20. bölüm · İstanbul muhafızları ihanetin ve intikamın gölgesi
Ölümcül sesizlik
Aracın içi barut ve ter kokuyordu. Can, dikiz aynasından Özdal’ın ifadesiz yüzüne bakıyordu. Kaynarca yoluna girdiklerinde sessizliği Can bozdu:
"Neredeydin Özdal? Telefonun neden kapalıydı? Bizi nasıl buldun?"
Özdal, yola bakmaya devam etti. Direksiyonu tutan elleri titriyordu ama sesi buz gibiydi. "Zamanı değildi Can. Halletmem gereken bir iş vardı, hallettim ve yetiştim. Bu kadar."
"Lan az kalsın ölüyorduk!" diye bağırdı Can. "Meriç yaralı, adamlarımız öldü, Kadir’i elimizden aldılar! Neredeydin diyorum!"
Özdal arabayı sağa çekip sertçe durdu. Can’ın gözlerinin içine baktı, gözlerinde anlatamadığı bir acı ve belki de büyük bir yük vardı. "Şu an sorma Can. Sadece burada olduğum için şükret. Cevaplar bugün gelmeyecek."
