21. bölüm · İkimiz Kaldık
;
BÖLÜM 22—
İÇERİDE KALANLAR
Ertesi sabah Mia uyandığında ilk düşündüğü şey Noah değildi.Bu, son günlerde fark ettiği küçük değişimlerden biriydi.Eskiden hayatına giren herhangi bir insan, kısa sürede zihninde fazla yer kaplayabilirdi.Bir mesaj.Bir bakış.Bir tartışma.Birinin ona kızması.Birinin ondan uzaklaşması.Hepsi saatlerce, bazen günlerce kafasının içinde dönüp dururdu.Şimdi ise bazı şeyleri olduğu yerde bırakmayı öğreniyordu.Noah da onlardan biriydi.Henüz.Mia yatağından kalktı.Kedisi peşinden geldi.Sabahın sessizliği evin içinde yavaşça yayıldı.Mia banyoya girdi.Aynadaki yüzüne baktı.Gözlerinin altında hafif morluklar vardı.Bir süre kendisine baktı.Sonra:“Bugün ne hissediyorsun?”diye sordu.Cevap gelmedi.Eskiden bu sessizlik onu korkuturdu.Şimdi omuzlarını silkti.“Tamam.”Suyun sesini açtı.Öğleden sonra dışarı çıktı.Hava soğuktu.Ellerini cebine sokarak yürüdü.Bir süre sonra küçük bir kahve dükkânının önünde durdu.İçeri girmeyi düşünürken kapının yanında Noah’ı gördü.Noah da onu fark etti.“Sen de mi?”Mia:“Ben de.”dedi.Noah kapıyı açtı.“Girecek misin?”Mia birkaç saniye düşündü.“Olabilir.”İçeri girdiler.Dükkân kalabalık değildi.Pencere kenarında iki boş sandalye vardı.Noah onlardan birine oturdu.Mia diğerine.Aralarında küçük bir masa vardı.Garip bir sessizlik oluştu.Ama bu kez ikisi de kalkmadı.Garson geldi.Mia kahve söyledi.Noah da aynısını söyledi.Garson gittikten sonra Noah:“Sen hep kahve mi içiyorsun?”“Çoğunlukla.”“Başka bir şey içmiyor musun?”“Su.”Noah güldü.“Çok renkli.”Mia hafifçe gülümsedi.“Sen?”“Ben çay.”“Niye kahve söyledin?”“Sen söyledin.”Mia ona baktı.“Benden etkilenmişsin.”Noah birkaç saniye sustu.Sonra:“Bunu söylemek için çok erken.”Mia ilk kez daha belirgin güldü.“Şaka yaptım.”“Ben de.”İkisi de sustu.Ama bu sessizlik önceki sessizliklerden farklıydı.Artık birbirlerinin yanında ne yapacaklarını düşünmek zorunda değillerdi.Bir süre sonra Noah pencerenin dışına baktı.“Geçen gün sana bir şey söyledim.”“Hangisi?”“Öfkeyle ilgili.”Mia başını salladı.“Evet.”“Tam anlatmadım.”Mia kahvesine baktı.“Anlatmak zorunda değilsin.”“Biliyorum.”Noah ellerini masanın üzerinde birleştirdi.“Bazen bir şey söylendiğinde…”Durdu.“Çok normal bir şey olabilir. Başka biri için hiçbir şey ifade etmeyebilir.”Mia onu dinliyordu.“Ama bende…”Noah cümlesini tamamlamadı.“Bir anda yükseliyor.”“Öfke?”“Öfke.”Mia başını salladı.“Sonra?”“Sonra sesim yükseliyor. Bazen karşımdakini kırıyorum.”“Sonra pişman oluyorsun.”“Evet.”Noah kahvesinden bir yudum aldı.“En kötüsü de şu.”Mia bekledi.“Öfkeliyken söylediklerimin bazılarını gerçekten kastetmiyorum.”Mia’nın bakışları değişti.“Bence bu daha kötü.”Noah ona baktı.“Neden?”“Çünkü insan sonradan neyi geri alacağını bilmiyor.”Noah sessiz kaldı.Mia da.Birkaç saniye sonra Noah:“Sen de böyle misin?”Mia gözlerini kaçırdı.“Bazen.”“Öfkelenince?”“Bazen öfkelenince.”“Ne yapıyorsun?”Mia parmaklarını fincanın etrafında gezdirdi.“İnsanları itiyorum.”Noah’ın yüzü ciddileşti.“Sonra?”“Sonra neden yalnız kaldığımı düşünüyorum.”Noah hiçbir şey söylemedi.Mia devam etti.“Bazen birinin gitmesini istemiyorum.”“Bazen?”“Bazen de bana yaklaşan herkesten nefret ediyorum.”Noah kaşlarını hafifçe çattı.“Bu yorucu olmalı.”Mia başını kaldırdı.“Çok.”Bu kez Noah onu teselli etmeye çalışmadı.