19. bölüm · Işığın Kayboluşu
Bölüm 19 - Alay
Sabahın ilk ışıkları Deniz’in odasına usulce süzülüyordu. Gözlerini açtığında hâlâ dünün sahil kahkahaları ve Altay’ın alaycı bakışları zihninde dönüyordu. Ama kalbinin bir köşesinde hâlâ Miraç vardı; o sert bakışları, gizemli gülümsemesi… ve bir türlü çözemedikçe içini kemiren kırılganlığı.
Deniz derin bir nefes aldı, yatağından kalktı ve hazırlanmak için dolabın önüne geçti. Üzerine mavi dantelli bir üst ve siyah bol bir eşofman çekti, saçlarını açık bıraktı ve hafifçe makyaj yaptı. Aynada kendine bakarken içten içe fısıldadı: “Bugün ne olursa olsun, kendim olacağım. Kimseye yalakalık yapmayacağım.”
Dışarı çıktığında kampüsün girişinde Altay hemen belirdi; saçları dağınık, yeşil gözleri ışıl ışıl, uzun boyu ve o kendine has karizmasıyla:“Günaydın Deniz kızı! Bugün de benim kahkaha bombalarıma hazır mısın?”Deniz hafifçe gülerek: “Evet, ama bu sefer hazırlıklı ol. İntikamım hazır.”Altay alaycı bir bakışla gülümsedi: “Ooo, meydan okuma mı geliyor? Tam benlik, hazır ol, Deniz, hazır ol!”
Tam o sırada Miraç kampüsün girişinde belirdi. Gözleri anında Deniz ve Altay’a kaydı. Öfke ve kıskançlık karışımı bir his, Miraç’ın içinde yükseldi.Altay alaycı bir tonla: “Ah Miraç, sabah sabah neden bu kadar asık suratlısın? Kahve mi içmedin, yoksa kahkahaları mı kaçırdın?”Miraç dudaklarını sıkarak: “Napıyorsun lan sen?”Altay hafifçe omuz silkti ve göz kırptı: “Sadece kahkaha paylaşıyoruz. Üzülme, Miraç… henüz kahkahalarınla tanışmadık.”
Deniz içten içe gerilmişti; kalbi hem Miraç’a hem de Altay’a karşı karışıktı. Altay hafifçe yanına dokundu:“Bak, Miraç öfkeyle uzaklaştı. Endişelenme, kahkaha ve şaka her zaman kazanır.”Deniz küçük bir gülümsemeyle: “Altay, seninle olmak… gerçekten rahatlatıyor.”Altay göz kırptı: “İşte bunun için buradayım, Deniz. Kahkahaların benim için… hayat ışığı.”
Dersler boyunca Altay sürekli şakalar yapıyor, Deniz’i güldürüyordu. Deniz’in yüzündeki hafif gülümseme, Altay’ın enerjisiyle birleşince, Miraç uzaktan bakıyor, sinirle dişlerini sıkıyordu ama yaklaşamıyordu.
Öğle arasında Altay hafifçe omuz silkti:“Deniz, sahil mi? Dalgalar, güneş ve bol kahkaha… bence mükemmel bir plan.”Deniz başını salladı, hafif bir heyecanla: “Tamam, gidelim.”
Sahilde rüzgâr hafifçe esiyordu, dalgaların sesi kulaklarında yankılanıyordu. Altay hemen yanına oturdu ve hafif alaycı bir tonla:“Biliyor musun, Deniz? Sen sahilde olmak… gerçekten enerji veriyor. Ama dikkat et, ben hâlâ kahkaha bombardımanımı hazırladım!”Deniz gözlerini devirdi ama gülüyordu: “Sen cidden manyaksın Altay!”Altay kahkahayı bastı: “Ve sen bunu seviyorsun, biliyorum.”
Gün boyunca sahilde sohbet ettiler, şakalaştılar ve küçük flörtler yaptılar. Altay ara sıra Deniz’in saçlarını dalgalarla karışan rüzgâra savuruyor, Deniz ise hafifçe kaçıyordu ama kahkahayla cevap veriyordu.
Akşam üzeri, Altay Deniz’i evine bırakırken:“Bugün kahkaha, güneş ve sohbet… harikaydı. Ama dikkat et, bu kahkaha bağımlılık yapar,” dedi hafif alaycı bir tonla.Deniz gülerek: “Olsun, belki bağımlı olurum, ama seninle olmaktan keyif alıyorum.”
Evine vardığında, Deniz yorgun ama huzurluydu. Pijamalarını giydi, saçını topladı ve yatağına uzandı. İçinde hem Miraç’ın karmaşası hem Altay’ın enerjisi vardı; günün tüm karmaşasına rağmen kalbi hafifledi.Yavaşça gözlerini kapadı ve huzurla uykuya daldı, sahil gününün enerjisi ve kahkahalarıyla dolu rüyaların içine gömüldü
