2. bölüm / 6
Gizli Anlaşma"Evleneceğiz."
Bölümler 6Şu an: "Evleneceğiz."
Karan beni kendi evine getirdiğinde hâlâ kendime gelememiştim, ellerim titriyordu. Olanlar yeniden gözlerimin önünden geçerken dişlerimi sıktım.
"Sen biliyordun!" Öfkeyle Karan'a döndüm. Sigarasını küllüğe bastırıp karşıma geldi.
"Neyi biliyordum?" Dedi hiç bir şey bilmiyormuş gibi.
"Her şeyi. Evimize saldıracaklarını, bu adamların kim olduğunu..." Gözlerimi gözlerine çevirip elimi göğsüne sertçe vurdum. "Çünkü sen de onlardan birisin." Bileğimi tuttu.
"Git uyu biraz, sakinleş." Bakışlarında öfke vardı, bileğimi elinden çekip geriye doğru adım attım.
"Niye geldin sen? Beni terk edip gitmemiş miydin? Niye şimdi gelip beni kurtardın?" Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldığında kapıyı açtım, çıkıp gidecektim.
"Melis!" Beni kolumdan tutup kapıyı kapattığında aramızdaki mesafeyi kapattı. Yüzüme doğru eğilince başımı diğer tarafa çevirdim ama Karan bunu umursamadan yüzümü yeniden kendine doğru çevirdi.
"Çık uyu. Bir yere gitmeyeceksin, ölmek istemiyorsan gitmeyeceksin." Kaşlarım çatıldı.
"Babam ortada yok benim!"
"Bulacağım." Sesindeki kesinlik beni susturdu.
"Sana güvenmiyorum." Dedim en sonunda.
"Başka şansın yok." Geri çekildiğinde derin bir nefes aldım.
"Kim bu adamlar?"
Cevap vermeyip kendine bir sigara yaktı.
Çakmağın çıkardığı ses, odadaki sessizliği daha da belirginleştirdi. Birkaç saniye boyunca sadece sigarasından yükselen dumanı izledim.
“Karan.”
Başını kaldırdı.
“Bana cevap ver.”
“Şimdi değil.”
“Ne zaman?”
“Sakinleştiğinde.”
Sinirle güldüm.
“Ben nasıl sakinleşeceğim? Evime silahlı adamlar girdi. Babam ortada yok. Sen beni buraya getiriyorsun ve hâlâ hiçbir şey söylemiyorsun.”
Karan sigarasından bir nefes çekti.
“Çünkü şu an bilmen gereken tek şey, onların senden ne istediği.”
“Ne istiyorlar?”
Bakışları üzerimde durdu.
“Babanı.”
Boğazım düğümlendi.
“Babam onlara ne yaptı?”
"Borçlu." Kaşlarım çatıldı.
"Ne borcu?" Kapı gürültüyle açıldığında korkuyla oraya baktım. Saniyeler içerisinde bir sürü adam salona doluşmuştu. Karan ayağa kalkıp sakinlikle onlara doğru birkaç adım attı.
"Hangi cesaretle evime böyle giriyorsunuz?" İçlerinden birisi bir adım öne çıkıp belindeki silahı eline aldı,
"Levent'in kızını kaçırıp saklamak ne demek Karan?"
"Saklamadım." Elindeki sigaradan bir nefes daha çekip bana döndü. "Burada." Kalbim titredi. Korkuyordum.
Adam bana doğru bir adım attığında Karan onun kolunu tuttu.
"Dokunabilir misin?" Dedi tehditkar bir sesle.
Adam gözlerini Karan'a çevirdi.
“Bu kız bizim meselemiz. Levent'in çıkacağı yok."
"Kıza dokunmayacaksınız." Adam tam bir şey söyleyecekti ki kapıdan yaşlı bir adam girdi.
"Karan!" Karan kaşlarını kaldırıp başını salladı. Öylesine sakindi ki, beni asıl korkutan da buydu.
"Efendim, izin vermiyor." Dedi az önceki adam.
"Büyükler seni mahveder. Levent yok, kızını saklıyorsun." Yaşlı adam bakışlarını Karandan çekti. "Alın kızı." Birkaç adam hareketlenmişti ki Karan elinde tuttuğu silahı kaldırdı.
"Karım olacak kadına dokunmak....bence yürek ister." Herkes bir an durdu. Bense duyduğum şeyi anlamaya çalışıyordum.
"Ne diyorsun sen?"
"Duydum ihtiyar. Melis benim karım olacak, size söylüyorum çünkü dokunmaya çalıştığınız o değil benim. Şimdi tekrar deneyin bakalım."
"Hesabını vereceksin." Karan alayla güldü. Ama bu tehlikeli bir gülüştü.
"Kime? Hesap sormak isteyen hemen şimdi denesin." Adam hiçbir şey söylemeden çıktığında diğerleri de peşinden çıkıp gittiler. Salonun ortasında öylece kalmıştım. Kulaklarım uğulduyordu.
"Abi, gittiler." İçeriye gelen adama baktım. Karan da sakin bir şekilde koltuğa oturup yeni bir sigara yaktı.
