Gölgedeki yalan kitap kapağı

7. bölüm / 7

Gölgedeki yalan

Bir Günlüğüne Normal

Vaveyla Yazarı: Kenan 7

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Bir Günlüğüne Normal

Bora ve Umay Arda'ya anlamaz ifadeyle Deniz ve Duru birbirlerine bakıyordu.

Bora: Aslında... Belliydi ama.

Arda: Birader, siz Teo’yu yanınıza alın. Siz onu tanıyın. Başkalarının anlattıklarıyla insanları yargılamayın.

Umay: Arda, sen onu ne kadar tanıyorsun ki? Daha birbirinizi tanıyalı kaç gün oldu?

Arda bir an sustu. Teoman’ın kendisine attığı ters bakışlar, onu başından savmaya çalışması, sınıfta birlikte yedikleri döner ve babası hakkında söyledikleri aklına geldi.

Arda: Belki onu sizden daha uzun zamandır tanımıyorum. Ama en azından onu tanımaya çalışıyorum.

Arda: Atakan yüzünden ne? Hepiniz ondan korkuyorsunuz diye Teoman'ı yalnız bırakmak zorunda mısınız?

Deniz başını eğdi. Duru ise kollarını göğsünde birleştirerek düşündü.

Duru: Teoman bizimle konuşmak bile istemiyor ki. Yanına gitsek bizi tersleyecek.

Arda hafifçe gülümsedi.

Arda: Beni de tersliyor. Hem de sürekli.

Bora: E, sen niye hâlâ peşinden ayrılmıyorsun o zaman?

Arda’nın gülümsemesi yavaşça silindi.

Çünkü bu sorunun cevabını kendisi de tam olarak bilmiyordu.

Başlangıçta Teoman’a yaklaşmasının bir nedeni vardı. Bir görev, bir emir, tamamlaması gereken bir iş...

Ama artık Teoman’ın yalnız kaldığını gördüğünde içi rahat etmiyordu. Onun kendisine güvenmesini istiyordu. Üstelik bu güveni kazanmak için yalan söylemek zorunda olduğunu düşündükçe kendinden nefret ediyordu.

Arda: Çünkü onun da bir şansı hak ettiğini düşünüyorum.

Umay, Arda’nın yüzüne dikkatle baktı.

Umay: Sen gerçekten farklı birisin, Arda.

Arda: Hayır. Sadece birinin yalnız kalmasının ne demek olduğunu biliyorum.

Bu sözlerden sonra kısa bir sessizlik oldu.

Deniz, parmaklarıyla formasının kolunu hafifçe buruşturdu. Birkaç kez Arda'ya bakacak gibi oldu ama her seferinde gözlerini kaçırdı.

Söylemek istediği bir şey vardı, fakat sormaya çekiniyordu.

Deniz: Şey... Arda?

Arda ona döndü.

Arda: Efendim?

Deniz dudaklarını birbirine bastırıp kısa bir an duraksadı.

Deniz: Sen de... yani...

Sesi giderek alçaldı. Duru, Deniz'in yüzüne baktı ama onun yerine konuşmadı.

Deniz derin bir nefes aldı ve sonunda gözlerini Arda'ya kaldırdı.

Deniz: Sen de hiç yalnız kaldın mı?

Soruyu sorduktan hemen sonra bakışlarını yere indirdi.

Deniz: Şey, cevap vermek zorunda değilsin. Sadece... merak ettim.

Arda bir süre Deniz'e baktı. Onun soruyu sorarken bile ne kadar çekindiğini fark etmişti.

Arda: Evet. Kaldım.

Arda: Ben artık kalkayım.

Bora: Oturuyorduk ama.

Arda: Hepimiz otururuz bir ara.

Deniz: Görüşürüz!

Arda masadan kalkıp sınıfa doğru giderken aklından Teoman geçiyordu.

Acaba yine yalnız başına mı oturuyor?

Adımlarını yavaşlattı. Birkaç dakika önce öğrendikleri hâlâ aklındaydı. Teoman'ın geçmişte yaşadıkları, insanların ona sırt çevirmesi... Belki de bu yüzden kimseye güvenmiyordu.

Arda derin bir nefes aldı.

Arda:(iç ses) Onu tanıyalı kaç gün oldu ki? Ama sanki yıllardır tanıyormuşum gibi sürekli onu düşünüyorum.

