7. bölüm / 12
Issız Çocuklar7. Bölüm: "İnsan Evini Hatırlamaz mız?"
Bölümler 12Şu an: 7. Bölüm: "İnsan Evini Hatırlamaz mız?"
- 1 1. Bölüm: Susan Çığlıklar1.147 kelime
- 2 2. Bölüm: Özgürlüğün Ucunda1.849 kelime
- 3 3. Bölüm: Dermansız Yara1.469 kelime
- 4 4. Bölüm: Kanlı Kelepçe2.056 kelime
- 5 5. Bölüm: İki Çift Göz3.080 kelime
- 6 6. Bölüm: Asılmak3.855 kelime
- 7 7. Bölüm: "İnsan Evini Hatırlamaz mız?"3.226 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. Bölüm: Anne Sıcaklığı3.507 kelime
- 9 9. Bölüm: Deşilmiş Kalp3.283 kelime
- 10 10. Bölüm: Yakım5.434 kelime
- 11 11. Bölüm: 3 Mezar2.536 kelime
- 12 12. Bölüm: Yıkım1.051 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Şarkı: Günü Gelir-Dedublüman
Sarp ve İbo eve gelmiş,Alya'yı nerede bulabileceklerini düşünüyorlardı. 'H'den yardım istemişlerdi ancak hâlâ bir cevap alamamışlardı. Sarp'ın teledonu titreyince ikisi de bakışlarını telefona çevirdi. Sarp telefonu eline aldığında 'H'nin yazdığını düşünüp ümit etmişti. Ancak geken mesaj 'H'den değildi. Mesaj bilinmeyen bir numaradan gelmişti. Bilinmeyen bir numara video göndermişti. Sarp vidoyu açıp İbo'ya da gösterdi. Bir kadın vardı,tavanda asılıydı. Kameranın önünde bir adam vardı ve kadının başından aşağıya buzla dolu bir su boşaltmıştı. Kadın korkuyla uyanıp başını kaldırmıştı. Başını kaldoran yüz Alya'ya aitti. Alya'yı kaçıran adam onlara bir video göndermişti ve bu video da Alya'ya işkence ediliyordu.
Videodan Alya'nın çığlıkları yükseliyordu. Bazen Alya bağırmamak için dişlerini sıkıyordu. Adam ise ona acımadan işkence ediyordu.
"Sülalesini siktiğim,"dedi İbo dişlerinden. "Kıza nasıl vuruyor amına koduğum!"
İbo hızla eline telefonu aldı. Aynı bilinmeyen numaradan aynı video ona da gelmişti. Videoyu açmadan Helen,Linda ve Tuğrul'u aradı. Helen panikle İbo'ya "Sana da video geldi mi? O ladın kim? Alya mı? Neden bize göndermişler?"diye sorular yöneltiyordu.
İbo üçünü de attığı konuma çağırdı.
Üçü aynı anda geldiğinde Sarp ve İbo onlara videoyu gösterdiler. Helen,Linda ve Tuğrul henüz videoyu izlemedikleri için şaşkınca İbo ve Sarp'a bakıyordu.
"Dur artık!"diye çığlık attı Alya. İlk çığlığı bile hepsinin tüylerini diken diken etmişti.
"İstediğin ne? Acı çekmem mi? Çekiyorum zaten,daha ne kadar yara alabilirim?"
"Yer kalmadı,anlamıyor musun? Yer yok! Vücudumun yara alacağı yer yok! Boş yer kalmadı! Vücudum bir yarayı bile iyileştiremiyorken yenisine nasıl kabuk örsün?"
"Sen de yaralarla yaşamayı öğreneceksin o zaman,"dedi kar maskeli adam soğuk bir sesle.
Linda kekeleyerek "B-bu adam,Alya'ya tecavüz eden kişi mi?"dedi.
Sarp ve İbo başını olumlu anlamda salladı. "Maalesef,"
"Üç yıldır bunu deniyorum zaten!"
"Ben tecavüzcümü bile sevmeyi denedim,"dedi sessizce. Beşi de buz kesilmiş bir şekilde ekrana bakarken ne diyeceklerini bilmiyorlardı. Alya tecavüzcüsünü sevmeyi mi denemişti?
"Ne?"dedi adam fısıldayarak.
"Denedim! Kahretsin ki denedim! Herşeyi denedim bu hapisteyken! Üç yıldır deniyorum,"
"Denemekten yoruldum!"diye çığlık attı. "Senin gibi bir piç yüzünden herşeyi denedim ama olmuyor!"
"Demek 'piç' ,öyle mi?" Adam Alya'ya yaklaşırken kemerini çıkarıyordu.
"Eski günleri özlemişsindir,"dedi.
İbo videoyu durdurdu ama Alya'nın çığlıkları susmadı. Öğrendikleri ve duydukları şeyler dehşet vericiydi.
