7. bölüm / 9
Hüddam Uğur & Emrah: Mühürlü Kader7. BÖLÜM: CİZRE DERGAHI VE GÜNAHIN MİRASI
Bölümler 9Şu an: 7. BÖLÜM: CİZRE DERGAHI VE GÜNAHIN MİRASI
- 1 Bölüm 1: Gece Yarısı Çalınan Kapı530 kelime
- 2 2. BÖLÜM: ÂLEM-İ SUFLA'NIN ÖFKESİ828 kelime
- 3 Bölüm 3:Mühürlü Sahan ve Dicle’nin Sırrı460 kelime
- 4 4. BÖLÜM: SİYAH AKİT: KANLI AY TARİKATI874 kelime
- 5 5.Bölüm:Karanlık Rahle: Babil'in Ahdi752 kelime
- 6 6. Bölüm: Zihne Düşen Zehir995 kelime
- 7 7. BÖLÜM: CİZRE DERGAHI VE GÜNAHIN MİRASI412 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. BÖLÜM: KARANLIĞIN ZAFERİ & YALNIZ HÜDDAM403 kelime
- 9 9. BÖLÜM: KAN VE KEFARET (FİNAL)484 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Cizre yoluna giren emektar arabanın içini, ölümcül bir sessizlik kaplamıştı. Dikiz aynasından Emrah’a baktığımda, kalbime bir bıçak saplandı. Yüzü kireç gibi beyazlamış, gözlerinin altı morarmış, şakaklarındaki damarlar siyah bir zehir gibi belirginleşmişti. Yere fırlattığı muska torpido gözünde duruyordu ama ona dokunmuyordu bile. Muskasız geçen her kilometre, Melkan’ın onun zihnine fısıldamasına kapı açıyordu."Usta..." dedi Emrah. Sesi tırmalayıcı, tanımsız bir hırıltıyla çıkmıştı. "Cizre’ye neden gidiyoruz? Benden ne saklıyorsun?""Zamanı gelince öğreneceksin Emrah. Az kaldı," diyebildim sadece. Yanı başımda beliren Seyyid Burkan’ın gölgesi, huzursuzca kıpırdadı. Burkan’ın o ağır, heybetli varlığı bile Emrah’ı korumaya yetmiyordu; çünkü kilit dışarıdan değil, Emrah’ın kendi zihninden vurulmuştu.Gece yarısına doğru Şeyh Zübeyr’in yıllardır terk edilmiş, taş duvarları çatlamış eski dergahına vardık. Kapıdan içeri adım attığımız an, burnumuza keskin bir yanık ve rutubet kokusu çaptı. Zamanında mühürlenmiş bu mekanda, Melkan’ın manevi izleri hala tazeydi.Tam dergahın orta yerindeki ahşap sütuna doğru ilerlerken, Emrah aniden dizlerinin üzerine çöktü. İki eliyle kafasını tutup avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı."Hahaha! Bak hele..." Mekanın duvarlarında çınlayan ses Emrah’a ait değildi; Melkan’ın o boğuk, yankılı sesi doğrudan Emrah’ın ağzından dökülüyordu. Emrah’ın gözleri tamamen karardı. "Ona gerçeği ne zaman anlatacaksın Uğur? Bu çocuğu neden yanında taşıdığını söylemeyecek misin?""Sus Melkan! Bırak çocuğu!" diye bağırdım, cebimden çıkardığım safran mürekkebiyle yazılı dualı bezi uzatarak. Seyyid Burkan öne atıldı ama Emrah’ın etrafında beliren simsiyah bir duman Burkan’ı geriye savurdu.Melkan, Emrah’ın bedenini kullanarak doğruldu. Parmağını bana uzattı. "Seni yetim bırakan karanlık ben değildim Emrah... Seni koruduğunu söyleyen bu adam ve yanı başındaki gölgeydi! Babanın o gece nasıl öldüğünü, hüddamlık sevdasına düşen Uğur’un yaptığı hatayı söylesene ona!"Emrah bir anlığına kendi sesine döndü. Kan çanağına dönmüş gözlerini bana dikti. Titreyen dudaklarıyla, yalvarır gibi baktı:"Yalan de Usta... 'Yalan söylüyor' de! Babamı o yaratıklar öldürdü de!"Dergahın kasvetli havası üzerime çöktü. Dlim tutuldu. Başımı öne eğdim. Seyyid Burkan mahcup bir edayla gölgelerin arasına çekildi. O sessizlik, verilebilecek en ağır cevaptı. Yıllar önce acemice yapılan o ritüeli, Emrah’ın babasının bizi korumak isterken kurban gidişini ve Emrah’ın zihnini korumak için hafızasını nasıl mühürlediğimizi inkar edemedim.Emrah’ın gözlerinden süzülen yaşlar yerini dondurucu bir nefrete bıraktı. Göğsünden insani olmayan bir çığlık koptu. Melkan’ın kara dumanı Emrah’ın bütün bedenini sardı."Senden nefret ediyorum..." dedi Emrah, sesi Melkan’ın sesiyle birleşirken. "Seni ustam bilmiştim... Sen benim ailemin felaketisin!"Emrah, Melkan’ın sunduğu o kapkaranlık güce tamamen teslim olarak arkasını döndü ve dergahın karanlığına doğru adımladı. Ben ise geçmişimin en ağır günahıyla, yapayalnız kalmış bir hüddam olarak dizlerimin üzerine çöktüm.Bölümün atmosferi ve gidişatı içine sindi mi? 8. Bölümde (Karanlığın Zaferi & Yalnız Hüddam) Uğur'un Emrah ile ilk acı yüzleşmesine nasıl bir yön verelim?
Bölüm etkileşimi