Arda sınıfa doğru ilerlerken aklında tek bir şey vardı: Görev.

Engin'in söyledikleri hâlâ kulaklarındaydı. Teoman'ın güvenini kazanacak, evlerine girecek ve Vedat'ın çalışma odasına ulaşacaktı. Sonrası belliydi. Teoman da Vedat da ortadan kaldırılacaktı.

Arda'nın adımları yavaşladı.

Arda:(iç ses) Önce güvenini kazanmam gerekiyor. Gerisi beni ilgilendirmez.

En azından kendine böyle söylüyordu.

Arda sınıfa doğru geldiğinde Teoman başını sıraya koymuş uyuyordu.

Arda sınıfa doğru geldiğinde Teoman başını sıraya koymuş, uyuyordu.

Yavaş adımlarla Teoman'a yaklaştı. Birkaç saniye onu izledi. Sonra yüzünde yaramaz bir gülümseme belirdi.

Arda: Teoo...

Teoman'dan ses çıkmadı.

Arda biraz daha eğildi.

Arda: Teoman, yangın var!

Teoman bir anda başını kaldırdı.

Teoman: NE?!

Sandalyeyi geriye iterken neredeyse düşüyordu. Gözleri şaşkınlıkla sınıfta dolaştı, sonra karşısında kollarını göğsünde birleştirmiş, gülmemek için kendini zor tutan Arda'yı gördü.

Teoman: Senin ben...

Arda: Günaydın sana da.

Teoman: Salak mısın sen?! Ne yangını?!

Arda: Uyandırmak için yaratıcı bir yöntem denedim.

Teoman: Bir gün seni gerçekten pencereden atacağım.

Arda: Önce beni yakalaman lazım.
Arda sıradaki yerine geçip oturdu. Teoman ise hâlâ ona öfkeyle bakıyordu.

Teoman: Ne istiyorsun benden sabah sabah?

Arda omuz silkti.

Arda: Bir şey istediğim yok. Sadece uyuyordun, ben de uyandırdım.

Teoman: İnsan gibi uyandırsana!

Arda: Teoman, uyanır mısın? desem uyanacak mıydın sanki?

Teoman cevap vermek yerine başını tekrar sıraya koydu.

Teoman: Seninle konuşmuyorum.

Arda gülümsemesini gizleyerek çantasını açtı. Asıl amacı Teoman'la arasındaki mesafeyi biraz daha azaltmaktı. Ancak onun evine davetsizce yaklaşmanın bile şüphe uyandırabileceğini biliyordu. Acele etmemeliydi.

Önce Teoman'ın kendisine alışmasını sağlamalıydı.

Teoman yeniden başını sıraya koydu ve gözlerini kapattı. Arda birkaç saniye onu izledikten sonra dirseğini sıraya dayayıp ona doğru eğildi.

Arda: Neden konuşmuyorsun peki?

Teoman: Çünkü konuşmak istemiyorum.

Arda: Benimle mi?

Teoman: Özellikle seninle.

Arda: Vay be. Kalbimi kırdın.

Teoman: İyi. Belki bir daha beni rahat bırakırsın.

Arda sandalyesine yaslanıp kollarını göğsünde birleştirdi.

Arda: arkadaş degilmiyiz Teo

Teoman: Değiliz

Arda: Neden o zaman bana numarasını verdin?

Teoman başını yavaşça kaldırıp Arda'ya baktı.

Teoman: Belki de o an hata yaptım.

Arda: Vay, demek numaranı vermek bir hataydı.

Teoman: Sonunda anladın.

Arda: Peki neden hâlâ numaramı silmedin?

Teoman bir an sustu. Arda'nın yüzündeki muzip gülümsemeye baktıktan sonra gözlerini yeniden kapattı.

Teoman: Çok konuşuyorsun.

Arda: Bu, soruma cevap değil.

Teoman: Arda, susar mısın?

Arda güldü ve biraz daha yaklaştı.

Arda: Bence sen aslında benimle arkadaş olmak istiyorsun ama gurur yapıyorsun.

Teoman başını kaldırıp ona sertçe baktı.

Teoman: Kendini fazla önemseme.

Arda: Yani ihtimal var.

Teoman: Öyle bir şey demedim!

Arda kahkaha attı. Teoman yeniden başını sıraya koydu ama bu kez dudaklarının kenarındaki belli belirsiz gülümsemeyi saklayamadı.

