12. bölüm · İBLİSLERİN KRALİYETİ

12)Baş Muhafız!

Sena Karakaya

Benim için hazırlatılmış bir odaya getirildim. Lanetler üzerime doğru… Hayır şarkı olan değil; GERÇEKTEN LANETLER ÜZERİME DOĞRU GELİYORDU!
Sinirle odadaki vazoyu yere attım. Yok uğruna ölmek mi? Hah, bu benim kaderim değildi. Kim yaptıysa o ödesin!
Gözlerimdeki yaşlarla beyaz ve işlemeli desenleriyle süslenmiş yatağıma oturdum. Ayakta duracak ne gücüm vardı ne de sebebim. Yıkılmış bir enkazdan tek farkım, çıkmasına günler kalmış ruhumdu. Tükenecektim.
Sultan Sezen, bu kuğunun ölümcül tarafının etkisini bastırmanın yollarını bulacağını söylemişti, 0,1 bir ihtimalle tabiki.
Kız kardeşim neler yapıyordu? Ailemizi kaybetmiştik, annem, babam ve aynı trafik kazasında ölen ikiz kız kardeşim...
O ölünce kendimi tamamen Sara’ya adamıştım, benden üç yaş küçük kardeşim için yıllarca çalışmıştım. O da iki kişilik bu ailemizi ayakta tutmak için hep mücadele vermişti. Hep pozitif taraf olmuştu. Şimdiyse yapayalnızdı, ben de öyle.
Gözlerimdeki iri taneleri sildim ve odadaki duşa girdim.
Transilvanya’nın ilk duşu.

Taştan bir küvet vardı, etrafı tam bir saray odasında olacak şekilde şamdanlar, içinde de beyaz mumlar vardı. Taş küvetin üst tarafında üzerinde duvara monte ahşap raf, rafın üzerinde bir tarak, iki cam şişe, yuvarlak ayaklı cam renkli bir ayna ve bir lif vardı.
Taştan duvarlı soğuk bir enerjisi ama sıcak bir havası olan banyonun taş küvetinin yanında ahşap bir tabure vardı. Taburenin hizasında kahverengi bir dolap, dolabın transparan kapağının arkasından görünen beyaz ve kırmızı renklerinde birkaç havlu ve iki bornoz duruyordu. Dolabın biraz ilerisinde ise kahverengi tonlarında küçük musluklu bir lavabo ve yanına kırmızı tonlarında rengi olan sabunlar vardı.
Taş küvete girdim ve suyu ılık ayralayıp dolana kadar kıyafetlerimi çıkardım. Dolan suya cam şişelerden üzerindeki yazılara bakarak ‘köpük’ yazanı suya döktüm ve köpükcükler çıkan suya girdim. Ilıklığın bedenimi sarışını hissettim. Çıktıktan sonra engin bir mutluluğun beni saracağını, şu ana kadar yaşadığım her şeyin korkunç bir rüya olduğunu düşündüm. Kapalı gözlerimle kendimi suya bıraktım. Suyun akışında kayb-
Sertçe çalınan kapımla tüm meditasyon girişimlerim kesiliverdi. Gözlerimi hızla açtım, banyonun değil odamın kapısı çalınıyordu Allah’tan.
Bu beni en fazla ne kadar güvende hissettirir o da şüpheliydi ama.
Dolaptan kırmızı bir havlu aldım ve hemen duştan çıktım. Umarım bir kızdır…
“Geliyorum!”
Duştan çıktım ve elimdeki havluyu göğsüme tutarak kapıyı açtım.
“İnsan kız?”
“Baş Muhafız!"