19. bölüm · İKİ DÜNYA BİR AŞK
#Rüya#
Sabah alarmın sesiyle uyandım. Zırıl zırıl ötüyordu. Elimle kapatıp lavobaya gitmek için kalktım. Kemal'in evinde kalmak çok rahattı. Villa olmasa da evi çok güzel ve konforluydu. Uyku sersemi sendeleyerek lavobayı bulmuştum. Kapıyı elimle itip içeri girdim. Yüzüm sabahın soğuk suyu ile yüzümü yıkadıktan sonra hemen geri çektim.
"Dondumm anaamm bune soğuk" diyordum lavobadan çıkarken. Daha sonra kemal'in yattığı yere girdim. Salonda yatmışlardı hepsi de. Uzun koltuğun birinde Emre ile Abidin yatarken diğerinde ise Kemal ile Süleyman yatıyordu. Süleyman'ın ayağı Kemal'in yüzüne gelmişti. Onları izlemeyi bırakıp mutfağa girdim. "Şunlara bir kahvaltı hazırlayayım da parmaklarını yesinler" dedim. Mutfağa girdiğimde beni bir Amerikan mutfağı karşıladı. Elimi ağzıma koyup "amoon tanrım" dedim. Zengin adam işte ne bekliyordum ki.
Hemen dolaptan kahvaltılık ne varsa çıkardım. Olmayan da yoktu mübarek. Herşey vardı çeşit çeşit. Limonata bile vardı. Kemal limonata mı içiyordu. E tabi karısı içerse kocası niye içmesin dimi?
Telefonumu elime alıp şarkıyı son ses açıp dinleyerek tost yapmaya başladım. Ben ekmekleri makinede ısıtırken bir yandan içine koyacağım kaşarı doğruyordum. Şimdi müzik en sevdiğim kısma gelmişti işte. Dans etmeye başlamıştım. Söylemeye de başladım bir anda."Oralar da mevsim yaz mı? Bu nameler saz mı caz mı?" Elimi havaya kaldırıp belimi de kıvırıyordum. Şu an ben ben değildim. Kemal beni görse aşkından delirirdi kesin. Aklıma bir anda Rüya geldi. Bugün Kemal onun yanına gidecekti daha doğrusu şirkete gidecekti. O pis cadı da olacaktır kesin. Zaten Kemalime abayı yakmış bırakmazdı peşini. Ben de gidecektim bugün. Kemal izin vermeyecekti ama ben onu ikna ederdim bana kıyamazdı. Tanışalım bakalım şu Rüya cadısıyla.
🍋✨🍋
Süleyman "Abidin kapat şu alarmını kafam şişti lan!" Dedi uyku mahmuru hala gözleri kapalıyken. Abidin kıpırdanıp cevap verdi o da uykulu konuşmuştu "benim telefonum değil o!" Dedi. Abidin ayaklarını yüzüne koymuş Emre'yi dürterek "kapat lan şu alarmını!" Dedi.
Emre "Ne alarmı oğlum ben alarm kurmam bilmiyor musun? Kimin telefonu ise kapatsın yoksa kırarım ha!" Dedi tahammülsüzce.
Kemal sesten dolayı kıpırdanarak uyandı. "Ne oluyor lan!" Dedi şaşkınlıkla. Kulaklarına da Asya'nın açtığı şarkı sesi geliyordu. Duyduğu anda bu işin Asya'nın işi olduğu aklına geldi hemen. Ondan başkası böyle bir şarkı dinleyemezdi. Hayatına girdiği günden beri değişik bir kadın olduğunu anlamıştı zaten. Yattığı yerden doğrulup oturur pozisyona geldi. Süleyman'ın uzattığı ayağını da elinin tersi ile itip ayağa kalktı. Süleyman dengesini kaybedip yere düşerken Kemal istifini bozmadan şarkının sesine doğru gitti.
Süleyman "Noluyor lan?" Dedi yeri boylarken.
Kemal yavaşça mutfak kapısını aralayıp dans eden Asya'yı izledi. Kollarını her havaya kaldırışında vücudunun kıvrımları belli oluyordu. Kemal gözlerini başka yöne çevirip mutfağa aniden giriş yaptı. Asya onu fark ememişti. Yüksek ses müzik odanın içini doldururken Kemal Asya'ya yakınlaşıp önünde olan telefona dokunup müziği kapattı. Asya arkasında Kemal'in olduğunu hissetmişti. Çünkü kokusunu biliyordu bu adamın keskin bir kokusu vardı Kemal'in. Asya kendi dilinde acı biber kokusu diyordu Kemal'in kokusuna. Zaten bir şeye bir isim takmasa Asya olamazdı.
