3. bölüm / 6
Kaderim˖ ݁𖥔 ݁˖ 3. Bölüm˖ ݁𖥔 ݁˖
Bölümler 6Şu an: ˖ ݁𖥔 ݁˖ 3. Bölüm˖ ݁𖥔 ݁˖
Biz demirle kapıda beklerken yüzümü yıkayayım derken kafasını su kovasına sokmuş gibi duran abim yanımıza geldi.
"ne oluyor size? Bu ne hal? Ölmüşsünüz gömeniniz yok!" demir fatihe dönüp "Bir şey yok kardeşim. Sadece dün film izledik de etkisinden çıkamadık" dedi.
Abim meraklanmış olacakki sormadan duramadı "hangi film ya? Belki benle mini deprem de izleriz." naneyi yemedik mi biz şimdi!
"boşver güzel değildi zaten hem Beste de sıkılır öyle filmlerden" olayı elimden geldiğince kurtarmaya çalışıyordum. Abim sorgular bakışlarla bakıp anlamaya çalışıyordu.
"iyi tamam be filminizi çalmadık. Sanki söyleseniz ölürsünüz" abim belli ki kırılmıştı ve trip geliyordu. "hadi annem yemeğe çağırıyor" beraber yemek masasına doğru gittik.
"nerede kaldınız çocuklar? Bir saattir bekliyorum hadi çabuk oturun da yiyin. Oğuz abiniz az önce arada keratalar nerede kaldı diye?" oğuz abi annemi mi aramıştı. Okey.
"oğuz abi niye seni arıyor anne?" abim hem yemeğini yiyip hem de annemi sorguya çakiyordu. Yani kadın ikinci baharını yaşamak istiyor olabilir saygım sonsuz ama abimin pek hoş karşılamayacağını düşünüyorum.
"şey oldu işte.... Sizi aramış ulaşamamış. O da beni aradı işte." Ah be anne çok acemisin. Abim direkt elini telefonuna atıp son aramalara girdi. Ve o kimsenin şüphesinin olmadığı gerçekle yüzleştik. "evet gerçekten de beklediğimiz o sonuç" telefonu döndürüp bize gösterdi. Sadece mini deprem yazıyordu son on aramada. "aramamış... Evet anne buna bir açıklaman var mı?"
Annem sinirle yerinden kalkıp "Fatih sen beni mi sorguluyorsun? Bak sus yerine otur yoksa ayağımın altına alırım ona göre." aynı sinirle yerine oturdu.
Abim benle demire dönüp "bak görüyorsunuz değil mi? nasıl da üste çıkmaya çalışıyor. Anne bak öyle bir şey varsa da haberimiz olsun tamam mı? Düğün günü haber vermeyin en azından. Ayrıca o adam böyle rahat rahat evimize girip çıkıyor. Böyle bir şey varsa ona da kısıtlama gelecek. "
Annemin işi zordu Valla. Abim onlara rahat vermeyecek gibi. Annem babamın ölümünden sonra çok yıprandı ve çok yalnız kaldı. O dönemde bile hep oğuz abi vardı yanımızda. Abimle demiri yanına alıp onları ben adam edecem dedi. Gerçekten de öyle yaptı.
" Fatih bence önce bir sakin ol sonuçta hala ortada bir şey yok.. Değil mi nazlı abla?" annem biraz utanarak da olsa konuşmaya başladı. "ya oğlum valla öyle bir şey yok. Oğuz beni aramış direkt. Ben de ona söyledim zaten onları ara diye. Yani korkmanızı gerektirecek bir durum yok" kıyamam Üzümlü kekim.
Abim yerinden kalkıp anneme sarıldı "anne ben onu mu diyorum ya? Ben size kıyar mıyım hiç?" Annemin sandalyesinin önüne yere oturup annemin ellerini avucuna aldı "ama diyorum ki bilelim en azından tamam mı? Damat dayağı atmayalım mı?" annem abimin kafasına bir tane vurup " o senin baban yaşında nasıl vurursun kerata."
"al işte İtiraf ettin! Resmen annem dedi ki ona baba de! Görür o bugün! Demir hadi kahvaltını ettiysen oğuz cici babasının yanına gidelim" annem gözlerini bellertse de abim hiç oralı olmadı.
