Kanımdaki Kırmızı bölüm 6

Yazar: İremSuu Kullanıcısı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: Kanımdaki Kırmızı bölüm 6

Söylediğim şeylerden sonra kadın gözyaşlarını elleriyle silerek. Arkamdaki adama nefretle baktı.
“Hepsi senin yüzünden oldu! Senin yanına geldim. Hamileyim dedim, sen ne yaptın o karının yanına gittin. Adam akıllı arkamızda duracağına çekip gitmeyi seçtin. Bana seninle evlenmek yuva kurmak istiyorum dedin. Sana inandım aptal gibi sana inandım! Her şey senin yüzünden oldu. Eğer bana biraz değer verseydin o adamın karşısında bu kadının yaptığını yapar önümde dimdik dikilirdin. “
Hepimiz olan bitene hayret içinde baksak ta Sisu araya girdi.
“ Demek hamile sevgilini yarı yolda bıraktın. Öyle mi? “
Adama daha çok yaklaştı.
“ Cevap ver bana! “
“ Evet, evet yaptım korktum. O sorumluluğu almak istemedim. Bilmiyordum böyle olacağını. “
“ Bilmiyordun. Başlarım senin bilip bilmemene bu kız korkmadı mı senin gibi bir yavşaktan çocuğu olacağını öğrendiğinde. O kadar korkmasına rağmen bir umut gelmiş sana anlatmış sen ne yapmışsın götün tutuşa tutuşa başka bir kadının koynuna gitmişsin. “
Eline belindeki silahı alıp adamın bacağına ateş etti.
“ Bu bacaklarınla mı gittin it! “
Adam inleyerek yere yığıldı. Yanımda ki kadın elini uzatarak,
“ Benim adım Yaren .Tekrardan her şey için teşekkür ederim Opia. Sen olmasaydın ne ben ne de bebeğim yaşamayacaktık. Bir melek gibi önümüze atladın. “
Yoksa bir şeytan mı deseydim.

Kapının beşinci tıklamasından sonra yeni yeni uyanabilmiştim. Dün gece yine aynı kâbusu görünce uyanıp sabahın ilk ışıklarına kadar geri uyuyamamıştım. Kapı tekrar çaldı.
“ Gir. “
Elinde bir tepsi ile Yaren girmişti.
“ Otursana hoş geldin. Daha iyi misin? “
“ İyiyim sağol. Asıl sen kusura bakma seni uyandırdığım için ama sana kahvaltı getirdim. “ Dedi elindeki tepsiyi göstererek.
“ Teşekkür ederim. Ne zahmet ettin. “ Sevecen bir tavırla
“ O kadar canımızı kurtardın bizde sana böyle teşekkür etmek istedik. Dün sen gittikten sonra bizimkilerle konuşma fırsatım oldu. Onlara her şeyi anlattım. Onlarda sağolsun burada sınırsız kalabileceğimizi, hatta ilerde iş arasam da en uygun işi bana vereceklerini söylediler. “ Dedi.
“ Senin adına çok mutlu oldum Yaren. İnşallah bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağını alıp beraber çok güzel bir hayat geçirirsiniz. “
“ Tekrardan teşekkür ederiz koruyucu perimiz. “
Elini daha çıkmamış karnında gezdirirken minnetle bana bakıyordu.
“ Hadi bunları ye sonrasında toplantı odasına gel. “
Kafamı sallayarak onayladıktan sonra hemen yemeğimi yiyip toplantı odasının yolunu tutmuştum.

