4. bölüm / 6
Işıklar KapalıYabancı
Bölümler 6Şu an: Yabancı
- 1 Giriş220 kelime
- 2 Kaybolan Hatıralar755 kelime
- 3 Saksıdaki çiçekler609 kelime
- 4 Yabancı700 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Maskeli Adam675 kelime
- 6 Resim603 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mansur ark-Maalesef
Gözlerimi yabancı bir odada açtığımda kendi odamda olmadığımı anlamam biraz zaman almıştı. Bu odayı ise benim odamdan ayıran en büyük özellik ise çiçeklerimdi, çiçeklerim yoktu.
Benim odama kıyasla bu oda çok boş ve cansızdı, yatakta doğruldum. Tedavinin yan etkileri hâlâ sürüyordu, başımı zar zor havada tutuyordum.
Boğazımı temizleyerek boş odaya doğru seslendim. "Kimse var mı?" Doktor Petrova'nın sesimi duyması umuduyla bağırsam da kulaklarımı sağır edecek o sessizlik sürüp gitmeye devam etti.
"Kimse var mı?" Bu sefer az çok bildiğim Rusçamla bağırmıştım, yine hiçbir hareket olmayınca gözlerim tekerlekli sandalyemi aramaya başladı. Tekerlekli sandalyemi de bulamayınca kalbim korkuyla daha da hızlı atmaya başladı, elimi kalbime götürüp sakinleşmeye çalıştığım sırada kapı aralandı.
Gözlerim heyecan ve korkuyla kapıya döndü, ben bir ihtimal gelen kişinin Doktor Petrova olduğunu düşünürken yabancı bir beden içeriye girdiğinde kendimi koruma içgüdüsüyle biraz gerilsem de kendimi ne kadar koruyabileceğimsen emin değildim.
Neredeyse kapıyla aynı boyda olan bu adam oldukça iriydi, yüzündeki kar maskesi yüzünden yüzünü göremiyordum. Yalnızca maviye yakın olan gözlerini görebiliyordum, üzerinde mavi bir hasta gömleği vardı bu da onun da bu akıl hastanesinde bir hasta olduğu anlamına geliyordu. Yani bu adam gerçek bir deliydi!
Şu anda bunu düşünmem saçmaydı sonuçta ben de bu akıl hastanesinde kalan bir hastaydım ama daha önce yanımda hemşireler olmadan hiç hastalarla karşılaşmamıştım. Bir deliyle yalnız başıma bir odada olmak ve tekerlekli sandalyemin olmaması beni geriyordu.
İri vücudu bana doğru hareket ettiğinde gözlerim çaresizce etrafı taramaya başladı, gözüme ilk çarpan şey komodinin üzerindeki gece lambasıydı, hızlıca elime alıp ona doğru tuttum. "Yaklaşma!" Dedim bozuk bir Rus aksanı ile. Adam olduğu yerde durdu, kaşlarının çatıldığı maskenin altından bile belliydi.
"Benim odamda bana mı saldıracaksın?" Sesindeki belli belirsiz bir alay vardı, neye şaşıracağımı bile şaşırmış bir halde donup kaldım, bozuk bir aksanla Ukraynaca konuşuyordu, Ukraynalı olabilir miydi? Ama aksanı hiç de öyle söylemiyordu. Ayrıca onun odasında olduğumu söylemişti, Ukraynaca konuşmasını görmezden gelerek söylediğine odaklandım
"Senin odan mı?"
"Benim odam." Bilmediğim bir şekilde burada uyanmıştım, yürüyerek buraya gelecek halim yoktu ya. Birisi beni buraya getirmiş olmalıydı ama kim olduğunu bilmiyordum. Gerçek bir akıl hastasıyla aynı odada olmak beni her geçen saniye daha da korkutuyordu bu yüzden onunla daha fazla diyaloğa girmemeye karar verdim.
"Doktor Petrova'yı çağırabilir misin?" Adamın kaşları çatılıp gözleri kısıldığında sinirlendiğini anlamak zor değildi.
"Çağıramam." Dedi sadece sert bir sesle, bana doğru ilerleyip eğildiğinde ne yapacağımı bilemeyerek elimdeki masa lambasını kafasına geçirdim, acıyla inleyerek başını tutuğunda bir anlık gardını indirmesinden faydalanarak avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım.
Başını tutmayı bırakarak eliyle ağzımı kapattığı sırada bu sefer de elini ısırdım, elini ağzımın üzerinden çekip acıyan elini tuttu, iki büklüm olmuş haldeyken bana döndü. Maviye yakın gözleri gözlerimle buluştuğunda ürperdiğimi hissettim, kızmış mıydı? Elbette kızacaktı kafasına gece lambası geçirip elini ısırmıştım sonuçta.
Bir sonraki hareketini kestirmek zordu, tek umudum Doktor Petrova'nın sesimi duymuş olması ve yakın zamanda buraya gelecek olmasıydı.
"Bağırmayacağına ve bana saldırmayacağına söz verirsen seni odana götüreceğim." Bu teklifine şaşırmadan edemedim ama makul bir anlaşmaydı. Başımı salladım onaylarcasına.
Sabır çekercesine doğrulup sinirli bir bakış attı. "Sen delisin." Dedi aynı sinirli tonda, sanırım biraz sinirli olmakta haklıydı ama bu karşılık vermeyeceğim anlamına gelmiyordu.
"Sen de delisin." Sonuçta buraya süper zekalıları kapatmıyorlardı.
Sinirle iç çekerek eğildi, tek bir hamlede beni kucağına aldığında şaşkınlıkla donakaldım. Kurtulmaya çalışsam bile kurtulamayacağımı ve onu daha fazla sinirlendirirsek beni yere çarpabileceğini bildiğim için sesimi keserek bu saçma anın bitmesini bekledim. Odadan çıkıp koridora ilerlemeye başladığında gözlerine yakından bakma şansı elde etmiştim.
Uzaktan mavi sandığım gözleri yakından bakınca aslında griydi. Gri gözler nadir ve güzellerdi, ilk kez gri gözlü birisini gördüğümü söyleseydim yalan olmazdı.
Neden maske taktığını ve Ukraynaca'yı nereden bildiğini çok merak etsem de şu an sormak için doğru bir zaman olduğunu sanmıyordum. Gece olduğu için koridor tamamen karanlık ve bomboştu, nöbetçi hemşirelerin nerede olduklarını merak ediyordum. İşlerini iyi yapsalar ve nöbet yerlerinde bekleselerdi sesimi duyacaklardı ve şu an bu saçma durumun içinde olmayacaktım.
Bir kapının önünde durdu, kapının önünde dikilmeye başladı, ben ona o da bana bakıyordu. "Aç kapıyı." Bir an beni taşıdığı için kapıyı açmayacağını unutmuştum, elimi kaldırıp kapı kolunu tutup kapıyı açtım. İçeriye girdiğimizde bir rahatlama dalgası içimi kapladı.
Odam benim güvenli alanımdı, yatağıma bırakıldığımda biraz doğrularak oturur pozisyona geldim, doğrudan gözlerine baktım biraz mahçup bir tavırla. "Teşekkür ederim." Başını onaylarcasına salladı sadece, ardından arkasını dönerek odadan çıktı.
Bölüm etkileşimi