Demir de yerinden kalkıp "nazlı abla Allah bereket versin... Görüşürüz o zaman." annem "görüşürüz oğlum işinize odaklanın ve Fatih, oğuz abine çok bulaşmasın tamam mı?" demir güven verici bir şekilde başını salladı
Benim cevap vermediğimi görünce bu sefer bana döndü. "gülüm bizi geçirmeyecek misin?" şuna bak ya hala gülüm diyor "olur Demir abi sizi geçireyim." herkes şok geçirmiş bir şekilde bana bakıyordu
"başımıza taş yağacak" bunu diye abimdi. Annem de ekleme yapmadan duramadı "gerçekten."
Demir sinirle çenesini sıkıp "aynen öyle. Doğrusu da böyle olması zaten."
Onları kapıya kadar geçirip arkalarından kapattım.
Yazardan
Demir ve Fatih evden çıktıklarında her biri bir şeye sinir olmuştu. Birisi sevdiği kız ona abi demişti öbürü de patronu annesine yürüyordu.
Gerçeği Fatih biraz anlıyordu da annesini babasını ölümünün üzerinden 15 yıl geçmişti. Onun da hayatına devam etmek istemesi en doğal hakkıydı. Ama sinirlendiği şey onlara söylememesi
Demir ayrı bir dünyadaydı. Kendine lanetler okuyordu gülü bu şekilde üzdüğü için. Hele ki ona abi dedi ya içi yangın yeriydi resmen. O an orada ölmek istedi. Ama sürekli kendini yatıştırmaya çalışıyordu. Böyle olması daha iyi ikisinin de bu sevdadan vazgeçmesi için en iyi yol buydu. Mesafe.
Ama nasıl yapsındı. Daha önce hiç güle karşı bir mesafesi olmadı ki. Aklına bir fikir geliyordu ama çok mu ağır olurdu diye de stres yapıyordu.
Ama eğer bu plan gülün ondan vazgeçmesi için ona yardımcı olacaksa her türlü yapardı. Bu aşkın Oluru olmazdı.
Fatih ve demir beş dakikada çalıştıkları bodruma ulaştılar bile. Zaten evlerine çok yakındı. Bodruma inince oğuz abilerinin çoktan çalışmaya başladığını görmüşler. Bu adam sabah kaçta kalkıyor böyle diye düşündü Fatih
Ama annesini aramasından dolayı ona sataşmayı unutmuyordu. "cici baba napıyon?" oğuz şok bir ifadeyle fatihe bakıyordu.
Fatih'ten bir cevap gelmeyince bu sefer sorgular bakışlarını demire çevirdi "ya abi sen sabah bizim için nazlı ablayı aradın ya ona kuruldu. Fatihin saçmalıkları yine. Zaten nazlı abla kesin bir dille reddetti"
"aynen annem dedi ki öyle bir şey yok, olamaz da. Oğuz abinize söyleyin bir daha benimle muhattap olmasın da dedi" oğuz'un yüzü düşünce Demir olaya el attı "öyle bir şey yok. Fatih götünden atıyor. Nazlı abla sadece dedi ki şimdilik öyle bir şey yok." oğuz'un yüzüne renk gelmişti resmen demirin bu sözlerinden sonra.
"nazlı doğru söylüyor öyle bir şey yok. Fatih oğlum sen de annenin üstüne gitme. Böyle bir şey olsaydı ilk sana söylerdim zaten"
Fatih dramatik bir şekilde eliyle ağzını kapatıp "bana oğlum mu dedin? Sen kendini çok kaptırdın oğuz abi" demir fatihin ensesine bir tane vurup "şimdi boş muhabbeti kes de işe koyulalım. Bugün çok işimiz var."
Demirin yorgunluğu yüz metre öteden anlaşılıyordu. Oğuz da bunu görüp "demir oğlum senin bugün işin yok çok fazla. Olanı da Fatih yapar. Dimi Fatih!?"
"niye köleniz miyim?" Fatih de oğuzla aynı fikirde olmasına rağmen kabul etmek ona zor geliyordu. Bir inat uğruna kardeşine kıyamayacağına karar verip "iyi tamam ben yaparım. Fatih kim ki sonuçta?!"
"yok oğuz abi gerçekten gerek yok." demir ne kadar itiraz etse de oğuz ve Fatih kesinlikle reddedip onu bodrumdan kovdular.
Gül'den
Kalhavltı bulaşıklarını yıkayıp odama geçtim. Yatağıma yatınca telefonum gelen bildirimle titreşti. Kimden gelmiş olabileceği düşünerek telefonumu açtım.
Veysel abiden gelmişti.
