Bölümler 11Şu an: Jüpiter Senfonisi: Bölüm 2
- 1 Mor Şimsek : Bölüm 1566 kelime
- 2 Jüpiter Senfonisi: Bölüm 2872 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Kücük bir hatirlatma22 kelime
- 4 HER ŞEYİNİ ÖZLEDİM HER ŞEYİMİ ÖZLEDİM BÖLUM3799 kelime
- 5 Albatros Bölüm 41.252 kelime
- 6 Mokita Bölüm 5636 kelime
- 7 Kanımdaki Kırmızı bölüm 61.126 kelime
- 8 Kırmızı Dolunay Bölüm 7748 kelime
- 9 KARANLİĞİN KOLLARINDA BÖLÜM 8837 kelime
- 10 LOTUS ÇİÇEĞİ BÖLÜM 9🌸965 kelime
- 11 ATEŞİN GÖLGESİNDE BÖLÜM 10858 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
16.03.2016
Ömer daha fazla bu işleri çocuklarımızı bulaştırmayalım . Onlar bu yaptıklarımızı asla bilmemeliler bunu sende biliyorsun . Kısık bir sesle devam etti annem
"Hem Lotuslanmış insanların nerde olduğunu hâlâ çözmemişken."
Babam anneme doğru yaklaşarak
" Biliyorum hayatım, onların asla bilmemesi gerektiğini ama korkuyorum, onlarında bu durumu alışması ve bilmesi gerekir kendilerini bu illetten koruyabilmek için." Gördüğüm rüya ile sıçrayarak uyanıp pofuduk kedimi sıkıca sarılarak annemlerin yanına doğru adımladım. Annemlerin odasına yaklaşırken annem ve babamın birbirleriyle endişeli bir şekilde konuştuklarını duydum.Bu zamana kadar ilk defa hissetmiştim seslerindeki korkuyu . Orta düzey bir evimiz vardı . Burayı Lemis Dedem bize miras bırakmıştı . Onu bir kere görmesem de iyi biri olduğunu düşündüm hep Ama evde hiç bir fotoğrafı yada ondan kalan hiç bir şeyi yoktu . Onunla tanışmak çok isterdim .
Annemlerin sesini duymamla olduğum yere sinerek gecenin karanlık ışıltısı beni biraz daha saklamasını umdum . Kapının çalmasıyla ikisininde ilgisi kapıya kaydı .Annemi görebilceğim bir yere sürenerek gittiğimde annemin yüzündeki endişeyi göreceğimi zannederken daha kötüsünü gördüm . Yüzündeki korku gökyüzünde uçan bı uçağın, kanatlarına çarpan kuşlar gibi nüfus ediyordu . Babam anneme bakıp iç çektikten sonra kapıyı açtı . Ve sonra nefesimi kesen bir kokuyla gözlerim yavaş yavaş kapandı...
Yüzüme gelen Güneş ışınları ile gözlerimi tavana açmıştım . Sanki üzerimden tır geçmiş kadar kendimi yorgun ve bitkin hissediyordum .Hemen ardından Lia' nın ağlama sesi kulaklarıma doldu . Biraz bekledikten sonra annnem veya babamın yanına gideceklerini düşündüm fakat bir heraketlilik olmadiğini fark edince peluşumu sarılarak Lia'nın odasına doğru yürüdüm.Ev olmasından gerekenden daha sessizdi . Bir kaç adımdan sonra ayaklarımı kendiliğinden durdu. Tetiği çekilen bı mermi gibi aklıma bir şey dank etti.
"Dün ,dün ne olmuştu ?" Ve ben niye ...Koşarak
" Anne , baba nerdesiniz ? Anne ! Baba! Heyy!". Evin her yerini talan etmeme rağmen bulamadım " " Belki dışarıya çıkmışlardır , yada yada kesin iştelerdir. Sen bilmiyor musun işlerine ne kadar düşkün olduklarını kesin ordalardır." Kendi kendime konuşmaya başlayıp kendimi sakinleştiriyordum . Lia tekrardan çığlık atarak ağlayınca onun yanına gidip sakinlestirdim. Lia'nın odasında yatağinin hemen kenarında orada normalde olmayan bir zarf ilişti gözüme. Zarf mor renkle işaretlenmişti.Ve zarfı elime aldığımda yine aynı kokuyu hissetmiştim son olarak gözüme zarfın üzerindeki büyüklü küçüklü motiflere baktım .Bedenim yine kendine ihanet edercesine uykuya teslim etti kendisini.
GÜNÜMÜZ
Lia' nın mis kokusunu içime çekmek için yaklaşırken , beynim de bir şimşek daha çaktı.
