7. bölüm · Işığın Kayboluşu
Bölüm 7 - Kırık Sessizlik
Deniz, sabahın ilk ışıklarıyla gözlerini açtı. Hafif bir yorgunluk ve burukluk vardı içinde. Telefonunu eline aldı; gece çektiği fotoğraf, ekranında parlıyordu. Gözlerini fotoğrafa diktiği an, kalbi yeniden sıkıştı. Gözleri doldu, nefesi kesildi. Sanki tüm kırılganlığı, bütün yalnızlığı bir anda üzerine çökmüştü. Elleri titreyerek telefonu sıkıca tuttu, sessizce ağlamaya başladı.
Bir süre sonra kendini toparladı. Bu sabah, kendini beyaz giysilerle değil, daha karanlık ve güçlü hissettirecek bir kombinle görmek istedi. Siyah bir mini etek ve üzerine siyah, uzun, hafif dökümlü bir üst giydi. Saçlarını açık bıraktı; dalgaları omuzlarından aşağı süzüldü. Aynaya baktı; bakışlarında hem kırgınlık hem de cesaret vardı.
Okula vardığında, kalbi hızlı hızlı atıyordu. Ve gördü… Eslem ve Miraç, yan yana yürüyordu. Göz teması kuruyor, gülüyorlardı. Deniz’in nefesi kesildi; boğazında düğümlenen bir şey vardı. İçinden, “Bunu görmemeliyim…” dedi, ama adımları istemsizce Miraç’a doğru yöneldi.
Miraç’ın yanına geldiğinde, sesi titrek ama kararlıydı:“Bunu neden yaptın? Neden… böyle davranıyorsun?”
Miraç başını hafifçe kaldırdı ve bakışlarını ona dikti.“Ne yapmışım? Sadece proje için bir şeyler konuşuyorduk, sen çok abartıyorsun,” dedi.
Deniz’in kalbi sıkıştı, gözleri doldu.“Senin sevgilin benim değilim o halde?” diye fısıldadı.
Miraç başını salladı, ama gözleri hafifçe kaydı.“Hayır, öyle değil…”
Deniz telefonunu çıkarıp, çektiği fotoğrafı Miraç’a gösterdi. Miraç bir anda dondu; gözleri büyüdü, yüzü titredi.“Özür dilerim… Deniz,” dedi Miraç, sesi kırık ve pişmanlık doluydu.
Deniz kırgınlık ve öfkeyle geri çekildi, bir şey söylemedi. Tam gitmek üzereyken Miraç kolundan tuttu ve kendine çekti.“Söz veriyorum… birdaha olmayacak, sevgilim,” dedi, bakışları içten ve kararlıydı.
Deniz, sadece ona baktı; kalbindeki sevgi öylesine büyüktü ki, sözlerine karşılık vermedi. “Biraz düşünmem gerek… yalnız kalmam lazım,” dedi.
Miraç hafifçe başını salladı.“Tamam… sana zaman veriyorum,” dedi, uzaklaşırken bile sahiplenici duruşunu koruyordu.
Deniz, okuldan ayrıldı ve küçük dairesine döndü. Kapıyı kapattığında, sessizlik ona hem sakinlik hem de düşünce yükü verdi. Saat ilerledikçe, kafasındaki karmaşa büyüdü; Miraç’ın davranışı, Eslem’in varlığı, kendi duyguları… Tüm düşünceler birbirine karıştı. Saat 02:30’a kadar oturup, kahvesini yudumlarken düşündü; kalbinde kırgınlık, sevgi ve belirsizlik bir aradaydı.
Sonunda yatağına uzandı. Kahvesi soğumuştu, ama Deniz hâlâ zihnindeki karmaşadan kurtulamıyordu. Başını yastığa koydu ve gözlerini kapattı; düşüne düşüne, yorgun ve kırgın, sonunda uykuya daldı.
