Bölüm 4

Vaveyla Yazarı: Miles 42

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 4

*****
Şu anda kendimi sakin kedilikten çıkıp vahşi bir aslana dönmesi gereken biri değil de, içindeki kurtu çıkarıp pes etmemesi gereken biri gibi hissediyordum.

"Nefesini tutarak nereye kadar direnebilirsin?"

Haklıydı nefesimi tutmayı bıraktım ve çığlık atmaya çalıştım. Başaramayınca daha çok çırpındım. Ellerimi yumruk yapıp arkaya geçirdim. Tam o sırada aklıma hep cebimde taşıdığım minik çakım geldi. Elbisenin cebinden çıkarıp, açtım.

Tam bir hamle yapacakken kollarım güçsüzce iki yana düştü. Vücudumun gevşediğini hissettim. Eterli bezin yoğun kokusu eşliğinde hayal meyal arabaya bindirildiğimi hatırlıyorum.

"İyi direndin ama kaybettin, saat tam 00.00. Seni buldum."

*****

Uyandığımda hareket eden bir taşıtın içindeydim ve İngilizce konuşan iki adamın konuşmasını duyuyordum.

"Ne zaman uyanır?"

"En son uyuyordu, birazdan kendine gelir."

"Neden arabada bayıltmadın?"

"Ne kadar direnebilir merak ettim sadece."

Mide bulantım yüzünden çıkardığım anlamsız mırıltılardan sonra midemin ağzıma gelmesiyle gözlerimi açıp öne doğrulmamla önüme siyah bir poşet uzatıldı.

Saçlarımı arkaya çekip kusmaya başladım. İyi haber: tıp kitaplarındaki eterli bezin mide bulantısı ve kusmaya neden olduğu, bilgisinin doğruluğunu, deneyimleyerek kanıtladım. Kötü haber: kaçırılmıştım ve ikidir sesleri ayırt edemeyecek kadar dengesizdim.

Başımı kaldırdığımda kaçıran kişinin Gölge yerine Buz Parçası olduğunu anlamıştım çünkü karşımdaki adam evdeki koltukta oturan adamlardan biriydi ve Buz Bakışlı da hemen solumdaydı.

Dik dik onlara bakmaya başladım, "Lütfen kaçırırken şu iğrenç bezleri kullanmayın midemin içine ettiniz," dediğimde karşılarında öcü varmış gibi bana bakıyorlardı.

Onları önemsemeden konuşmaya devam ettim, "Yine de tıp kitaplarındaki bilgiyi deneyimleyerek doğrulamama neden olduğunuz için mutluyum ama teşekkür etmeyeceğim. Bu deneyde denek olmaktan mutluluk duymamaktayım." Bana deliymişim gibi bakmaya devam eden iki adamı görünce kıkırdayarak kapıyı gösterdim, "Kilitli mi eğer kilitliyse hiç açmayı denemeyeceğim."

"Kafayı yemiş olabilir mi?" diye soran adam bana poşet uzatan kişiydi.

"Kafası var mıdır ki yesin?"

"Bence kafasını tıpla bozduğu için sıyırmış."

"Zannetmiyorum bana daha çok sıyırarak doğmuş gibi hissettirdi."

"Yani dedikodumu yapmanız ne kadar kaba farkında mısınız?" dedikten sonra gözlerimi kapatınca arabanın sağa yöneldiğini hissettim ve kapı açılma sesi sonra da adım sesleri. Tam ayaklanmıştım ki kolumdan tutulup koltuğa çekilmemle koltuğa düşmüştüm.

"Mark kapıyı kapat!" diye bağıran Buz Parçası sayesinde bana poşet veren kişinin adını öğrenmiş oldum.

Elimi elbisenin cebine götürünce beni tutan Buz adamın dudağının bir kenarı hafifçe kıvrıldı ve boşta kalan eliyle kendi cebinden çakımı çıkardı, "Bunu mu arıyordun?"

