67. bölüm · İstanbul muhafızları ihanetin ve intikamın gölgesi
Şüpenin Kesinleşmesi
Özdal odadan çıktıktan sonra Can, masanın altındaki gizli bölmeden bir ses kayıt cihazı çıkardı. Özdal’ın oturduğu yerin tam altına yerleştirdiği cihazı dinlemeye başladı. Özdal’ın odadaki nefes alışverişleri, kalp atışının hızlanması ve koltuğun kenarını tırmalayan parmaklarının sesi... Her şey bir suçluluk belirtisiydi.
"Bana yalan söylüyorsun Özdal," diye fısıldadı Can. "Gözlerimin içine baka baka kardeşini satıyorsun."
Can şimdi en zor kararıyla karşı karşıyaydı. Özdal’ı doğrudan sorguya mı çekecekti, yoksa onun bu ihanetini kullanarak Hüsrev’e giden bir yol mu inşa edecekti? Öte yandan, kasanın Meriç tarzı bir hareketle açılması Can’ın aklını hala kurcalıyordu. "Ya Meriç yaşıyorsa?" sorusu, Can’ın zihninde bir umut ışığı gibi parlamaya başladı.