Asya'nın anlatımı ile;
Nefes alışverişlerim durmuştu bir anda. Çünkü Kemal arkamdan sinsice yaklaşıp müziği kapatmıştı. Hala da arkamda duruyordu. Elimde bıçak makine de tost olmayı bekleyen ekmek vardı. Umarım yanmazdı. Bir kez yutkundum arkamdan Kemal konuştu "Sen hep limon mu kokarsın?" Söylediği şey ile öylece kaldım. Az önce limonata içmiştim ve limon kokmak normaldi. Boşuna limonata kız değildim yani her halde limon kokacağım Kemalikko. Ama bu adam neden hala arkamda duruyordu. Düşüncelerimi bırakıp konuştum. "Limonata içmiştim de ben ondan olabilir" dedim heyecan yaparak. Şu an kendimi istemede kahve taşıyan kız gibi hissettim. Ha birde babası "heyecan yapma dökeceksin" repliği olsaydı bana uyardı herhalde. Bu heyecan bana zarar hemen yüzümü Kemal'e dönüp gülümsedim.
"Günaydın Kemalikko"
Bana suratsız ifadeyle bakıp "Gün benden önce aymış" dedi imayla. Daha sonra göz kırpıp yanımdan geçerek odasına gitti. Neydi şimdi bu? Gün dediği ben miydim? Yanık kokusu mu geliyor. Laannn Allah kahretmesin tost yandı!
Tost makinesinin kapağını açıp yarısı yanmış tosta hüzünle bakıyordum. Neyse ki çok yanmamıştı o yüzden hemen tabaklara koyup sofrayı hazırlamıştım. Artık parmaklarını yalaya yalaya yesinlerdi napayım. Salona gidip tekrar baktığımda herkes uyanmış etrafı toparlıyorlardı. Emre beni görmüştü hemen konuştu "Kızım sen nasıl bir manyaksın ya sabah sabah müzik mi dinlenir hayır dinliyorsun madem neden sesini yüksek açıyorsun?"
Vücudumu yandan gösterip "Dediğin gibi işte ben manyağım ondan" dedim daha sonra "kahvaltı hazır gelebilirsiniz" hemen mutfağa doğru gitmeye başladım. Arkamdan Abidin "kurt gibi açım haa" diyordu.
Süleyman da arkamdan gelirken cevap verdi "Sen ne zaman toksun ki kardeşlik" dedi.
Kemal de üzerine takım elbise giyinmiş sofraya çoktan oturmuştu. Onu görür görmez yanında ki sandaleye oturdum. Diğerleri de gelmiş hemen oturmuşlardı bir yandan yiyip bir yandan da konuşuyorlardı. Zaten ne zaman susmuşlardı ki.
Abidin "Yanmış lan bu tost" dedi elindeki tostu ters düz çevirerek.
Emre "Bizim yenge pek becerikli değilmiş" diye ima attı ortaya.
Süleyman "Kaynanan görmesin bu halini yengecim"
Abidin "Çenesi kadar eli çalışsa bir tostu yapabilirdi" dediğinde yediğim zeytin çiğidini yavaşça tabağıma bırakıp iki elimi masada birleştirerek tabağa boş boş bakış attım. Bilmiyorlardı ki ben zaten hiç birşey bilmiyorum.
Kemal bir anda elini masaya vurup "Beğenmiyorsanız mutfak şurada gidin kendiniz yapın lan! Asya sizin hizmetçiniz değil ayrıca bir daha bir insanı tanımadan bu şekilde yargılamayın!" Dedi. Bir anda gözlerim Kemal'e kaydı nasıl da savunmuştu beni. Aslan Kemalikkom benim. Hemen gururla Abidinin önünde ki yemediği yanmış tostu alıp ağızımı da kocaman açıp yemeye başladım. Sofradakiler bana şaşkınca bakarken ben karnımı doyuruyordum. Kimse kusura bakmasın ben aç kalmayı sevmiyorum.