Arda bunu fark etti, fakat hiçbir şey söylemedi. Çünkü Teoman'ın onu tamamen reddetmediğini düşünmeye başlamıştı.

Teoman yüzünü koluna gömüp gözlerini kapattı. Arda ise onu biraz daha izledikten sonra önüne döndü.

Arda: Tamam, tamam. Konuşmuyorum.

Teoman cevap vermedi.

Arda birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra kalemini eline aldı ve defterinin köşesine bir şeyler karalamaya başladı.

Bir dakika geçmeden defteri Teoman'ın önüne itti.

Teoman gözlerini aralayıp deftere baktı. Kâğıtta kocaman harflerle “ARKADAŞ OLALIM MI?” yazıyordu. Altında da gülümseyen bir surat vardı.

Teoman: Ciddi misin sen?

Arda: Çok ciddiyim.

Teoman bir süre kâğıda baktıktan sonra başını kaldırıp Arda'ya döndü.

Teoman: Zaten arkadaş değil miyiz?

Arda olduğu yerde dondu. Teoman da söylediği şeyin farkına varmış gibi bir an sessiz kaldı. İkisi birbirine baktı.

Arda'nın yüzünde yavaşça muzip bir gülümseme belirdi.

Arda: Bak, kendin söyledin!

Teoman: Ben öyle bir şey demedim!

Arda: Az önce kendi ağzınla söyledin.

Teoman gözlerini devirdi ve başını yeniden sıraya koydu.

Teoman: Seninle konuşmak gerçekten hata.

Arda: Ama artık arkadaşız. Beni öyle kolay kolay bırakamazsın!

Teoman: Kim dedi?

Arda: Sen. Az önce.

Teoman cevap vermedi. Arda ise gülümseyerek defterini önüne çekti.

Arda: Neyse, arkadaşım. Ders başlayana kadar seni rahatsız etmeye devam edeceğim.

Teoman: Arda!

Arda kahkaha attı. Teoman ona kızgınmış gibi baksa da dudaklarının kenarında beliren küçük gülümsemeyi gizleyemedi.

Teoman başını yeniden sıraya koydu. Arda ise önüne dönüp defterini açtı. Yüzünde hâlâ küçük bir gülümseme vardı.

Arda: İç ses: Sonunda! Biraz daha uğraşsam beni en yakın arkadaşı ilan edecek.

Arda göz ucuyla Teoman'a baktı. Teoman çoktan gözlerini kapatmıştı.

Arda'nın gülümsemesi yavaşça kayboldu.

Arda: İç ses: Ama ben burada ne yapıyorum?

Kalemini parmaklarının arasında çevirmeye başladı.

Arda: İç ses: Benim buraya geliş amacım onunla arkadaş olmak değildi. Görevim ona yaklaşmak, güvenini kazanmak ve zamanı geldiğinde onu ortadan kaldırmaktı.

Arda'nın eli durdu.

Arda: İç ses: Peki, neden artık bunu düşünmek bile istemiyorum?

Teoman hafifçe başını kaldırdı.

Teoman: Arda, ne oldu?

Arda irkilerek ona döndü.

Arda: H-ha? Hiçbir şey. Neden sordun?

Teoman: Birden sustun. Normalde susmak bilmiyorsun.

Arda: Çok komiksin gerçekten.

Teoman: Biliyorum.

Teoman yeniden önüne döndü. Arda ise ona bakmayı sürdürdü.

Bir an Engin'in sesi zihninde yankılandı.

“Görevini unutma, Arda. Duyguların seni zayıflatır.”

Arda gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

Zil çaldıktan birkaç dakika sonra sınıfın kapısı açıldı. Öğrenciler yavaş yavaş yerlerine otururken öğretmen elinde kitaplarla içeri girdi.

Öğretmen: Günaydın, çocuklar. Herkes yerine geçsin, dersimize başlayacağız.

Sınıf: Günaydın öğretmenim.

Arda sandalyesine oturup çantasını kenara bıraktı. Teoman da yanındaki sıraya geçti ve defterini çıkardı.

Arda: (fısıldayarak) Teo.

Teoman: Ne var?

Arda: Ders boyunca uyuyacak mısın?

Teoman: Seninle konuşmamak için uyumayı düşünüyorum.

