3. bölüm / 6
İki Farklı DünyaBölüm 2
Bölümler 6Şu an: Bölüm 2
- 1 Bu Kitap314 kelime
- 2 Bölüm 1762 kelime
- 3 Bölüm 2813 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Bölüm 3874 kelime
- 5 Bölüm 4772 kelime
- 6 Bölüm 5875 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
*****
Bazenleri hissederiz ya; Bugün hayatım değişecek, bugün kötü bir şey olacak.
Şu anda tam olarak öyle diyordum çünkü gördüğüm kişilerle içim sıkışmıştı bile. Bugün belki de en güzel anlarımın katili ve ya bitti sandığım geçmişimin hoyratça açılıp önüme serileceği bir gündü.
Adamın oturduğu koltukta da yine iki adam en uçta ise bir kız vardı. Bakışlarımız adamla kesişince korkuyla bir iki adım geri gittim. O ise dizlerime gelen elbiseyi süzmekle meşguldü. Elbiseyi süzmeyi bırakıp tekrar gözlerimin içine baktı dudaklarında beğenmiş bir ifade belirdi ve bunu babam da fark etmiş olmalıydı, "Güzel kızdır demiştim."
"Öyle" dediğinde artık iyice korkar oldum ve bir adım daha geriye gitmiştim ki arkadan annem beni iyice salona itekledi. Sanırım buralı değildi çünkü aksanı biraz garipti. Babamın yanına geçtiğimde babam gergin duruyordu. Annem oturduğu yerden bana seslendi.
"Kahve yap misafirlere."
Şu hayatta en nefret ettiğim şey bana karşı kullanılan kaba emir sözcükleridir. Kollarımı sinirle göğsümde birleştirdim.
"Hizmetçi miyim ben anne? Emir verilince yapan bir kız mıyım ben?"
"Annecim, misafirlere kahve yapar mısın?" dedi annem dişlerini sıkarak. Bu onun dilinde uğraştırma da yap şu kahveleri demekti. Tabi bendeki de deli inatı değil mi?
"Yapamam annecim." Bunu dememle koltukta oturan kız bir anlık gülse de herkes ona bakınca sustu.
"Ayıp oluyor ama onlara."
"Beğenmiyorlarsa gitsinler."
"Kızım kahvesiz kuru kuru mu gönderelim?"
"Aaa haklısın annecim kahvesiz kuru kuru olmaz." Annem tam zaferle gülümsemiştiki konuşmaya devam etmem ile gülüşü soldu, "O yüzden gidip kahve yapman lazım anne. Evin hanımı sensin."
Bunu dediğimde tanımadığım kız elini dudakları ile örtüp kıkırdamaya başladı. Kıkırdarken bir ara tam benim kafadan dediğini duydum. Babam normalde şimdi ağzıma sıçmış olmalıydı ama hiç bir şey demedi. Burada bir şeyler dönüyor ama ne?
Sabahtan beri tek amacı sert bakışlar atmak olan Buz Parçası konuştu. Gözlerinin siyahı o kadar koyuydu ki sanki dipsiz bir kuyu gibi ürkütücü bir şekilde bizi çekiyordu.
"Evin hanımı olsan her denileni yapıcaksın yani?" Sağ omzumu silktim, "Herhangi bir evin hanımı olmayacağım için böyle bir şey düşünmedim."
Bir anda adamın yüz kasları gerildi ve sinirle babama döndü, "Kızın haberi yok mu? Ne diye böyle konuşuyor?"
Babam bir anda ecel terleri dökmeye başladı resmen. Hızla dikleşti, "Olur mu öyle şey ben bahsettim ona."
Bu sefer dikleşme sırası tabiki de bendeydi, "Neyden haberim yokmuş benim baba?"
"Kızım işte sana söyledim evleniceksin diye." Hızla yerimden kalktım ve babama döndüm, "Sana bunu kabul etmediğimi söylemiştim."
Ortadaki Buz Parçası da ayağa kalkıp bana doğru bir adım atınca hemen geriye çekildim. Tam kolumu tutucaktı ki bu sefer de kolumu geriye çektim.
