16. bölüm · İkimizden biri
16. Bölüm Gerçek duygular
Azel ile içeri geçerek Alazın çalışma odasına girdik.
İçerde zeya vardı.
Timsah gözyaşlarını dökmüş Konuşuyordu.
" Bunları hak etmiyorum Alaz"
Azel abisine seslendi.
" Abi..."
Alaz her zamanki baş köşesinde oturarak siyah harelerini bize çevirdi.
Elinde bir dal sigara vardı.
Yüzündeki ciddiyeti koruyarak ikimizi baştan aşağı süzdü.
" Sizi dinliyorum."
Azel elimi sıkarak sessizce konuştu.
" Sana diyor."
Kulağına yaklaştım.
" Siz dedi"
" Saçmalama sana diyor, cevap ver."
Alaz ayağa kalkarak ikimizin karşında durdu.
" Evet"
Zeya da yanımıza geldi.
Elini göğsünde birleştirdi.
" Aslı hanım da beni dövecekmiş,
Azel böyle varoşluklar yapmazdı."
Azel gülümsedi.
" Zorlayana yapıyoruz Rus karısı"
Alaz Zeyanın görmeyeceği şekilde hafifçe tebessüm etti.
" Bir daha böyle bir şey istemiyorum"
Sözleri sert değildi.
Zeyanın yüzünde kazanç gülümsemesi oluşunca
Alaz devam etti.
" Zaten zeya yakında Rusya'ya gidecek."
Zeyaya döndü.
" Değil mi zeya?"
Zeyanın yüzündeki ifadeyi görünce bu sefer ben gülümsedim.
Yüzü kızardı, yutkunarak Alaza baktı.
" E... Evet"
Sonra da hızla çıktı.
Oh olsun.
" Azel sen odana, aslı sen kal burda."
Azel başını sallayarak dışarı çıktı.
İkimiz tek kalmıştık ve beni fazlasıyla geren bakışları vardı.
Karşımda durarak bana baktı.
Yıllardır özlemini çeken birine bakar gibiydi bakışları ama bu uzun sürmemişti.
" Aslı"
Adımı içten söylemişti.
Bu adama neler oluyordu.
" Efendim"
" Bana o gece ne söylediğini hatırlıyor musun?"
" Hangi gece"
" Nişan gecesi"
Onu aradığım geceden bahsediyordu.
" Ne dedim"
“‘Beni buradan çıkar.’”
Gözlerimi kaçırdım.
O anın görüntüleri zihnimde parçalar hâlinde belirmeye başlamıştı.
Mahalledeki… İnsanların bakışları… Üzerime gelen baskı…
Ve sonra Alaz.
“Ben gerçekten bunu mu söyledim?”
“Evet.”
“Peki sen neden geldin?”
Alaz kısa bir süre sustu.
“Çünkü sesin, yardım istemek için arayan birinin sesiydi.”
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Beni kurtarmak için mi geldin?”
“Yanlış anlama.”
Sesi yine soğumuştu.
“Kimseyi kurtarmaya çalışmadım. Sadece seni o adamla evlendirmeyecek kadar vicdanım vardı.”
İçimden bir şey söylemek geldi ama sustum.
Çünkü ilk kez, ondan hoşlanmasam da o gece neden geldiğini gerçekten merak etmiştim.
" Bana bunu neden sordun?"
" Yarına hazır ol! Çünkü sen artık Alaz Tunan'ın hayatındasın, ve bunun bedeli de geri dönüşü de ağır olacak."
Sesindeki tehdit beni daha da germişti.
" Anladım"
Dedim ama hiçbir şey anlamamıştım.
Hızla odasından çıkarak kendi odama girdim.
Üstümdeki elbiseyi çıkararak mor bir pijama giydim sonra da odadaki balkonun koltuklarına atım kendimi.
Elimde telefon annemi aramaya cesaret edemedim.
Yazgıyı aradım.
Telefon bir süre çaldıktan sonra nihayet günler sonra yazgının sesini duymuştum.
" Abla... Nasılsın?"
Yüzümde buruk bir gülümseme oluştu.
" İyiyim ablacım sen nasılsın?"
Aslında ikimiz de iyi değildik.
" Bende iyiyim, eve dönmeni çok istiyorum."
" Dönemem artık, annem beni istemiyor."
Gözümden yaşlar akmaya başlamıştı bile,
Hava serindi ama benim için yanıyordu.
" Abla... Annem seni evde istiyor. Ama teyzemin bir şey söylemesinden korkar gibi, emin değilim ama teyzem onu korkutuyor."
Kaşlarımı çattım
" O ne demek, nasıl korkuyor"
" Bilmiyorum ama korkuyor işte."
" Ne olduğunu öğrenmeye çalış olur mu?"
" Tamam abla"
Annemin nesi vardı.
" Bir de Lena arayıp duruyor bir ara onunla konuş."
Lena da vardı.
" Konuşurum. Senin okulun nasıl?"
" İyi, yani bu hafta bittiyor."
O görmese de başımı salladım.
" Yazgı... Kendine dikat et! Olur mu? anneme de öyle"
" Tamam abla sen de"
Telefonu kapattıktan sonra yukarı baktım.
Umarım her şey bir an önce düzelirdi.
Kendimi yorgun hissediyordum.
Yarın da davet vardı.
Odaya girerek kendimi yatağa bıraktım.