"Tamam, herkes yerine geçsin. Kuş uçmayacak Şahin." Adam hızlıca başını sallayıp çıktığında birkaç saniye olduğum yerde kaldım.
"Sen...benim hayatımla ilgili kararları nasıl bana sormadan-"
"Başka yolu yok."
"Her zaman başka bir yolu vardır." Ayağa kalkıp yanıma geldiğinde yüzüne baktım. Bakışları hâlâ karanlıktı.
"Bu konuda yok Melis. Ve senin hayatını düşünmek istemeseydim saldırıyı duyduğumda evine gelmezdim." Gözlerim doldu, ama öfkem daha ağırdı şuan.
"Sen beni terk ettin Karan! Şimdi yıllar sonra geçmişsin karşıma öyle böyle!"
"Ben senden hiç gitmedim..." Kapıya doğru ilerleyip yeniden bana döndü. "Bu evden çıkma." Kapıyı çekip gittiğinde dolu gözlerimden yaşlar akmaya başladı.
Gözyaşlarımı elimle sildim.
Ağlamak istemiyordum.
Hele onun yüzünden hiç istemiyordum.
Ama içimde yıllardır biriktirdiğim her şey sanki bugün yeniden açılmıştı.
Babam...
Evimiz...
Silahlar...
Karan...
Ve şimdi evlilik.
Karan benim yıllar önce aşık olduğum adam değildi sanki, farklıydı...
Derin bir nefes alıp ayağa kalktım, yapabilecek hiçbir şey yoktu. Dışarı çıksam...
Aklıma gelen düşünceden vazgeçip yeniden koltuğa oturdum, başka bir yol olmalıydı.
Karan'ın söylediklerini kabul etmek zorunda değildim.
Onunla evlenmek zorunda da değildim.
Ama dışarı çıkarsam ne olacağını bilmiyordum.
Az önce eve giren adamların bakışları hâlâ gözümün önündeydi.
Üstelik babam ortada yoktu.
Telefonumu elime alıp tekrar aradım.
Kapalıydı.
Telefonu dizlerimin üzerine bıraktım.
Bir süre öylece oturdum.
Sonra gözlerimi kapattım.
Karan neden yıllar önce gitmişti?
Neden şimdi geri dönmüştü?
Ve neden hâlâ beni korumak için her şeyi göze alıyordu?
Cevaplarını bilmiyordum.
Ama bir şeyi biliyordum.
Bu evden çıkıp tek başıma gitmek çözüm değildi.
Şimdilik burada kalmak zorundaydım.
Karan'a güvenmeden...
Ona mecbur olduğumu kabul ederek.
Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordum ama bedenimin havalandığını hissettiğimde gözlerimi korkuyla açtım.
"Benim, sakin ol."
"Bırak." Dedim göğsünü ittirerek ama Karan beni bırakmayıp üst kata çıktı. "Karan, bırak."
"Melis." Gözlerimin içine baktığında itiraz istemiyor gibi duruyordu. Odanın kapısını açıp içeriye girdiğinde beni de dikkatlice yere bırakıp koltuğa oturdu. "Bıraktım." Yüzünde ki alaylı gülümseme sinirimi daha çok bozmaya yeterdi.
Karşımdaki adamı tanıyamıyordum.
Yıllar önce tanıdığım Karan olsa bana böyle bakmazdı. Böyle konuşmazdı.
O zamanlar gözlerinin içinde başka bir şey vardı.
Şimdi ise sadece sertlik vardı.
“Benden ne istiyorsun? Niye yapıyorsun bunu?"
Bir süre cevap vermedi.
Sonra ayağa kalktı.
“Şu an senden istediğim tek şey, sözümü dinlemen.”
“Ya dinlemezsem?”
Karan birkaç saniye gözlerimin içine baktı.
“Dinlemek zorunda kalırsın.”
İçimde bir ürperti oluştu.
Benden uzaklaşıp kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken durdu.
"Sakın Melis, sakın hayatını tehlikeye atacak bir şey yapma." Kapıyı açıp çıktığında peşinden sadece bakmakla kaldım.
Beni sevdiği için korumak istediğini düşünmek istedim bir an...
Ama beni sevseydi, yıllar önce... Tam evlenmeye karar vermişken beni bırakıp hiçbir şey söylemeden terk edip gitmezdi...
Unuttuğumu sandığım anlar yeniden aklıma geldi, o günün öfkesiyle bütün her şeyi fırlatıp çöpe atmıştım.
Uzun bir süre de kendimi asla toparlayamamış, sebep aramıştım. Şimdi? Yıllar sonra karşıma geçmiş, beni korumak için benimle evleneceğini benden hiç gitmediğini söylüyordu.
Karan'a dair hatırladığım hiçbir şey bugünkü adama uymuyordu.
O zamanlar yanımdayken kendimi dünyanın en güvende hisseden insanı sanırdım.
Şimdi ise aynı adamın yanında, ne yapacağını kestiremediğim için diken üstündeydim.
Ona güvenmiyordum...
Bölüm etkileşimi
