14. bölüm · İBLİSLERİN KRALİYETİ
14) Uyarı
Karşımda oldukça geniş enerjisiyle, gücüyle ve gücünün farkındalığıyla Kraliçe Via duruyordu. Bu kadın baştan aşağıya zarafet, baştan aşağıya mükemmellikti.
Katarina’nın dediği gibi önce başımı eğdim ve sonra başımı dikleştirdim. Göz ucuyla odaya baktığımda, daha birçok kişinin burada olduğunu fark ettim. Yüzleri tanıdık gelense sadece iki kişi vardı, Sultan Sezen ve Baş Muhafız denen herif.
Kraliçe tahtında, iki kolunu tahtın iki yanına koymuş oturuyordu, elbisesi oldukça genişti. Kendini dinlettiren sesiyle konuşmaya başladı. Bense sanki bir mum gibi heyecandan eriyordum.
“Lena, lanetin sahibi. Kurban… Aslında atalarının borcunu ödeyen bir varis de diyebiliriz. Sana, atalarının yaptığı hatadan dolayı cezalar, mahzenler, kötü muameleler göstermeyeceğiz. Aksine, az önce odanda gördüğün gibi, iyi, hoş karşılanacaksın, lakin, sarayda ayak altında dolaşmak, üstüne vazife olmayan işlere karışmak ve hele ki herhangi bir saygısızlık yapmak, bunların konusu bile açılmayacak. Bu uyarılara sana herhangi bir muhafız veya Baş Muhafızmız Darius bile yapabilirdi lakin bunu, tüm saray naibeleri önünde bizzat kendim yapmak istedim. Malum gelir gelmez gösterdin asi yüzünü. Ayrıca kulağıma bazı dedikodular geliyor. 120 milyon nüfuslu bir evreni; isyanlarıyla, başkaldırmalarıyla, suçlarıya, günahlarıyla yani kısacası iyi ve kötü her şeyiyle ben sırtlıyorum; bunlar benim konum olmayacak Lena. Şimdi odana dönebilirsin.”
Bana tek kelime konuşma fırsatı verilmemişti ama bunun siniri veya hayal kırıklığıyla ilgilenmeyecek, anlamadığım olay azar işitmek için süslenmiştim ve bunun saçmalığıydı.
Çıkmadan önce odaya kısaca bakış attım. Kahverengi saçlı bir oğlan, Sultan Sezen’in yanında duruyordu. Onların yanında minik bir vampir kız duruyordu, turuncu saçları beline kadar gelen ve her an şımarıklık yapacak gibi duran bir kızdı. Kızın yanında sarı saçlı, gene kız gibi 5-6 lı yaşlarda minik bir oğlan vardı. Onların başında küt kahverengi saçlı kısa bir kız dikeliyordu, bu dadı olmalıydı çünkü hiç kraliyet ailesinden gibi değildi. Diğer kişilere bakmama fırsat kalmadan odadan Katarina ile birlikte çıktık.
“Üzülme kızım, gelir gelmez sana makam mevki verilecek değildi ya.”
“Orası öyle de benim konuşma hakkım yok mu? Hem azar yenmek için süslenmişim resmen!”
“Koskoca Kraliçe Via’nın karşısına o perişan halinle çıkacak değilsin heralde. Farkındaydan kan fıçısının içerisine düştün. Sonra bir gece hapiste geçirdin ve bugün Kara Orman’a gidip geldin. Berbat görünüyordun kızım.”
“Saçım yapılmasa da çok bir şey değişeceğini sanmıyorum.”
“Kraliçe senin saçlarına önem gösterecektir.”
“Saç fetişi var deme!”
Katarina sertçe dirseğini karnıma geçirdi ve biraz kızdı. Tabii haklı olarak.
“Fısırdaşmayın!”
Arkadan sesi yükselen askere karşı Katarina sertçe döndü, kolunu kolumdan çıkardı ve arkasını dönüp koridorun ortasında yankılanacak kadar yüksek bir şiddetle tokat attı.
“Sen ne dedin? Sen kimsin! Yılların Kalfasıyım ben gafil herif.”
Katarina hızla arkasını döndü ve sanıyorum ki emir verme yetkisini kullanarak bu adamı falakaya gönderdi.
Kalfaların yetkisinin bu kadar olduğunu bilmiyordum. Sanırım bu kalfa benim önümü açmada iş görürdü.
