59. bölüm · İstanbul muhafızları ihanetin ve intikamın gölgesi
Firar Ve Şüpe
"Dön arkana!" diye kükredi Can. "Hangi cesaretle buraya girersin?"
Meriç konuşmadı. Konuşursa Can onu sesinden tanırdı. Can silahının emniyetini açtı, parmağı tetikteydi. Meriç, ani bir hareketle masanın üzerindeki lambayı devirdi ve odayı zifiri karanlığa boğdu. Can üst üste ateş etti ama Meriç çoktan pencereye doğru fırlamıştı.
Meriç, camın pervazına tutundu. Can, karanlıkta gördüğü karaltıya doğru hamle yaptı, maskeli adamın yakasından tutmaya çalıştı ama Meriç bir tekme savurarak Can’ı geriye itti. Meriç, camdan aşağı, kendisini bekleyen boşluğa bıraktı kendini.
Can pencereye koştuğunda, maskeli gölgenin bahçe duvarından atlayıp karanlığa karıştığını gördü. Nefes nefeseydi. Kasaya baktı; defter gitmişti. Ama Can’ın kafasını kurcalayan başka bir şey vardı. O hırsızın hareketleri, odayı kullanış biçimi ve savunma tarzı... Bir anlık bir histi bu, ama imkansızdı.
"Kimdi bu?" diye mırıldandı Can. "Sanki burayı avucunun içi gibi biliyordu."
