kulağının arkasına sıkıştırıp "merhaba" diye yanıtladı demiri.

"bak sude lafı dolandırmayacam direkt söyleyecem ne söylemek istediğimi" sude bu sefer demirin bu sözlerinden sonra stresli Bir şekilde kafa sallamıştı.

Biliyordu bunun geleceğini ama bu kadar erken beklemiyordu.

"şey bir dakika, bir telefon görüşmesi yapacaktım da hemen sana dönecem." sudenin bu isteğini geri çevirmeye Demir onu sabırla beklemeye başladı.

Yaklaşık 5 dakika sonra dönün sude "tamam hazırım söyle ne söyleyeceksen."

"ben aptallık ettim. Sana en baştan beri böyle bir teklifle gelmemeliydim. Yani benim böyle bir şeyi ne kendime ne de güle yapma hakkım yok. Ben aramızdaki bu anlaşmayı bozuyorum. Aklıma gelen saçma salak bir fikirdi." sude anlayışla başını salladı.

" doğru söylüyorsum. Belki de aklına gelen saçma salak bir fikirdi ama artık çok geç. "demir kaşlarını çatmış bir şekilde dinliyordu sudeyi bu sefer.

" ne demek istiyorsun? " sude telefonunu eline aldı ve bir şeylere basıyordu.

" bak bakalım ne demek istiyormuşum. "demir telefonuna gelen bildirimle cebinden çıkardı

Sudeden bir fotoğraf gelmişti. Demir fotoğrafı açınca korkuyla sudeye bakmaya başladı.

Fotoğrafın içeriği şu şekildi ; gül trende ama gülün olduğu vagonun dışında kalan bir kişi onun fotoğrafını çekmişti.

"bu ne?"

"bak Demir sana bir şey söyleyecem. Ben çocukluğumdan beri seni seviyorum ama senin gözün gülden başka hiç kimseyi görmediği için bir kere bile beni göremedin. Bu kadar yıl sonra sen kendi ayağınla bana gelmişsin. Sence ben seni salar mıyım?"

Demirin sinir kat sayısı yükseliyordu yavaş yavaş

" bak, gülün etrafında gezen bir kişi var. Senin yanlış bir hareketinde hemen hayatına son verebilecek bir kişi. Ben hapse girerim o konu benim için sıkıntı değil ama seni böyle bulmuşken bir daha kaybedemem." sudenin hastalıklı sözlerine hayretle dinliyordu Demir.

Ne diyeceğini de bilmiyordu. Böyle bir durumda ne tepki verilir?, ne denir?

" sude, bak bu yaptığın yanlış hemen bu yoldan dön ve bu şeyleri dememişsin gibi davranalım. O oruspu evladına da söyle gülden uzak dursun!" sözlerinin sonuna doğru sinirlerine hakim olamamaya başladı

Güle Bir şey olacak korkusu onu yiyip bitiriyordu.

" demir, beni vazgeçiremezsin. Çok geç artık. Ve bu adam benden haber alamadığı gibi gülün hayatına son verir onun için ayağını denk al. "

"ne istiyorsun?" demir pes etmişti.... Güle bir şey olma ihtimaline dayanamazdı hele ki bu kadar uzakken.

"benimle evlen" demir şok geçirmişti bu istekle. Onunla sahte sevgililiğine bile anca yarım gün dayanmışken nasıl olur da evlenirdi?

Ama ne kadar düşünse de aklına başka bir fikir gelmiyordu.

"bu arada güle söylesen de söylemesen de o adam hep gülün peşinde olacak. Arkasındaki bu gölgeden kurtulamayacak hiçbir zaman."

Sude kafayı yemişti resmen. Bu nasıl bir psikopatlıktı. Bir insanın peşine bir insan takacak kadar?!

"tamam... Nasıl istiyorsan öyle olacak. Ama sen de gülü rahat bırakacaksın!" Bir anda sudenin yüz ifadesi değişip yumuşak bir gülümseme takındı "bak nasıl da güzelce anlaştık." demir o sudeye mesaj gönderirken ki aklına tükürdü.

Nasıl bir belaya bulaşmıştı böyle?! Gül iyi olsun da onun hayatı boka sarsa da önemli değildi.

"bu akşam herkesi toplayacaksın ve nişanlanma kararı aldığımızı anlatacaksın. Üç ay içinde evlenecez bile. Anladın mı?"

Demir artık ne yapacağını bilmeyerek başını olumlu bir şekilde salladı. Hele Bi gül dönsün gösterecekti ona gününü ama gül uzakta olduğu sürece eli kolu bağlı duracaktı.

Gül'den

Amcamala evlerine ulaşınca hemen kapıyı çalmak için koştum. Kapıyı hızlıca çalınca yengem ve Selda koşar adım kapıyı açtılar.

"gülümmm" yengemin sevgi dolu bağırışı beni güldürmüştü. Bana sarılınca ben de sarılışına karşılık verdim. "canım yengem nasılsın?"