Linda dolu gözlerle ekrana bakıyordu. "Ne yapacağız? Bu adam Alya'ya bunları yapmaya devam mı edecek?"
İbo videoyu açtığı saniye Alya'nın sırtına kemerle vuruldu ve evi Alya'nın çığlığı doldurdu.
İki kere,üç kere,hatta on bir kere Alya'nın sırtına vurdu. Hepsinde farklı tonda haykırışlar vardı.
Ama hiçbir çığlık 11 mart gecesindeki gibi şiddetli ve acılı değildi.
Bu çığlıklar Alya'nın çığlığı değildi. Alya'nın gerçek çığlığını 11 mart gecesinde duymuşlardı.
Yeter!"diye çığlık attı. "Dur artık,orospu çocuğu!"
Arkasındaki adam durdu ve mutfağa gitti. Elinde bir bıçakla geri döndüğünde hepsinin gözleri açıldı. Adam yaklaşıp Alya'nın yarasına bıçağı her itişinde onlar acıyı iliklerine kadar hissetti.
Tuğrul kandan iğrense bile ilk kez Alya'nın kanından iğrenmemişti.
Kan görünce ilk kez kusmamıştı.
Yalanlarla yaşama devam etmek zor olmalıydı.Ben o adama Neriman Teyze'nin evinin yerini çok farklı bir yerde söylemiştim. Ve orada yaşayan insanların canını tehlikeye atmıştım. Canım pahasına koruyacağım insanları kurtarmıştım ama başkasının canını tehlikeye atmıştım. Hemen kalkıp Neriman Teyze'ye gitmeliydim ama ellerimi ve bedenimi sıkıca kavrayan birşey var. Gözlerim açıktı ve bir sokaktaydım. Arkamda koşma sesleri vardı,kim koşuyordu?
Kollarım ve bacaklarım acıyordu. Bir adam üstümdeydi ve ayağındaki botlarla bacağıma bastırıyordu. Çığlık atıyordum,normalde hiç bu kadar çığlık atmazdım. Yeminimi bozmazdım. Ne oluyordu?
Adam bacaklarımı ezmeyi bıraktı ve üstüme oturdu. Eli bacaklarıma dokundu ve pantolonumu sıyırdı. Ne yapacağını bilmiyordum ama biliyormuş gibi çığlık atıyordum.
Gözlerimi hızla açtığımda bir ağacın altındaydım ve güneş doğuyordu. Etrafıma baktığımda karnımda bir bıçak vardı ve ben de üstüne hırkamı koymuştum. Hırka kan içinde kalmıştı. Hırkayı çıkardığımda çimlere kanımın aktığını gördüm. Muhtemelen yürürken yorulup burada uyumuştum. Telefonum yanımdaydı ama yardım çağıracak kimsem yoktu. Ayrıca param da olmadığı için hiç birşeye binemezdim. Ayağa kalkıp yürğmeye başladım. Adımlarım küçük ve tarsaktı. Titriyordum çünkü üzerimde sadece bir tişört vardı. İlkbaharın soğuğu ve güneşiyle yürümeye devam ediyordum. Etrafı kolaçan ediyordum,yeni bir yarayı kaldıracak gücüm yoktu. Yürürken canım sıkıldığı için şarkı söylemeye başladım. Çocukkende böyle yapardım,her canım sıkıldığında aklıma gelen şarkıları söylerdim. Hatta bu hapishanede yaşarken canım sıkıldığında şarkı bile söylemişliğim vardı.
"Yetmiş kilo derdim var
Anne bana simit al
Neden burda değilsin, rahat bir yerde misin?"
Ağlamaya başladığımı yanaklarım ıslandığında anladım. Burnumu çekip "Anne,gelsen de olur. Simitte alma,sen gel. Kirli olmak istemiyorum."dedim.
"Yetmiş kilo derdim var
Baba bana kavun al
Kavunu da hiç sevmem
Sen bunu bilir misin?"
Sarsıla sarsıla ağlarken "Annem gelmiyor,sen gel bari. Kavun istemiyorum,seni istiyorum."dedim. Gökyüzüne bakarken ağlıyordum ve kendi kendime konuşuyordum.
Dinlemiyor insanlar, bence anlatamadım
Derinimde yaram var, bence saklayamadım
Üleşiyor şeytanlar, nehirleri içimde
"Saklayamıyorum. Yapamıyorum,"dedim ağlarken. Bir şarkıya ağlıyordum. Bunu fark ettiğimde elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim. Karnımda bir bıçak vardı,yaram sızlıyor ve kanıyordu,ben ise onların acısına değil,bir şarkıya ağlıyordum.
Bu ormandan kaçmışlığım vardı bu yüzden yolu neredeyse biliyordum.
