18. bölüm · İkimiz Kaldık

;

Zambak ;

BÖLÜM 18— ESKİ YERLER
Ertesi sabah yağmur dinmişti.Mia gözlerini açtığında odanın içi hâlâ griydi.Perdeleri açmadı.Bir süre yatağın içinde kaldı.Dün gece söylediği kelime aklına geldi.Yarın.Şimdi yarındı.Ama hiçbir şey değişmemişti.Mia bunun böyle olacağını biliyordu.Bir sabah uyanıp kendisini başka biri gibi hissetmeyecekti.Dün yaşadığı mücadele bugün ortadan kalkmayacaktı.Bazı şeyler insanın hayatından çıkarken bile iz bırakıyordu.Mia yataktan kalktı.Kedisi peşinden geldi.Her zamanki gibi önce banyoya girdi.Aynadaki yüzüne baktı.Sonra musluğu açtı.Bu sabah kendisine soru sormadı.Sadece yüzünü yıkadı.Mutfakta kahvesini hazırlarken telefonuna baktı.Uzun zamandır açmadığı bir bildirim vardı.Tanımadığı bir numara.Mia’nın parmakları ekranın üzerinde durdu.Mesaj tek cümleydi.“Beni hatırladın mı?”Kalbi hızlandı.Mesajı tekrar okudu.Numarayı tanımıyordu.Ama cümleyi tanıyordu.Bir zamanlar Lena’nın arkadaşlarından biri böyle yazardı.Sanki geçmişteki herkesin hayatına geri dönmek için kullandığı aynı cümle vardı.Beni hatırladın mı?Mia telefonu masaya bıraktı.Bir dakika sonra tekrar aldı.Numarayı engelledi.Mesajı silmedi.Bir süre ekrana baktı.Sonra sildi.Telefonu kapattı.Kahvesinden bir yudum aldı.Ellerinin titrediğini fark etti.Buna kızmadı.Sadece ellerine baktı.“Geçti.”Bu kez kelimeyi kendisine söylemek için kullandı.Öğleden sonra dışarı çıkması gerekiyordu.Evde birkaç eksik vardı.Markete gitmek için montunu aldı.Sokağa çıktığında hava açılmıştı.Yağmurdan sonra kaldırımlar ıslaktı.Mia yürürken ayakkabılarının altında çıkan sesi dinledi.Bir süre sonra tanıdık bir caddeye geldi.Yıllar önce sık sık kullandıkları yoldu.Lena’nın evine giden yol.Mia durdu.Eskiden buradan geçerken hızlı yürürdü.Çünkü birileri onu beklerdi.Bekletmek istemezdi.Şimdi ise kimse onu beklemiyordu.Bu düşünce garip bir şekilde hem boş hem hafifti.Mia sokağın karşısına geçti.Bir dükkânın önünde durdu.Camda kendi yansımasını gördü.Bir an çocukluğundaki hâlini düşündü.Bahçede tek başına oturup resim çizen küçük kızı.Sonra Lena’nın yanına oturuşunu.“Artık yalnız değilsin.”O cümle yıllarca içinde kalmıştı.Belki de en büyük yanılgısı buydu.Birinin yalnızlığını fark etmesiyle, o insanın gerçekten yanında olması aynı şey değildi.Mia yürümeye devam etti.Marketin önünde bir grup genç vardı.Gülüyorlardı.İçlerinden biri diğerinin omzuna vurdu.Bir başkası yüksek sesle bir şey söyledi.Mia’nın adımları yavaşladı.Sesler birbirine karıştı.Bir an için geçmiş geri geldi.Müzik.Kalabalık.Lena’nın gülüşü.William’ın sesi.Bir el.“Bir kere.”Mia gözlerini kapattı.Derin bir nefes aldı.Bu kez geçmişin içinden çıkmak için kaçmadı.Olduğu yerde kaldı.Beş saniye.On saniye.Sonra gözlerini açtı.Gençler hâlâ oradaydı.Ama artık onlar sadece marketin önünde duran gençlerdi.Lena değillerdi.William değillerdi.O eski oda değildi.Mia bunu kendisine tekrar etti.