Babam ayağa kalkıp sertçe tokat attı. Başımın yana savrulmasıyla kapıdan bizi izleyen Keremi gördüm. Sanki az önce tokat yiyen ben değilmişim gibi hemen yanına, dizlerimin üstüne çöktüm.
"Abla dudağın kanıyoo"
"Yok bebeğim, boya bulaşmış."
"Ama baba vurdu."
Başımı iki yana salladım, "Vurmadı, sen merak etme. Babalar vurmaz, okşadı sadece." dedikten sonra ayağa kalkıp Keremi de kucağıma aldım. Direk ayaklarını belime doladı ve başını omzuma yasladı, kollarını da boynuma sarınca salondakilere döndüm.
"Benim cevabım hayır ve hep hayırdı. Kardeşimi uyutmaya gidiyorum çünkü uyku saati olmasına rağmen kimse uyutmamış" dedim anneme bakarak. Babam tam yine üzerime yürüyordu ki Buz Parçası engel oldu. Sonra misafirlere döndüm. "Siz de eve gidebilirsiniz."
Arkamı dönerek uzaklaştım ve kendi odama gittim. Yatağımdan yastığımı ve çarşafı aldım. Yere oturdum ve sırtımı yatağa dayadım. Ayaklarımın ucunu yastığı koyduktan sonra kardeşimi yatırdım ve üstünü de çarşafla örterek sallamaya başladım.
Her zaman ki gibi parmağımı sıkıca kavradı ve beni izlemeye başladı. Ben de ona ninni söylemeye başladım. Bir yandan ninni söyleyip bir yandan da sallarken nihayetinde uykuya dalabildi.
Gülümseyerek kardeşimi izlerken başımı kaldırınca kapıyı omzunu yaslamış beni izleyen Buz Parçası ile göz göze geldik. Gülüşüm anında soldu. Ona baktığımı fark edince dalgın bakışları anında yok oldu ve tekrar sertçe bakmaya başladı. Beni mi izliyormuş hep? Dikkatlice kardeşimi kucağıma aldım ama yastığı bir türlü taşıyamadım. Yanıma gelip kollarını kardeşime uzattı.
"Ağlar."
"Ver sen." Ona tereddütle baktım ama yine de uzattım. Tabi kardeşim başka bir kucağa geçmesi ile hemen yarı uykuda abla diyerek ağlamaya başladı. Yastığı yatağa koyduğum gibi geri kucağıma aldım ve sırtını ovaladım. Bir yandan da hafifçe sallanıyordum.
"Burdayım bir şey yok." dememle direk sustu yavaşça yatağa bıraktım ve yerden aldığım çarşaf ile üstünü örttüm.
Tam geri çekilecektim ki bir kolun belime dolanıp çekilmesiyle çığlık atacaktım ama bu sefer de diğer eli dudaklarıma kapandı. Sırtım göğsüne yaslıyken ellerimle kurtulmaya çalıştım. Kulağıma eğildi.
"Çığlık atma sakın, uyandıracaksın." Başımı sallamamla kendimi duvara yaslı bir şekilde bulmam aynı anda oldu. Beni duvarla arasını almıştı ve çok yakınımdaydı.
Belimden tutup kaçmama izin vermeden kendisine yasladı, "Kaçabileceğini mi sanıyorsun?"
"Sanmıyorum kaçacağım zaten."
"O zaman süren başladı bir gün sonra saat gece 00:00'a kadar seni bulamazsam, peşini bırakırım. Bulursam, zaten benimsin demektir."
Kollarını gevşetmesi ile koşmaya başladım. İzimi kaybettirdikten sonra gelir kardeşimle beraber olurdum tekrar. Arkamı bile dönmeden koşarken arkamdan sesi yükseldi.
"Kaç kaçabileceğin kadar çünkü seni yakaladığımda ben istemediğim sürece bir daha benden kurtulamayacaksın."
Hızla evden çıktım ve elime telefonu aldım gideceğim yer belliydi. Bana ancak o yardım ederdi zaten.
Bölüm etkileşimi