Arda: Çok komiksin. Gerçekten arkadaşım olduğun için gurur duyuyorum.

Teoman: Arda, öğretmen duyacak.

Arda gülümseyerek önüne döndü.

Öğretmen tahtaya bir konu yazdıktan sonra sınıfa döndü.

Öğretmen: Peki, geçen derste anlattığımız konuyu hatırlayan var mı? Bir gönüllü alalım.

Sınıfta sessizlik oldu. Bazı öğrenciler defterlerine bakarken bazıları gözlerini kaçırdı.

Arda yavaşça Teoman'a eğildi.

Arda: (fısıldayarak) Elini kaldır.

Teoman: Neden?

Arda: Çünkü çok zekisin.

Teoman: Sen de çok konuşuyorsun. İkimiz de bildiğimiz işi yapalım.

Arda kıkırdamamak için ağzını kapattı.

Öğretmen onları fark etti.

Öğretmen: Arda, Teoman. Paylaşmak istediğiniz bir şey mi var?

İkisi birden başlarını kaldırdı.

Arda: Hayır öğretmenim!

Teoman: Arda benimle konuşuyordu.

Arda şaşkınlıkla ona döndü.

Arda: İhanet!

Öğretmen: Arda, madem konuşacak kadar enerjin var, soruyu sen cevapla.

Arda sandalyesini geriye iterek ayağa kalktı.

Arda: Öğretmenim, şimdi ben tahtaya çıkınca soruyu çözeceğim de, doğru cevabı verirsem derste konuşmak serbest mi?

Öğretmen: Hayır, Arda.

Arda: Denemeye değerdi.

Sınıftan birkaç kişi güldü. Teoman da başını eğerek gülümsemesini saklamaya çalıştı.

Arda tahtaya yürüdü, soruyu okudu ve eline kalemi aldı. Birkaç işlem yaptıktan sonra cevabı yazdı.

Arda: Evet, işlem tamam. Cevap bu!

Öğretmen: Peki, nasıl bulduğunu açıklar mısın?

Arda kalemi tahtaya dayayıp ciddi bir ifadeyle konuşmaya başladı.

Arda: Tabii öğretmenim. Önce soruya baktım. Soru da bana baktı. Sonra dedim ki: “Bak kardeşim, ikimiz de burada sabaha kadar duramayız. Bir an önce anlaşalım.”

Sınıf kahkahaya boğuldu.

Öğretmen: Arda!

Arda: Tamam, tamam! Şimdi ciddi açıklıyorum.

Arda işlemleri tek tek göstererek doğru cevaba nasıl ulaştığını anlattı.

Öğretmen tahtayı kontrol etti ve başını salladı.

Öğretmen: Çözümün doğru. Ama keşke başından beri böyle anlatsaydın.

Arda: Öğretmenim, önce sınıfın moralini yükseltmem gerekiyordu.

Öğretmen: Yerine otur, Arda.

Arda: Emredersiniz!

Teoman: Sen normal misin?

Arda: Hayır. Ama kabul et, sıkıcı değilim.

Teoman: O konuda haklısın.

Arda şaşkınlıkla ona döndü.

Arda: Bir dakika… Bu bana iltifat mıydı?

Teoman: Hayır. Dersini dinle.

Arda: Bence arkadaşlığımız ilerliyor.

Teoman gözlerini devirdi ama gülümsemesini engelleyemedi.

Arda önüne döndü. Birkaç saniye sonra yüzündeki gülümseme hafifçe soldu.

Arda'nın iç sesi: Keşke her şey bu kadar kolay olsaydı. Keşke tek derdim Teo'yu güldürmek olsaydı.

Teoman defterini kapatıp çantasına koydu. Ardından ayağa kalktı.

Arda: Nereye gidiyorsun?

Teoman: Lavaboya.

Arda: Haa, tamam. Ben de—

Teoman: Sen gelmiyorsun.

Arda: Daha cümlemi bitirmedim ki!

Teoman: Bitirmene gerek yok. Yüzünden belli.

Arda: Yüzüm bu kadar mı okunuyor ya? Biraz gizemli olmayı denemeliyim.

Teoman giderken Arda da arkasından geliyordu.

Teoman: Sen ciddimisin?

Arda: Belki tuvaletim geldi :D

Teoman hiç bir şey demeden tuvalete doğru gitti. Arda da arkasından tuvalete gitti.