***
Cadde de yürürken insanların bakışları yine üzerimdeydi. Önce Sarp'ın evine gidip orada yarama pansuman yapmalıydım. Sonra da Neriman Teyze'ye birşey olmaması için Neriman Teyze'nin yanına gidecektim. Orada kalmalıydım çünkü evim orasıydı. Belki Neriman Teyze tekrardan salçalı ekmek yapar diye ümit ediyordum. Belki eski günler geri gelir diye oraya gitmeliydim ama biliyordum,herşey eskisi gibi olamazdı. Eğer çocuklar Neriman Teyze'ye bana olanları anlattıysa Neriman Teyze vicdan azabı çekerdi ve beni her gördüğünde hüreğinde bir sızı olurdu. Önce çocuklara bunu sorup öyle gitmeliydim. Eğer anlatmışlarsa bile Neriman Teyze'ye gitmeliydim,o adam gelirse Neriman Teyze'yi ondan bir tek ben kurtarabilirdim.
Aslında cadde de yürümüyordum,ara sokaklardan Sarp'ın sitesini bulmaya çalışıyordum. Sahile yakın bir yere gelmiştim,karşısında ise site vardı. Siteye doğru yürümeye başladım. Sitenin kapısı açıktı ve koruma yoktu. Güvenlik kameralarını umursamadan içeri girdim. Dış kapı da açıktı ve bu garipti. O kadar pahalı bir sitenin korumalarının olmaması çok saçmaydı. Buna aldırmadan içeri girip merdivenlere yöneldim. Merdivenleri çıkmak yarama acı verse de dayanmalıydım. Başka şansım yoktu. Hasteneye gidemezdim,orada bulurdu. Polislere yalan söykeyip beni kaçırabiliyordu,hastanedekilere yalan söylemek daha kolay olurdu.
Sarp'ın katına geldiğimde üzerinde ağaç resmi olan kapıyı tıklattım. Burası Sarp'ın eviydi. Muhtemelen Doğa istediği için ağaç resmi koymuştu. Kapının önünde birdan fazla ayakkabı vardı. Bir ayakkabı İbo'nun ayakkabısıydı. İçeride İbo vardı. Neriman Teyze'ye bana olanları anlattığını sorabilmem kolaylaşmıştı.
Kapı açıldığında Sarp şok olmuş gözlerle baktı. "A-Alya?"dedi şaşkınlığın getirdiği kekemeyle.
"Doğa,evde mi?"dedim zorlukla. Sesim çok çıkmıyordu.
"Hayır,değil."dedi fısıldayarak. "Eve gel."
Kapıya tutunarak içeri geçtiğimde birkaç adım sesi geldi. İlk önce İbo,sonra Helen,Linda ve Tuğrul geldi.
Tuğrul'u gördüğüm anda "Tuğrul,bakma."dedim çıkmayan sesimle. Tuprul kaşlarını çatıp "Neden?"dşye sordu. Tuğrul'un bakmaması gerekiyordu çünkü onu kan tutuyordu. Kan gördüğü an ya kusuyordu ya da bayılıyordu.
"Tuğrul,beni dinle. Bakma,"dedim arkamı dönerek. Hepsine sırtımı çevirmiştim ve Tuğrul'a bakmamasını söylüyordum. Halıya kan damladığında Helen "Tuğrul,bakma. İçeri geç,"dedi. Tuğrul içeri geçtiğinde Sarp'a "Çok zamanım yok. Çabuk bez,ip getir."dedim. "Boş odan var mı?"
Sarp bana dokunmayarak sağımdaki odayı gösterdiğinde hemen oraya geçtim. Normalde tuvalette yapmam gerekkiyordu ama Sarp,panikle burayı göstermişti. Fazla zamanım olmadığı için bunu sorun etmedim. İbo,Helen ve Linda odaya geçtiğinde hâlâ şokla ne yapacağımı bekliyorlardı. Sarp bir ip,iğne ve sargı bezi getirdiğinde ipi iğneye geçirdim. O evde yaşarken bazen ağır yaralar alıyordum ve o yaraları ben pansuman yapıyordum. Adam malzemeleri getirirdi ben de pansuman yapardım. Hırkayı çıkartınca Helen ve Linda bana baktı.
"Bakmayın öyle,acımıyor. Sadece..."dedim bıçağı çıkartırken. "Burada olmaz. Tuvalet nerede?"
Sarp yerini gösterdiği gibi oraya giderken arkamdan hâlâ geliyorlardı. "Gelmeyin,"dedim çatallı sesle.
Tuvalete geçtiğimde bıçağı yavaşça çıkardım. Kan lavaboya boşalırken canım yanıyordu. Kapıyı kapatmayı unutmuştum,aynadan bizim çocukların beni dehşetle izlediğini gördüm.
