17. bölüm · İkimiz Kaldık
;
BÖLÜM 17 — ESKİ ALIŞKANLIK
Bazı sabahlar Mia uyandığında kendisini iyi hissetmiyordu.Bazı sabahlar ise daha kötüsü oluyordu.Hiçbir şey hissetmiyordu.O sabah da öyleydi.Gözlerini açtı.Tavana baktı.Kedisi yatağın ucunda uyuyordu.Mia birkaç saniye onu izledi.Sonra doğruldu.İçinde bir ağırlık vardı.Ama nereden geldiğini bilmiyordu.Bazen insanın kötü hissetmesi için bir sebebe ihtiyacı olmadığını öğrenmişti.Bazen beden, zihinden önce uyanıyordu.Ve bazı sabahlar zihnin yetişmesi uzun sürüyordu.Mia yataktan kalktı.Banyoya girdi.Aynaya baktı.“Bugün nasılsın?”Kendi kendine sorduğu soru havada kaldı.Cevap vermedi.Musluğu açtı.Kahvaltı yapmadı.Kahve hazırladı.Balkona çıktı.Hava güneşliydi.İnsanlar her zamanki gibi işe gidiyordu.Bir kadın çocuğunu okula götürüyordu.Bir adam elinde kahveyle telefonuna bakıyordu.Bir otobüs durağın önünde durdu.Mia hepsini izledi.Normal bir gün gibi görünüyordu.Ama içinde bir şey huzursuzdu.Sigarasını yaktı.Dumanı dışarı verdi.Sonra aklına eski bir düşünce geldi.Kısa.Sessiz.Neredeyse fark edilmeyecek kadar küçük.“Bir kere.”Mia’nın eli durdu.Gözlerini kapattı.Kelime kaybolmadı.“Bir kere.”Bu cümleyi yıllar önce de böyle başlamıştı.Bir kere.Sonra bir kere daha.Sonra ne zaman başladığını bilemediği bir tekrar.Mia sigarasını söndürdü.İçeri girdi.Kedisi mutfak kapısında ona bakıyordu.Mia eğildi.“Bugün zor.”Kedi cevap vermedi.Mia gülümsedi.“Biliyorum.”Öğlene kadar evin içinde dolaştı.Kitaplığın önünde durdu.Bir kitap aldı.Okumadı.Televizyonu açtı.Dinlemedi.Telefonunu eline aldı.Mesajlara baktı.Lena’nın adı yoktu.Yine de kalbi hızlandı.Telefonu masaya bıraktı.Beş dakika sonra tekrar aldı.Bu kez eski mesajların olduğu bölüme girdi.Parmağı ekranda aşağı doğru kaydı.Eski konuşmalar.Eski fotoğraflar.Eski bir hayat.Lena’nın attığı sıradan bir mesajda durdu.“Bu akşam geliyor musun?”Mia o mesajı uzun süre izledi.Eskiden bu cümle ona başka bir şey hissettirirdi.Bir yere ait olmak.Birilerinin onu beklemesi.Birilerinin onu istemesi.Şimdi aynı cümle başka bir şey taşıyordu.Geri dönme ihtimali.Mia ekranı kapattı.Telefonu ters çevirdi.“Hayır.”Kime söylediğini bilmiyordu.Belki Lena’ya.Belki kendisine.Belki yıllardır içinde taşıdığı o eski hâline.Öğleden sonra terapide konuştu.Mia odaya girdiğinde yüzünde yorgun bir ifade vardı.Oturdu.Bir süre ellerine baktı.“Bugün aklıma geldi.”Terapisti bekledi.“Eski şeyler.”Mia başını kaldırmadı.“Ne yapacağını biliyor musun?”“Bilmiyorum.”“Şu an kullanmayı düşünüyor musun?”Mia sustu.Sonra dürüstçe:“Düşünce geldi.”“Bu, yapacağın anlamına gelmez.”Mia başını kaldırdı.