18. bölüm · HATIRLAMANIN YORGUNLUĞU
Eksik Kalmak Kusur Değildir
İnsan, tamamlanması gereken bir şey olduğuna inanarak büyür.
Daha başarılı…
Daha güçlü…
Daha cesur…
Daha sevilebilir…
Sanki hayatın sonunda ulaşılması gereken kusursuz bir hâl varmış gibi.
Ve insan yıllarca,
henüz varamadığı biri olmanın peşinden yürür.
Oysa yol uzadıkça,
garip bir şey olur.
Ulaştığın her hedef,
yerini yenisine bırakır.
Tamamlandığını sandığın her an,
içinde yeni bir eksiklik doğurur.
Çünkü mesele hiçbir zaman eksik olmamak değildir.
İnsan yalnızca bunu geç fark eder.
Çocukken daha büyük olmayı beklersin.
Büyüyünce her şeyin kolaylaşacağını sanırsın.
Sonra büyürsün.
Bu kez daha cesur olmayı beklersin.
Daha başarılı olmayı…
Daha huzurlu…
Daha mutlu…
Hayat boyunca hep biraz daha fazlasını beklersin.
Ve beklediğin şey her değiştiğinde,
kendine biraz daha geç kalırsın.
İnsan en çok,
henüz olmadığı kişiyi kovalamaktan yorulur.
Çünkü sürekli eksik hissetmek,
insana görünmeyen bir yarış yaşatır.
Başkalarıyla değil…
Kendi hayal ettiği hâliyle.
Bir gün aynaya bakarsın.
Yaptığın onca şeye rağmen,
gözün yalnızca yapamadıklarına takılır.
Sevildiğin anları unutursun.
Eksik kaldığını düşündüğün anları büyütürsün.
Çünkü insanın kendine karşı en acımasız tarafı,
çoğu zaman kendi beklentileridir.
Oysa hayatın en gerçek yanı şudur:
Hiç kimse tamamlanmaz.
Çünkü insan bir eşya değildir.
Bitirilecek bir proje de değildir.
Her yaşta değişir.
Her deneyimde yeniden şekillenir.
Her kayıpta başka bir şey öğrenir.
Ve öğrendikçe,
kendine dair eski fikirlerinden vazgeçer.
Belki de olgunlaşmak,
kusursuz olmak değildir.
Kusurlarınla kavga etmeyi bırakmaktır.
Çünkü bazı eksikler kapanmak için değil…
Sana insan olduğunu hatırlatmak için vardır.
İnsan en çok bunu kabul ettiğinde hafifler.
Her şeyi bilmek zorunda olmadığını…
Her yarayı iyileştiremeyeceğini…
Her soruya cevap bulamayacağını…
Ve buna rağmen,
hayatın devam edebileceğini anladığında.
Belki de eksik olmak,
hayatın bize bıraktığı en dürüst aynadır.
Çünkü tamamlanmış bir insan yoktur.
Yalnızca,
kendini olduğu hâliyle taşımayı öğrenmiş insanlar vardır.
Ve bazen insanın en büyük cesareti,
eksik olduğunu saklamamak olur.
Çünkü gerçek bağlar,
kusursuz görünen insanlar arasında değil…
Birbirinin eksiklerini görüp yine de kalabilen insanlar arasında kurulur.
Belki de hayat,
bizi tamamlamak için değil…
Kendimizi eksik sanmadan yaşayabilmemiz için vardır.
----------
Peki insan ne zaman gerçekten yeterli hisseder…
Bütün eksiklerini tamamladığında mı,
yoksa eksik olmanın da insan olmanın bir parçası olduğunu kabul ettiğinde mi?
