3. bölüm / 6
Işıklar KapalıSaksıdaki çiçekler
Bölümler 6Şu an: Saksıdaki çiçekler
- 1 Giriş220 kelime
- 2 Kaybolan Hatıralar755 kelime
- 3 Saksıdaki çiçekler609 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Yabancı700 kelime
- 5 Maskeli Adam675 kelime
- 6 Resim603 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Can Ozan - Toprak Yağmura
Odamdaki küçük banyoya doğru sürükledim tekerlekli sandalyemi, musluğu açarak sürahiyi suyu altına tuttum. Tüm sürahi suyla dolduğunda sürahiyi suyun altından çekerek musluğu kapattım. Sürahiyi bacaklarımın arasına sıkıştırıp tekerlekli sandalyemin ayaklarını döndürerek banyodan çıkarak penceremin kenarında duran çiçeklerime ilerledim.
Bu odaya renk katan tek şey bu çiçeklerdi, uzun zamandır da benimlelerdi.
Birincisi kırmızı bir gelincik çiçeğiydi, kırmızı yaprakları adeta parlıyordu. Gelincik çiçekleri yeniden doğuşu ve umudu simgelerlerdi.
İkincisi beyaz bir güldü, dikenliydiler ama asla elime batmazlardı çünkü onları severdim. Saf ve masum duygularla, güller ise sadece kendine zarar vermeye çalışan insanlara batarlardı, duruluk ve masumiyeti temsil ederlerdi.
Üçüncüsü bir maviçan çiçeğiydi, isimlerinden de anlaşıldığı üzerine çan'a benziyorlardı, sonsuz aşkı temsil ederdi.
Dördüncüsü ise açelya çiçeğiydi, yapraklarının içi daha koyu bir pembeyken dışı toz pembeye kaçan bir pembeydi, imkansız aşkı ve kavuşamamayı, sonsuz ayrılığı temsil ederdi.
Maviçan çiçeği ve açelya çiçeği birbirlerine tam bir tezat oluşturuyor olsa da yan yana oldukça güzel görünüyorlardı.
Pencerenin yanına ilerleyip elimdeki sürahideki suyu tek tek çiçeklere döktüm, bu hastanede uyandığımdan beri tek arkadaşım bu aptal çiçeklerdi. Doktor Savin bu çiçeklerin tedavime büyük katkı sağlayacağını söylemişti. Bu yüzden her sabah bu çiçekleri suluyor ve sık sık bu çiçeklerle konuşuyordum.
Tıklatılan kapıyla gözlerimi çiçeklerden ayırarak tıklatılan kapıyla çevirdim, adının Daria olduğunu öğrendiğim genç bir hemşire kapıda dikiliyordu. Gözlerim duvarda asılı olan takvime kaydı.
26 Mayıs 2025...
Günlerden pazartesiydi, her hafta pazartesi tedaviye giderdim bugün de tedavim vardı. Açıkçası bu tedavilerden nefret ediyordum, her tedavi sonrası kendimi daha da halsiz daha da hasta hissediyordum. Sanki bu tedaviler beni iyileştirmekten daha çok hasta ediyordu.
Neredeyse tüm gün uyuyor, yataktan kalkmayacak hale geliyordum ama itiraz etme hakkım da yoktu.
Hemşire yanıma yaklaşıp arkama geçti, hiçbir şey söylemeden tekerlekli sandalyemi iterek ilerletmeye başladı, nereye gittiğimizi biliyordum ve bu kalbimin korkuyla daha da hızlanmasına yol açıyordu.
Gözlerimi kapatarak derin nefesler alıp sakinleşmeye çalıştım, gözlerim kapalı olmasına rağmen başımın döndüğünü hissedebiliyordum. Başım dönüyor midem bulanıyordu.
Bir kapının açılma sesini duyduğumda gözlerimi aralayarak etrafa bakındım, beyazlara bürünmüş küçük bir odaya gelmiştik. Hemşire kapıyı ardımızdan kapatarak kilitledi, kapının kilitlenmesiyle bedenimin daha da gerildiğini, kalbimin korkuyla daha da hızlandığını hissettim. Hâlâ tedavilere alışamamıştım.
Gözlerim tek tek dolaştı beyazlara bürünmüş odada, odanın içerisinde camlı bir oda daha vardı ve içerisinde Mr cihazına benzeyen daha önce defalarca gördüğüm ama adını asla bilmediğim bir cihaz vardı.
Doktor Savin'i aradı gözlerim odada çaresizce, tedavilerinde hep yanımda olurdu ama artık yoktu, çoktan emekli olup gitmiş olmalıydı hem de bana bir veda dahi etmeden. En azından bir vedayı hak ettiğimi düşünüyordum, aramızda öyle derin bir bağ olmasa da onunla koskoca bir dört yıl geçirdiğimiz için onun yanında kendimi daha güvende hissederdim.
Onun yerine gelen Doktor Petrova'yı da göremiyordum, sadece hemşireler ve ilk kez gördüğüme emin olduğum yaşlı bir adam vardı. Siyah saçlarına kırlar düşmüştü, göz altı torbaları yaşlılığın etkisiyle şişmiş yanakları işe içe göçmüştü. Ellili yaşlarının sonunda görünüyordu.
Hemşireler yaşlı adama bakıyordu, sanki bir şey için onay bekliyorlardı, yaşlı adam beni buraya getiren hemşireye bakarak başını onaylarcasına salladı, hemşire onay aldığında tekerlekli sandalyemi iterek beni camlı odaya doğru ilerletti.
Cihazın yanına ulaştığımızda hemşire vücudumu destekleyerek sandalyeden kaldırdı, destek almak istercesine cihazın yanına tutundum. Hemşirenin de yardımıyla cihazın içine uzandıktan sonra hemşire odadan ayrılarak beni yalnız bıraktı.
Cihaz saniyeler içerisinde kulaklarımı sağır edecek kadar yüksek bir sesle çalışmaya başladığında tek yapabildiğim öylece bitmesini beklemekti, bu ilk kez bu cihaza girişim değildi son da olmayacaktı, bu hastaneden kaçamazdım, kaçsam bile kurtulamazdım dönüp dolaşıp getirileceğim yer yine bu hastane olacaktı hem kaçsam bile nereye gidecektim ki? Gidecek bir yerim yoktu.
İğrenç ses kulaklarımı çınlatıyordu, ben daha fazla dayanamayacağımı düşünürken onca sesin arasında yabancı bir ses duyuldu, yabancı ancak bir o kadar da huzur verici bir sesti bu.
"Deneyi durdurun! Hemen!"
Bölüm etkileşimi
