10. bölüm · İBLİSLERİN KRALİYETİ

10)Sezen Sultan

Sena Karakaya

Ayrıca koridorun sol tarafından küçük bir bahçe görünüyordu. Eğer kaçmak istersem bu bahçe gayet cazipti. Eski tip bir havuzun etrafında iki aynı masa atılmış, çevresin de rastgele konmuş sandalyeler vardı. Sanırım kraliçe o kadar çok buraya gelmiyordu, çünkü burası, sarayın geri kalan kısımlarına oranla daha az bakımlı ve daha az zümrüt yeşiliyle süslenmişti.
Salona geçtik. Salonun duvarları, sarayın içinden farklı olarak boya veya kağıt olmadan dizayn edilmiş, oldukça ince bir işlemeyle duvarlarda çeşitli süsüleme oyukları açılmıştı. Adeta bir Orta Çağ havası vardı odanın. Ortada altın rengi büyükçe bir masa, masanın etrafına beyaz, kenarları inciyle süslenmiş sandalyeler duruyordu. Kalın ve kadife perdeler, kenarlara iliştirilmiş işlemeli şamdanlar, büyükçe bir oturma köşesi ve yeşil kadife yastıklarıyla gerçekten de tam bir misafir odasıydı burası.
Beni oturma köşesine oturttular. Kırmızı sert bir koltuktaydım. Aslında tam bir koltuk değildi ama nasıl betimleyeceğimi bilemediğim bir yerdi, ayrıca sert ama stresimi dindirecek kadar da rahattı.
Yanıbaşımda iki muhafız ve üç tane de kadın vardı. Ellerini önlerinde bağlamış, başları eğik bir şekilde bekliyorlardı. Kadınlar bir iki kere fısıldaşmış, muhafızlar ise buna kızmış, şimdiyse mutlak bir sessizlik hakim olmuştu.
Yaklaşık on dakika sonra bir ses yükseldi.
“Sezen SULTAN!”
Kadınlar başlarını daha fazla eğip dizlerini bükerek içeri gelen kadına selam verdiler. Askerler ise kılıçlarını çok hızlı bir refleks ile çıkartıp diz çöktüler.
Bu kadın, Kraliyette önemli bir yere sahip olmalıydı.