“Biliyorum.”“Düşüncenin gelmesiyle onu takip etmek aynı şey değil.”Mia bunu düşündü.Uzun süre.Sonra:“Bazen ikisini ayırmak çok zor.”“Evet.”Mia terapistine baktı.“Peki ya bir gün ayıramazsam?”Terapisti sakin kaldı.“O gün yardım isteyebilirsin.”Mia’nın gözleri doldu.“Yardım istemek…”Cümlesini tamamlamadı.Sonra ekledi:“Eskiden zayıflık gibi geliyordu.”“Şimdi?”Mia bir süre düşündü.“Bilmiyorum.”Terapisti başını hafifçe eğdi.“Bilmemen de bir cevap.”Mia derin bir nefes aldı.Bu cümleyi hemen anlamadı.Ama not etmeye değer buldu.Terapi çıkışında hava değişmişti.Yağmur başlamıştı.Mia kapının önünde durdu.Şemsiyesi yoktu.Bir süre yağmuru izledi.Sonra yürümeye başladı.İlk birkaç adımda saçları ıslandı.Umursamadı.Yolun karşısındaki dükkânın camına yansıyan görüntüsünü gördü.Durdu.Kendisine baktı.Kısa siyah saçları yüzüne yapışmıştı.Üzerindeki kapüşon ıslanmıştı.Yorgun görünüyordu.Ama hâlâ oradaydı.Mia camdaki yansımasına baktı.“Düşünmek…”fısıldadı.“Yapmak değil.”Sonra yürümeye devam etti.Eve vardığında üzerini değiştirdi.Kedisi yanına geldi.Mia yere oturdu.Kediyi kucağına aldı.Bir süre hiçbir şey söylemeden onu sevdi.Sonra:“Bugün yapmadım.”dedi.Cümle basitti.Ama Mia için değildi.Çünkü bugün yapmak istemişti.Gerçekten istemişti.Ve buna rağmen yapmamıştı.Bunu başarı olarak görmekten çekiniyordu.Çünkü geçmişte bir gün iyi gidip ertesi gün yeniden başladığını biliyordu.Bir gün hiçbir şeyi garanti etmiyordu.Mia kedinin başını okşadı.“Yarın yine isteyebilirim.”Kedi gözlerini kapattı.“Biliyorum.”Akşam olduğunda çalışma masasının başına geçti.Defterini açtı.Kalemi eline aldı.Bugün bir insan çizmedi.Bir ev de çizmedi.Sadece bir çizgi çizdi.Sayfanın bir ucundan diğer ucuna uzanan uzun, ince bir çizgi.Çizginin ortasında küçük bir kırılma vardı.Mia o kırılmaya baktı.Sonra altına yazdı:“Yol düz olmak zorunda değil.”Bir süre düşündü.Altına bir cümle daha ekledi.“Yeter ki geri dönmek zorunda olmayayım.”Kalemi bıraktı.Bu kez sayfayı kapatmadı.Defter açık kaldı.Gece yatağına uzandığında dışarıda yağmur devam ediyordu.Mia tavana baktı.Bugün eski hayatına çok yaklaşmıştı.Ama geri dönmemişti.Belki iyileşmek tam olarak buydu.Hiç istememek değil.İstediğin hâlde başka bir seçim yapabilmek.Henüz bunu her zaman yapabileceğine güvenmiyordu.Belki uzun süre güvenmeyecekti.Ama bugün yapmıştı.Mia gözlerini kapattı.Kedisi yine yatağın ucuna kıvrıldı.Yağmurun sesi odanın içine doldu.Bir süre sonra Mia fısıldadı:“Yarın.”Sonra sustu.Yarının nasıl olacağını bilmiyordu.Ama ilk kez bunu bilmemek onu tamamen korkutmuyordu.Çünkü bugün vardı.Ve bugün hâlâ kendisinin tarafındaydı.