Yengem saçlarımı yumuşakça okşarken "asıl seni sormalı sen nasılsın? Annen kaç gündür gül iyi değil falan diyordu. Nasıl korktum bilemezsin" endişesi gözlerinde okunuyor. Aklıma gelen demirle yine moralim bozulmuştu.

Amcam söze girip "kızı içeriye mi alsak önce başak? Yol yorgunu zaten. Bide belki özel bir şeydir sonra size anlatır. Yiğenimi üzen bir velet için katil olmak istemiyorum." amcamın sert ama şakacı tonu hepimizi güldürmüştü.

Sanırım buraya gelmekle çok iyi bir karar almıştım. En son seldayla da selamlaşıp içeriye geçtim.

Yazardan

Demir akşam akşam herkesi kendi evlerinde toplamıştı. Sude özellikle gülün ailesi de olsun demişti.

Herkes sofraya oturmuş demirin konuşmasını bekliyorlardı.

"öncelikle beni kırmayıp geldiğiniz için teşekkür ederim nazlı abla." nazlı yumuşakça ses tonuyla konuşup "olur mu hiç oğlum öyle şey?! Seni kıracağıma kendi kafamı kırarım." kızını ne kadar kırdığımı bilsen yine de böyle der miydin acaba

"yani kardeşim biz bir aile değil miyiz? Ne demek teşekkürler falan?" fatihin bu sözleri demiri çok mutlu hissettirmişti. Kendisi her zaman aynı aileden olmayan kardeşiydi.

"öyle valla! Sen, Beste, Fatih, gül hepiniz kardeşsiniz artık!" baharın bu sözleri üzerine Beste kendini tutamayıp " yoo değiliz. Ben bu camışla kardeş falan olmam" iğrenir gibi bir yüz takınmıştı.

"ben mutluluktan havalara uçardım zaten değil mi?!" Fatih ve Beste atışmaya başlayınca bahar masaya bir yumruk vurdu.

"yeter!allahım ya rabbim. Demir oğlum sen devam et"

Demir çalınan kapıyla ayağa kalktı "Bir kişi eksik o da gelsin otursun söylerim." demir gidip kapıyı açtı.

Önünde gördüğü sudeyle yine yüzü düşmüştü.

Sude ve demir masaya geçerken masadaki herkes hayretle sudeye bakıyorlardı. Bestenin içtiği su boğazında kalmıştı.

"helal kızım helal" nazlı bestenin sırtına vurmaya başladı. Fatih de şaşkınlığını gizlemeye çalışıp besteye bulaşıyordu "mini deprem ölme lan bize lazımsın daha." beste, fatihe kötü kötü bakıyordu.

"anne, nazlı abla ben evlenme kararı aldım. Sudeyle uzun zamandır birbirimizi seviyoruz.." bu senaryoyu sude yazmıştı. Demir de ezberlediği sözleri sıralıyordu içi yana yana.

"sizin de izniniz olursa bir hafta sonra nişanlanıp üç ay sonra da evlenmeyi düşünüyoruz."

Nazlı ve bahar ne diyeceklerini bilemediler. İkisi de sudeyi sevmiyorlardı kızın hareketleri normal gelmiyordu. Ama oğulları sevmişse Bi bildiği vardır diye düşünüyorlardı.

İlk nazlı söze girdi" yani oğlum sevmişseniz kimse bir şey diyemez ama tabii annen ne der bilemem "

Bahar stresli bir gülüş sergileyip " ne güzel! Uzun zamandır seviyorsun demek. Hatta seviyorsunuz.... Evet nazlının da dediği gibi ne diyebilirim ki siz bize hiçbir şey söylemeyip sonra bir anda gelip anne biz üç ay sonra evleniyoruz diyorsunuz. Bana diyecek bir şey bırakmış mısın oğlum?" bahar kırılmıştı oğluna.

Hep peşinden koşmuştu sevdiğin var mı diye ama hiçbir zaman bir söz etmeyip hep saklamıştı şimdi de birden gelip ben evleniyorum diyordu.

Gül'den

Telefonum titreyince besteden gelen mesajla heyecanla açtım telefonu

Beste : gülümmmm

Gül: ne oldu Bestem?

Beste : nasıl denir bilemiyorum.. Abim

Kalbim hızlı bir şekilde çarpmaya başladı. Demire bir şey mi olmuştu

Gül : ne olmuş abine

Beste : sudeyle evleniyor

Bir süre donuk bir şekilde sadece telefona bakıyordum..... Kalbim acıyor. Kemiği olmayan kalp nasıl kırılır da bu kadar can acıtabiliyordu....?

Beste : gülüm orda mısın?

Gül : burdayım. Anneme söyle uzun bir süre ankarada kalacam. Ne zaman?

Ne söyleyebiliyordum ne de yazabiliyordum. Beynim bu gerçeği kabul etmiyor gibiydi.

Beste : üç ay sonra

Belli oldu üç ay buradayız...

............

Beğeni ve yorum pleaseee
Seviyprım sizi umarım bölümü beğenirsiniz ❤️💚

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 2beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.