7. bölüm · GÖLGE TARİKATI
7. BÖLÜM – Gölgenin Nefesi
Riven parşömeni elinde sıkarak odadan çıktı.
Tünelin soğuk duvarları, az önce öğrendiklerinin ağırlığını taşıyamayacak kadar dardı sanki.
Aren arkasından ilerledi, adımlarını dikkatle atarak. Omzundaki ağrı çekilmeye başlamıştı ama hâlâ kan kokusu havada asılıydı.
“Tünelden hemen çıkmalıyız,” dedi Riven.
Aren başını salladı. “Burada kalırsak takip edilme ihtimalimiz artar.”
Ama tünelin karanlığı… eskiye göre daha farklıydı.
Bir şeyler gölgelerde kıpırdıyor, nefes alıyormuş gibi karanlığı büküyordu.
Riven bunu hemen hissetti.
Aren ise birkaç saniye gecikmeli fark etti.
“Biri burada,” dedi Riven, sesi fısıltıdan bile ince.
Aren nefesini tuttu. “Yaratık mı?”
“Hayır.”
Riven’ın gözleri karanlığa daraldı.
“Bir ninja.”
---
Tuzak
Tünelin çıkışına yaklaşırken yerde ince bir tel gördü.
Bir tuzak.
Riven refleksle Aren’ın bileğini tuttu ve onu kendine doğru çekti. O kadar hızlı yaptı ki Aren ne olduğunu anlamadan Riven’ın göğsüne çarptı.
Tam o anda tünelin üst kısmındaki taşlar yerinden kopup şiddetle yere düştü.
GÜM!
Aren gözlerini açtığında yarım saniye önce durdukları yer, tamamen molozla kapanmıştı.
Aren nefesini bıraktı. “Eğer beni çekmeseydin—”
“Sus,” dedi Riven sertçe.
Aren yutkundu ama yüzünde istemsiz bir gülümseme belirdi. “Hımm… beni kurtarma alışkanlığı kazanmaya mı başladın?”
Riven hemen elini bırakıp öne yürüdü. “Yanlış yerde ölme huyun var.”
Aren onun arkasından yürürken alçak bir sesle mırıldandı: “Yine de… teşekkür ederim.”
Riven hiçbir şey söylemedi ama kulağının arkası hafif kızardı. Aren bunu fark etti.
Riven bunu fark ettiğini fark etti.
Ve bu—onu deli etti.
---
Gölgeler İçinde Bir Göz
Tünelin çıkışına birkaç adım kalmıştı ki Riven bir anda durdu.
Aren da aynı anda.
Çünkü karanlıkta bir çift göz parladı.
İnsan gözü değil. Yaratık gözü değil.
Ninja gözü.
Siyah maske.
Gölgeye karışmış siluet.
Tarikat’ın kıyafeti…
Aren fısıldadı: “Bu… bizden biri.”
Riven’ın içi buz kesti. “Hayır. Bizden biri olsaydı saklanmazdı.”
Gölgelerdeki ninja kımıldadı. Kasten yavaşça.
Riven kılıcını çekti. Aren da onunla aynı anda.
Ama ninja saldırmadı.
Sadece fısıldadı:
“Geç kalıyorsunuz.”
Aren’ın gözleri büyüdü. “Bu… Kael’in yaratığının söylediği şey—”
Rivenın gözleri anında keskinleşti. Aynı kelime. Aynı cümle. Bu bir mesajdı.
Ninja geriye doğru çekilirken arkasında karanlık bir mühür bıraktı. Siyah enerji duvara sızdı ve anında patladı.
Riven Aren’i kolundan çekip duvarın diğer tarafına savurdu.
BOOM!
Patlamanın sesi tünelin içini yankıladı.
Duman, taş ve siyah enerji bir araya gelerek etrafa yayıldı.
Aren yere düşerken bile tek bir şeyi düşündü:
Riven beni yine korudu.
Riven, duman dağıldığında ayağa kalktı.
Aren’a baktı. Gözlerinde öfke—ama bu öfke Aren’a değil, yaşananlara içindi.
“İyi misin?” diye sordu Riven, sesi her zamankinden daha… insandı.
Aren hafifçe güldü. “Bana böyle sorunca iyi olmamak mümkün mü?”
Riven kaşlarını çattı. “Konuyu değiştir.”
Aren doğrulup gülümseyerek: “Beni önemsediğini söylersen değiştiririm.”
Riven yüzünü çevirdi. “Saçmalama.”
Aren gülümsedi ama bu kez gülüşünde bir şey daha vardı:
Riven’a karşı duyduğu ilgi artık kesin, net ve saklanamazdı.
Ve Riven bunu fark ediyordu.
Fark ettikçe kendini daha çok duvara dayalı hissediyordu.
Tünelin sonunda karanlık ormanın soğuk rüzgârı yüzlerine vurdu.
Ama dışarı çıkmadan önce Riven son bir kez geri dönüp fısıldadı:
“Bizi takip eden kişi Tarikat’tan biri… ama kim olduğunu biliyorum.”
