Gizli Anlaşma kitap kapağı

4. bölüm / 6

Gizli Anlaşma

"Gerçek."

Vaveyla Yazarı: Okuyucu Yazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: "Gerçek."

Karan’ın sözleri havada asılı kaldı.
Öfkeyle iki elimi göğsüne bastırıp onu ittim.
“Kes sesini!”
Karan bir adım bile geri gitmedi. Belimdeki eliyle beni kendine biraz daha yaklaştırdı. Çenesindeki kaslar gerilmiş, bakışları yüzüme sabitlenmişti.
“Bana bunu söylemeye hakkın yok!” diye bağırdım. “Yıllarca neredeydin sen? Şimdi karşıma çıkıp beni sevdiğini söyleyemezsin!”
“Melis…”
“Adımı söyleme!”
Sözümü bitirmeme fırsat vermeden yüzünü bana eğdi. Dudakları yeniden benimkileri bulduğunda bütün bedenim gerildi. Ellerimi omuzlarına dayayıp onu uzaklaştırmaya çalıştım ama bir anlığına, yıllardır içimde sakladığım özlem öfkeme üstün geldi.
Gözlerimi kapattım. Parmaklarım gömleğinin kumaşına tutundu ve istemsizce ona karşılık verdim.
Yalnızca birkaç saniye…
Sonra geçmiş, bütün ağırlığıyla üzerime çöktü.
Beni terk ettiği gün. Ardında bıraktığı sorular. Yıllarca beklediğim ama hiç alamadığım cevaplar.
Birden kendime geldim. Ellerimi göğsüne sertçe bastırıp aramıza mesafe koydum.
“Bir daha bunu yapma!”
Sesim titrerken yüzümü çevirdim. Dudaklarımda hâlâ onun yakınlığını hissediyordum ve bu, öfkemi daha da artırıyordu.
Karan ellerini yanlarına indirdi. Bana doğru yeniden adım atmadı ama bakışlarını da üzerimden çekmedi.
“Senden hiç vazgeçmedim,” dedi alçak bir sesle.
Gözlerimi yeniden ona çevirdim.
"Sana inanmıyorum." Cebinden çıkardığı sigarayı dudaklarına götürüp ucunu yaktığında derin bir nefes çekti içine.
"Eve dönelim, yarın nikah var." Kaşlarımı çattım.
"Seninle evlenmeyeceğim."
"Başka çare yok." Başımı olumsuz anlamda salladım.
"Yurt dışına gideceğim, kimse bulamaz beni."
"Sen öyle mi zannediyorsun? Giderim kurtulurum. Bu adamlar sandığından daha güçlü, daha tehlikeli. İlk boş buldukları an öldürürler seni." Omuz silkerek merdivenlere çıkmak için dönmüştüm ki Karan kolumu tuttu.
"Bana zor kullandırma Melis." Öfkeli bakışlarımı yüzüne çevirip kolumu geri çekmeye çalıştığımda bırakmadı. "Hadi."
"İstemiyorum." Sesimin titremesine engel olmazken içimden kendime kızdım.
Karan’ın çenesi gerildi. Kolumu bırakmadan yüzüme baktı. Sigaradan yükselen duman aramızda dağılırken sessizliği daha da sinir bozucu hâle geliyordu.
“Beni zorla götüremezsin,” dedim.
“Denemek ister misin?”
Sesindeki soğukluk içimi ürpertti ama geri adım atmadım. Beni korkutmasına izin vermeyecektim. Yıllar önce arkamda hiçbir açıklama bırakmadan giden adam, şimdi karşıma geçmiş hayatımla ilgili bütün kararları kendisi veriyordu.
“Sen benim neyimsin ki bana emir veriyorsun?”
Bakışları bir anlığına yüzümde gezindi. Ardından sigarasını yere atıp ayakkabısının altında söndürdü.
“Yarın karım olacaksın.”
“Olmayacağım!” diye çıkıştım. “Sen kafanda ne kurduysan kur, ben bu nikâha gelmeyeceğim.”
