16. bölüm · İKİ DÜNYA BİR AŞK

# Abidin!#

Safure G.

Asya uyan kızım hadi üzerini giyin!"

"Kızım hadi gelinsin sen beklemek olmaz"

"Asya bak baban içeride ne olursun benim hatırım için kalk hadi"

Uyku mahmuru sesler geliyordu ama ben uyanmak istemiyordum. Yorganı üzerime çekerek kafamı gömdüm iyice. Daha sonra bir tıkırtı oldu sanırım annem gidiyordu. Sonra hiç beklemediğim birşey oldu. Hem yorgan üzerimden hışım ile çekildi. Hem de çölde susuz kalan develer gibi ıslanmıştım. "Laaannn" diyerek uyandım. Karşımda ise annem sırıtıyordu.

"Anne napıyorsun ya" dedim yüzümü silerek.

"Seni ancak böyle uyandırabilirdim napayım" dedi rahatça.

"Ya niye uyandırıyorsun sanki" dedim dudak büzerek. Annem yanıma gelip oturdu. Bir süre yüzüme bakıp daha sonra elimi tuttu. Hüzünle dolu gözlerle bakıyordu suratıma. "Asyam" dedi huzur dolu sesiyle. "Efendim anne?"

"Ben istemezdim böyle olmasını biliyorsun demi?" Dedi gözlerini dikerek.

"Biliyorum ama.." dediğimde beni susturup konuştu tekrardan.

"Emin ol sevdiğin bir adam olsa seni ona kendi ellerimle teslim ederdim ama elimden birşey gelmiyor baban kafaya koymuş beni bile dinlemiyor biliyorsun" dedi. Sesi de değişmişti...

"Anne üzülme" diyip sarıldım hemen. Daha sonra yeni jeton düşmüş gibi annemden ayrıldım. "Anneee?" Dedim harfleri uzatarak. "Kızım" dedi son derece ciddiyetle.

"Sen şimdi sevdiğim olsaydı verir miydin beni gerçekten?"

"Verirdim tabi" dedi paşa hazretleri gibi.

"Bu kişi Kemal olsa bile mi?" Dedim hiç beklemeden.

"Asya o adama ne kadar güvenilir?" Dedi beni düşünürek. Elimle çeneme koyup düşünür gibi yaptım. "Son derece güvenilir bence niye diye sor?" Dedim.

"Niye?"

"Çünkü senin damat adayın zengin anne hem şirket patronu hem de komiser ayol" dedim sevinçle. Bugün olacaklardan haberi yoktu tabi kadıncağızın. Söylesem mi diye düşünürken annem konuştu.

"Zengin demek hemde komiser he" dedi düşünür gibi yaparak. Ha gayret yumuşuyorsun Huriye sultan.

"Evett"

"E tamam o zaman" dedi bir anda.

"Neye tamam anne?"

"Damat adayı demedin mi sen?"

"Evet"

"E gelsin alsın seni" dedi. Huriye sultan neler diyor yarebbel aleminnnn. Allah'ıma mı kavuşuyorum yoksam yok.

"Sen ciddi misin Huriye sultan" dedim inanmazcasına.

"Evet ciddiyim benim kızım Mesut denen işsize mi kaldı, Kemal'in şartlar gayet iyi" dedi. Ulan anneme bak sen be. Zengin diyince nasıl da şekli değişti hemen. Benim kime çektiğim belli oldu. Anneme daha çok yaklaşıp "anne aslında ben düğünden kaçacaktım hemde Kemalikko kaçıracaktı beni" dedim. Çok mu hızlı oldu bu giriş.

"Nee?" Dedi annem elini ağzına götürüp. Daha sonra kendine gelip "Asya baban bunu duyarsa biteriz biz beni boşar biliyorsun" dedi.

"Biliyorum ama anne ben evlenmek istemiyorum Mesutla ne olur Kemal'in kaçırmasına izin ver birşey deme babama" dedim hüzünle.

"İyi tamam demem ama dikkatli olun kızım Kemal denen adam seni üzerse eğer bacaklarını kırarım onun bilsin!" Dedi anne edasıyla.

