12. bölüm · İnatçı~İsFad

12

Aysun Vibesel✨️

Merhabaaaaa. İyi akşamlaarrr. Birazdan dizi başlicakk. Çok heyecanliyim yaa🥹 hadi keyifli okumalarrr🩷

𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡

İso’nun "Evet," deyişi odanın içinde yankılandı. Bu "evet", sadece bir cevap değil; bir kabulleniş, bir meydan okuma ve belki de bir intihar mektubuydu. Fadime, sırtını dayadığı duvardan güç alarak ona baktı. Islak saçlarından süzülen bir damla su, omzundan aşağı, şortunun bittiği yere kadar yol alırken İso’nun bakışlarının sertleştiğini gördü.

"Gitmelisin İso," dedi Fadime, sesi fısıltıdan farksızdı. "Eyüphan az önce buradaydı. Abim her an dönebilir. Eğer seni burada bulurlarsa, bu sefer sadece silah çekmekle kalmazlar. Kan dökülür."
İso ayağa kalktı. Aralarındaki mesafe kapandıkça odadaki hava daha da ağırlaştı.

"Eyüphan sana o gözle baktığı sürece ben hiçbir yere huzurla gidemem Fadime," dedi. Sesi, bastırılmış bir öfke ve sahiplenme duygusuyla titriyordu. "O herife kapıyı bu halde açtığın için dışarıda kendimi yedim bitirdim. Senin abinle olan derdim başka, bu namussuzlarla olan derdim başka."

Fadime, İso’nun bu korumacı tavrına kızmak istiyordu ama kalbinin atış hızı buna izin vermiyordu. "Sen bana hesap soramazsın," diyebildi sadece. Ama İso durmadı, bir adım daha attı. Aralarında sadece nefes alacak kadar bir mesafe kalmıştı. İso, elini yavaşça kaldırıp Fadime’nin yüzüne düşen nemli bir saç telini kulağının arkasına itti.

Parmak uçları, kızın sıcak tenine değdiğinde ikisi de irkildi."Sorarım," dedi İso boğuk bir sesle. "Çünkü sen benim uykularımı kaçırıyorsan, ben de senin kapındaki nöbetçin olurum. İster düşman de, ister bela... Ama bana yabancıymışız gibi davranma."
Fadime, gözlerini kapatıp bu anın geçmesini bekledi.

Ama geçmiyordu. Aksine, İso’nun varlığı tüm odayı, tüm hayatını kaplıyordu. "Bizim sonumuz yok İso. Abimin kulağına gitse, önce beni sonra seni...""Biliyorum," dedi İso, Fadime’nin çenesini hafifçe kaldırarak onu kendine bakmaya zorladı. "Ama bazen sonunu bile bile yürürsün o yolda. Çünkü geri dönmek, hiç yürümemiş olmaktan daha çok acıtır."

Tam o sırada dış kapının anahtar sesi duyuldu. İkisi de buz kesti. Adil dönmüştü. Üstelik bu sefer yalnız değildi; dışarıdan gelen seslerden yanında birilerinin olduğu anlaşılıyordu."Fadime! Hazırlan, misafirler geliyor!" Adil’in sesi koridorda çınladı.

Fadime’nin gözleri dehşetle açıldı. İso’yu saklayacak bir yer aradı ama oda artık güvenli değildi. "Pencere," diye fısıldadı Fadime, İso’yu pencereye doğru iterek. "Çabuk, arkadaki bahçeye atla. Oradan çalılıklara karışabilirsin."İso tam pencereye çıkacakken durdu ve Fadime’nin elini sıktı. "Bu akşam," dedi, "Gece yarısı eski değirmene gel. Gelmezsen, ben yine buraya gelirim. Bu sefer dolaba da girmem."

Fadime cevap vermeye fırsat bulamadan İso çevik bir hareketle pencereden aşağı sarktı ve karanlığın içinde kayboldu. Fadime hemen pencereyi kapattı, perdeleri çekti. Kalbi hala göğüs kafesini zorluyordu. Aynaya baktı; yanakları al al, gözleri parlaktı.

Üzerine alelacele uzun bir elbise geçirdi, saçlarını gelişi güzel topladı ve aşağı indi. Sofrada Adil’in yanında bölgenin ileri gelenlerinden biri oturuyordu. Ama Fadime’nin kanını donduran şey, Eyüphan’ın da masada olmasıydı. Eyüphan, sanki az önce kapıdaki o gergin anlar hiç yaşanmamış gibi pis bir sırıtışla Fadime’ye bakıyordu.

Adil, Fadime’ye ıhlamur doldurmasını işaret etti. "Hayırdır Fadime, yüzün kireç gibi. Ne o, duşta çok mu kaldın?" dedi Adil, gözlerini kısarak."Yok abi, yorgunluk sadece," dedi Fadime, elleri titreyerek ıhlamurları servis ederken.

Eyüphan araya girdi: "Yorulur tabii Adil abi. Kapı çalıyor, gelen giden bitmiyor. Evin önü de pek hareketliydi bugün."Bu bir tehditti. Fadime, Eyüphan’ın bir şeyler gördüğünü ya da sezdiğini anladı. İso’nun pencereden atladığını görmüş olabilir miydi? Ya da dışarıda beklerken onu mu fark etmişti?

Adil, Eyüphan’ın ne demek istediğini anlamaya çalışır gibi bir ona bir de kardeşine baktı. Masadaki hava bir anda elektrikli bir sessizliğe büründü. Fadime biliyordu; bu sadece fırtınadan önceki sessizlikti. Gece yarısı o değirmene gitmek, ateşe yürümekti. Ama gitmezse, İso’nun bu eve tekrar geleceğini ve her şeyi ateşe vereceğini de çok iyi biliyordu.