"Elhamdülillah yarabbimm" dedim suyu içtikten sonra. Karnım doymuştu yeter artıktı yani. Zaten çok yiyen biri değildim az yerdim hemen doyardım. Kemal de ayaklanmıştı bende hemen ayağa kalkıp en güzel rolüme girdim. Saçlarımı kulağımın arkasına atıp konuşmaya başladım.
"Kemalikko ben geleyim mi noollurr zaten sıkılıyorum evde bende geleyim seninle" dedim.
Kemal bana iflah olmaz bakışı atıp "olmaz!" Dedi net şekilde. Koluna dokunup "Bak limonata diyorum seni bayıltırım diyorum bilmem anlata biliyormuyumm?" Dedim harflere baskı yaparak. Kemal tek kaşını havaya kaldırıp "Başımı belaya sokmayacaksan gel! Ama.." dedi tek elini havaya kaldırıp "bir sorun çıkartırsan o limonata kokun ortadan yok olur Asya!" Dedi. Bak bak bak! Beni ne ile tehtit ediyor şuna bak! Neyse sakin ol kızım Asya tatlı dil yılanı deliğinden nasıl çıkartıyorsa bizim izbandutu da çıkartır.
"Tamam" dedim tatlı dille.
"Hazırlan arabada seni bekliyorum" dedikten sonra evden çıktı. Arkasından "Ama benim kıyafetim yok ben ne giyeceğim?" Dedim ama çoktan kapıyı sertçe kapamıştı. En iyisi Kemal'in dolabından birşeyler bulmak olacaktı. Hemen Kemal'in odasına girip dolabının kapağını açtım. Bir sürü kazak ve tişört vardı. İnce bir beyaz kazak alıp üzerime geçirdim. Altıma ne giyecektim peki.
"Ah Kemal ah insan beni de düşünür ya hep pantolon var burada" diye söylenmeye de devam ettim.
Mecbur altımda olan pantolon ile gidecektim. Odasından çıkıp kapıyı kapattım. Askılıktan kabanımı alıp giyindim hemen. Ardından spor ayakkabılarımı da giyinip hemen attım dışarı kendimi. Kemal arabada sakince bekliyordu. Sol yanına geçip oturdum. Kemal hiç beklemeden arabayı çalıştırıp yola sürdü. Ona yandan bakıp ne kadar sinirli olduğunu fark ettim.
"Kemal sen iyi misin?"
"İyiyim" dedi direksiyonu çevirirken.
"Sinirlisin!" Dedim hiç beklemeden.
"Şirket patronu olursan bir gün anlarsın beni şimdi anlatsam da anlamayacaksın o yüzden boşver Asya kafanı bunlar ile doldurma" dedi yandan bana bakıp. Başımı sallayıp yola odaklandım.
🍋✨🍋
Şirkete gelmiştik ve şirketin önüne kadar arabayı çekmişti Kemal. Babasının yeri tabi normal diye düşündüm. Daha sonra arabadan inmeden hemen kapımızı açan adamları gördüm. Ben şaşkınlıktan kala kalırken Kemal çok rahat bir şekilde arbadan inip kabanının yakasını düzeltti. Ben de beklemeden hemen indim. Daha sonra Kemal arabanın anahtarını valeye uzatıp bana baktı. Vale arabaya binip giderken Kemal konuştu. "Bu kadar şaşırmasan olmaz mı?" Dedi. Kendimi toparlayıp "olmaz Asya olmak böyle birşey" dedim göz kırparak. Daha sonra gözleri üzerimde olan beyaz kazağa kaydı. Dudağı da yukarı doğru kıvrılmıştı. İşaret parmağı ile göstererek "yakışmış" dedi. O şirkete girerken ben donup kalmıştım. Offf neden bu kadar gergin bir gündü. Sakin ol kızım Asya senin hedefin Rüya denen kadın.
Şirkete girdiğimde etrafta dosyalar ile koşuşturan bir sürü insan gördüm. Kemal alışmış olmalı ki çok sakin bir şekilde yürüyordu. Bazı insanlar Kemal'i görünce "Hoş geldiniz Kemal bey" diyordu. Kemal sadece başını sallamak ile yetindi. Daha sonra bir odaya gelmiştik. Bu oda bayağı genişti ve büyüktü. Kocaman bir masa vardı. Kemal masanın önüne geçip koltuğa yayıldı. Bu oda Kemal'in olmalıydı. Bende odayı süzüp Kemal'e baktım. "Kemal ben etrafı gezebilir miyim?" Diye sordum. Bana üstten bakıp "İstediğini yap Asya ama kaybolma ve başına iş alma!" Dedi. Ona gülümseyip "ayol sende beni iyice mafya sandın he" diyip odadan çıktım.
