12. bölüm · HATIRLAMANIN YORGUNLUĞU

Kendine Dönen Yollar

Başaran Küçükyanaçık

İnsan bazen herkesten değil…

Kendi sesinden uzaklaşır.

Bu sessizlik bir anda oluşmaz.

Kimse bir sabah uyanıp kendini unuttuğunu fark etmez.

Hayat küçük telaşlarla gelir.

Yetişilecek işler…

Verilecek sözler…

Kurulacak hayatlar…

Derken insan, kendi içinden gelen sesi biraz daha kısar.

Başta bunun farkına varmaz.

Çünkü dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır.

Hayat ilerliyordur.

Takvim değişiyordur.

İnsan gülüyordur.

Konuşuyordur.

Üretiyordur.

Ama bütün bunların arasında uzun zamandır kimse ona şu soruyu sormamıştır:

"Sen nasılsın?"

En acısı da şudur.

Bunu sormayan bazen insanın kendisidir.

İnsan başkalarını dinlemeyi öğrenir.

Beklemeyi…

Anlamayı…

Fedakârlık yapmayı…

Ama kendi içinden yükselen en küçük isteği bile çoğu zaman erteler.

Bir süre sonra içerideki ses konuşmayı bırakmaz.

Sadece daha alçak sesle konuşmaya başlar.

İnsan onu sustu sanır.

Oysa o hep oradadır.

Bazen eski bir defterin arasında…

Bazen yıllardır dinlenmeyen bir şarkıda…

Bazen çocukken kurduğun bir hayalin içinde…

Ansızın kendini hatırlatır.

İşte dönüş dediğimiz şey de böyle başlar.

Büyük kararlarla değil.

Küçük karşılaşmalarla.

Uzun zamandır unuttuğun bir kokuyla…

Eski bir fotoğrafla…

İçini sebepsizce ısıtan bir cümleyle…

Çünkü insan kendini tek seferde bulmaz.

Parça parça hatırlar.

Bugün bir yönünü…

Yarın başka bir yanını…

Sonra yıllardır susturduğu bir hayalini…

Ve fark etmeden, içindeki sessizlik yeniden dile dönüşmeye başlar.

Belki de kendine dönmek, yeni biri olmak değildir.

Uzun zamandır ihmal ettiğin tarafların yeniden masaya oturmasına izin vermektir.

Çünkü insanın özü çoğu zaman kaybolmaz.

Yalnızca hayatın gürültüsü altında duyulmaz olur.

Bu yüzden dönüş, bir keşif değil…

Bir duyuş biçimidir.

İnsan kendini yeniden icat etmez.

Kendini yeniden işitir.

Ve belki de bütün yolculukların ortak amacı budur.

Dünyayı dolaşmak değil…

İçinde yıllardır bekleyen o sesi yeniden tanıyabilmek.

Çünkü insan bazen bütün yolları yürür.

Sonunda vardığı yer ise hep aynı olur.

Kendi içi.

Ama bu kez oraya yabancı biri gibi değil…

Eve dönen biri gibi girer.

----------

Peki insan gerçekten kendini ne zaman bulur?

Yeni biri olduğunda mı…

Yoksa uzun zamandır sustuğu sesi yeniden duyabildiğinde mi?