7. bölüm · İkimiz Kaldık
;
BÖLÜM 7—-İlk Kez
Mia ertesi sabah uyandığında ilk düşündüğü şey dün gece değildi.Ne çizdiği.Ne Lena.Ne William.Ne de aynada kendisine söylediği cümle.İlk düşündüğü şey yine aynıydı.Ve bundan nefret etti.Gözlerini kapattı.Yorganı biraz daha üzerine çekti.Belki yeniden uyursa düşünce de kaybolurdu.Kaybolmadı.Dakikalar geçti.Kedisi yatağın kenarına geldi, patisiyle ona dokundu.Mia gözlerini açtı.“Günaydın.”Kedisi yüzüne yaklaştı.Mia onu kucağına aldı.Başını hayvanın yumuşak tüylerine yasladı.“Bugün yapmayacağım.”Kendi sesini duyunca sustu.Cümle çok kolay çıkmıştı ağzından.Sanki “Bugün kahve içmeyeceğim,” der gibi.Oysa ikisi aynı şey değildi.Mia bunu biliyordu.Belki de ilk kez gerçekten biliyordu.Kediyi yere bıraktı.Yataktan kalktı.Banyoya girdi.Aynanın karşısında durdu.Gözlerinin içine baktı.“Bugün yapmayacağım.”Bu kez daha kararlı söyledi.Sonra musluğu açtı.Yüzünü yıkadı.Sanki yüzünü yıkamak, dün gece verdiği kararı da temizleyebilirmiş gibi.Sabah saatleri ağır ilerledi.Mia kahvaltı hazırlamadı.Kahve yaptı ama içmedi.Sigara yaktı.İkinciyi yaktı.Sonra üçüncüyü.Balkona çıktı.Normalde aşağıdaki insanları izlemek onu sakinleştirirdi.Bugün kimseyi görmek istemiyordu.Bir aile karşı kaldırımda yürüyordu.Küçük bir çocuk annesinin elini tutmuştu.Mia bakışlarını başka tarafa çevirdi.Bir adam arabasının kapısını açtı.Bir kadın çantasını omzuna aldı.Hayat devam ediyordu.Mia ise sanki kendi hayatının kapısında durmuş, içeri girmeye cesaret edemiyordu.Telefonu çaldı.Lena.Mia ekrana baktı.Açmadı.Telefon sustu.Bir dakika sonra tekrar çaldı.Yine açmadı.Sonra mesaj geldi.“Neredesin?”Mia cevap vermedi.Bir süre sonra:“İyi misin?”Bu mesajı görünce gözleri doldu.Çünkü Lena’nın gerçekten merak edip etmediğini bilmiyordu.Belki ediyordu.Belki etmiyordu.Mia artık aradaki farkı anlayamıyordu.Telefonu kapattı.Masasına oturdu.Önündeki boş kâğıdı kendisine doğru çekti.Kalemi eline aldı.Çizmeye başladı.Önce bir kapı çizdi.Sonra kapının arkasına karanlık bir oda.Kapının önüne de küçük bir kadın figürü.Kadının eli kapının kolundaydı.Ama kapıyı açmıyordu.Mia çizime baktı.Bir süre sonra kadının yüzünü çizmek istedi.Çizemedi.Kalemi bıraktı.Çünkü yüzünü kendisine benzetmek istemedi.Öğleden sonra zorlaştı.Mia saatlere baktı.Daha önce zamanın nasıl geçtiğini anlamazdı.Şimdi her dakika fazla uzundu.Ayağa kalktı.Mutfağa gitti.Su içti.Pencerenin önünde durdu.Sonra tekrar odasına döndü.Telefonunu aldı.Lena’nın numarasını açtı.Arama tuşunun üzerinde parmağı durdu.Bir an için aramak istedi.Sadece sesini duymak.Sadece birinin “Gel,” demesini.Sonra telefonu bıraktı.Kendine kızdı.“Hayır.”Odaya baktı.“Hayır.”Sanki biri onu duyuyormuş gibi tekrar etti.“Ben bunu yapmayacağım.”Ama bu kez sesi titriyordu.Saat ilerledikçe Mia’nın sabrı azaldı.Sinirlenmeye başladı.Kendine.Duvarlara.Telefonuna.Kedisine bile.Kedi masanın üzerine çıkıp kalemlerinden birini yere düşürdüğünde Mia birden bağırdı.“Yapma!”Kedi irkildi.Mia dondu.Hayvan yavaşça masadan indi.Mia birkaç saniye boyunca olduğu yerde kaldı.Sonra dizlerinin üzerine çöktü.