Helen dayanamayarak "Böyle olmaz,hastaneye gidelim."dedi.
Bıçağı lavaboya atarken "Hastane olmaz."dedim. Bezi alıp yaraya bastırırken "Orada da bulur."dedim.
Helen tuvalete girip bana bakjaya devam etti. "Güzelim,bak,böylesi çok sağlıksız. Olmaz,gel gidelim-"
"Tekrar o adama kurban gidemem!"diye bağırdım. Helen'in yüzüne bakarken "Bana birşey yapmadı,yarama bıçak soktu sadece,"dedim.
"Bok yapmadı!"dedi Helen. "Şu yüzünün haline bak,kaşın patlamış,gözün kan çanağına dönmüş. Hâlâ 'birşey yapmadı' mı diyorsun?
"Keşke sadece kaşım patlasaydı," dedim bakışlarımı tekrar yarama çevirirken.
"Ne? Başka ne yaptı sana?" Helen'in gözleri dolmuş,sesi titriyordu. Sanki orada yaşadığım herşeyi biliyormuş gibiydi.
Dolmuş gözlerine baktığımda "Hayır,güzelim. Sadece yarama bıçak soktu,o kadar."dedim.
Bezi kaldırıp baktığımda hâlâ kanıyordu ama dikmeye başlamam gerekiyordu. İp geçirilmiş iğneyi alıp açılan yaramı dikmeye başladım. Arada canım yanıyordu. Çocuklara birşey belli etmemek için dişimi sıkıyordum. İbo düşüncemi anlamış gibi "Helen,Linda,siz çıkın."dedi.
Helen yaramı diktiğim için oraya bakamıyordu. Linda da kapıda öylece durmuş beni izliyordu. İkisi de İbo'yu dinlemeyip beni izlerken İno onlarla uğraşmayıp bana bakmaya devam etti.
"Biraz daha bana acıyan gözlerle bakarsanız bu beni son görüşünüz olur."dedim. Yaramı dikmeyi bitirmiştim. Sargı bezini açıp yarama dikkatlice yapıştırdığımda karnımda hâlâ bir acı vardı. Kan lekeleri karnımda,kemer izleri sırtımda,yumruk darbeleri de yüzümdeydi.
Bitirdiğimde ellerimi yıkadım. Kanım ellerimden çıkmıyordu. Her ne kadar ovalasam da kanımı ellerimden çıkaramadım. Helen ve Linda tuvaletten çıkmıştı. İbo ve Sarp hâlâ arkamda beni izliyordu.
"Malzemeler için sağol,Neriman Teyze'nin yanına gideceğim."dedim kapıya doğru ilerlerken.
Bir el kolumu tuttuğunda korkuyla geri çektim ve yüzüne yumruk attım. Yüzü savrulurken herkes kapının yanına geldi.
"Kızım,delirdin mi?"dedi ve yüzünü bana çevirdi. Yumruk attığım İbo'ydu. Dudağı kanıyordu.
"Salak mısın be? Ne tutuyorsun? Seni dövmediğime dua et." Herkes dehşetle bana bakıyordu.
"Ne var?"herkesin yüzüne bakarlen. Bakışlarımı kaçırırken kısık sesle "Sanki vurdum,"dedim.
İbo gülmeye başladığında Sarp'ta güldü.
"Neriman Teyze'nin yanına gidiyorum. Gelmek isteyen?"dedim az önce İbo'nun yüzüne yumruk atmamış gibi davranarak.
"Neden Neriman Teyze'nin yanına gitmek istiyorsun?"dedi Linda.
"Kendisi bana yıllarca baktı ya,özledim onu." Evet,onu özlemiştim ama asıl amacım onu adamdan korumaktı.
"Yani,senin amacın Neriman Teyze'yi o adamdan korumak değil,öyle mi?"dedi Linda imayla. Yakınlaştı.
"Neriman Teyze Nilüfer Caddesi'nin üzerinde,üçüncü Güneş Sokağı'nda oturuyor,öyle mi?"
Siktir!
O adama Neriman Teyze'nin evini orada söylemiştim.
O nereden biliyor?
Bütün çocuklar Linda'ya uyarıcı gözlerle bakıyordu. "Ne var?"dedi hepsine bakarak.
Kaşlarım çatıldı,"Sen nereden biliyorsun?"dedim.
"Neriman Teyze'nin yerini bilsen çat diye söylerdin,öyle mi?"
"Neriman Teyze'nin yerini bilmeme rağmen çat diye söylemedim ama,öyle değil mi ?"
Aslında bilmiyordum ama bilsem de söylemezdim.
Derin nefes alıp geri verdim. Gözlerimi kapatıp başımı eğdim,"Ben orada işkence görürken o adam bunu videoya çekip size mi attı?"dedim.