Veysel abi : gül bir yer buldum gel bak istersen
Oha sonunda hemen cevap yazmaya başladım
Ben : tamam Veysel abi hemen geliyorum. Parkta buluşalım o zaman
Hemen üstüme bir şeyler geçirip evden çıktım. Off çok heyecanlıyım ilk defa kendi işimin patronu olacağım için. Yapabilir miyim onu da bilmiyorum.
Umarım yapabilirim. Hem Beste de bana yardım edecek. Gerçeği onun da ne kadar anladığı tartışılır. İşte tam burada Veysel abi devreye giriyor. Sonuna kadar yanımızda olacağını söyledi.
Parka gelince etrafa baktım ama Veysel abiyi bir türlü göremedim o an gözlerimin iliştiği manzarayla kalbime hançer saplanmış gibi hissediyordum.
Demir ve sude parktalardı ve sarılıyorlardı
Daha acı bir şey yaşayamam dediğimde daha kötü bir şey oluyordu.
Ama bu sefer eminim ikisini sarılırken gördüğümde daha acı bir şey yaşayamayacağımı anlamıştım.
Kalbim kanıyordu.... Yaralı değilim ama mahvolmuş durumdayım neden? O buna değer miydi? Ya da ben mi ona gereğinden fazla değer vermiştim
Yazardan
Demir işten çıktıktan sonra sudeyle karşılaşmış ve parkta biraz oturabilir miyiz demişti.
Demirin planı sudeye her şeyi anlatıp ve sanki sevgililermiş gibi yapmak. Sonra da zaten gül ondan vazgeçince o da sude'den ayrılacaktı
Sude de bu plank seve seve kabul etmişti. Gerçeği sudenin ona olan duygularını bilse yine de ona bu olanla gelir miydi tartışılır.
Bir süre sonra sude, gülün parka geldiğini görüp demire sarılmıştı. Demir tam onu itecekti ki sude kulağına gülün burada olduğunu söyleyip onu itmesini engelledi.
O sırada demirin içinden şunlar geçiyordu.
Özür dilerim sevgilim bunu sana yaşatmak istemezdim ama mecburum. Sen ve ben.... olacak iş değil.
Karşımdaki sudeyle sarılırken sanki Her yanıma diken batıyormuş gibi hissediyordum. Ne kadar ayrılmak istesem de sen gidene kadar sarılacam.... Sen benden tamamen vazgeçene kadar.
Demirin bu davranışları ona kendini çok kötü hissettirse de gül ona demişti ki seni unutmam için bana yardımcı ol o da oluyordu.
Gül'den
Gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı bile Veysel abiyi bekleyemeyecektim galiba. Tam arkama döndüm Veysel abi beni tutup kendine çekti ve sarıldı.
Veysel abi benim demire olan sevgimi biliyordu. Bir gün besteye anlatırken Veysel abi de duymuştu ve ona anlatmak zorunda kalmıştım.
Aslında sürekli bana yardım ediyordu. Demirin sevgilisi var mı yok mu sürekli haber veriyordu. Abim ve demir ne kadar yakınsa Veysel abi de onlarla o kadar yakındı.
Onun beni kardeşi gibi gördüğünden şüphem olmadığı için bana sarılmasına izin vermiştim.
"buraya bakıyor" Veysel abinin sessizce söylediği şeyle ona daha da sarıldım. Madem beni kırmayı göze alıyordu o zaman bunu iyice kafasına kazısın.
Bir anda kolumdan çekilmemle neye uğradığımı şaşırdım. "ne oluyor burada?!" demirin sinirle sorduğu soruyla daha da şiddetle gözyaşlarım akmaya başladı
Önünde ağlamak istemesem de elimde olan bir şey değildi. Kendiliğinden akıyordu resmen.
Veysel abi hemen olaya el atıp "yok bir şey kardeşim. Gülle iş hakkında konuşuyorduk." demir sinirle solup "gördüm nasıl iş konuştuğunuzu. Hadi gülüm gidiyoruz." tekrar kolumu tutmuştu ki Veysel abi demirin kolumda olan eline, elini atıp bıraktırdı ona. "biz mekana bakmaya gidiyoruz. Gül seninle bir yere gelmiyor."
Ben de Bir şey söyleme ihtiyacı duydum. Galiba ona kırıldığımı anlamasını istiyordum bir yandan.
"sen de sevgilinin yanına git yalnız kaldı kız. Yazık." dedim kırgın bir şekilde.