Tuvalette kimse yoktu sadece ikisi vardı.

Teoman lavaboya girip musluğun önünde durdu. Arda da arkasından içeri girdi.

Tuvalette kimse yoktu. Sadece ikisi vardı.

Teoman aynadan Arda'ya baktı.

Teoman: ...Sen ciddi ciddi peşimden geldin.

Arda: Evet? Ben de tuvaletimi yapacağım birader. Bunun için senden izin mi almam gerekiyor? :D

Teoman: O zaman neden arkamdan geldin?

Arda: Çünkü aynı yere gidiyoruz? Birader, okulun başka tuvaleti de var ama burası daha yakın.

Teoman ve Arda hâlâ tuvaletteydi. Teoman ellerini kuruladıktan sonra Arda'ya döndü.

Teoman: Arda, sana bir şey soracağım.

Arda: Sor bakalım birader. Ama çok zor olmasın, sabah sabah beynimi kullanmak istemiyorum. :D

Teoman: Sen neden sürekli benimle uğraşıyorsun?

Arda'nın gülümsemesi hafifçe soldu.

Arda: Yine aynı soru mu?

Teoman: Çünkü anlamıyorum. Sana defalarca gitmeni söyledim. Sana kötü davrandım, seni tersledim. Buna rağmen hâlâ peşimden geliyorsun.

Teoman kısa bir süre sustu.

Teoman: Benden ne istiyorsun, Arda?

Arda cevap vermek için ağzını açtı ama kelimeler boğazında düğümlendi.

Arda'nın iç sesi: Senden ne mi istiyorum?

Bir anlığına Engin'in odası gözlerinin önüne geldi.

“Teoman'ın güvenini kazan. Sonra işini bitir.”

Arda'nın parmakları istemsizce kıvrıldı.

Arda'nın iç sesi: Ben buraya neden geldim? Onunla arkadaş olmak için mi? Hayır. Görevimi tamamlamak için geldim.

Teoman ona bakmaya devam ediyordu.

Teoman: Arda? İyi misin?

Arda başını kaldırdı.

Teoman: Arda, bir şey söylesene.

Arda: Ben sadece...

Arda gözlerini kaçırdı.

Arda: Seninle arkadaş olmak istiyorum, Teo.

Teoman kaşlarını hafifçe çattı.

Teoman: Ama neden? Sana bunun için bir sebep bile vermedim.

Arda: Her şeyin bir sebebi olmak zorunda mı?

Teoman: Bence evet.

Arda: Bence bazen insan sadece birinin yanında olmak ister.

Teoman sessiz kaldı.

Teoman: İnsanlar genellikle bir şey istedikleri için başkalarına yaklaşırlar.

Bu söz Arda'nın içine oturdu.

Çünkü Teoman'ın söylediği şey, tam olarak kendisinin yaptığıydı.

Arda'nın iç sesi: Haklısın, Teo. Ben de sana bir şey istediğim için yaklaştım.

Arda'nın gözleri dolacak gibi oldu ama hemen başını eğdi.

Arda'nın iç sesi: Ama artık görevimi düşünmek istemiyorum. Sadece bir dakika... Bir dakika boyunca onun arkadaşı olmak istiyorum.

Hiç düşünmeden Teoman'a doğru bir adım attı ve ona sarıldı.

Teoman'ın gözleri büyüdü.

Teoman: A-Arda?!

Arda kollarını onun etrafında tutuyordu. Başını Teoman'ın omzuna yaslamıştı.

Teoman: Ne yapıyorsun sen?!

Arda cevap vermedi.

O an Engin'in emirlerini, görevi, yalanları ve bütün tehditleri bir kenara bırakmıştı.

Sadece sarılmak istiyordu.

Birinin yanında kendisini yalnız hissetmemek...

Birinin onu itmeden yanında kalmasına izin vermesi...

Teoman: Arda, bırak beni!

Arda'nın kolları gevşedi ama hemen geri çekilmedi.

Arda: Özür dilerim...

Sesi her zamankinden daha kısıktı.

Arda: Sadece... Bir an öyle yapmak istedim.

Teoman ona baktı. Arda'nın yüzündeki alışılmış gülümseme yoktu.

Tam o sırada—

GICIRRT!

Tuvaletin kapısı açıldı.

İçeri giren iki erkek öğrenci bir anda durdu.