Çocuklar Linda'ya ters ters bakarken ne olduğunu anlamıştım. Evet,onlar işkence gördüğümü izlemişlerdi.
"Şimdi,herşeyi gördünüz ve duyduysanız ben artık gidebilir miyim?"dedim kapıyı göstererek. İbo ve diğerlerine dönüp "Tabii Neriman Teyze'ye o geceyi anlatmadıysanız?"dedim.
İbo ve Sarp gerildi,kızların gözü doldu. Tuğrul "Kimseye o geceyle ilgili birşey anlatmadık."dedi.
Kaşlarımı kaldırıp "Kimseye?"dedim. Sarp'ı göstererek "Kimseye birşey anlatmadınız mı?"dedim.
"Ondan yardım istedik seni bulması için,"dedi Helen.
"Sebep? O polis mi?"dedim. Hayır,vefasız biri değildim ama elin oğlunun tecavüze uğradığımı bilmesi hoşuma gitmiyordu. Onunla eğleniyor olabilirdim ama o da benim için bir kimseydi.
"O adam seni buldu ve kurtardı,Alya."dedi Linda.
"Ona lafım yok. Onu unutmadım,unutmam da. Ama el oğlunun bunu bilmesini istemem."dedim. "O neyimiz de ona birşey anlattınız?"
Benden birşey saklıyor gibilerdi. Herkesin bildiği ama benim bilmediğim bir sır.
"Yakında öğrenirsin,"dedi İbo.
Artık emindim. Benden birşey saklıyorlardı.
"Benden birşey saklıyorsunuz."dedim fısıldayarak. "Bana şuan ya herşeyi anlatırsınız ya da anlatırsınız."
Sustular.
Hiçbir şey söylemediler.
"Anlatıyor musunuz?"dedim baskın bir sesle.
Sustular.
Kardeşlerim benden birşey saklıyordu.
Kapıyı açıp çıktım. Ayakkabımı giyerken yüreğimde bir kırgınlık hissetttim. Herkes benden birşey saklıyordu. Herkes saklardı ama kardeşlerim saklamazdı.
Ayakkabımı giyip merdivenlerden inmeye başladım. Yaram sızlıyordu,bu normaldi. Ama neden kalbim sızlıyordu? Yarama bıçak sokulduğu için yaram sızlıyordu. Kalbime de aslında bıçak sokulmuştu ve ona pansuman yapamıyordum. Bu pansuman çok kolay yapılacak birşey değildi. Yarama bıçak sokan o adamdı. O yapardı,o kötüydü. Ama kalbime bıçağı sokan kardeşlerimdi. Kardeşlerim yapmazdı,onlar iyiydi. Peki,neden kötünün soktuğu yaradan daha çok canımı acıtıyordu?
Dış kapıyı açıp kendimi dışarı attığımda derin derin nefes almaya başladım. Farkında olmadan dakikalarca nefesimi tutmuştum. Kardeşlerim benden bir sır saklıyorlardı ve işkence görüntülerimi izlemişlerdi. Artık bana aynı gözlerle bakmayacaklardı. Ben onların gözünde kirli bir kızdım. Üstüne işkence görüntülerimi de izlemişlerdi. Artık bana sadece acıyacaklardı.
Neriman Teyze'nin evine doğru gitmeye başladım. Arkamdaki dış kapı açıldı,birileri çıktı ama onlara bakmadım. Adımlarımı hızlandırarak yürümeye başladım. Hırkam yanımdaydı. Kanlıydı ama giymekten başka çarem yoktu. Kendimi saklamak için ıslak ve kanlı hırkayı üzerime giydim.
"Alya,bak bana,"dedi İbo'nun sesi.
Arkamı döndüğümde diğerlerinin de olduğunu gördüm. Hepsi bana bakıyordu.
"Efendim,"dedim tepkisizce.
"Sana anlatacağız ama inan şimdi değil."dedi Tuğrul.
Tuğrul'un yanında Sarp vardı ve devamlıca bana bakıyordu. Az önce onun gözünde çok vefasız biri olarak görünmüştüm ama o bana gülümsüyordu.
"Ne zaman,peki?"dedim kollarımı göğüsümde birleştirerek.
"Yerü geldiğinde,"dedi İbo.
"Anlatıyor musunuz?"dedim umursamazca.
Kimseden ses çıkmayınca "Anlatmayacaksanız tutmayın beni,"dedim kenetli kollarımı açarken.
"Neriman Teyze,hâlâ aynı evde,"dedi Linda.
Başımı sallayıp arkamı dönüp yürümeye başladığımda mahalleyi hatırlamaya çalıştım. Orası evimdi,yuvamdı,hatırlayacaktım. Neden hatırlamıyordum? Adımlarım durduğunda arkamda çocukların hâlâ beni izlediğini biliyordum. Başımı arkaya çevirdim ve onlara yürümeye başladım.