Sinirli gözlerle gözlerime bakıp "doğru söylüyorsun sevgilim.... yalnız kalmasın." sudeydi demek beni reddetmesinin sebebi. Öyle olsun....
"harika olur. Hadi canım gidelim" Veysel abinin kullandığı kelimeyle gözlerim ona döndü. Elini uzatmış tutmamı bekliyordu. Tekrar demire bakınca sinirle Veysel abinin eline baktığını gördüm.
O bunu istemişti. Veysel abinin uzattığı elini tutup gördüğü mekana doğru beni götürmeye başladı. Çok direndim.... Arkama bakmamak için çok direndim.
Sudeye sarılmıştı. Demir benim için bu günden sonra bitmiştir.
Oradan uzaklaşınca veysel abi bizi bir bankın yanında durudurp beni oturttu. Resmen artık hiçbir şeye tepki veremiyordum. Hayatım boyunca sevdiğim adam gözlerimin önünde başkasına sarılıyordu.
Veysel abi elimi tutup "gül iyi misin?," kafamı hayır anlamında sallayıp kafamı omzuna koydum ve daha da ağlamaya başladım.
"bu arada kusura bakma orada da sana öyle dedim. Ne bileyim sen demirin önünde küçük düşme istedim sadece"
İyi niyetinden yaptığını biliyordum zaten onun için elini tutmuştum. "biliyorum Veysel abi. Demirin yaptığı çok zoruma gitti. Sevsin ama ben görmeyeyim."
"bak gül biliyorum sen hep demiri sevdin ama gördün işte. Sudeyle sevgililermiş. Artık yapacak bir şey kalmadı. Ama kafama takılan bir şey var ben hayatım boyunca bir kere bile demirle sudenin konuştuğunu görmedim. Ne ara sevgili oldular anlamadım."
"demekki size belli etmemişler." burnumu çekince Veysel abi cebinden bir peçete çıkarıp bana uzattı. Hiç tereddüt etmeden aldım peçeteyi. Veysel abinin gülmesiyle ona döndüm "hatırlıyor musun küçükken hep ağladığında sümüğün akıyor diye bir çocuk seninle sümüklü diye dalga geçmişti"
Ben de aklıma gelen o anıyla tebessüm ettim "evet sonra üçünüz o çocuğu dövmüştünüz." o anımda bile Demir vardı. Aklıma gelince yine ağlamaya başladım.
"kıyamam gel buraya" elini atıp bana sarıldı. "gül gel istesen mekana bakalım biraz kafan dağılır." Hiç içimden gelmiyordu. Eve gidip yatağıma geçip ağlamak istiyordum.
"abi bugün gitmesek olmaz mı? " biraz düşündükten sonra kafasını olumlu anlamada sallayıp "olmaz olur mu O zaman sen eve git dinlen. Ben de adama bizim için biraz beklemesini söylerim"
"çok teşekkür ederim." çok mahcup hissediyordum ona karşı "olur mu hiç öyle şey. Sen fatihin kardeşi olduğun kadar benim de kardeşimsin." (yazarın yorumu : Veysel başrol olmadığı için birileri üzgün 🙃)
"biliyorum abim." Veysel abiyle vedalaştıktan sonra eve doğru gittim.
Kapıyı çaldım. Annem açtı. Beni görünce hemen içeriye aldı. "kız sana ne oluyor böyle bugün." kapıyı kapatıp tekrar yanıma geldi ve beni salona götürüp kanepeye oturttu.
Bir nefes verip "gönül meselesi mi?" ben bir şey söylemeyince beni tutup sarıldı.
"benim yavrum aşık mı olmuş? Kim olduğunu söylemek ister misin annene" kafamı olumsuz anlamda sallayınca annem anlayışlı bir şekilde başını sallayıp "ne zaman anlatmak istersen annen burada bunu unutma tamam mı? Şimdi kalkıyorsun ve seninle patlamış mısır yapıp film izleyecez."
Tam itiraz edecektim ki "itiraz istemiyorum. Hatta sen film seç ben yapıp geliyorum.
Annemle arkadaş gibi büyümüştük. Bu konularda hiçbir zaman beni baskılamamış aksine hep böyle bir şey olursa onunla dertleşmemi söylüyordu.
Film ararken aklıma gelen filmle yüzüme tebessüm yayıldı. rapunzel aşığı olduğum için onu açtım.
Annem hemencecik bize biraz patlamış mısır patlatıp yanıma oturdu.
Bazı yerlere gülsek de bazı yerlerde çokça ağladık. Film bitince kapı Çalındı.