Elimi hızla ona doğru uzatınca elini geriye çekti, tekrar uzandığımda çakıyı Mark'a uzattı. Mark çakıyı alıp karşıdaki koltuğa uzanınca Buzun kolumu tutan elini eğilip ısırmamla acı dolu bir iniltiyle elini gevşetince hemen elimi kurtarıp Mark'a atıldım.

Bu iki adama karşı koymak için yardımcı bir nesneye ihtiyacım vardı. Mark çakıyı açınca tereddüt etsemde tek kaçışımın bu olduğunu hatırlayınca hedef şaşırtma yöntemi ile bileğini tutup güç uyguladıktan sonra diğer elimle boynuna vurdum, eli gevşediği gibi çakıyı alıp sadece küçük bir yara açıcakken arkamdan belime dolanan bir kol hissettim, sonra da bileğime dolanan bir el.

Arkamdaki cani adama boşta kalan dirseğimle karın boşluğuna vurunca diğer bileğimi de tuttu. Çakıyı tutan elimin bileğini acımasızca sıkmaya başladı. Elimin acısıyla refleksle elimi açtım ve çakı yere düştü. Ağzımdan çıkan kısık nefes ile elimi hafifçe gevşetmişti ama kurtulamıyordum.

"Mark tut şu kızın ayaklarını." Mark tam ayaklanmıştı ki rahat duramayan ben dizimi kırıp bacak arasına geçirdim. Yüzünün kıpkırmızı olduğunu görünce bu durumda bile gülebilirdim ama Buz, Mark'ın koltuğa kendini attığını görünce burnundan soluyarak kendi ayağını kaldırıp bacağıma dolamaya çalıştı. Bacağına tekme attım. Tekrar kaldırdığında tekmem hiç bir işe yaramamıştı.

"Sen bir rahat dursana!"

"Hiç benlik değil." Nefes nefese kalmama rağmen pes edemezdim. Ben çırpınırken arabanın keskin bir virajı dönmesiyle o yerde ben üstünde zemine devrildik. Tek ayak üstünde durup bir yandan da beni tutmaya çalışırsa böyle olur!

Kafasını çarpmasıyla bileklerimi bırakmıştı. Gözüm yerdeki çakıyı bulunca hemen aldım ve havaya kaldırdım lakin tam o sırada iki kol belime dolandı ve yer ile temasımı tamamen kesti.

Ben bu iki caniden ne zaman kurtulucağım acaba? Elimdeki 2,5 santimlik bıçağı olan çakıyı belimdeki kola saplamamla kulaklarımı acı dolu bir haykırış doldu. Çakıyı tutan elimi tutup bıçakla beraber çekti ve fırlattı.

Elinin acısıyla beni de bırakınca yere düşmüştüm. Düzensiz nefesler alırken korkuyla çakıya baktım. Buz Parçası bakışlarımı fark edince korkmak yerine onu tekrar alıcağımı düşünmüş olmalı ki kolları ve bacakları ile beni tamamen kıstırdı ve çakıyı ayağı ile koltuğun altına itti.

Nefeslerimi düzene sokmaya çalışırken sinirli sesini duydum, "Aklından bile geçirme!" Başımı kaldırıp rengi solmuş Mark'a baktım, "Oraya baskı uygulamazsan muhtemelen on dakika içinde kan kaybından bayılırsın," dediğimde sinirle bana baktı ve, "Çok biliyorsan gel sen yap," diyerek kızdı.

Anlaşılan onu yaraladığım için kızgındı, hak etmediğini söyleyemezdi. Arkamdaki isimsize başımla Mark'ı gösterince, kollarını gevşetti. Ayağa kalkıp Mark'ın yanına geçtim. Yarayı biraz inceledim ve ayağa geri kalkıp Buz Parçasının yanına gittim.

Ensesinden tutup kendime çekmemle afallamış ifadesi benden bunu beklemediğinin en büyük ikinci kanıtıydı, ilki ise kaşlarını çatıp, "Öpmek mi istiyorsun?" demesiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

73okunma 5beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.