Güneş Ve Ay Gibi kitap kapağı

17. bölüm / 18

Güneş Ve Ay Gibi

17. Bölüm Değişmiş

Vaveyla Yazarı: Ece

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: 17. Bölüm Değişmiş

Uyandığımda ellerim bağlıydı bir sandalyedeydim o da boştu etrafı inceledim esir gibi değildim Mardin'in içini gören bir camı vardı odanın içinde 1 koltuk, kitaplık ve bir dolap vardı kapı kitliydi

-Kimse var mı!?

Arkadan insan konuşmaları geliyordu bir kadın bir adama

-Uyandı kapıyı açıyım mı?

Diyordu adam ise kadına

-Hanım gelene kadar olmaz

Hanım dedikleri kimdi Ece abla neredeydi iyi miydi?

-Bari Ece abla nerede onu söyleyin

Bir kaç dakika sonra cevap geldi

-İyi birazdan gelir

Kadının cevabına şaşırdım gelir mi oda benim gibi burada tutulmuyormuydu bir anda kapı açıldı içeri Ece abla girdi gayet iyi görünüyordu saçları hala uzundu ama eski parlaklığı eski hacimi yoktu değişmişti yorgun du gözleri ama hala parlıyordu sanki eski dik başlılığını cesaretini de kaybetmişti gözlerini kaçırıyordu elleri titriyordu yüzünde yapmacık bir gülümseme vardı sanki mutlu olmaya mecbur gibi onu hatırladığım kadarıyla çok neşeliydi ama öyle kolay gülmezdi hemen ayağa kalktım

-Ece abla sensin iyi misin?

-İyiyim sen iyi misin kötü davrandılar mı sana?

-Ne oluyor burda

-Mecbur kaldım Burçin yanındaki arkadaşını öldüreceklerdi affet beni

-Kayboldu sonrada trafik kazasında öldü demişlerdi nasıl sen yaşıyorsun

-Kaybolmadım kaçırıldım babaannem tarafından

Dediği şeyi duyunca kanım dondu hangi babaanne torununu kaçırıp ölmüş olarak gösterirdi hiç mi üzülmemişti cenazesine giderken hiç mi canı yanmamıştı ailesinden uzak bırakırken küçücük bir kızı? O an koridorda bir ses yankılandı

-Nerede o!

-İçeride Nezaket Hanım

Bu babaannesi olmalıydı elim boynuma kolyeme gitti ama boynumda değildi o an kalbime bir ağrı saplandı nefesim daraldı o kolye bana nefes oluyordu ama yoktu boynumda

~Özür dilerim Güneyim özür dilerim göz bebeğim ben çıkarmak istemedim gerçekten~

İçeri 60 yaşlarında iyi giyimli ve bakımlı bir kadın girdi çok sert görünüyordu

-Gelin hanım hoş geldin

Elini bana doğru uzattı ama elim bağlıydı

-Hoş buldum ama ellerim bağlı

Kadın kafasını hafifçe yana çevirdi

-Açın

Adam hemen gelip elimi açtı Nezaket hanımın elini öptüm

-Böyle tanışmak istemezdim aslında daha yumuşak bir insanımdır

-Eminim öyleşinizdir ama beni neden ailemden bu şekilde kopardınız merak ediyorum

-Ailenden koparmadık

-Güney'i tanıyorsam beni bulur hayatım boyunca yaptığı gibi dünyanın merkezinede götürseniz yerin dibine de gömseniz bulur

-Bizde onu istiyoruz ya sen onun zaafısın onu buraya sen getireceksin

-İyi de neden buraya gelsin istiyorsunuz?

-Ece ve Güney benim tek varislerim bu yüzden Güney'in beni affetmesi gerek

Ece ablayı gösterdim

-Ona rağmen mi?

-Ona rağmen ben onu korudum ben olmasam öldüreceklerdi onu da Güney'i de Güney daha çocuktu onu alamazdım ama Ece hep olgun du bunu kolayca aşabilirdi

-Güney'i bari birkez arayım iyi olduğumu söyleyim

-Olmaz

Kadın sert bir cevap verdi ve odadan çıktı o sırada Ece abla elime bir şey tutuşturdu ve hızla odadan çıktı elimdeki şeye baktım tuşlu bir telefondu hemen Güney'i aradım çaldı çaldı çaldı

~Güney ne olur aç artık görende benden daha önemli işi var sanır yarım gündür yokum ortalıkta~

Telefon açıldı

-Alo Güney

-Burçin neredesin?

-Bilmiyorum Güney beni bul ne olur

-Etrafta bir şey görüyormusun?

-Evin ilerisinde büyük bir han var

-Başka
Aklıma Ece ablanın koyduğu kağıt geldi

-Güney kolyemi bul nerede olduğumu o biliyor

Telefonu kapatmak zorunda kaldım çünkü kapı açıldı hemen göğüsüme sakladım içeriye kadın elinde bir tepsiyle girdi içinde bir tabak makarna vardı ve bir bardak su Ece ablaya güvenerek makarnayı yedim bir şey olsaydı beni uyarırdı 2 çatal aldıktan sonra canımın yandığını ellerimin uyuştuğunu hissettim makarnayı kokladım

-Fesleğen

Diye bildim sadece bir kaç saniye sonra bacaklarım uyuştu olduğum yere yığıldım bir yandan silah sesi duyuldu kapıya gitmeye çalıştım ama yapamıyordum bir ses duydum benim kurtuluşumdu

-Burçin!

Güney'di o beni kurtarırdı o an nefes alamadığımı hissettim ölüyormuydum ilk kez bu kadar hızlı etki etmişti alerji vücuduma kapıya vurulduğunu duydum ama gözlerimi açmakta zorlanıyordum kapı kırıldı ve bir ses yükseldi

-Burçi!

-Ne yaptınız lan ona Burçin uyan ne hadi bak geldim

Nefes alamıyordum anlamıştı bunu daha az efor sarf etmek için gözlerimi bile açmıyordum

-Fesleğenli bir şey mi yedirdiniz?

-Evet

-Bora hemen arabaya

Güney beni kucağına almıştı montumun cebinde ilacım vardı aslında her ceketimde ve çantamda vardı bu ilaç içmezsem ölücektim kalan son gücümle gözümü açtım

-İlaç montta

Sözcükler ağzımdan zar zor çıkıyordu fısıltıdan bile kısıktı sesim

-Montu nerede!

Güney beni dikleştirdi ve hapı ağzıma uzattı hapı yuttum ama etki etmesi için 10 dakika geçmeliydi gözlerimi tekrar açtığımda araba durmuştu

-Güney

Diye fısıldadım

-Yetiştik kıvırcık geldik

-Seni seviyorum

Dedim ve daha çok dayanamadım gözlerimin önünü bir siyahlık kapladı ve sesler boğuklaştı

~Tekrar buldun kurtardın beni göz bebeğim biliyordum sana güvene bileceğimi biz başından beri birbirimizi korumak için varız~

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.