İkisi de Arda'nın Teoman'a sarıldığını görmüştü.

Birkaç saniyelik sessizlik oldu.

Öğrenci 1: ...

Öğrenci 2: ...

Öğrenci 1: Oğlum, biz yanlış yere mi geldik?

Öğrenci 2: Bilmiyorum lan!

Arda başını kaldırıp onları gördü.

Gözleri kocaman açıldı.

Arda: OĞLUM, AZ MAHREMİYET DİYE BİR ŞEY VAR!

İki öğrenci irkildi.

Öğrenci 1: NE BAĞIRIYORSUN LAN?!

Arda: KAPIYI ÇALMADAN NİYE DALDIĞINIZA BAK SEN!

Öğrenci 2: Burası okulun tuvaleti, özel odanız değil!

Arda: E TAMAM DA İÇERİ GİRMEDEN BİR SES VERİN BİRADER! KALBİMİ AĞZIMA GETİRDİNİZ!

Öğrenci 1: Sen çocuğa sarılıyordun ama!

Arda: ARKADAŞIM O BENİM!

Öğrenci 1: Pek öyle durmuyor.

Teoman: İki erkek sarılınca gay mı oluyor?

İki öğrenci birbirine bakıp hızla lavabodan çıkar.

Teoman Arda'ya dönüp.

Teoman: Bir daha sarılma.

Arda: Peki peki.

Arda ve Teoman lavabodan çıkıp koridorda yürümeye başlarlar. Teoman elleri cebinde, sessizce sınıfa doğru ilerlerken Arda yanında yürür.

Arda: Teo.

Teoman: Ne?

Arda: Bana kızmadın, değil mi?

Teoman: Kızsaydım anlardın.

Arda: Doğru… Muhtemelen beni pencereden atmaya çalışırdın.

Teoman: Hâlâ deneyebilirim.

Arda: HAHAHA! Çok komiksin!

Teoman: Şaka yapmıyordum.

Teoman: Sınıfa geldik. İçeri gir.

Teoman sınıfın kapısını açar ve içeri girer. Arda da hemen arkasından girerek kendi sırasına yönelir.

Arda yerine otururken Teoman da yanındaki sandalyeye geçti. Çantasından defterini çıkarıp masaya koydu.

Arda birkaç saniye sessiz kaldı.

Bu, Teoman için oldukça şüpheli bir durumdu.

Teoman göz ucuyla ona baktı.

Teoman: Ne var?

Arda: Bir şey yok.

Teoman: O zaman neden bana bakıyorsun?

Arda: Arkadaşıma bakmam da mı yasak?

Teoman: Arda.

Arda: Efendim, Teo?

Teoman: Beş dakika susabilir misin?

Arda: Söz veriyorum, beş dakika boyunca tek kelime etmeyeceğim.

Teoman: İnanmıyorum.

Arda ağzını kapatıp iki eliyle fermuar çekiyormuş gibi yaptı.

Teoman başını sallayarak defterine döndü.

Aradan on saniye geçti.

Arda, defterinin kenarına bir şeyler yazdı ve Teoman'ın önüne itti.

Kâğıtta şunlar yazıyordu:

“Sayın Teoman Bey,

Bugün itibarıyla sizinle arkadaşlık sözleşmemiz yürürlüğe girmiştir.

Madde 1: Bana günde en az bir kez gülümsemek zorundasınız.

Madde 2: Bana kızsanız bile arkadaşlığımız iptal edilemez.

Madde 3: Beni görmezden gelirseniz teneffüste peşinizden gelirim.

Madde 4: Bana ‘sinir bozucusun’ demeniz, beni sevdiğinizin kanıtıdır.

İmza: Dünyanın en iyi arkadaşı Arda.

Not: İtirazlar kabul edilmemektedir.”

Teoman birkaç saniye kâğıda baktı. Ardından başını yavaşça Arda'ya çevirdi.

Teoman: Senin ciddi bir sorunun var.

Arda: Farkındayım ~

Teoman: Farkındayım mı? Bir de bununla gurur duyuyor.

Arda: Tabii ki! Herkesin kendine özgü yetenekleri var.

Teoman: Senin yeteneğin insanın başını ağrıtmak.

Arda: Ve seni güldürmek. İkincisinde başarılı mıyım bari?~

Teoman: Hayır.

Arda: Az önce ağzının kenarı kıpırdadı ama.