Büyük bir utançla "Be-ben evi hatırlamıyorum."dedim.
Çocuklar birbirine baktığında "Ne-neden hatırlamıyorum?"diye fısıldadım. "İnsan evini hatırlamaz mı? Ben neden hatırlamıyorum?"
Gözlerim buğulanıyordu,hayır,evimi hatırlıyordum. O hapisi hatırlıyordum ama evimi hatırlamıyordum. Yeni evim orası mıydı?
"Biriniz benimle gelsin,be-ben şuanlık hatırlamıyorum."dedim kekeleyerek. "Biraz zaman geçsin,öyle hatırlarım ama şimdi acil gitmemiz lazım."
İbo gözleri dolu dolu yanıma geldi ve kollarıyla beni göğsüne bastırdı. İbo sarıldığında titremeye başlamıştım bu yüzden o anlamasın diye hemen çıktım.
"Hayır,ben hatırlıyorum ama şimdi aklıma gelmiyor."dedim. Hâlâ bana bakarken "İbo..."dedim kısık bir sesle. "Gel,Neriman Teyze'nin yanına götür beni,"dedim.
İbo zoraki gülümseyerek "Tamam,götüreceğim."dedi.
Sarp bile bana acıyarak baktığında "Neden öyle bakıyorsunuz?"dedim. "Ben hatırlıyorum,biliyorum ama unuttum sadece,"dedim. Onlara hatırladığımı inandırmam gerekiyordu.
Bakışlarım İbo'ya döndüğünde "Orayı hatırlıyorum ama evimi hatırlamıyorum. Yeni evim orası mı?"dedim. "Oradan kurtulamayacak mıyım?"gözlerim doldu.
İbo yüzümü iki elinin arasına aldı."Şş,hayır,senin evin bizim yanımız. Sen oraya ait değilsin,güzelim."dedi.
Yanaklarıma süzülen yaşları silip "Tamam,"dedim. "O zaman Neriman Teyze'nin yanına götür beni,"
"Götüreyim,"dedi ve yürümem için işaret verdi.
Yürürken arkadan Helen'in sesi geldi. "Biz de geliyoruz,"
Helen yanımıza geldiğinde "Orası bizim de evimiz,"dedi.
Sarp'ı orada bırakıp evimize doğru yürümeye başladık. Linda kolundaki çantadan su şişesi çıkarıp bana uzattı.
"Titriyorsun,"dedi. Titriyordum. "Al,iç."dedi.
Şişenin kapağını açıp kokladığımda Linda'nın adımları duraksadı. Yanlış birşey mi yapmıştım? Bütün çocuklar durup bana baktı.
"Ne oldu?"dedim saflıkla.
Linda kırılmış gözlerle bakarken "Şişeyi kokladın,"dedi.
"Evet,ne var bund-"aklıma gelenle kurşun yemiş gibi sözlerim kesildi.
Kardeşimin bana verdiği suyu koklamıştım. Bunu o hapishane de yaşarken yapıyordum. Adam bana su bile verdiğinde koklamadan içmiyordum.
Sertçe yutkundum,omuzlarım düştü. Hiçbir açıklamam yoktu. "Alışkanlık,"diye fısıldadım. "Size güvenmediğimden değil,gerçekten alışkanlık."
İbo konuyu dağıtıp "Hadi,gidelim. Geç kalmayalım,"dedi.
Linda kırgınca yürümeye başladığında gözlerimi kapattım,dudaklarımı birbirine bastırdım.
Gözlerimi geri açtığımda titreyen elimle suyu içtim. Diğer çocuklar önden yürürken İbo beni bekliyordu.
Yürürken ağlamak istiyordum ama neden yapamıyordum?
Sarp'ın sitesinden çok uzaklaşmamıştık. Yürürken başım dönmeye başladı. Duvara tutunduğumda Tuğrul yanıma geldi.
"Alya,iyi misin?"dedi.
Başımı salladığımda gözüm karardı ve dizlerimde güç kalmadığını hissettim.
"Dinlen istersen,"dedi İbo.
Linda ve Helen'in sesi uzaktan geliyordu ama ne dediklerini duyabiliyordum. "Yine ne oldu buna?"
Linda yanımıza geldiğinde bakışlarını üzerimde hissettim.
Bilincim yavaş yavaş kapanmaya başladığında bir kol beni tuttu ve kucağına aldı.
"Çok zayıflamışsın be, kızım."bu İbo'nun sesiydi.
Beni götürdüğü yön Neriman Teyze'nin evi değildi.
Beni nereye götürüyordu?
***
Yumuşak bir yerdeydim. Bulutların üstünde miydim? Gözlerimi araladığımda yanımda kimse yoktu. Başım dönse de kapıya baktığımda Sarp'ın evinde olduğumu anladım. Yatağın üstünde kanlı hırkam vardı. Kanım kurumadığı için battaniye kan olmuştu. Ayağa kalkıp kapıyı açtım. "İbo?"diye seslendim.