Anne gidip kapıyı açtı. Abim gelmişti. Mısırın kokusunu almış olacak ki "mısır mı yaptın anne?benim payım nerde?" annem sinirle abime bakıp
"kızımla oturup film saati yaptık. Aklıma gelmedin." Fatih abim anneme kırgınca bakıp "aklına gelmedim demek. Fatih kim ki hatırlamayın onu siz zaten."
Kapı tekrar çalınınca abim kapıya yakın olduğu için kapıyı açtı. Kapıda görünen bahar abla ve Besteyle koşup onlara sarıldım.
Hiç beklemiyorduk bu kadar erken gelmelerini. Annem de hemen söyledi zaten" bahar! Beste kızım! Niye erken geldiniz böyle?! " bahar abla kınar şekilde besteye bakıp" birileri başımın etini yediği için erken döndük.
Beste hiç annesine takılmayıp "gülümmm! Seni çook özledim. Gel buraya kız"
Birkaç günlüğüne gitmiş olsalar da onları çok özlemişim.
Ben besteye fazla sarılınca abim oradan bağırıp" kız çekil ben de sarılayım. Mini deprem, gelmeyecen bir daha zannettim. Biraz mutlu olsam da kimseyle didişemeyince Bi özledim sanki " diyip besteye sarıldı.
Bahar abla da bana sarılıp" gülüm benim nasılsın bakiyim? " yüzümün halini görünce o kadar endişelenmiş olacak ki" kızım kim seni ağlattı bu hergele mi? "abimin kafasına bir tane patlattı.
" ahh bahar abla napıyon ya? Kafam acıdı. Sen köye gidince bir kuvvet gelmiş sanki. Belli iyi gelmiş sana köyün havası. " abimin yorumuyla bahar abla hemen yumuşadı." evet valla köy gibisi yok. Böyle yetmişli yaşlara gelsem köye yerleşirim herhalde."
"ne demezsin. Bayılıyoruz köye" Beste kinayeli bir şekilde konuşunca bahar abla ona da bir tane patlattı. "Beste kızım bana sarılmayacak mısın?" annemin sevgi dolu sesiyle Beste abimi önünden itip anneme sarıldı
"olur mu nazlı ablam. Şu Camış bir yer verseydi gelecektim zaten." Beste annemden ayrılınca elinde tuttuğu poşeti açıp içinden bir cips paketi gibi bir şey çıkarttı.
Aaa bunlar patlamış mısırdı. "ya size küçük şeyler getirdim. Al Camış bu senin. Kendime bir tane almışken sana da bir tane alayım dedim. Malum midesine olan düşkünlüğü." abimin gözleri parlamıştı resmen. Anneme dönüp "gör anne gör! Düşünen düşünüyor." Beste anlamasa da çok üstünde durmayıp devam etti bir şeyler çıkarmaya
"Abim nerde? Ona da annaannem meşhur sarmalarından getirdim. Al gülüm sen verirsin."
Sarma kabını bana uzatan Beste almadığımı görünce kaşlarını çatıp bakıyordu bana " sen eve gidince ona verirsin. " Beste bir şeyler olduğunu anlayıp" tamam ben vereyim o zaman. " dedi sadece
" gülüm sana da köyün terzisinde bir elbise yaptırıp getirdim. Bakkk! " elbisenin o kadar güzel bir modeli vardı ki bayılmıştı. O teyze çok güzel modeller yapıyordu. Bu da yeni yapmaya başladığı model herhalde.
Sıra anneme gelince Beste bu sefer ona dönüp poşette kalan son şeyi çıkardı " annaannem yoğurt yapmıştı. Birazını sana gönderdi."
Annem mahcupça teşekkür edip "ne gerek vardı yaa keşke kendinizi yormasaydınız."
Bahar abla annemin omzuna elini koyup "olur mu öyle şey nazlı ne yorması."
Bahar abla ve Beste tam veda edip gideceklerdiki annem onları durdurup "gidin biraz dinlenin bu akşam bizdeyiz" bahar abla reddetse de annem kesinlikle kabul etmedi. Yapma bana bunu anne yaaa.
"hayır kabul etmiyorum hiçbir itirazı. Geliyorsunuz o kadar. Hem sarma yaptım. Demir oğlumun en sevdiği yemek."
Bahar abla en son kabul edip Besteyle evlerine doğru gittiler.
Bölüm sonu
............
Bölüm etkileşimi