"Yaavvv ben sana kurban olaraamm kurbann" diyip yanağını öptüm. Annem bana hazırlan dedikten sonra odamdan çıkmıştı. Dolabımda hiç tarzım olmayan gelinliği çıkartıp üzerime giyinmek için hazırlandım. Kuaföre gitmek istemiyordum birde onun için süslenemem eriniyorum ben böyle şeylere ayol. Makyajımı da yapıp dışarı çıkmak için hazır beklerken Kemal'e mesaj attım. Hazır olduğumu yazıp gönderdim. İnşallah Abidin planı berbat etmezdi.

✨🍋✨

"Asya hazırmış herkes yerinde mi?"

Süleyman "Hazırız komiserim"

"Abidin bak sakın kendini belli etme yüzünü açarsan biteriz, Asya'yı kaçırdıktan sonra ben geri geleceğim ondan sonra bakarız" dedim göz kırparak.

Süleyman "Ulan Abidin gelin olup gideceğin günlerinde mi görecekti bu gözler" dedi gülerek.

Abidin "dua et komiserim var Sülük dua et dua" dedi sinirli nefesini dışarı vererek.

Süleyman "Karşılıklı da oynar mıyız komiserim gelin hanımla" dedi Abidine doğru bakarak.

"Oynarız tabi bugünleri bir daha ne zaman göreceğiz" dedim imayla.

Abidin "Komiserim sen bari yapma be.."

Ona karşılık vermeden başımı Emre'ye çevirdim Emre de o sıra da konuştu "Sen şimdi gerdeğe de gireceksin demi napman gerektiğini biliyor musun Abidin istersen sadıcın olurum" dedi son derece ciddiyetle.

Abidin "Emree!"

Emre "Heyecan yapma sakin ol!" Dedi replik yaparak.

Abidin tam ayağa kalkıp Emre'ye doğru gidiyordu ki ciddiyetime dönerek "Abidin !" Dedim. Bana baktıktan sonra yerine oturmuştu.

"Düğün başladı sanırım konvoy gidiyor" diyen Süleyman'a döndü yönümü. Ona başımı sallayıp "Onlardan önce düğün salonunda olmalıyız bas gaza Emre!" Emre beni duyduğunda hemen el frenini indirip arabayı çalıştırdı. Bir yandan da konuşuyordu "neden kına gecesi olmadı hemen düğün yapıyor bunlar?" Dedi.

"Babasının zoruyla" dedim başımı yere eğerek. Asya gerçekten güçlü biriydi ve bu güçlü yönü neşesi ile karışıyordu anlaya bilene aşk olsun. Ama ben ve ekibim anlamıştık Asya'nın zorluklar da başını eğip kabullenmediğini ve harekete gectiğini. Ben onu kaçırmasaydım o yine kaçardı.

Abidin "Komiserim yaktınız beni" diye söylendi. Emre önden hemen cevap verdi "Abidin elden gidiyor"

Süleyman da hemen atladı lafa " Sırada Emre'ye geliyooor"

Başımı olumsuz anlamda salladım hiç iflah olmazdı bunlar. Bir yandan gülüp bir yandan konuşarak salona gelmiştik.

"Şimdi beni dinleyin Emre sen araba da ben Asya ile gelene kadar bekliyorsun, Süleyman ve Abidin benle geliyor içeriye. Diğer polisler de Asya'nın babasını oyalayacaklar!" Dedim. Hepsi başını onaylarca sallayıp görevlerine odaklandılar.

Arabadan hemen inip salona giriş yapacaktım ki arkamı döndüğümde Abidinin olmadığını fark ettim "Süleyman?"

"Komiserim?"

"Abidin nerede?"

Süleyman arkasını dönüp baktı hemen. Abidini görmeyince bana döndü tekrardan "Sanırım bizim gelin nazlı biraz" dedi gülerek. Yüzümü ciddi hale getirip "Çağır şunu çabuk tüm planı bozacaksınız!" Süleyman hemen arabaya tekrar gidip içine girdi.

Biraz bekledikten sonra Abidin suratsız bir ifade ile karşımda duruyordu Süleyman ile. "Napıyorsun sen?" Dedim sinirle.