Salona doğru ilerlerken beşinin de balkonda olduğunu gördüm. Kapı dinleme alışkanlığım yoktu ama benim hakkımda bahsediyorlardı.
"Ne yapacağız? Ona ailemizi bildiğimizi mi söyleyeceğiz?"dedi Helen.
Ailelerini mi tanıyorlardı?
Bu güzel birşeydi,neden benden saklıyorlardı?
"Onda birşey yok. Asıl sorun tecavüzcüsünün bize ailemiz hakkında bilgi vermesi. Onunla bir anlaşma yaptık,bundan Alya'ya bahsedemeyiz."dedi İbo.
Duyduklarımla balkonun kapısında durduğumda Sarp yalandan öksürdü. Çocukların bakışları önce Sarp'a sonra kapıya kaydı. Kapının kenarında beni gördüklerinde yaslandıkları tırabzanlardan doğruldular.
Tecavüzcümle anlaşma yapmışlardı. Anlaşma yapan ise kardeşlerimdi.
Sertçe yutkunduğumda duymamış gibi yaparak "Ne-neden beni Neriman Teyze'nin evine götürmediniz?"dedim.
Şişedeki su garip kokuyordu ama ben Linda kırılmasın diye içmiştim. O suda birşey vardı.
"Siz suyuma ne kattınız?"diye sordum. Linda utançla gözlerini kaçırdığında "Neden Neriman Teyze'nin evine gitmemi istemediniz?"
"Dinlenmen lazımdı,"dedi Helen.
"Dinlenip dinlenmediğime ben karar veririm ve kendimi gayet dinlenmiş hissediyordum. Neden engel oldunuz?"
Kimseden çıt çıkmayınca "Ben söyleyeyim,"dedim. "Şu lanet sırrı Neriman Teyze de biliyor ve bana birşey söylemesin diye gitmemi istemediniz,değil mi?"
"Hayır,sen yaralı olduğun için dinlen diye-"
"Ne yaraymış arkadaş! İyiyim diyorum,i-yi-yim!"
"Alya, anlamıyor musun? İyi değilsin! Senin için yaptığımız şeyleri görmezden gelme artık!"dedi Helen'in öfkeli sesi.
"Siz benim için hiç bir bok yapmadınız!"diye bağırdım. Balkondan çıkıp salona gelmişlerdi.
"Siz benim çığlıklarım olan o videoyu aldınız ve polise götürdünüz,peki işe yaradı mı,hayır!"dedim. Herşeyi içime atmıştım ve onlara patlıyordum.
"Sarp'a dediniz ki 'Git Alya'yı bul ve kurtar'. O beni bulana kadar zaten benim canım çıktı! Ben sadece bana verilen patatesi yemediğim için dövüldüğümü hatırlıyorum be!"
Onlara acılarımı anlatmamalıydım ama lanet çenem susmuyordu.
Omuzlarım düştüğünde "Vefasız biri değilim,hiç olmadım da,"dedim. "Ama siz beni o sokakta kurtarmak için hiçbir şey yapmadınız,ben onu diyorum."dedim gözlerimden yaşlar süzülürken.
Çocuklara bağırırken gözlerimin dolup taştığını fark etmemiştim.
"Size acılarımı anlatmam veya vicdan azabı çekmenizi sağlamam hiçbir sikime yaramayacak."dedim.
"Ama eğer siz o gün benim tecavüze uğramamı engelleseydiniz..."dedim ses tonumu korumaya
çalışırken."...ben kirli bir kız olmayacaktım."dedim fısıldayarak.
Hepsi gözlerime sus diye bakıyorlardı ama susmaya niyetim yoktu.
Helen yanaklarından damlalar süzülürken yanıma geldi. Kollarıyla beni sımsıkı sararken "Özür dilerim,"diye fısıldadı.
Ona karşılık verirken dayanamayıp hıçkırarak ağlamaya başladım.
"Ağla,Karam. Dök içini,"dedi Helen.
Bana Karam demesini özlemiştim.
Ağlamam biraz dindiğinde "Karam demeni özlemişim,Gümüşbaş."dedim.
"Ben de seni özlemişim,"dedi ve kollarını bana daha sıkı sarmaladı.
Geriye çekilip gözyaşlarını sildi. Çocuklara bakıp "Neriman Teyze'ye gidelim,"dedi. Çocuklar tek tek kapıdan çıkıp gittiğinde tek kalmıştım. Yanımda Sarp vardı. Bir koltukta oturuyordum ve karşımda Sarp vardı. Ayağa kalkıp "Bak,beni oradan kurtardığını unutmadım ama..."dedim.
