32. bölüm · GÖLGE KELLERİ-I
30. BÖLÜM: GERİ SAYIM
Demir’in finansal ağının tamamen çöktüğü, arkasındaki son bağların da koptuğu o an, zaferin kokusu artık etrafımızı sarmıştı. Orman yolundaki o soğuk ve kasvetli hava, yerini yavaş yavaş yıllardır beklediğimiz adaletin hafifliğine bırakıyordu. Ama bu hikayenin tam anlamıyla kapanması için Demir’in sadece parasal olarak değil, ruhsal olarak da o masadan tamamen silinmesi gerekiyordu.
Selin, yerden kalkıp üzerindeki tozu silkerken Demir’e son bir kez baktı. "Buralardan gitmek yok," dedi, sesindeki ton emir kipi değil, kesinleşmiş bir hüküm gibiydi. "Bu şehirde kalacaksın ve her köşeyi döndüğünde bizim gölgemizle karşılaşacaksın. Ta ki her şey bittiğinde masadan kalkana kadar."
Serçe, Demir’in arabasının anahtarını alıp havada salladı ve neşeyle sırıttı: "Aracını hatıra olarak alıyoruz, nasıl olsa artık yürümeye alışması gerekiyor."
İlke, tabletini kapatıp çantasına koyarken derin bir nefes aldı. "Bütün veriler güvende, tüm sistemler bizim kontrolümüzde. Artık son 5 adım kaldı," diye fısıldadı hepimize.
Demir, arkamızda kalan o çamurlu yolda yapayalnız ve eli boş kalırken, biz 35. bölüme doğru uzanan o son düzlüğe kararlı adımlarla yürümeye başladık