“Korkuttum seni.”Kedi yaklaşmadı.Mia’nın boğazı düğümlendi.“Özür dilerim.”Bir süre öylece oturdu.Sonra başını ellerinin arasına aldı.Ağlamaya başladı.Sessizce.Çünkü yüksek sesle ağlamaya alışık değildi.Kimseye duyurmadan.Kimseyi rahatsız etmeden.Çocukluğundan beri yaptığı gibi.Akşam olduğunda Mia kendisini daha kötü hissediyordu.Bir şeylerin eksikliğini değil, kendisinin eksildiğini hissediyordu.Bedeninin içinde huzursuz bir ağırlık vardı.Yerinde duramıyordu.Bazen ayağa kalkıyor, birkaç adım atıyor, sonra yeniden oturuyordu.Televizyonu açtı.Beş dakika sonra kapattı.Müzik açtı.Bir süre sonra onu da kapattı.Sessizlik daha kötüydü.Sesler de.Hiçbir şey doğru gelmiyordu.Telefonu tekrar eline aldı.Bu kez Lena’yı aradı.Bir kez çaldı.İki kez.Üç.Lena açtı.“Alo?”Mia konuşmadı.“Mia?”“Ben…”Sesi çok kısık çıktı.“Ne oldu?”Mia gözlerini kapattı.“Bugün gelmeyeceğim.”Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.“Tamam.”Mia bu cevabı beklemiyordu.“Tamam mı?”“Evet.”Lena’nın sesi değişti.“İstersen yarın gelirsin.”Mia’nın göğsü sıkıştı.“Ben bırakmak istiyorum.”Bu cümleyi söylemek düşündüğünden daha zordu.Lena bir süre cevap vermedi.Sonra:“Bunu gerçekten istiyor musun?”Mia sustu.“Evet.”“Peki.”Mia gözlerini açtı.Lena’nın bu kadar kolay kabul etmesi onu daha da huzursuz etmişti.“Bana kızmadın mı?”“Niye kızayım?”Mia cevap veremedi.Çünkü hayatı boyunca bazı insanların sevgisini kaybetmemek için kendisinden vazgeçmişti.Şimdi birinin onu bırakmasına şaşırıyordu.“Yarın konuşuruz,” dedi Lena.Telefon kapandı.Mia telefonu elinde tuttu.Bir süre sonra ağlamaya başladı.Ama bu kez neden ağladığını bilmiyordu.Gece yarısına doğru Mia banyoya girdi.Küveti doldurdu.Suya oturdu.Başını duvara yasladı.Gözlerini kapattı.Bütün gün boyunca kendisini tuttuğunu düşündü.Başarmıştı.En azından bugün.Ama bu zafer gibi hissettirmiyordu.Daha çok uzun bir savaştan sonra nefes almaya çalışmak gibiydi.Kollarını dizlerinin etrafında sardı.“Bir gün.”Fısıldadı.“Sadece bir gün.”Sonra düşündü.Ya yarın da böyle olursa?Cevap vermedi.Çünkü yarını düşünmek için bugünden kurtulması gerekiyordu.Küvetten çıktı.Bornozunu giydi.Aynanın karşısına geçti.Bu kez aynaya uzun uzun bakmadı.Sadece:“Bugün yaptım.”dedi.Bir an durdu.“Yapmadım.”Kendi cümlesini düzeltti.Sonra çok küçük bir gülümseme belirdi yüzünde.Belki ilk kez kendisiyle konuşurken doğru kelimeyi seçmişti.Gece yatağına girdiğinde kedisi yanına geldi.Mia onu kollarının arasına aldı.“Bugün sana bağırdığım için özür dilerim.”Kedisi başını onun koluna yasladı.Mia gözlerini kapattı.“Yarın daha iyi olacağım.”Bunu söylerken bile kesin değildi.Ama artık kesin olmak zorunda olmadığını anlamaya başlıyordu.Çünkü belki iyileşmek;bir sabah uyanıp bir daha hiç düşmemek değildi.Belki iyileşmek, düştüğünde kendinden nefret etmeden yeniden ayağa kalkmayı öğrenmekti.Mia henüz bunu bilmiyordu.Sadece ilk günün sonunda hâlâ orada olduğunu biliyordu.Ve bazen insanın elinde kalan tek şey buydu.Hâlâ burada olmak.