"Açıklama yapmana gerek yok. Haklısın,kimsenin bunu bilmesini istememen normal. O yüzden bana açıklama yapma."dedi. "İstersen burada kalabilirsin,o adam dışarıda,sana birşey yapabilir."
"Hayır,gerek yok. Sen beni buraya getirme işinin içindeydin,değil mi?"dedim.
"Evet. Hatta ben dedim."dedi dürüstçe.
"Sebep?"
"Çünkü sen Neriman Hanım'a gittiğinde güvende olmayacaktın."
"Ama ben gitmediğimde Neriman Teyze güvende değil."dedim. "O adamdan Neriman Teyze'yi sadece ben koruyabilirim."
"Neriman Hanım'ı nasıl kurtaracaksın,peki? Kendini o adama teslim ederek mi?"
"Gerekirse evet."
"Nasıl gerekirse evet?"dedi kaşlarını çatarak. "Artık sevdiklerin için canını hiçe saymaktan vazgeçer misin?"
"Sevdiklerim için canımı hiçe saymıyorum."dedim inkarcı bir ses tonuyla.
"Sayıyorsun,"
"Saymıyorum."
"Sayıyorsun,"
"Benim canım değil mi? İster sevdiklerim için hiçe sayarım,ister kendi canıma kıyarım,sana ne?"
"Bana ne mi? Canın senin için hiç ni önemli değil?"
"Değil. Canımın benim için hiçbir önemi yok."
Arkasını dönüp yürümeye başladı. Bana döndü,"İşte bu yüzden seni oraya göndermek istemiyorum."dedi.
"Senin isteyip istememene bağlı değil."
"İyi,git."dedi kapıyı göstererek. "Git,o adamın yine seni bulmasını istiyorsan,git."
"Dediklerimden çıkardığın anlam bu mu?"
"Evet,bu."
"Sarp,sana ne oluyor? Sen bu adama ve bana niçin bu kadar taktın?"dedim ona doğru ilerlerken.
"Sana takmadım. Benim derdim o adam."
"Tamam,neden?"
"Nedeni yok. Neriman Hanım'ın yan-"
"Sarp! Konuyu değiştirme! Benden birşey saklıyorsan bunu ya şimdi söylersin ya da bir daha beni görmemek üzere Neriman Teyze'nin yanına giderim!"
"Gidemezsin! Neriman Hanım'ın yanına gitmek demek,o adamın seni yakalaması için bir fırsat demek!"
"Ben Neriman Teyze'yi koruma pahasına bunu kabul ediyorum! Söylüyor musun,söylemiyor musun?"
Birşey demedi. Şuan herşeyi yüzüme haykırmak istediğini biliyordum ama beni kırmamak için sinirini törpülüyor gibiydi.
"Söyle! Bu adamla ne derdin var?"dedim bağırarak.
"Bu şerefsiz benim sevdiğim kadına rızası olmadan dokundu! Onun cezasını polis değil,ben keseceğim ve sevdiğim kadının o şerefsizin elinde olmasına dayanamıyorum! Sen de resmen onun yanına gidiyorsun! Sevdiğim kadını geç, bu adam bir kasını tecavüz etti! Nasıl delirmeyeyim?"
Sinirle söylediği şeyler bir itiraftı. Sarp beni mi seviyordu?
"Ne?"dedim fısıldayarak.
Sarp dediklerini yeni anlamış gibi yutkundu ve kendini koltuğa attı. Ellerini şakağına koyup koltuğa oturur pozisyona geçti.
Ben hâlâ ayaktayken ona bakmaya devam ediyordum.
"Sakın..."dedim baslın bir sesle. "...sakın beni sevme."
Belki şuan sırası değildi ama demem gerekiyordu. "Git başka birini sev ama beni değil."dedim. "Kirli bir kızı değil..."dedim fısıldayarak.
Bana bakıp ayağa kalktığında "Sen kirli bir kız değilsin."dedi. Boyu benden çokta uzun değildi ama eğilmişti. "Sen bu dünya da tanıdığım en temiz kızsın. Bedenen de,ruhen de."
"Ben hiçbir şekilde temiz bir kız değilim."
"Öylesin,"
"Beni benden iyi tanıyamazsın,"dedim titrek bir sesle.
Bu fikrimi değiştiremeyeceğimi bildiği için sustu.
"Çocuklar aşağıda,beni bekliyor. Bir sonraki gelişimde sana o sırrı soracağım."dedim. Kapıdan çıkarken bugün Sarp'ı ne kadar kırdığımı düşündüm. O beni kurtarmasına rağmen ona güvenmiyor muydum?
Kalbim ona güveniyordu ama beynim bunu onaylamıyordu. Ve ben daima mantığımı seçerdim. Yani,beynimi.
Bölüm etkileşimi