*Koşuyordum . Koşuyordum .Daha hızlı koşuyordum . Ayaklarıma ve kollarıma bazı bitkilerin dikenleri batıp çıkıyordu . Burnumu pis bı koku esir almıştı .Ve ayaklarımın altından yer kaydı sonra her şey simsiyah. *
Elim ayağım titriyordu , hatta istemsizce ağlamaya başlamıştım. Bu beynimdeki ışımalar annem ve babam öldükten sonra başlamıştı . Birden bire kendimi başka bir yerde buluyordum ve genelde sonunu görmeden geri uyanıyordum yada uyandırıyor... Yorgun adımlarla odama ilerledim . Yağmur hâlâ aynı şiddette yağıyordu , pencerelere çarpan su damlaların eşliğiyle uyumaya çalışdım .
Yine aynı ormandayım durmadan koşmaya başladım sürekli koşuyorum.. Etrafta yine aynı pis koku . Bedenim Jüpiter Senfonisi' nde Mozart'ın fügü ile aniden ve etkili bir şekilde girmesi gibi yere düşmüştü . Kafamdan sıcak bir şeyler yüzüme doğru akıyordu . Elimi kafama doğru götürdüm .
"Ahh hasiktir" diye dudaklarımdan bı inilti çıkmıştı . Peşimden gelen her kim ise durmuştu . Ben tam acı ile inlerken , ensemde bir nefesi hissettim . ..
Alarm sesiyle uyanmıştım.
" Off sus artık " diyerek mızmızlanırken dışarda yine bir panik havası olduğunu gördüm . Gördüğüm manzarayla yine kendime telkinlerde buluyordum .
Lia'nın odasında giderken sanki kaburgam göğüs kafasime batıyordu . Odasına gittiğimde yatağının hafif bozulduğunu gördüm yorganın kırışıklığını elimle düzlerken kumaşın ılık olduğunu fark ettim .
"Hayır o şey tekrar olmuş olmaz. Lia saklanmayı bırak ! Lia neredesin ? "
Lia' nın odasına doğru yürürken , her zaman sabah ilk işi Pamuğun mamasını koymak olurdu ama koymamıştı hatta pamuk mama kabını eşeleyerek yere düşürmüştü .
Evde saklanabilceği gireceği her deliğe bile bakmama rağmen yoktu hiç bir yerde yoktu buğulanan gözlerimle duvara yaslandım .
"Allah kahretsin ! Sen de ... Sen de gitmiş olmazsın ! Sen daha küçücüksün ... Beni bırakmış olmazsın . Daha fazla dayanamayarak kendimi yere bıraktım. Sesim titreyerek
" Gitme , gitme , lütfen gitme ! Yalvarırım gitme." Dışardan çığlıklar geliyordu , binlerce çığlık .Bu bir lanetti kesinlikle tüm insanlığın bir lanetiydi . Hepimiz farklıydık, yaşlısı , genci , çocuğu hepsinin feryatları , haykırışları farklıydı ama tek bı ortak yanı vardı herkes o çığlığı atıyor ve duyuyordu.
YAZAR AÇISINDAN
İnsanlık yüzyıllardır süregelen felaketler lanetler görmüştür. Zaman aktı, teknoloji evrimleşti ama insanın içindeki o kadim karanlık milim santim gerilemedi. Yüzyıllar önce adı soykırımdı, bugün adı 'Lotoslanma'. Değişen tek şey sahneydi; zalim de kurban da hep aynı türdendi "
2. Dünya Savaşı 1939-1945
Adolf Hitler , iktidara geldikten kısa bir süre sonra 1933' te ilk toplama kampını kurdu. Kısa süre sonra genellikle gözden ırak olan yerlerde bu toplama kamplarını kurmaya devam ettiler. Bu toplama kamplarının başında SS (Shützstaffel) vardı . Yıllar boyunca kadınlara , çocuklara, yaşlılara ve engellilere, acımasızca deneylerinde kobay olarak kullandı . Ve kendi sapkın projelerini insanların üzerinde denedi. Ordaki insanlarda birbirinden farklıydı sesleri bile ama hepsinin bir ortak yanı vardı herkes o çığlığı atıyor ve duyuyordu...
Kitabım sonuna böyle bir bitiş ile gönderme yapmak istedim çünkü bazen lanet diye adlandırdığımız her şeyin belkide bir insan eliyle yapılmıştır...
İnşallah sevmişsinizdir yorumlarınızı bekliyorummm 💓💓💓
Bölüm etkileşimi