Abidin "Komiserim kendimi hazır hissedemedim de ben özür dilerim" dedi mahçup bakarak. Başımı iki yana hareket ettirerek iki elimi belime koydum. "Oğlum ben seni Mesut'un koynuna sokmayacağım altı üstü gelinlik giyeceksin lan! Eğer senin yüzünden bir aksilik olursa seninle çok pis görüşürüz Abidin!" Diyip arkama bakmadan binaya girdim. İçerisi tam bir düğün yerini aratmayacak kadar şaşalı ve süslüydü. Sandalyeler de kurdelenmiş keçe bezleri takılıydı. Sandalye ve masalar beyazdı. Tam karşı da ise gelin ve damadın oturduğu yer vardı. Adı batsın diyip gelin odasını aramaya koyuldum. O sıra da Süleyman ile Abidin dibimde bitti. Onlara gelin işareti yapıp dar bir koridorda yürümeye başladık. Ben önde Süleyman ve Abidin arkamda gelin odasını arıyorduk. Asya dan önce biz girmeliydik o odaya.

"Komiserim burası sanırım" diyen Süleyman'ın baktığı odaya girip kapıyı kapattım. Onlarda içeriye girmişlerdi hemen. İçerisinde makyaj masası ve bir sürü bilmediğim makyaj malzemeleri vardı. Süleyman arkamdan kıkırdayarak konuştu "Abidin bunları sana mı sürecegiz lan!" Arkamı dönüp Abidine baktım. Abidinin gözleri beni bulduğunda Süleyman'a olan sinirli gözleri düzelmişti anında.

"Abidin?"

"Buyrun komiserim"

"Sen şimdi şu perdenin arkasına saklan Asya eğer odaya tek gelirse perdenin arkasından çıkarsın. Sonra da Asya'nın gelinliğini giyip damadın yanına geçersin . Asya'ya söyle gelinliği sen giyindikten sonra bana mesaj atsın!"

"Tamam komiserim" dedi ve sonra aklıma birşey geldi hemen konuştum "Asya üzerini değişitirirken arkanı dön!" Dedim kaşlarımı yukarı kaldırıp uyarı bakışı attım.

"Kesinlikle komiserim siz merak etmeyin" dedi.

"Süleyman hadi bizde ortalığı karıştıralım" diyip odanın kapısını açıp çıktım. Süleyman çıkmadan Abidine son bir şey söyledi dediğini duymuş ve gülmüştüm.

Süleyman "Damadın ayağına basmayı unutma sakın adettendir" diyip hemen dışarı çıkıp yanıma geldi. Yoksa Abidinin attığı şişeyi kafasına yiyecekti. "Uğraşma şu adamla sülük" dedim yürürken.

"Seviyorum napayım komiserim" dedi.

O sırada salona gelmiştik. Davetliler de geliyordu yavaştan. Anlaşılan kalabalık olacaktı. Bir köşeye geçip bekledik öylece. Önemli olan Asya'nın burada olmasıydı. Napıyordu kim bilir? Yine enerjik neşesiyle birileri ile uğraşır kesin diye düşünürken dudağımı yukarı doğru kıvrılmıştı. Süleyman beni dürtüp "Hayırdır komiserim neye gülüyorsunuz?" Diye sordu.

"Hiç! birşey geldi aklıma" dedim onu geçiştirerek.

Gözüm hala salona giriş kapısındaydı. Bir sürü insan geliyordu ama Asya hala yoktu. Süleyman yine konuştu "Abi acaba gelin başka yerden mi gelecek?" Dedi. Aklıma gelen şey ile hemen yönümü Süleyman'a döndüm "Lan yoksa..?" Diyip koridorda koşa koşa gelin odasına doğru gittim. Peşimde de Süleyman vardı. Biz nasıl anlamadık bunu ya he? Gelin neden girişten gelsin ki ah ahmak kafam ah. Umarım Asya Abidin ile konuşmuştur umarım.

Gelin odasına geldiğimizde kapının önünde damatlıkla bekleyen Mesutu gördüm. Yanında da bir sürü tanımadığım insan vardı. Süleyman kulağıma yaklaşıp "İçeride biri var mı acaba..?" Dedi. Dişlerimin arasından konuştum "Eğer Asya içeride değilse keserim o Abidinin münasip yerini" dedim.