Kolumu sonunda bıraktı. Bileğimi kendime çekip birkaç adım uzaklaştım. Kaçmak için fırsat kolluyordum ama onun gözleri üzerimdeyken nereye gidebileceğimi bile bilmiyordum.
Derin bir nefes alıp kapıyı işaret etti.
“Arabaya bin.”
“Beni korumak istiyorsan başka bir yol bul.”
“Yok.”
“Aramadın bile!”
Kaşları hafifçe çatıldı.
“Neyi?”
“Başka bir yol. Beni korumanın tek yolu evlenmek mi? Yoksa asıl istediğin şey bu mu?”
Cevap vermek yerine beni kucağına alıp kapıdan çıktı. Omzuna defalarca vurup bağırdım ama umursamadı bile. Sanki ona vurmuyor, bağırmıyormuşum gibi tepkisizdi.
Arabaya binip kapıları kilitlediğinde öfkeyle bağırdım.
"İstemiyorum! Madem sözün bu kadar geçiyor evlenmeden koru o zaman."
"Yok başka bir yol. Karım olacaksın." Motoru çalıştırdığında başımı cama çevirip gözlerimi kapattım.
Yıllar önce Karan'la evlenmek için gün sayıyordum...
Onun karısı olmak, aynı sabaha birlikte uyanmak...
Ona bu kadar kırgın olmasaydım yine isterdim.
Ama yıllardır içimde biriken duygular bugün beni öfkelendiriyordu.
Bir zamanlar onunla böyle yolculuklar yapacağımızı hayal ederdim. Yan koltuğunda oturmayı, elimi onun elinin üzerine koymayı, bazen hiçbir şey konuşmadan saatlerce yanında kalmayı…
Şimdi aynı arabadaydık ama aramızda aşamayacağım kadar büyük bir uçurum vardı.
Gözlerimi açıp yüzümü ona çevirdim. Direksiyonu kavrayan ellerine, yola odaklanmış bakışlarına baktım. Yüzünde en ufak bir pişmanlık belirtisi yoktu. Beni zorla arabaya bindirmiş, yarın evleneceğimizi söylemişti ve bütün bunlar onun için sıradan bir günün parçasıymış gibi davranıyordu.
“Beni neden terk ettin?” diye sordum birden.
Parmakları direksiyonun üzerinde hafifçe gerildi. Bakışlarını yoldan ayırmadı.
“Şimdi sırası değil.”
“Ne zaman sırası gelecek peki?” Sesim istemeden yükseldi. “Yıllarca bekledim ben, Karan. Bir açıklama yaparsın diye, karşıma çıkarsın diye… Şimdi buradasın ama hâlâ tek kelime etmiyorsun.”
Çenesini sıktı.
“Eve gidince konuşacağız.”
Acı bir gülümseme yayıldı yüzüme.
“Tabii. Önce beni zorla evlendir, sonra belki konuşursun.”
Bu kez başını çevirip bana baktı. Gözlerindeki sertlik bir anlığına arttı. Aniden arabayı durdurup bakışlarını yeniden bana çevirdi, bakışlarından korksam da belli etmemeye çalıştım ama Karan beni çok iyi tanıyordu. Korktuğumu anlamıştı. Bana doğru eğildiğinde sırtım iyice koltuğa yapışmıştı, yüzüme düşen saçımı kulağımın arkasına koyup fısıltıyla konuştu.
"Mecburdum, her gün...uzaktan izledim seni. Kokunu..." Boynuma yaklaşıp derin bir nefes aldı, "Gülüşünü...sesini...çok özledim."
"Yalan..."
"Değil." Dedi. Hâlâ geri çekilmemişti. "Yarın evleneceğiz Melis. Ve bu kez, ne olursa olsun...senden uzak kalmayacağım. Yıllardır yaşadığım o özlem yarın son bulacak."