“Geçer,” demedi.“Sen güçlüsün,” demedi.Sadece:“Anladım.”dedi.Mia’nın hoşuna giden şey buydu.Kahvelerini bitirdiklerinde dışarı çıktılar.Hava daha da soğumuştu.Mia ellerini cebine soktu.Noah:“Yürüyecek misin?”“Evet.”“Ben de.”Yan yana yürümeye başladılar.Bu kez konuşmadan.Bir süre sonra Noah:“Terapiye devam ediyor musun?”Mia ona baktı.“Evet.”“İyi.”Mia kaşlarını hafifçe kaldırdı.“Bu kadar mı?”“Ne dememi istiyorsun?”“Bilmiyorum.”Noah omuz silkti.“Ben terapiye gitmiyorum.”Mia şaşırdı.“Gitmiyor musun?”“Hayır.”“Gitmelisin.”Noah ona baktı.“Sen de bana emir vermeye başladın.”Mia hafifçe gülümsedi.“Emir değil.”“Ne?”“Tavsiye.”Noah başını salladı.“Belki.”Mia:“Belki değil.”Noah güldü.“Tamam. Düşüneceğim.”Bir süre sonra Mia:“Öfkeni tek başına çözmek zorunda değilsin.”dedi.Noah’ın yüzündeki ifade değişti.Mia hemen ekledi:“Ben de her şeyi tek başıma çözemedim.”Noah başını salladı.“Bunu anlamak zor.”“Evet.”“Yardım istemek.”Mia ona baktı.“Zayıflık gibi geliyor.”Noah:“Bazen.”Mia başını salladı.“Ama değil.”Noah cevap vermedi.Sadece yürümeye devam etti.Sokağın köşesine geldiklerinde Mia durdu.“Ben buradan.”Noah başını salladı.“Tamam.”Mia birkaç adım attı.Sonra geri döndü.“Noah.”“Efendim?”“Bir şey olursa…”Noah bekledi.Mia cümlesini tamamlamakta zorlandı.“Yani…”Kısa bir sessizlik.“Çok sinirlendiğinde… git.”Noah ona baktı.“Ne?”“Oradan git.”Noah’ın yüzünde hafif bir şaşkınlık oluştu.Mia devam etti.“Bir şey kırmadan önce. Birini incitmeden önce. Git.”Noah birkaç saniye sustu.Sonra başını salladı.“Tamam.”“Gerçekten.”“Tamam.”Mia başını salladı.“İyi.”Dönüp yürüdü.Bu kez arkasına baktığında Noah hâlâ aynı yerde duruyordu.Ama onu izlemiyordu.Kendi düşüncelerine dalmıştı.O gece Noah eve geldiğinde telefonunu masaya bıraktı.Mutfakta ışığı açmadı.Karanlıkta oturdu.Mia’nın söylediği cümle aklında dönüp duruyordu.Bir şey kırmadan önce git.Bunu daha önce de yapması gerektiğini biliyordu.Ama bilmek başka şeydi.Uygulamak başka.Telefonu yeniden eline aldı.Bir numarayı açtı.Bir süre ekrana baktı.Sonra kapattı.Henüz aramadı.Ama ilk kez, yardım istemeyi gerçekten düşündü.Mia ise evde kedisinin yanında oturuyordu.Defterini açtı.Bugün çizmek istediği şey bir insan değildi.Bir sandalye çizdi.Sandalye boştu.Ama karşısında ikinci bir sandalye vardı.İkisi arasında küçük bir masa.Mia uzun süre çizime baktı.Sonra altına yazdı:Yanında olmak, onun yerine yaşamak değildir.Bir süre düşündü.Noah’ı düşündü.Onun öfkesini.Kendisinin korkularını.İkisinin de bazı şeyleri anlatmakta zorlanmasını.Sonra ikinci bir cümle yazdı:Belki de bazı insanlar birbirini iyileştirmez. Sadece iyileşmeye çalışırken birbirlerinin yanında yürür.Mia kalemi bıraktı.Bu düşünce ona daha doğru geldi.Çünkü Noah’ın onu kurtarmasına ihtiyacı yoktu.Onun da Noah’ı kurtarmasına.İkisinin de önce kendilerine dönmesi gerekiyordu.Ama belki…Bazen bir insanın yanında yürüdüğünü bilmek, yolu biraz daha katlanılır hale getirirdi.Mia defteri kapattı.Kedisini yanına aldı.“Bugün biraz konuştuk.”Kedi gözlerini kapattı.Mia hafifçe gülümsedi.“Gerçekten konuştuk.”Sonra ışığı kapattı.O gece Mia ilk kez Noah’ın hayatında küçük bir yerinin oluştuğunu kabul etti.Ama o yer henüz bir isim taşımıyordu.Ne dostluktu.Ne aşk.Ne de başka bir şey.Sadece…Tanımanın başlangıcıydı.
