12. bölüm · Issız Çocuklar

12. Bölüm: Yıkım

Aysennur Birçeşitdeli

Linda Altınbaş

Alya yakıldıktan sonra eve gidiyordum. Alya'ya dediğim gibi onu Halit'i öldürmesi suçunda savunmuştum. Mahkemede Halit'i öldürmesinin nefsi müdafaa edilebileceğini söylemiştim ancak Neriman Teyze'nin davasında onu suçlamıştım. Yıllarca aynı evde,aynı odada kalmış olabilirdik ama bu,bize bakan bir kadını öldürebileceğini savunacağım anlamına gelmiyordu. Evet,bir zamanlar Sarp'ı sevmiştim,Alya'ya olan nefretimin de bundan olduğunu söylemiştim. Aslında bunun için değildi. Eskiden Alya'yla çokta iyi anlaşamazdık zaten ama büyüdüğümüzde anlaşamamamızın sebebi sürekli tecavüze uğradığını söylemişti. Bu fikir benden çıkmamıştı,İbo'dan çıkmıştı. Hatta ben onlara engel olmaya çalışmıştım ama sonra beni bir şekilde ikna ettiler. O gün Tuğrul'a video çekmesini ben söylemiştim.

Eve giderken içimde kötü bir his vardı. Ama bir yandan da içimde ailemin evde olduğunu söylüyordu. Kötü şeyler düşünmeyi bırakıp evde ailemi bulma umuduyla kapıyı açtım. Beni karşılayan sandığım gibi annem veya babam değildi. Yoğun bir kan kokusu midemi bulandırırken aklıma Neriman Teyze geldi. O öldüğünde de odası kan kokuyordu. Salona girdiğimde beklediğim şey kesinlikle ailemin cesedinin asılması değildi. Tavandan sarkan bedenlerini görünce gözlerim büyüdü,korkuyla bağırdım. Gözlerim boğuklaştığında anneme yaklaştım. Hayır,inanamıyordum. Şu an iğrenç bir kabusun içindeydim ve uyanamıyordum. Ailem ölmüş olamazdı. Arkadan nedendir bilmem polis sireni sesleri duyduğumda dizlerim büküldü. Birkaç dakika sonra biri kapıya dayanıp zorla kapıyı açmaya çalıştığında "Polis,aç kapıyı!"dedi. Polisler gelmişti,peki neden?

Kapıyı açmayıp yerde beklerken kapı kırıldı ve sayamadığım kadar polisler eve girdi. Salona girince onlarında benim gibi iki insanın asılmış olduğunu görmeleri onların şaşırmasına neden oldu. Polis salona girip silahı bana doğrulttu ve yüzüme bakımca gerildi. "Savcım?"
Hukukta polisler,hakimler,savcılar ve avukatlar birbirini tanırlardı. Başkomiser Bora Karaer beni tanımıştı.
Salona başka polisler girip elimi ters kelepçe yaptılar. Bir araca bindirilip karakola gidene kadar neler olduğunu,konuşulduğunu kestiremiyordum. Ailemi bulduğumda çok sevinmiştim çünkü ailem aslında benş bırakmak istememişti. Dedem olacak adam kızının erken yaş sonucu hamile kalmasıyla doğan torununu bir çöp kutusuna atmıştı. Annem ve vabamsa beni çok istemiş,hakkımda ilanlar çıkarmışlardı. Ancak daha yüzümü bile görmemişlerdi. 20 yıl sonra kızlarını bulduklarında çok sevinmişlerdi. İkisiyle tanıştığımda çok kafa dengi ama ciddiyet dolu bir aile olduğunu görmüştüm. Şimdiyse çok sevdiğim ailemi kaybetmiştim.

***

Günler sonra karakola gönderilen bir bıçakla burada olduğumu anlamıştım. Bir adam evin yanından geçerken yoğun bir kan kokusu aldığını söylemişti ve tanınmayan bir adam ise karakola bıçak göndermişti ve bu evin adresimi vermişti. Bulunduğum hücrenin duvarlarına isimler kazınmıştı. Bu Alya'nın kaldığı hücre miydi? Çünkü duvarda Alya Karam,Sarp Soykan ve Doğa Soykan yazıyordu. Alya yakılmadan birkaç gün önce onu bu hücrede tutuyorduk. Şimdi kardeşimin yakılmak için günler saydığı o hücrede duruyordum.

Polisler gelip ters kelepçe taktılar ve mahkeme salonuna götürdüler. Geldiğim adliye sarayı fazlasıyla büyüktü,burada çalıltığımdan gitmediğim tek yer hücreydi ama işlemediğim bir cinayet yüzünden suçlanırken oraya da gitmiştim. Farklı bir mahkeme salonundan gelen bir isim dikkatimi çekti.
"Hakime Helen Karaca yediği rüşvetten dolayı bir insanın ölümüne sebep olduğu için 11 yıl müebbet hapis cezası verilmiştir. Hakimeliğine de son verilmiştir."
Hele Karaca mı? Helen de mi suçlanıyordu? Hem de rüşvet yemekten? Helen yalnızca bir kişimin ölümüne karar cermilti,o da Alya'ydı. Alya'nın ölmesi için rüşvet mi kabul etmişti? Bu gerçek olamazdı. Haftalarca Helen ile bu konu üzerine konuşmuştuk. Neriman Teyze'yi Alya öldürdüğü için onun yakılma cezası alması için bütün delilleri toplamıştık. Hatta bir mağazadan hırsızlık yapmasını bile mahkemede sunmuştuk. Biri Helen'i rüşvet yemekten suçluyordu ve yapan kişi ise işinde çok iyi olmalıydı. Bu kimin işi olabilirdi?

