1. bölüm / 6
Gizli Anlaşma"Nefret ettiğim adam..."
Bölümler 6Şu an: "Nefret ettiğim adam..."
Bazen insan yalnız kalmak ister, ama ben şimdi istemiyordum, anahtarı çevirip içeriye girdim.Babamın yokluğu eve girer girmez yüzüme çarpmıştı. Çantamı koltuğa bırakıp derin bir nefes aldım. Sadece birkaç günlüğüne yurt dışına gitmişti.
Üniversite yıllarında asistan olarak girdiğim şirkette şu an genel müdür yardımcısıydım. Babamın kendi şirketiydi. Zamanla hem okulu bitirip hem de işimde yükseldim.
Başlangıçta her şey düşündüğümden daha zordu. İnsanlar beni Levent Bey'in kızı olarak tanıyordu ve ne zaman bir karar alsam, bunun kendi başarım mı yoksa babamın desteği mi olduğunu sorgulayanlar çıkıyordu. Bu yüzden kendimi kanıtlamak için belki de gerekenden fazla çalışmıştım.
Artık alışmıştım.
Sabahları erkenden şirkete gitmeye, bitmek bilmeyen toplantılara, önümde biriken dosyalara ve mesai saatleri çoktan dolmuşken hâlâ çalan telefonlara...
Saatime bakıp oturduğum koltuktan kalktım, bugün fazlasıyla yorgundum, odama çıkıp kısa bir duş aldıktan sonra pijamalarımı giyinip bilgisayarımı açtım, sabah yarım bıraktığım sunumun kalanını tamamlayacaktım.
Kahve yapmak için odamdan çıkıp merdivenlere yöneldim, kocaman evde tek kalmak beni ilk zamanlar korkutsa da zamanla alışmıştım artık.
Birkaç basamak indikten sonra salonun ışıklarının kapalı olduğunu gördüm.
"Ben kapatmamıştım." Dedim kendi kendime... Belki de kapatmıştım...
Son basamağı da inip ışığı yakmak için uzandığımda ışık açıldı. Karşımda gördüğüm adam...korkuyla bağırmak istedim ama dudaklarım aralanmadı bile...Nefesim kesildi.
Bir an, gözlerimin beni yanılttığını düşündüm.
Ama hayır.
Karşımda gerçekten o vardı.
Yıllardır görmediğim adam.
Yıllardır adını bile anmadığım halde yüzünü hafızamın hiçbir köşesinden silemediğim adam.
Karan...
"Sen..."
Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
Gülümsedi.
Hiç değişmemişti.
Belki yüzü sertleşmiş, bakışları daha da karanlık bir hâl almıştı ama o kendinden emin gülümseme...
O aynıydı.
"Ben, Melis?"
Sesindeki alay, içimde yıllardır içimde küllenmiş bir şeyi yeniden alevlendirdi.
"Nasıl girdin eve? Ne işin var burada?"
Gözlerimdeki nefreti görmemesi imkânsızdı.
Karan'ın arkasında duran üç adam vardı. Onları ancak şimdi fark etmiştim.
Başını hafifçe çevirip kapıyı işaret etti.
Adamlar tek kelime etmeden dışarı çıktılar.
Kapı kapandığında ev yeniden sessizliğe gömüldü.
Ama bu kez o sessizlik, az önceki gibi değildi.
Karan gözlerini üzerimden ayırmadan sordu:
"Baban nerede?"
Kaşlarım çatıldı.
"Neden?"
"Nerede?"
"Sana ne? Ne yapacaksın?"
Son zamanlarda onun adını farklı yerlerde duymaya başlamıştım. Arslan Holding'in sahibiydi. Büyük anlaşmalar, satın almalar, şirket ortaklıkları...
Hakkında konuşulanların hepsi iyi değildi.
Dışarıdan bakıldığında kusursuz bir iş adamıydı.
Ama ben, onun o kadar temiz olduğuna hiçbir zaman inanmamıştım.
"Söyleyecek misin?" dedi.
Bir adım attı.
"Yoksa ben mi bulayım?"
"Defol evimden!"
