12. bölüm · GÖLGE TARİKATI

12. BÖLÜM – Yarayı Taşıyan Gölge

Nova Takasugi

Kılıçlar çarpıştığında çıkan ses, ormanın sessizliğini paramparça etti.
Riven ve Mirava… aynı teknik, aynı hız.
Ama artık aynı kişi değillerdi.

Mirava geri adım attı, ayakları yere sessizce değdi.
Riven durmadı.

İleri atıldı.

Bu kez düşünmeden.
Bu kez kaçmadan.

Mirava’nın kaşı hafifçe kalktı.
“Demek korku bitti.”

Riven cevap vermedi.
Kılıcı konuştu.

Mirava, Riven’ın saldırısını savuştururken ilk kez bir şey fark etti:
Riven’ın nefesi düzensiz değildi.
Kalbi kararsız değildi.

Bu… kontrol değildi.
Karardı.

Kyren birkaç adım geride, gölgelerin içinden izliyordu.
Gözleri Mirava’nın ayaklarına, omuz açısına, nefes boşluklarına kilitlenmişti.

“Riven,” dedi aniden.
“Sol bileği.”

Riven hiç sormadı.
İtaat etmedi—uyum sağladı.

Kılıcını yukarıdan indirir gibi yapıp son anda yön değiştirdi.

Mirava refleksle geri çekildi ama geç kalmıştı.

ÇAT.

Kılıç Mirava’nın kolunu sıyırdı.
Derin değildi.
Ama kan vardı.

Mirava dondu.

O an… çok kısa bir an…
Mirava’nın gözlerinde şaşkınlık belirdi.

“Beni… yaraladın.”

Riven ilk kez Mirava’ya yukarıdan baktı.
Sessiz, soğuk ama artık ezilen değil.

“Artık sen öğretemiyorsun,” dedi.
“Çünkü ben değiştim.”

Mirava’nın dudakları sertleşti.
“Değiştiğini sanıyorsun.”

Bir gölge patlamasıyla geri sıçradı, araya mesafe koydu.
Orman bir anlığına karardı.

Kyren hemen Riven’ın yanına geldi.
“Geri çekiliyor.”

Riven başını çevirmedi.
“Aren.”

Aren yerdeydi.
Gözleri yarı kapalı, nefesi sığdı.

Riven diz çöktü.
Eli Aren’ın omzuna gitti—kan sıcak ama kontrol altındaydı.

Aren gözlerini zorla araladı.
Gülümsedi.
“Bak… hâlâ ayaktasın.”

Riven’ın boğazı düğümlendi.
“Konuşma.”

Aren fısıldadı:
“Kaçmadın.”

Riven bir an durdu.
Sonra çok kısık bir sesle:
“Sayende.”

Bu tek kelime, Aren’ın yüzündeki gülümsemeyi büyüttü.

Mirava uzaktan onları izliyordu.
Yarasını tuttu.
Gözleri Riven’a kilitliydi ama sesi artık eskisi kadar emin değildi.

“Tarikat seni istiyor,” dedi.
“Ve seni alacak.”

Riven ayağa kalktı.
Kılıcını indirmedi ama gevşetmedi de.

“Belki,” dedi.
“Ama bugün değil.”

Kyren öne çıktı.
Gölgeler avucunda yeniden kıpırdadı.

“Mirava,” dedi sakin ama keskin bir tonla.
“Bu sefer yanlış hedefi seçtin.”

Mirava Kyren’a baktı.
Gülümsedi—ama bu gülümseme inceydi, hesaplıydı.

“Bu bitmedi.”

Bir adım geri attı.
Sonra iki.
Gölgeyle birleşti.

Ve yok oldu.

Orman yavaşça nefes almaya başladı.

Riven birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Sonra Aren’a döndü.

“Elimden geldiğince hızlı gideceğiz,” dedi.
“Seni bırakmayacağım.”

Aren gözlerini kapadı, fısıldadı:
“Biliyorum.”

Kyren arkalarını kolladı.
“Şimdi gerçekten kaçmamız lazım.”

Riven başını salladı.

Bu kez kaçmak için değil.
Hayatta kalmak için.

Ve bir şey daha netleşmişti:

Riven artık Tarikat’ın silahı değildi.
Kendi gölgesiydi.

---