19. bölüm · İkimiz Kaldık

;

Zambak ;

BÖLÜM 19—KALABİLMEK
Sabah olduğunda Mia, dün yaşadıklarını düşünerek uyanmadı.En azından ilk birkaç saniye.Gözlerini açtı. Tavana baktı. Perdenin arasından içeri giren ışık, odanın duvarında soluk bir çizgi bırakmıştı.Kedi yatağın kenarında oturuyordu.Mia ona baktı.“Günaydın.”Kedi cevap vermedi.Mia hafifçe gülümsedi.“Bunu zaten biliyordum.”Elini uzatıp başını okşadı.Sonra yataktan kalktı.Gün, diğer günlerden çok farklı değildi.Kettle’ın sesi.Banyoda suyun sesi.Aynadaki yüz.Kahve.Sigara.Balkon.Ama son zamanlarda Mia bir şeyin değiştiğini fark etmeye başlamıştı.Eskiden uyandığında aklına ilk gelen şey, o gün ne yapacağı değildi.O gün neyi bastıracağıydı.Kimden kaçacağıydı.Kime cevap vermemesi gerektiğiydi.Neyi düşünmemesi gerektiğiydi.Şimdi ise bazen hiçbir şey gelmiyordu.Ve garip olan buydu.Boşluk eskiden korkutucuydu.Şimdi ise sadece boşluktu.Mia balkon sandalyesine oturdu.Sokağı izledi.Bir kadın çocuğunun montunu düzeltiyordu.Bir adam telefonla konuşarak karşı kaldırımdan yürüyordu.Bir otobüs durağa yanaştı.İnsanlar indi.İnsanlar bindi.Kimse kimsenin hayatını bilmiyordu.Mia kahvesinden bir yudum aldı.Eskiden bütün bunlara bakarken kendisini onların dışında hissederdi.Sanki herkes bir yere aitmiş de kendisi yanlışlıkla aralarına düşmüş gibiydi.Şimdi de tamamen ait hissetmiyordu.Ama artık bunu düzeltmek için kendisini başka birinin hayatına yerleştirmesi gerektiğini düşünmüyordu.Bu küçük bir farktı.Belki kimsenin göremeyeceği kadar küçük.Ama Mia için değildi.Telefonunu eline aldı.Bildirim yoktu.Bir süre ekrana baktı.Sonra kapattı.Telefonun sessizliği eskiden terk edilmişlik gibi gelirdi.Şimdi sadece sessizlikti.Mia bunu düşününce kaşlarını hafifçe çattı.İnsan bazı şeylere gerçekten alışabilir miydi?Belki.Belki de alışmak, unutmak değildi.Bir şeyin hayatındaki yerini değiştirmekti.Öğleden sonra terapiye gitti.Bu kez bekleme odasında otururken ellerini birbirine kenetlemedi.Duvara asılı tabloya baktı.Sonra yere.Sonra saate.Kapı açıldığında ayağa kalktı.İçeri girdi.Oturdu.Bir süre konuşmadı.Terapist de acele etmedi.Sonunda Mia sessizce konuştu.“Geçen gün bir şey fark ettim.”“Neyi?”“Bir şey olduğunda hemen kaçmak istiyorum.”Terapist bekledi.Mia devam etti.“Bazen gerçekten kaçıyorum. Bazen insanlardan. Bazen evden. Bazen kendi kafamdan.”Kısa bir sessizlik oldu.“Peki bu kez?”Mia düşündü.“Bu kez kalmayı denedim.”Bunu söylerken sesi çok hafifti.Sanki büyük bir şey söylemiyordu.Ama kendisi ne kadar büyük olduğunu biliyordu.“Ne oldu?”“Hiçbir şey.”Terapist hafifçe başını salladı.“Hiçbir şey olmadı mı?”Mia düşündü.“Oldu.”“Ne oldu?”“Duygu geldi.”“Sonra?”“Geçmesini bekledim.”Bu kez sessizlik daha uzun sürdü.Mia ellerine baktı.