Sesim evin içinde yankılandı.
"Yoksa polisi arayacağım."
Dışarıya çıkmak için döndüğüm anda bileğimden tuttu.
"Ne yaptığını sanıyorsun?"
Kolumu kendime çekmeye çalıştım.
" bırak!"
Karan'ın eli bileğimin etrafında sıkıca kapanmıştı.
Öfkeyle ona vurdum, kolumu kurtarmaya çalıştım ama hiçbir işe yaramadı.
Yıllar önce hatırladığım adam güçlüydü.
Karşımda duran adam ise bambaşka biriydi.
"Bırak beni!"
Sesimi yükselttim.
Karan tek kelime etmeden yüzüme baktı.
"Melis."
"Dokunma bana!"
Bu kez beni çekiştirmek yerine durdu.
Bakışları yüzümde sabitlendi.
Aramızdaki mesafe birkaç santime düşmüştü.
Ve o an, yıllar önce tanıdığım Karan'ın gözlerinde hiç görmediğim bir şeyi fark ettim.
Endişe.
Ama nedenini anlayamadan sesi yeniden soğudu.
"Baban nerede?"
Bu kez sorusunun altında başka bir şey vardı.
"Sana söylemeyeceğim." Yumruğunu sıktığını fark ettim. Ne olduğunu anlamadan kolumu yeniden tutarak beni dışarıya götürmeye çalıştı.
"Bırak!"
Tam kapıya yaklaşmıştık ki dışarıdan sert bir patlama sesi duyuldu.
Ardından camlar paramparça oldu.
Ne olduğunu anlayamadan Karan beni kendine çekip yere yatırdı.
“Başını eğ!”
Bir kurşun, az önce durduğum yerin hemen arkasındaki duvara saplandı.
Çığlık atmak istedim ama sesim çıkmadı. Ellerim titremeye başlamıştı.
Karan vücuduyla beni korurken dışarıdan birkaç silah sesi daha duyuldu.
“İçerideler!”
Karan başını kaldırıp etrafa baktı.
"Seni istiyorlar."
"Ne?"
Karan cevap vermedi.
Bir kurşun daha pencerenin camını parçaladı. İrkilerek Karan'ın gömleğine tutundum.
“Ne oluyor?” Sesim titriyordu. “Karan, ne oluyor?”
“Şimdi çıkmamız lazım.”
“Ben...”
Cümlemi tamamlayamadım.
Dışarıdan ayak sesleri geliyordu.
Karan beni kolumdan tutup kaldırdı. Bu kez direnmedim. Bacaklarım titriyordu ve tek başıma ayakta durmakta bile zorlanıyordum.
"Abi içeriye giriyorlar!" Dedi kapıdan giren adamlardan biri. Karan beni kendine daha fazla çekip alt kata indi.
Tekrar silah sesini duyduğumda bacaklarım yeniden titredi, korkuyordum.
"Kadını bulun!"
Olduğum yerde donup kaldım.
Karan da duydu.
Başımı ona çevirdim.
“Beni mi arıyorlar?”
Bu kez cevap vermedi.
Yüzündeki ifade her şeyi anlatmaya yetiyordu.
Gözlerim doldu.
“Ben ne yaptım ki?”
Karan bana doğru eğildi.
“Şimdi bunu düşünme.”
“Babam...” diye fısıldadım. “Babam nerede?”
Karan'ın bakışları bir an sertleşti.
“Baban nerede, Melis?”
Başımı iki yana salladım.
“Bilmiyorum.”
Sesim titriyordu.
“Birkaç günlüğüne gittiğini söyledi. Gelecekti.”
Karan birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra adamlarından birine döndü.
“Onu buradan çıkarın.”
Adam bana yaklaşınca istemsizce Karan'ın koluna biraz daha sıkı tutundum.
Çünkü şu an bu evde güvenebildiğim tek kişi, yıllardır görmediğim ve nefret ettiğim adamdı.
Ve bundan daha korkunç olanı...
Bunu kabul etmek zorunda kalmış olmamdı.
Bölüm etkileşimi