Helen mahkemeden çıkartılıp polisler tarafından götürüldü. Ağlamaktan gözleri kıpkırmızı olmuştu. Hakime olmak için çok çalışmıştı. Şimdi üstüne atılan bir iftira yüzünden işinden çıkarılmıştı. Helen gidince önünde durduğum mahkemeden bir ses yükseldi. "Davacı Çelik Akel,Davalı Linda Altınbaş!" Adımı duyan meslektaşlarım bana kaçamak bakışlar atıyordu. Onları umursamadan devletin beni savunması için görevlendirdiği avukat yanımda duruyordu. Alya onu mahkemenin ortasında öpmeseydi yanıma Tuğrul olurdu. İçeri girince dava dosyası açıldı.

"Savcı Linda Altınbaş bulunduğu evdeki insanları öldürmekten yargılanmaktadır. Evde bulunan insanların cebinden çıkan kimlikler Linda Hanım'ın ailesi olduğu düşünülmektedir. Gönderilen bıçaktaki kanın evdeki cesetle uyuştuğu görülmektedir. Ayrıca parmak izi Linda Hanım'ın parmak izine uyulduğu gözlemlenmektedir. Gereğinin yapılmasını arz ediyprum,Sayın Hakim."dedi beni ihbar eden lavuk. Bu Çelik Akel duyduğum kadarıyla İbo'nun da davasına katılmıştı. Bu adam iyilikbekçisi falan mıydı? Yapmamıştım ama yapmışım gibi göstermesi kendi açımdan iyi değildi.
Avukatım beni savunmaya çalışsa da başarısız olduğu Hakim'in verdiği karardan belliydi.
"Gereği düşünüldü. Yaz kızım,Linda Altınbaş'ın işlediği cinayetten kaynaklı 11 yıl müebbet hapis yemek zorundadır. Savcı mesleğini yapan Linda Altınbaş,iki insan öldürdüğü için meslek hayatından atılmıştır."dedi.
İşte bu çok ağırdı.
Hepimiz yıllardır istediğimiz mesleği almak için çabalamış ve kazanmıştık. Milyonda bir olan şey bizim başımıza gelip hemen atanmıştık. Hemen atandığımız gibi hemen de atılmıştık.
Ne ben bir daha savcı ,ne Helen hakime ,ne İbo mühendis,ne de Tuğrul bir daha avukat olabilecekti. Hepimiz bize atılan iftiralar üzerine yıkılmıştık. Bir enkaz külleri üzerimizdeydi ve bizi buradan kurtaran yoktu. Kurtaran olmadığı gibi kurtarılmamamız için uğraşan birileri vardı. Bunlar kimdi?

***

İlahi Bakış Açısı

Alya Karam'ın emriyle bu dört arkadaşın hayatını mahveden Hasan Akel,yalnız başına kalmıştı. Sarp'ta Alya gibi ölmüştü. Vecihi'nin çok yakın arkadaşı olan ancak ona ihanet eden Hasan,Sarp ve Alya'ya çalışıyordu. Sarp'ı severdi,bu yüzden ona yardım ediyordu. Alya'nın tecavüz edilmesinde Veciji'ninde bir parmağı olduğundan şüphelenip Alya ve Sarp'a yardım etmişti. Alya dört kişiden intikam almak isteyince ona seve seve yardım etmişti ama Alya'yı kaybetmişti. İntikam almak uğruna cehennem ateşinde yanmıştı.

Özge abisinin gönderdiği mesajı dahi alamamıştı çünkü abisini engellemişti. Ona ne olduğunu dahi merak etmiyordu. Bulduğu bir kız uğruna kardeşini erkenden kaybetmesi üzerine abisini affedemezdi. Annesinin ölümüne hiçbir şey yapmaması da abisine olan nefretinin asıl sebebiydi. Şimdiyse bir kız yüzünden Doğa'yı kaybetmesi zoruna gidiyordu. Ve bilmiyordu ki o kız,yurtta tanışıp kanser hastası kardeşine yardım etmek isteyen kızdı. Alya bilmeden Doğa'ya yardım etmek istemişti. Alya'da Özge'nin yurtta tanıştığı kızla Sarp'ın kardeşiyle aynı kişi olduğunu bilmiyordu.

Çelik Akel abisi Hasan'ın ricasıyla bu 3 arkadaşa iftira atmıştı. Bilerek hepsinin davasında yakılma cezası arz etmemişti. Alya'nın amacı meslekleri olmadan onları süründürmekti,ölüm onlara ceza olduğundan Çelik de buna izin vermemişti. İşinde çok iyiydi amcak bu iftira davaları ortaya çıkarsa meslek hayatı yerle bir olabilirdi. Hepsi bunlaeı göze alarak Alya'ya yardım etmişti.
Sarp kardeşlerini kaybetmeyi göze alarak Alya'ya yardım etmişti.
Hasan Vecihi tarafından öldürüleceğini göze alarak Alya'ya yardım etmişti.
Çelik ise işinii kaybetmeyi göze alarak Alya'ya yardım etmişti.

Alya Karam yakım ve yıkımın sahibiydi.
Alya ülkeye getirilen ama ilk kullanan kişi olarak yakımın sahibi olmuştu. İlk önce kardeşleri tarafından yıkılıp daha sonra Alya onları yıkmıştı. Hepsinin meslek hayatına son vererek onları güçsüz bırakmıştı. Alya yakımın sahibi olarak küllerinden doğmuş ve bu dörtlüye yıkım olarak geri dönmüştü.
Alya Karam,yaşadıklarıyla yıkım,ölümüyle yakımın sahibi olmuştu.