Teoman: Önüne bak

Arda: Tamam, tamam. Sinirlenme, kırışıklıkların artacak.~

Okul çıkışı

Son dersin zili çaldığında sınıftaki herkes bir anda hareketlendi. Sandalyeler gıcırdıyor, çantalar toplanıyor, öğrenciler hafta boyunca ilk kez özgür kalmış gibi kapıya koşuyordu.

Arda ise çantasını omzuna atıp Teoman'ın sırasının yanında dikildi.

Arda: TEOMAAAN! OKUL BİTTİİİ!

Teoman: Görüyorum.

Arda: Bir gün olsun heyecanımı paylaşamaz mısın?

Teoman: Hayır.

Arda: Peki, bugün okul çıkışı ne yapıyoruz?

Teoman: Eve gidiyorum.

Arda: Harika! Ben de seninle geliyorum.

Teoman çantasını sırtına takarken durdu.

Teoman: Kim davet etti seni?

Arda: Ee... Ben?

Teoman: Arda, sen kendi evine, ben kendi evime.

Arda: Ee... Az önce evine gelebilirsin demedin mi?

Teoman: Demedim.

Arda: Hm. Demek ki hayal gücüm biraz fazla gelişmiş.

Teoman: Biraz mı?

Arda: Tamam, bayağı gelişmiş olabilir. Ama düşün, evine gitsem ne güzel olurdu. Belki oyun oynardık, bir şeyler yerdik...

Teoman: Evimde eğlence parkı yok.

Arda: Olsun, sen varsın.

Teoman birkaç saniye Arda'ya baktı.

Teoman: Bu cümleyi bir daha kurma.

Arda: Neden? Çok mu duygusal oldu?~

Teoman: Çok mu sinir bozucu oldu, diye soracaktın.

Arda: Peki, peki. Şakalarımı anlamıyorsun diye seni suçlamayacağım.

Teoman:...

Arda: Arkadaşlık dediğin biraz fedakârlık ister, Teo.

Teoman: O zaman sen fedakârlık yap ve kendi evine git.

Arda gülümseyerek ellerini cebine soktu.

Arda: Peki, tamam. Bugünlük seni rahat bırakıyorum.

Teoman: Bugünlük mü?

Arda: Yarın için söz veremem.~

Teoman başını iki yana sallayıp yürümeye başladı.

Teoman: Görüşürüz, Arda.

Arda: Görüşürüz, Teo! Yarın sabah seni bekliyorum, geç kalma!

Teoman: Beni bekleme.

Arda: Tamam, beklemem.

Arda ve Teoman okuldan çıkıp yürümeye başladılar.

Arda ve Teoman bir süre daha yan yana yürüdüler. Yol ayrımına geldiklerinde Teoman sağ taraftaki sokağı gösterdi.

Teoman: Ben bu taraftan gideceğim.

Arda: Ben de şu taraftan. Demek yollarımız ayrılıyor, Teo.

Teoman: Alt tarafı eve gidiyoruz, vedalaşma töreni yapmana gerek yok.

Arda: İnsan arkadaşına biraz değer verir. Mesela sarılır, duygusal bir konuşma yapar...

Teoman: Sarılmak yok.

Arda: Tamam, sarılmak yok. Duygusal konuşma da yok. Peki, el sıkışalım mı?

Teoman elini uzatıp Arda'nın elini kısa bir an sıktı.

Teoman: Oldu mu?

Arda şaşkınlıkla eline baktı.

Arda: Vay be. Teoman Bey'den el sıkışma! Bunu takvime kaydetmem lazım.

Teoman: Bir dahaki sefere yapmam.

Arda: Tamam, tamam. Susuyorum. Görüşürüz, Teo.

Teoman: Görüşürüz.

Teoman arkasını dönüp yürümeye başladı.

Arda birkaç saniye arkasından baktı, ardından ellerini cebine sokup kendi yoluna yöneldi.

Arda: (kendi kendine) Ne kadar soğuk biri ya... Ama olsun, alışırım. Zaten başka seçeneğim yok.~

Biraz yürüdükten sonra telefonu titredi. Ekranda Engin'den gelen mesajı gördü.

Engin: Eve gidince beni ara. Bekletme.

Arda'nın yüzündeki gülümseme anında silindi.

Telefonunu sıkıca kavradı.