“Şimdi buradayım.”Markete girdi.Alışverişini yaparken zihni daha sakindi.Bir süre sonra kasaya geçti.Önündeki kadın çantasını arıyordu.Arkasından biri:“Pardon.”dedi.Mia kenara çekildi.Başını çevirdiğinde Noah’ı gördü.Noah elinde birkaç şey tutuyordu.Mia şaşırdı.Noah da hafifçe güldü.“Yine.”Mia istemsizce gülümsedi.“Yine.”“Bu artık gerçekten garip.”“Belki sen beni takip ediyorsundur.”Noah kaşlarını kaldırdı.“Ben mi?”“Bilmiyorum.”“Suçlamayı kabul etmiyorum.”Mia kısa bir kahkaha attı.Kendisi de şaşırdı.Çok uzun zamandır bir yabancıyla böyle konuşmamıştı.Noah bunu büyütmedi.Kasadaki sıranın ilerlemesini bekledi.“Sen hep bu tarafta mı oluyorsun?”Mia omuzlarını kaldırdı.“Bazen.”“Ben de.”Bir süre sessiz kaldılar.Sonra Noah:“Bugün daha iyi görünüyorsun.”dedi.Mia’nın yüzündeki ifade değişti.Noah hemen ekledi:“Yani… geçen seferlere göre.”Mia başını salladı.“Anladım.”“Yanlış anlama.”“Anlamadım.”Noah güldü.“Tamam.”Mia da hafifçe gülümsedi.Kasaya geldiklerinde yolları ayrıldı.“Görüşürüz Mia.”“Görüşürüz Noah.”Hepsi buydu.Mia marketten çıktı.Ama yürürken fark ettiği bir şey vardı.Gülmüştü.Gerçekten.Çok kısa bir süreliğine.Bunu düşündü.Sonra fazla anlam yüklemedi.Bir insanla konuşmak, ona bağlanmak değildi.Birinin yanında rahat hissetmek, ona ihtiyaç duymak değildi.Belki de Mia’nın öğrenmesi gereken şeylerden biri buydu.Her yakınlık bağımlılık değildi.Her uzaklık terk edilmek değildi.Eve geldiğinde poşetleri mutfağa bıraktı.Kedisi yine kapıda bekliyordu.Mia onu kucağına aldı.“Bugün garip bir gündü.”Kedi kıpırdandı.“Birini yine gördüm.”Kedi yüzünü yaladı.Mia güldü.“Tamam. Sana anlatmayacağım.”Kediyi yere bıraktı.Sonra mutfağı toplamaya başladı.Akşam olduğunda defterini açtı.Bugün çizmek istediği şeyin ne olduğunu biliyordu.Bir sokak çizdi.Sokağın bir tarafına eski bir ev.Diğer tarafına küçük bir ev çizdi.Eski evin pencereleri karanlıktı.Yeni evin penceresinde ise küçük bir ışık vardı.Mia uzun süre çizime baktı.Sonra eski evin kapısına küçük bir çizgi çekti.Kapı kapanmadı.Sadece biraz daha uzaklaştı.Sayfanın altına yazdı:“Geçmiş hâlâ orada olabilir.”Bir süre düşündü.Sonra devam etti.“Ama ben artık orada yaşamıyorum.”Kalemi bıraktı.Bu cümle ona iyi geldi.Çünkü geçmişi yok etmiyordu.Sadece yerini değiştiriyordu.Gece yatağına uzandığında telefonu komodinin üzerindeydi.Mia ekrana baktı.Yeni mesaj yoktu.İyi hissetti.Sonra kendine güldü.Eskiden sessizliği bir cevap sanıyordu.Şimdi sessizliğin sadece sessizlik olabileceğini öğreniyordu.Kedisi yatağın ucuna çıktı.Mia battaniyeyi üzerine çekti.Bugün eski bir sokaktan geçmişti.Eski bir sesi hatırlamıştı.Eski bir korku bedenine dokunmuştu.Ama geri dönmemişti.Belki iyileşmek buydu.Geçmişin hiç akla gelmemesi değil.Aklına geldiğinde onun peşinden gitmemek.Mia gözlerini kapattı.Bu gece ilk kez eski günleri düşündüğünde onları özlemedi.Sadece hatırladı.Ve hatırlamakla geri dönmek arasındaki farkı biraz daha öğrendi.