İçeride her zaman ki gibi yine kargaşa hâkimdi. Ben içeri geçtikten sonra susarak bana döndüler. Akel
“ Opia ne zamandan beri o rüyaları görüyorsun?” Dedi.
“ Ne, ne rüyası neyden bahsediyorsun Akel. ? “
“ Rüya görüyor musun? “
“ Evet, elbette rüya görüyorum. Siz görmüyor musunuz? “
“ Hayır. Burada ve dışarda görebileceğin herkes de dâhil kimse rüya görmez. “
Sisu araya girerek “ Tek Kırmızılar görebilir. “ Dedi.
“Ne Kırmızısı, mavisi, yeşili siz benimle dalga mı geçiyorsunuz? Rüya dediğim normal rüyalardan ibaret. Düşündüğünüz gibi renkler görmüyorum. “
“ Dalga geçmeyi bırak Opia. Bu çocuk oyuncağı değil. Burada ki herkesin kaderi belki de senin elinde. “ Dedi Visul sert bir tonda. Akel
“ Senin komada olduğun süre zarfında Dünya yeni şeyler öğrendi. Bir grup araştırmacı Lotuslanan insanların başka bir boyuta gittiklerini ve orada hayatlarına devam ettiklerini aynı bu Dünyada ki gibi bir hayat olduğunu savunuyorlardı. Bunu da o teoriler gibi ilk başta takmadılar. Ama belli bir süre sonra bu grupta Lotuslanmıştı. Ve geriye araştırmayı yürüten Dr. Melinoe’nın el kitabı kaldı. Kitapta o evrendekileri Kırmızıların yönettiğini ve sadece bu Kırmızılar sayesinde Lotuslanmadan önce bir sonraki evrene geçiş yapılabileceğinden bahsetmişti. “
“ Benim Kırmızı olduğumu nereden çıkarttınız peki? “
“ Kitabın sonunda not olarak şunu bırakmıştı ( Kırmızılar sadece birbirleriyle olabilir ve birbirleriyle başka bir boyutta, evrende olsalar bile rüyalarıyla yâda telepati ile birbiriyle iletişim kurabilirler. Bütün Kırmızılar Lotuslanmıştır. Eğer hala rüya gören birilerini tanıyıp duyuyorsanız bu sizin bütün cevapları almanızı sağlayan son anahtarınız olabilir. Ve Kırmızı Dolunay olduğu vakit ormanda bir boyut kapısı açılacak. Bu kapının yerini sadece Kırmızılar birbirlerine söyleyebilir. Eğer bir Kırmızı anlamsız bir şey hissediyorsa veya bir duruma karşı bir çekim hissediyorsa bu duruma karşı kayıtsız kalmasın … Yakında görüşürüz… )”
“ Ne! Nasıl olabiliyor bu? “
“ Biz de senin kadar şaşkınız Opia. Kırmızıların hepsinin gittiğine inanılıyordu. “
“Ama nasıl Akel, ben anlamıyorum ve siz ayrıca nerden anladınız benim rüya gördüğümü. “
“ Sesini duyduk bir şeyler söylüyordun uykunda. Opia ne görüyordun rüyanda bunu bize söylemen lazım. “
“ Sadece bir ormanda koştuğumu peşimde biri olduğunu hatırlıyorum. Ve birde anlamdıramadığım pi bir kokuyu hatırlıyorum sanki çürümüş bir lotus çiçeği kokusu gibiydi . “
Birbirlerine baktıktan sonra
“Burası bize yirmi dakikalık uzaklıkta .” Dedi Sisu. Ve hemen ardından Visul
“ Kanlı Ay iki gün sonra. “ Dedi düşünceli bir tonda.
Akel “ İyi iki günümüz var güzel bir plan kurmak için. Bu iki gün içerisinde başka bir şey hissedersen Opia hemen bize söyle tamam mı? “
“ Tamam Akel. Ben kendimi yorgun hissediyorum. “
“ Elbette git dinlen biz buradayız merak etme. “ Dedi, Sisu ilk defa yumuşak bir tavırla söylemişti bunu.
Odaya geçerken arkamdaki yoğun konuşmaları geride bıraktım. Ben neyim, ben kimim, niye benim gibi sorularla yine geç vakte kadar uyanık kalmıştım. Birden aklıma annemlerin evde bıraktıkları kutunun üstünde gördüğüm bir şekil geldi. O zaman anlamamıştım. Gerçi sonrasında da o kutunun nerede olduğunu bulamamıştım. O da Lotuslanmış olamazdı herhalde. İçimdeki bir ses eve geri dönüp onu bulmam gerektiğini söylüyordu. Üzerimi değiştirdikten sonra camın önüne geçip Ayın karanlığı aydınlatmasına bakıyordum. Gittiğimi kimseye söylemeyecektim. Sonuç olarak kendi evime gidip geri gelecektim sadece.
Dışarıya zor bela çıktıktan sonra Metrobüs durağının oraya doğru ilerledim. Dışarı her zamanki gibi yine soğuktu. Ceketime sıkıca sarılıp yürümeye devam ettim.
“ Off ne kadar uzakmış merkez ya .”
Aradan iki üç dakikalık bir yürüyüşün ardından sonunda o boş sokakları aydınlatan sokak lambalarının ışıkları gözlerime yansıdı. Ne ara bunlar oldu hala inanamıyordum. Lia’m olsaydı ona gülerek bir Kırmızı olduğumu anlatıp dalga geçerdim.
“ Ah, Lia’m inşallah orada mutlusundur, iyisindir. O güzel yüzünü güldüren birileri vardır umarım. “ Kötüyü düşünmek istemiyorum. Ben eminim Lia orada mutlu.
Metro bıraktığım gibiydi. Çalışıyordu ama nerdeyse kimse yoktu. Gerçi bu saatte birileri olsaydı da garip olurdu.
“İnan, inan, inan
Yemin olsun, gün doğsun
Senden öteye gitmez
Senden sonra hiç bitmez
İnan, inan i inan
Yemin olsun, gün doğsun
Senden öteye gitmez
Senden sonra hiç bitmez
Derdim
Derdim
Derdim “
Kulaklığımdan dışarıya çıkan sesle bir nebze metronun içindeki ürpertici havası azalmıştı.
Aniden gelen bir sesle bütün ışıklar gitmişti. Karanlığın içinde tam arkamda bir nefes hissetmiştim ki o şey boynuma doğru eğilerek
“ Lavinya , seni bekliyorum hayatım .” Bedenim onun eserati altındaymış gibi hareket edemiyordum . Son kez kokumu içine çekerek bir adam geriye gitmişti . Hemen arkamı dönerek baktığımda ise ışıklar çoktan açılmış her şey eski monotonluğuna dönmüştü .

“ Ben gerçekten kırmızıyım . “ Bunu kendimi inandırmaya çalışıyormuş gibi demiştim.
Her şey bildiğimden o kadar farklıymış ki benim bile kendimin ne olduğundan haberim yoktu . Geçmişim hatta belki geleceğim bile bir yalandan sadece bir oyundan ibaretti …

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

58okunma 17beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…