Sessizce bir kenarda bekliyordum ama yüreğim ağzımda bekliyordum resmen. Abidine güvenirsen böyle olur zaten. Gelin kapısı açıldı bir süre sonra ve gelinlikli biri çıktı. Tabikide gelin kim olacak ama içinde kim olduğuydu önemli olan.

"Yandan benziyor sanki Abidine" diye konuşan Süleyman'ı dürtüp susturdum. Mesut dişlerini göstererek gülüyordu ve mutluydu. Ben o mutluluğu senin boğazına dizeceğim ama Mesut efendi.

Gelin Mesut'un koluna girip önümüze doğru yürümeye başladı. Hemen kenara geçip yüzümü yere eğdim. Mesut beni tanımamalıydı. Şu anlık! Onlar yavaş yavaş geçerken Süleyman'ı dürttüm "Abidin mi?" Dedim.

Gelin ve damat dans müziği sesi ile salona doğru giriyordu onlar giderken arkalarından bakıyordum umarım o gelinliğin içinde Asya yoktur.

"Geri dönen birini değil hiç gitmeyen birini hak ediyorsun sen Asya!"

Süleyman "Ne dedin abi?"

Süleyman beni duymuş olacak ki soru yöneltti onu boş verip ben sordum "Abidin mi?"

Süleyman başını sallayıp gülüyordu "Gitti güzeller güzeli Abidin" dedi dalgaya vurarak. Dediğine gülümseyip konuştum "Asya nerede peki?" Süleyman bilmiyorum dercesine ellerini eğdi. Daha sonra gelin odasının içinden başka birileri çıktı ve gittiler. Hiç kimse yoktu. Gelin odasına yakındım kapının yanında bekliyordum. Kapı bir anda açılıp kolumdan birinin çekmesi ile içeri girdim. Dengemi düzenleyip bakışlarımı o silüet ile karşı karşıya getirince baka kaldım.

"Asya"

"Kemalimm" dedi m harfini uzatarak. Deliydi bu kız. Üzerine giyindiği sade uzun pembe elbisesi ile çok tatlı duruyordu ve yakışmıştı da. Ardından Süleyman içeriye girdi o sıra da bakışımızı sonlandırmıştık.

"Komiserim neyi bekliyoruz?" Diye soran Süleymana bakıp "Sen dışarıyı kontrol et biri geliyor mu bak bi?" Dedim

"Baktım kimse yok" dediğinde yönümü Asya'ya dönüp onun kolundan tuttum. "Asya gitmemiz lazım hadi" dedim.

"Ya ama ben Abidini görecektim" dedi dudak büzerek. Bu haline dayanamasam da itiraz ettim hemen. "Olmaz birisi görür videoya çekip atarım sana" dedim.

İki elini göğsünün altında birleştirerek çocuk gibi "Yaa Kemal'im noğluur hem yüzümü kapatırım annemin baş örtüsü var yanımda anlamazlar" dedi.

"Asya!"

"Kemaal nolluur biraz göbek atalım"

Süleyman "Kemal sen nereden buldun bu kızı çok mu aradın lan!" Dedi. Süleyman'a "çık dışarı Sülük" diye bağırdım hemen yakalanacaktık yoksa. Asya cilve yapıp beni yumuşatmaya devam ediyordu hala. Dayanamayıp "Tamam" dedim. İki elini çırpıp "oleeyy" dedi. İşaret parmağımı uzatarak "Yanımdan ayrılmak yok ve çok kalmayacağız ona göre!" Dedim.

Başını sallayıp "Tamam Kemalikkom ben zaten seninle oynayacağım" dedi.

Asya başına baş örtüsünü takıp yüzünü kapattı gözü görünecek bir şekilde. Bir köşe de duran bastonu da eline alıp yaşlı kadın gibi yürümeye başladı bu haline gülüp "Hadi teyze oyalanma" dedim. O da bana gülüp peşimden bastondan tak tak sesleri çıkartarak geliyordu. Hiç aklıma gelmezdi böyle şeyler yaşayacağım. Bu kadın iyiki de çıkmış karşıma yoksa gülmeyen suratım suratsız olacaktı.

