3. bölüm · İkimizden biri

3. Bölüm kuklanın ipi

Yeşim Çiçek

Bu hayata herkesin bir kuklası olur kimi oynadığı kuklaya bakar kimi oynatığı kadarına yanar

Belki de benim için asıl çıkmaz tam o anda başlamıştı.
Seçim sırası bendeydi. Kurban bendim. Ve o seçime boyun eğmek zorunda kalan kişi de yine ben olacaktım.
Karşımda duran manzara midemi bulandırdı.
Yazgı...
Serhat'ın hemen yanında duruyordu. Küçük elleriyle onun omuzlarına masaj yapıyordu. Serhat ise bunu özellikle görmem için beni çağırmıştı. Hiçbir şey yapmasına gerek yoktu; orada durması bile içimde fırtınalar koparmaya yetmişti.
Olduğum yere çivilendim. Nefes almayı bile unutmuştum.
Sadece baktım.
"Yazgı!"
Hayatım boyunca sesim hiç bu kadar öfkeli çıkmamıştı.
Yazgı irkilerek ayağa kalktı ve telaşla bana doğru yürüdü.
"Abla... Açıklayabilirim."
Onu dinlemedim.
Elim istemsizce havaya kalktı ve yüzüne sert bir tokat indi.
Yazgı yanağını tutarak bana baktı.
Gözünden süzülen tek bir damla yaş, tokadın sesinden çok daha ağır geldi.
İşte o an...
Aramızdaki bütün bağların koptuğunu sandım.
Ama o, bunu neden yaptığımı hiçbir zaman anlayamayacaktı.
"Senden nefret ediyorum, tamam mı?" diye bağırdı. "Herkes gibi olamadın. Bir kez olsun beni dinleseydin... Belki şu ablalık rolünü becerebilirdin!"
Sözlerini bitirir bitirmez koşarak dışarı çıktı.
Arkasından seslenemedim.
Çünkü haklıydı.
Yerden göğe kadar haklıydı.
Ama içimdeki korku ve onu koruma isteği, mantığımın önüne geçmişti.
Derin bir nefes alıp Serhat'a döndüm.
Yüzündeki memnun ifade midemi daha da bulandırdı.
"Memnun musun yaptığından?"
Omuz silkti.
"Ben hiçbir şey yapmadım. Ne yaptıysan sen yaptın."
Tam çıkacakken arkamdan seslendi.
"Bekle."
İstemeyerek döndüm.
"Beni bunun için çağırmadım. Burası bizim kilerimiz. Annen Yazgı'yı sadece bulgur almaya göndermişti."
Sözünü sertçe kestim.
"Konu tam da bu! Kardeşimi kendi iğrenç oyununa alet ettin."
Bir süre sustu.
Sonra sesi beklemediğim kadar kırgın çıktı.
"Aslı... Seni üç yıldır seviyorum."
Kaşlarım çatıldı.
"Aşığım sana. Bana her 'abi' dediğinde içim parçalanıyor. Seni üzmemek için iki yıldır Türkiye'ye bile gelmiyorum. Ama olmuyor... Seni her gördüğümde kendimi kaybediyorum."
Ona şaşkınlıkla baktım.
"Saçmalama. Sana abi diyorum çünkü benden büyüksün. Ama mesele yaş da değil. Ben sana karşı hiçbir şey hissetmiyorum. Hiçbir zaman da hissetmeyeceğim."
Bir anda öfkeyle üzerime yürüdü.
"Altı yaş büyük olmam hiçbir şeyi değiştirmez! Sen benimsin. Kimse buna engel olamaz. İki gün sonra seni istemeye geleceğim. Bakalım o zaman ne yapacaksın, Aslı."
Arkasını dönüp gitti.
Ben ise olduğum yerde kalakaldım.
***
Eve geldiğimde kendimi yatağa bıraktım.
Lena defalarca aramıştı ama gitmeye
Hâlim olmadığını söyleyerek telefonu kapatmıştım.
Yazgıyla konuşmaya çalıştım ama beni dinlemeden okula gitmişti.
Ona kocaman bir özür borçluydum.
Annem işteydi ve eve dönmesine yaklaşık bir saat vardı.
Telefonumdan bir müzik açmış
Gözyaşlarım yastığa sessizce akıyordu.
Kendimden nefret ediyordum.
Suçluluk duygusu göğsüme oturmuş nefes almama bile izin vermiyordu.
Tam o sırada telefonum çaldı.
Ekranda Serhat adını görünce defalarca reddettim ama vazgeçmeden arıyordu.
Sinirle telefonu açarak
" Ne var" dedim
Serhatan nefes nefese bir ses gelince
" Aslı... Kapıyı aç! Peşimdeler!"
Burunmdan soluyarak cevap verdim.
" Bu numarayı daha önce de yaptın."
" Yemin ederim. Camdan aşağı bak!"
Perdeyi araladığım anda kanım çekildi.
Evin önünde peş peşe dizilmiş araçlar vardı.
Koşarak kapıyı açtım.
Serhat içeri geçer geçmez kapıyı kapatı sonra da odalardan birine saklandı.
Parmağını dudaklarına götürüp susmamı işaret etti.

Tam ne olduğunu soracaktım ki kapı çaldı.
Titreyen elerimle kapıyı açtım.
Karşımda siyah takım elbiseli, uzun boylu bir adam duruyordu.
Kafamı biraz sağa götürünce arkasında ise silahlı korumalar vardı.
Dikkatimi karşımdaki adama vererek ona baktım.

Siyah saçları, Keskin yüz hatları ve kömürü andıran koyu gözleri insana
İstemsizce geri adım attırıyordu.
Tok sesi kapının önünü doldurdu.
" Buraya bir adam girdi, gördün mü?"
Korkumu gizlenmeye çalışarak
" Hayır... Görmedim"
" Emin misin?"
" Evet... Eminim"
Adam gözlerini gözlerime dikti.
Yalan söylediğimi anlamıştı.
Yavaşca ceketini aralayınca belindeki silahın metali parladı.
" Hâlâ emin misin?"
Boğazım düğümlendi.
" Evet... Sanırım"
Başını hafifçe çevirerek arkadaki adamlarına seslendi
" Evi arayın."
Korumalar harekete geçince istemsizce bağırdım.
" Dur!"
Adam yeniden gözlerini dikerek bana döndü.
" Pazarlık mı? yapmak istiyorsun."
Derin bir nefes aldım.
" Bunun karşılığında bana ne vereceksin."
Adam bu anı bekliyormuş gibi
Dudağının kenarı hafifçe kıvrıldı.
" Bana istediğimi verirsen, sana istediğini veririm."
Adama bakarak
" Garantisi var mı?"
" Karşında bir mafya lideri olduğunu unutma?"
Belindeki silaha dokundu.
" Garantisi de burda."
İçimde fırtınalar kopuyordu.
Bir tarafta serhat'ın tehditleri...
Diğer tarafta, adını bile bilmediğim, ölüm kadar soğuk bakışlı bir adam...
Hangisini seçersem seçeyim,
Kaybeden ben olacaktım....