11. bölüm · Işığın Kayboluşu

Bölüm 11 - Sorgu

Selis Öksüzler

Sabahın ilk ışıkları Deniz’in odasına süzülüyordu. Yatakta doğrulurken gözleri telefonuna kaydı. Miraç’tan bir mesaj vardı:
“Günaydın, güzelim. Seni bugün görebileceğim için sabırsızlanıyorum. Sadece yanında olmak bile yetiyor bana.”
Deniz’in kalbi hızla çarptı. Dudaklarının kenarında istemsiz bir gülümseme belirdi ama zihninde bir fırtına vardı. Eslem… Eslem’in geri dönmesi, Miraç’ın yanında görünmesi… İçini kıskançlık ve kaygı kaplamıştı.
Derin bir nefes aldı, saçlarını topladı ve hazırlanmak için kalktı. Bugün siyah mini etek ve uzun siyah üst, saçlarını serbest bıraktı, hafif makyaj yaptı. Aynada kendine baktığında, gözlerindeki karışık duyguları fark etti: hem Miraç’a duyduğu aşk, hem de Eslem’in varlığıyla oluşan kıskançlık. Ama bir şey kesindi; Miraç’a olan sevgisi, her şeyin önündeydi.Kampüse adım attığında, Miraç’ı uzak bir bankta gördü. Ama yanında Eslem vardı; siyah saçları ve keskin bakışlarıyla Miraç’e eğilmiş, bir şeyler anlatıyor, Miraç hafifçe gülümsüyordu. Deniz’in kalbi sıkıştı, dudaklarını ısırdı.
“Ne yapmalıyım? Miraç’ı seviyorum… ama Eslem’in yanında görmek zor.”
Deniz derin bir nefes aldı ve Miraç’ın yanına yürümeye karar verdi. Miraç, Deniz’i fark ettiğinde gözleri yumuşadı ama Eslem hâlâ yanındaydı. Deniz’in adımları tereddütlüydü, kalbi hem öfke hem de sevgiyle doluydu.
Eslem, Miraç’a döndü ve birkaç kelime daha söyledikten sonra uzaklaştı. Miraç, Deniz’e doğru döndü.“Deniz… sakin ol. Her şey yolunda,” dedi.
Deniz, gözleri dolu bir şekilde sordu:“Yolunda mı? Neden onunla bu kadar yakınsınız?”
Miraç derin bir nefes aldı ve Deniz’in gözlerine bakarak konuştu:“Deniz, Eslem sadece bir arkadaş. Senin yerin benim yanımda. Her şeyin farkındayım ama senin için endişeleniyorum. Seni incitmek istemem.”
Deniz başını salladı. İçindeki kıskançlık hâlâ vardı ama Miraç’ın sözleri biraz rahatlatmıştı. Derin bir nefes aldı, titreyen ellerini Miraç’ın eline dokundurdu.Dersler boyunca Deniz’in aklı kampüsün sessiz köşesinde Miraç ve Eslem’in yanında kaldı. Miraç ders arasında Deniz’in yanına geldi, hafifçe gülümsedi:“Bugün biraz karışık geçti, farkındayım. Ama şunu bilmeni isterim; her zaman senin yanındayım.”
Deniz, sessizce başını salladı. “Biliyorum Miraç… ama kalbim bazen bana tuhaf oyunlar oynuyor,” dedi, gözleri dolu.
Miraç hafifçe eğildi, omzuna dokundu ve fısıldadı:“Senin hislerini anlıyorum. Ama güven… sözlerle değil, kalpten gelir. Bunu unutma.”Öğleden sonra, Miraç ve Deniz kampüsün sessiz bir köşesine yürüdü. Yaprakların rüzgârla hafifçe sallandığı patikada yürürken Miraç, Deniz’in elini sımsıkı tuttu. Deniz’in kalbi hem korku hem de sevgiyle doluydu.
“Bazen düşünüyorum,” dedi Deniz, sesi titrek ama samimi, “seninle olmak… hem huzur hem de korku veriyor. Çünkü seni çok seviyorum.”
Miraç hafifçe gülümsedi, yüzüne yakın eğildi ve fısıldadı:“Ben de seni seviyorum, Deniz… ama bazen korumak için mesafeye ihtiyacım oluyor. Sadece anlamanı istiyorum.”
Deniz gözlerini kapattı, gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü. Ama bir kelime edemedi; kalbinde Miraç’a olan sevgiyi hissediyordu.Akşamüstü, Miraç ve Deniz kampüsten ayrılırken birlikte yürüdüler. Eller birbirine sıkıca tutunmuştu. Deniz, kalbinin içindeki karışık duyguları hissediyor, Miraç’a olan sevgisinin her şeye baskın geldiğini fark ediyordu. Ama bir farkındalık vardı: Eslem’in varlığı, onu korumaya ve aynı zamanda dikkatli olmaya zorluyordu.
Deniz, Miraç’a bakarken sessizce fısıldadı:“Beni bırakma… ne olursa olsun.”
Miraç, derin bir nefes aldı ve gülümsedi:“Hiçbir yere gitmiyorum, Deniz. Sadece biraz sabırlı ol… her şey yoluna girecek.”Günün sonunda, Deniz evine geldiğinde hâlâ günün tüm karmaşası ve duygusal yükünü taşıyordu. Kapıyı açıp içeri girdi, çantasını kenara bıraktı. Kafasında hâlâ Miraç ve Eslem arasındaki sahne dönüyordu. Bir fincan sıcak çay hazırladı, cam kenarına oturdu ve günün her anını zihninde tekrar yaşadı.
Gözleri dolu dolu, hafif bir iç çekişle:“Onu çok seviyorum… ama bugün kalbim daha kırılgan.”
Çayını bitirdikten sonra yavaşça yatağına geçti. Telefonunu yastığın yanına koydu, gözlerini kapattı ve günün tüm yorgunluğunu, kıskançlıklarını, sevgi ve kırılganlıklarını düşünerek uykuya daldı.