Nerdesin Rüya hanım?
Bir personel bulup hemen ona sordum. Bana gösterdiği yere bakıp odasının Kemal'e yakın olduğunu gördüm. Asistan olduğu içindi sanırsam. Hemen odaya doğru yürüdüm. Tüm asilligimi sergileyerek kapıya tıkladım. İçeriden bir kadın sesi "gel!" Diyince kapıyı yavaşca açıp içeri girdim. İçeriye yavaş yavaş geçerek kapıyı kapattım. Kadın bana bakıyordu. İstemsizce de yerinden kıpırdanmıştı. Tanımıyordu sonuçta normaldi. Ona doğru yürüyüp baştan aşağı süzdüm kendisini. Sarıya boyanmış saçı, hafif boyu ve sinir bozucu yüzü vardı. Üstten bakıyordu.
"Kimsiniz?" Diye sordu koltuğundan kalkarak. Ona elimi uzatıp "Asya ben!" Dedim. Elime bakıp daha sonra yapmacık bir gülümseme ile elimi sıktı. Ben hemen elimi çekmiştim. Bu tavrıma sinirle bakıp yerine oturdu. "Ne için gelmiştiniz ve neden randevu almadan geldiğinizi sorabilir miyim?" Dedi. Masasına iki elimi koyarak ona yakınlaştım "tabiki sorarsın ama öncelikle benim sana sorularım var" dedim. Kaşlarını çatmış bana baktı ardından iki elini masaya sakince vurup "anlamadım?" Dedi sorarcasına.
"Şöyle anlatayım!" Dedim ellerimi masadan çekmiş ve dik duruşumu daha da özelleştirerek. "Kemal'in asistanı olduğunu biliyorum ama ona neden samimi olduğunu anlayamadım doğrusu..." Dedim. Tam ağzını açıp konuşacakken onu elimle susturup ben konuştum. "Tabi sen ne samimiyeti diyeceksin ben sana şöyle açık açık konuşayım. Sen şimdi dün Kemal'e iç çamaşır resmi attın ve bu çok edepsizce bir tavır gerçekten! Ha tabi Kemal seni umursamıyor bile e bu da benim için bir sıfır öndeyim demek. Sen kimsin benim kemalikkoma iç çamaşırını atıyorsun Rüya!!!" Dedim son cümleme vurgu yaparak.
"Ne diyorsun sen ya! Sen kimsin pardon?" Dedi havalı tavır takınarak.
Masaya elimi vurup ayağa kalktım "Ben kimim biliyor musun çakma sarı cadı! Ben Kemal'in karısıyım hatta ve hatta şu an bir bebek düşünüyoruz. Eğer sen karışmazsan yapacagız. Bir daha Kemal'e yaklaşır ve ona edepsiz şeyler atarsan seni bir fırça gibi yerde sürterim anladın mı beni!"
"Karısı mı?" Dedi şaşkınlıkla.
"Evet karısı" dedim kendimden emin şekilde.
"Ben Kemal'i seviyorum ve ondan da uzak durmayacağım hem zaten senin gibi bir kızı ancak kullanır atar Kemal burada benim gibi manken dururken sana neden baksın..?" Dedi. Dediği şeyle gözlerim dönmüştü. Hemen ayağa hışım ile kalkıp yanına geldim "sen bana kurban ol cadı seni.." diyip Mersin tokatını atmıştım. Kız affallayıp yanağını tutunca. Hemen koşarak kapıya doğru gittim. Çıkmadan önce de "Kemalimden uzak dur!" Dedim ve çıktım.
Nasıl şap diye ses çıktı ama...
Gülerek Kemal'in odasına gidiyordum ki Kemal bir anda önümde peydah oldu ve bana öyle bir bakıyordu ki iç sesim kaç Asya diyordu.
_____
Bölüm sonu.
Bölümü geçmeden oy vermeyi unutmayın canlar 🧡 🔫 ✨
Ay sizce neler olacak bundan sonra.???
Asya hakkında düşünceleriniz nelerdir??
Haydin yorumlaraa..