“Eskiden kötü hissettiğimde bunun hemen bitmesi gerektiğini düşünürdüm.”“Şimdi?”“Şimdi…”Durdu.“Bazen kötü hissedebilirim.”Bu cümle ona tuhaf geldi.Çünkü basitti.Hatta fazla basit.Ama Mia’nın hayatında basit olan hiçbir şey uzun süre basit kalmamıştı.Kötü hissetmek, bir zamanlar hemen başka bir şeye dönüşürdü.Öfkeye.Korkuya.Kaçmaya.Uyuşturmaya.Birine tutunmaya.Birini itmeye.Kendisinden nefret etmeye.Şimdi ise ilk kez arada küçük bir boşluk vardı.Duygu ile davranış arasında.O boşluk çok büyük değildi.Ama vardı.Mia bunu fark etmişti.“Belki de asıl öğrenmem gereken şey bu,” dedi.“Neyi?”“Hissettiğim her şeyi hemen bir şey yaparak düzeltmek zorunda olmadığımı.”Terapist başını salladı.Mia gözlerini kaçırdı.Bu cümleyi daha önce birinin söylemiş olması mümkündü.Ama bazı şeyleri duymakla anlamak aynı şey değildi.Akşamüstü eve dönerken hava serinlemişti.Mia normalden daha yavaş yürüdü.Bir dükkânın önünde durdu.Vitrinde birkaç defter vardı.İçeri girdi.Uzun süre hiçbir şey seçemedi.Sonunda küçük, siyah kapaklı bir defter aldı.Kasada parasını ödedi.Eve geldiğinde kedisi kapının yanında bekliyordu.“Beni özledin mi?”Kedi miyavladı.Mia eğilip onu kucağına aldı.“Ben de.”Sonra mutfağa geçti.Kahve yaptı.Yeni defteri masaya koydu.İlk sayfayı açtı.Kalemi eline aldı.Uzun süre hiçbir şey yazmadı.Sonra tek bir cümle yazdı.Bugün kaçmadım.Bir süre baktı.Altına ikinci bir cümle ekledi.Kötü hissettim ve yine de kaldım.Kalemi bıraktı.Bu kez çizim yapmak istemedi.Bu da garipti.Ama zorlamadı.Defteri kapattı.Kedisi masanın yanına gelip ayağına sürtündü.Mia yere oturdu.Onu kucağına aldı.Başını kedinin başına yasladı.“Bugün hiçbir şeyi düzeltmedim.”Kedi gözlerini kapattı.“Sanırım bu da bir şey.”Mia gülümsedi.Gece olduğunda balkon kapısını açtı.Hava soğuktu.Dışarı çıkmadı.Kapının eşiğinde durdu.Sokağa baktı.Bir araba geçti.Sonra başka biri.Bir apartmanın üst katında ışık söndü.Başka bir yerde yandı.Hayat devam ediyordu.Mia artık hayatın devam etmesini, kendisinin de hemen iyi olması gerektiği anlamına gelmediğini biliyordu.Bazı geceler kötü olabilirdi.Bazı sabahlar ağır başlayabilirdi.Bazı anılar geri gelebilirdi.Bazı isimler yeniden karşısına çıkabilirdi.Bazı korkular kapısını çalabilirdi.Ama her kapıyı açmak zorunda değildi.Ve her his, bir karar olmak zorunda değildi.Mia içeri girdi.Defterini tekrar açtı.Sayfanın en altına küçük harflerle bir şey daha yazdı.Kalabilmek de bir seçim.Sonra ışığı kapattı.Kedisi yatağın üzerine çıktı.Mia yanına uzandı.Gözlerini kapatmadan önce aklına hiçbir insan gelmedi.Ne Lena.Ne William.Ne Noah.Sadece kendi nefesi vardı.Bir süre onu dinledi.Sonra uykuya bıraktı kendini.Bu kez hiçbir şeyden kaçmadan.