Engin'in onu aramasını istemesi bile Arda'nın içine korku salıyordu. Çünkü Engin genellikle onunla yalnızca görevler hakkında konuşurdu. Ve son zamanlarda Arda'nın davranışlarından hiç memnun değildi.

Arda bir süre telefonun ekranına baktı. Sonra derin bir nefes alıp yürümeye devam etti.

Arda (iç ses): Belki de önemli bir şey değildir... Belki sadece yeni bir görev verecektir.

Ama bu düşünce bile onu rahatlatmıyordu.

Eve vardığında kapıyı açıp içeri girdi. Çantasını koltuğun üzerine bıraktı ve ayakkabılarını çıkardı. Normalde kendi kendine bir şeyler mırıldanır, etrafta dolaşırdı. Bu kez ise evin sessizliği içinde öylece durdu.

Telefonunu yeniden eline aldı.

Engin'in mesajı hâlâ ekrandaydı.

Arda: (kendi kendine) Hadi bakalım...

Engin'in numarasını aradı.

Telefon iki kez çaldı.

Engin: Sonunda.

Arda'nın omuzları gerildi.

Arda: Merhaba, patron.

Engin: Neden bu kadar geç aradın?

Arda: Yeni geldim. Telefonumu çıkarıp seni arayacaktım zaten.

Engin: Bahane üretme, Arda.

Arda'nın yüzündeki ifade değişti.

Arda: Bahane üretmiyorum, patron.

Kısa bir sessizlik oldu.

Engin: Bugün okulda ne yaptın?

Arda'nın kalbi hızlandı.

Arda: Her zamanki gibi derslere girdim. Teoman'la konuştum.

Engin: Sadece konuştun mu?

Arda'nın parmakları telefonun kenarına daha sıkı kapandı.

Arda: Evet... Başka ne yapacaktım?

Engin: Bana soru sorma.

Arda: Özür dilerim, patron.

Engin bir süre sessiz kaldı. Arda bu sessizliği, azarlanmasından bile daha kötü buluyordu.

Engin: Teoman sana güveniyor mu?

Arda bir an duraksadı. Teoman'ın onunla şakalaşmasını, birlikte okuldan çıkmalarını hatırladı.

Arda: Pek sayılmaz. Hâlâ bana tam olarak güvenmiyor.

Engin'in sesi sertleşti.

Engin: Nasıl yani?

Arda'nın eli hafifçe titredi ama sesini olabildiğince normal tutmaya çalıştı.

Arda'nın eli hafifçe titredi ama sesini olabildiğince normal tutmaya çalıştı.

Arda: Yani... Konuşuyoruz ama mesafeli davranıyor. Beni evine çağırmadı bile. Biraz daha zamana ihtiyacım var.

Engin: Sana bu kadar zaman vermedim, Arda.

Arda: Biliyorum, patron. Ama acele edersem benden şüphelenebilir. Her şeyi mahvedebilirim.

Telefondan kısa bir sessizlik geldi.
Arda nefesini tuttu.

Engin: Peki. O zaman güvenini kazanmaya devam et. Ama sakın asıl amacını unutma.

Arda: Unutmam, patron.

Engin telefonu kapattı.

Arda telefonu yavaşça kulağından indirdi. Birkaç saniye boyunca ekrana baktıktan sonra derin bir nefes verdi.

Koltuk kenarına oturdu ve yüzünü ellerinin arasına aldı.

Arda (iç ses): İlk kez patrona yalan söyledim.

Bir süre sessiz kaldı.

Teoman ise kendi yolunda ilerliyordu. Ellerini cebine sokmuş, kaldırımdaki çizgilere bakıyordu.

Bir süre sonra kendi kendine mırıldandı.

Teoman: Ne kadar konuşuyor...

Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.

Teoman (iç ses): Ama okul bugün eskisi kadar sıkıcı değildi.

Telefonunu çıkarıp Arda'nın numarasının kayıtlı olduğu ekrana baktı. Bir an mesaj yazmayı düşündü ama sonra vazgeçti.

Teoman: Yarın görüşürüz işte. Neden mesaj atayım ki?

Telefonunu cebine koydu ve evine doğru yürüdü.

Teoman (iç ses): Umarım yarın da gelir.

Bir an duraksadı.

Teoman: ...Saçmalıyorum.

Başını iki yana sallayıp yoluna devam etti.

Devam edecek

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.