Salona giriş yapmıştık ortada Abidin gelinlikle oynarken biz de ortaya geçip ona yakın bir şekilde oynamaya başladık. Asya da bana yaklaşarak karşıma geçti. Şarkı tam onu anlatıyordu.

Limon çiçeğim
Doldur içeyim
Söylesene senden nasıl geçeyim

Olanlar oldu kadehler doldu
Al kaşıkları çık karşıma
Alem kudurdu.

"Kemalikko ne güzel oynuyorsun sen yaa kurban olurum sana ben" dedi. Başımı ya sabır dercesine çevirdim. Abidin Süleyman ile kaptırmış oynuyordu. Bunu gören Mesut hemen Abidini yanına geldi o sıra da Asya hemen devreye girip Süleyman'ı itti ve Abidin ile karşılıklı oynamaya başladı. Ona gülümseyip bende Mesut'un karşısına geçip kollarımı kaldırıp oynamaya başladım. Mesut beni görünce bir duraksadı daha sonra insanlar baktığı için benimle oynamaya karar verdi. Hiç de güzel oynamıyordu. "Niye geldin lan?" Diye sordu.

Sinsice gülümseyip dibine yaklaştım "Hayırlı olsun demeye geldim Mesutcum kötü mü yaptım" dedim.

"İyi hoş geldin o zaman. Zaten Asya seni asla sevmezdi boşuna artisleniyordun bana" dediğinde dişlerimi sıkıp "Aynen Asya beni sevmez" dedim. Daha sonra yanıma gelen Süleyman Mesuta bakıp konuştu "Mesut gel lan karşılıklı oynayak" dedi. Hemen Süleyman'ı yanıma çektim "Napıyorsun lan sen!" Dedim yakasını tutarak.

"Yav Kemal kardeşim evleniyor iki oynamayım mı yani?" Diyip benden kurtularak benim karşımda oynamaya başladı bu sefer.

"Çıkıyoruz birazdan hazır ol!"

Sırtıma bir el değdi o anda "Yav sizi bekliyorum ama siz bizim kızla kopturmuş oynuyonuz adam bana da haber verir komiserim" Emreye değişik bir bakış atıp normal bir şekilde bekledim. Emre Sülük ile karşılıklı oynamaya başladı bu sefer. Asya da ortalarına gecmiş etrafında dönüyordu. Deli bunlar.

***

Düğün bitmiş ve takılar da takılmıştı. Düğün ortasında Abidin duvak ile oynuyordu ama açmamışlardı neden açmadılar bilmiyorum ama herşey kusursuz ilerliyordu. Asya'nın yanına geçip "Asya gidiyoruz!" Dedim. Başını sallayıp "Tamam evladım" dedi yaşlı kadın taklidi yaparak. Bu haline gülüp sustum. Daha sonra herkes gitmiş ve gelin ile damat bir arabaya binip gidiyorlardı. Bizde hemen peşlerinden gidip onları takip ettik.

Emre "lan Abidin nasıl da oynuyordu sahnede he kendi düğünü olsa böyle oynamaz" diyip güldü.

Asya "O değil de asıl biz nasıl eğlendik ayol hayatımda hiç bu kadar mutlu olduğum bir an yoktu gerçekten" dedi.

Süleyman "Kız sorma bende bende" diye ekledi.

"Bırakın şamatayı bunlar niye durdu" dedim yol kenarında duran Abidinin olduğu araca bakarak. Herkes araba dan inen Abidin ile Mesuta bakarken Asya konuştu "Ya bunlar gerdeğe girecek napacağız?" Dedi.

Emre "Biz de mi gitsek peşlerinden?"

Süleyman "He oldu Mesut da bizi görsün dimi kardeşim" dedi.

Son sözü ben ekledim "İşte şimdi bittik!"

______

Bölüm sonu

Bölümü geçmeden oy vermeyi unutmayın canlar 🧡 🔫 ✨

Ayy bölüm uzun oldu biliyorum ama değdi ya ajsjjshs

Abidin gerçekten bitti!

Sizce neler olacak?