Aren nefesini tuttu. “Kim?”
---
Riven, tünelin soğuk çıkışında rüzgârın yüzünü kesmesine aldırmadan arkasına döndü. Karanlıkta hâlâ yankılanan o fısıltı, zihninde zehir gibi dolanıyordu.
Aren hafif öne eğilmiş, hâlâ patlamanın etkisini üzerinden atıyordu.
“Bizi… gerçekten takip ediyorlar mı?”
Riven’ın bakışları tünelin içine çivilenmişti. Gölge hâlâ oradaymış gibi.
“Evet,” dedi.
Sesi keskin bir bıçak kadar soğuktu.
Aren soruyu yavaşça sordu:
“Peki kim? Tarikat’tan biri olduğunu söyledin…”
Riven’ın yanaklarından biri gölgeye döndü.
Karanlığın içinde gözleri çakmak taşı gibi parladı.
“Evet. Tarikat’tan biri…”
Bir an sustu.
Nefes aldı.
Sanki içindeki bir kapıyı yeniden açmak zorunda kalmış gibi.
“…ama ustam değil.”
Aren kaşlarını kaldırdı. “O zaman kim?”
Riven’ın yüzü bir anlığına duygusuz maskesini bıraktı.
Gözlerinde çok eski, çok dikkatlice saklanmış bir acı kıpırdadı.
“Kyren.”
Aren ismi ilk kez duyuyor gibiydi.
“K—Kyren kim?”
Riven’ın sesi artık fısıltıydı.
Soğuk.
Keskin.
Yarım yüzyıllık bir kinin ağırlığını taşıyormuş gibi.
“Benimle birlikte yetiştirilenlerden biri.”
Gözleri karardı.
“Benim kadar sessiz. Benim kadar hızlı.”
Dudakları ince bir çizgi oldu.
“Ve benden daha acımasız.”
Rüzgâr tünelden dışarı doğru uğuldadı.
Sanki Kyren’in adını duyunca karanlığın kendisi irkilmişti.
Aren yutkundu.
“Yani… bizi öldürmek için mi gönderildi?”
Riven gözlerini kapatıp çok kısa bir an düşünür gibi yaptı.
“Bilmiyorum,” dedi.
“Ama Kyren birini takip ediyorsa…”
Başını Aren’e çevirdi.
“Sebebi vardır.”
Aren’ın nefesi hafifçe kesildi.
“Ve bu sebep… biz olabiliriz.”
Riven yürümeye başladı.
Karanlık ormanın içine, adımları neredeyse sessiz.
“Evet.”
Aren arkasından yetişirken içinden tek bir cümle geçti:
Kyren kimse… onunla karşılaşmak iyi bir şey olmayacaktı.
Ama Riven’ın yüzüne baktığında fark etti:
Riven ilk kez gerçekten endişeli görünüyordu.
Ve bu—Aren’i olduğundan daha çok korkuttu.
---
Kyren ve Riven’ın Karanlık Geçmişi
Tarikat’ın en alt katlarındaki taş eğitim salonu…
Yıllar önce.
Riven henüz 10 yaşındaydı.
Sessiz, hızlı, düşünmeden vuran bir çocuk.
Ama o gün yalnız değildi.
Yanında biri daha vardı:
Kyren.
Riven’la aynı yaşta.
Aynı soğuk bakış.
Aynı ölüm sessizliği.
Ama Kyren’ın bir farkı vardı:
Riven gibi duygularını bastırmıyordu.
Kyren’ın hiç duygusu yoktu.
Tarikat, onları sık sık eşleştirirdi.
Riven’a “denge”.
Kyren’e “rakip” olsun diye.
Her eğitimleri ölümcül sınırdaydı.
Her dövüşleri neredeyse gerçekti.
Bir keresinde eğitmenleri bir emir vermişti: “Birbirinizi öldürecekmiş gibi saldırın.”
Riven tereddüt etti.
Kyren etmedi.
Kyren’ın kılıcı Riven’ın boğazına dayanmıştı.
Riven’ın gözünde şaşkınlık vardı.
Kyren’ın ise… hiçbir şey.
Eğitmenler bunu sevdi.
Kyren artık “gölgenin nefesi” olarak anılmaya başlandı.
Ama bir gece, Tarikat önemli bir görevi açıklamıştı:
“Yetiştirdiğimiz çocuklar arasından sadece BİRİ Gölge Tarikatı’nın üst halkasına alınacak.”
O gece Kyren Riven’a yaklaşmış ve ilk kez bir cümle kurmuştu:
“Ben seçileceğim.
Çünkü seni öldürmeye razıyım.
Sen değilsin.”
Riven o gece uyuyamamıştı.
Sonunda Tarikat seçimini yaptı:
Riven.
Kyren hiç tepki vermedi.
Sadece gülümsedi.
Tarikat onu başka bir bölüme gönderdi ama bir söylenti kaldı:
“Kyren uslu görünür ama nefretini saklıyor.”
Ve yıllar sonra…
O gözler tünelde yeniden ortaya çıktı.
---
