10. bölüm · GÖLGE TARİKATI
10. BÖLÜM – Kanın Fısıldadığı Gölge
Riven Kyren’ın cümlesinin ağırlığını hâlâ üzerinde hissediyordu:
“Seni öldürmek isteyen kişi, seni yıllar önce seçenlerden biri.”
Bu cümle, soğuk bir bıçak gibi zihnine saplanmıştı.
Ağaçların arasından geçen rüzgâr bile Riven’ın içindeki sessizliği kıramıyordu.
Kyren bir dalın üzerinde oturmaya devam ediyordu; gölgenin içinde kaybolmuştu.
Aren ise Riven’ın hemen yanında durmuş, gözünü üzerinden ayırmamıştı.
Aren sessizliği bozdu: “Riven… iyi misin?”
Riven cevap vermedi.
Çünkü “iyi” kelimesi artık uzak bir hatıradan ibaretti.
Kyren kısık bir sesle konuştu: “O suikastçı yolda. Onunla karşılaşmadan önce ormandan çıkmalıyız.”
Aren öfkeyle Kyren’a baktı. “Sadece konuşup duruyorsun. Bir planın varsa söyle!”
Kyren hiç duygusuz bir ifadeyle: “Planım var. Ama önce Riven’ın zihni dağılmamalı.”
Aren’ın nefesi kesildi.
Riven’ın gözleri hafifçe kısıldı.
“Zihnim dağılmıyor,” dedi Riven.
Kyren’ın gözleri kısık bir gülümseme çizgisi aldı. “Öyle mi? O zaman neden titriyorsun?”
Aren bir anda Riven’a döndü.
Gerçekten… Riven’ın elleri hafif titriyordu.
Riven bunu fark edip hızla yumruk yaptı, titremeyi sakladı.
Ama Aren görmüştü.
Kyren görmüştü.
Aren, Riven’ın karar vermeden önceki halini biliyordu; bir görevde bile böyle titremezdi.
Bu… farklıydı.
“Riven,” dedi Aren yumuşak bir sesle.
“Bu senin suçun değil. Seni yetiştirenleri seçmedin. Onların planlarını seçmedin.”
Riven başını çevirdi, sesini aşağı bastırarak: “Kes.”
Aren yine de devam etti. “Sen sadece hayatta kaldın. Onlar seni kullanmak için yetiştirdi, ama sen hiçbir zaman onların istediği kişi olmadın.”
Riven’ın göğsü sertçe inip kalktı.
Aren biraz daha yaklaştı. Korkmadan. Yargılamadan.
Sadece… Riven’ın yanında durarak.
“Sen kendi yolunu seçtin, Riven.”
Daha da yumuşak.
“Neden bunu anlamak bu kadar zor?”
Riven gözlerini kapadı.
Bir anlığına… duygularının duvarı çatladı.
Aren fark etti.
Ve elini yavaşça Riven’ın koluna koydu.
Riven gözlerini açtığında Aren’ın yüzü çok yakındı.
Fazla yakın.
Bu yakınlık Riven’ı rahatsız etmediği gibi…
İlk kez içini ısıtan bir şey oldu.
Riven hızla geriye çekildi.
Kendine kızar gibi.
“Ben… duygularla savaşmam. Görevle savaşırım.”
Aren başını eğdi. “Haklısın. Ama artık görev sadece görev değil.”
Kyren araya girdi, tonunda hafif bir memnuniyetsizlik: “Duygusal anınız bittiyse, suikastçı birazdan burada olur.”
Aren kaşlarını çattı.
“Ne kadar yakın?”
Kyren’ın bakışları karanlığa döndü.
“Gölge mühürleri titremeye başladı. Zamanı yok.”
Riven bir anda toparlandı. “Bize kaçış yolu göster.”
Kyren ayağa kalktı; gölge gibi sessiz bir hareketle yere indi. “Ormanın kuzeyinde eski bir su yolu var. Büyüyle kapatılmıştı ama delik açtım.”
Aren şüpheyle baktı. “Delik? Nerede?”
Kyren göz ucuyla Aren'a baktı.
“Senin anlayacağın şekilde anlatayım: Duvarı patlattım.”
Aren’ın ağzı açık kaldı.
Kyren’ın çarpık gülüşü bir an göründü.
“Benimle gelmezseniz o suikastçı size 10 dakika içinde ulaşır.”
Riven hiçbir şey söylemedi.
Sadece başını salladı.
Kyren önden yürüdü, Aren ve Riven arkadan.
Ormanın derinlikleri daha karanlık, daha ağırdı.
Her gölge hareket ediyor gibiydi.
Aren fısıldadı: “Riven… o suikastçı—tanıdığın biri olabilir mi?”
Riven’ın gözleri karardı. “Tarikat’tan biri beni öldürmek istiyorsa… evet.”
Aren devam etti: “Peki… kim?”
Riven’ın cevabı buz gibi düştü:
“Beni eğitenlerden biri.”
Aren’ın kalbi hızlandı. “İsim?”
Riven bir an sustu. Sonra o ismi söyledi:
“Mirava.”
Aren’ın yüzü dondu. “Kadın eğitmen?! Riven, o seni çocukken—”
Riven onu durdurdu. “Elimden tutup beni savaşa götürmedi.
Elimi kesip beni gölge ritüellerine hazırladı.”
Aren’ın yumruğu istemsiz sıkıldı. “Onu bulurlarsa—”
Riven sesi kesti: “Beni bulacak.”
Kyren önden konuştu, hiç dönmeden: “Ve çoktan yola çıktı.”
Tam o anda…
Ormanın içinden bir ses duyuldu.
Kuru bir yaprak hışırtısı.
Aren ile Riven aynı anda döndü.
Kyren bir anda durdu.
Hava ağırlaştı.
Gölge büyüdü.
Ve karanlığın içinden bir siluet belirdi.
Uzun bir siluet.
İnce bir maske.
Siyah bir pelerin.
Kadın.
Mirava.
Sesindeki buz… geceyi bile dondurdu: “Riven… seni almaya geldim.”
Riven’ın kalbi bir an durdu.
Aren kılıcını çekti.
Kyren gözlerini kıstı.
Ve Mirava, bir gölge gibi gülümseyip tek cümle söyledi:
“Kaçmana izin yok, küçük gölge.”
---