Yüzüne baktım. Söyledikleri kalbimin en savunmasız yerine dokunuyordu ama ona bunu belli edemezdim. Yıllar önce de gözlerimin içine bakarak bana güzel şeyler söylemişti. Sonra bir gün hiçbir açıklama yapmadan hayatımdan çıkıp gitmişti.
“Peki ben?” dedim, sesim düşündüğümden daha kısık çıkmıştı. “Ben seni beklerken ne yaşadım, hiç düşündün mü?”
Bakışları yüzümde dolaştı. Bir şey söyleyecek gibi oldu ama sustu.
“Her gece nedenini düşündüm. Ne yaptım da beni bıraktın diye kendimi yiyip bitirdim. Seni unutmaya çalıştım, Karan. Olmadı. Sonra bir gün artık seni düşünmediğimi sandım.” Gözlerim dolmaya başladığında başımı çevirdim. “Şimdi çıkıp karşıma geçiyorsun ve hiçbir şey olmamış gibi beni kendine ait sanıyorsun.”
Çenemi tutup yüzümü yeniden kendisine çevirmeye yeltendiğinde elini ittim.
“Bana dokunma.”
Elini geri çekti. Ancak aramızdaki mesafe hâlâ nefesimi daraltacak kadar azdı.
“Hiçbir şey olmamış gibi davranmıyorum,” dedi. Sesi alçak ama kararlıydı. “Sana yaşattıklarımı biliyorum.”
“Biliyorsan neden yaptın?”
"Anlatacağım. Sonra..."
“Beni gerçekten sevdiysen,” dedim, sesim bu kez daha alçak çıkmıştı, “neden beni tek başıma bıraktın?”
Karan başını hafifçe bana çevirdi.
“Çünkü o gün seni yanımda tutmanın sana zarar vereceğini biliyordum.”
Nefesim boğazımda düğümlendi. Bu cevap, beklediğim hiçbir şeye benzemiyordu.
“Ne demek bu?”
Gözlerini yeniden yola çevirdi.
“Yarın öğreneceksin.”
Başımı iki yana salladım. Yine aynı duvar, yine yarım bırakılmış bir cevap…
“Benden ne istiyorsun, Karan? Sana yeniden âşık olmamı mı?”
"Yarın, nikahtan sonra sana gerçekleri anlatacağım. Sonra sen karar vereceksin." Arabayı yeniden çalıştırdığında bana baktı. "Ama yarına kadar kaçmaya çalışma Melis. Çünkü...sana bir şey olursa kimseyi sağ bırakmam." Cevap vermeyip yeniden cama döndüm, her şey o kadar üst üste gelmişti ki...
Babam ortalarda yoktu, hâlâ bir haber alamıyordum. Karan saklandığını, kimsenin bulamadığını söylemişti...
Eve girdiğimizde Karan ceketini çıkarıp koltuğun üzerine bıraktı. Ben ise hâlâ ona öfkeliydim. Yarın evleneceğimizi söyleyip durması yetmiyormuş gibi bir de geçmişimle ilgili hiçbir soruma doğru düzgün cevap vermiyordu.
Merdivenlere yönelmiştim ki arkamdan seslendi.
“Melis, gel buraya.”
“Ne istiyorsun yine?”
“Önce şunu söyleyeceğim.”
Sesindeki ciddiyet yüzünden istemeyerek de olsa ona döndüm. Bakışları üzerimde birkaç saniye gezindikten sonra konuştu.
“Babanı buldum.”
"Nerede? İyi mi? Nasıl?"
"Çocuklar getiriyor." Dedi sakin bir şekilde. Heyecanla kapıya baktım, "İyi mi babam?"
"İyi Melis." İçim içime sığmıyordu, en son bahçeye çıkıp beklemeye başladığımda Karan da peşimden geldi. Dakikalar sonra üç siyah araç bahçeye girdiğinde koşarak onlara doğru gittim.
Kapı açıldığında heyecanla baktım, babam arabadan indi...
"Baba!" Hemen sarıldım, yanaklarını öptüm. "İyisin.." bu kez göz yaşlarım mutluluktan akıyordu. "Çok korktum..." Babam bana sarılıp saçlarımı öptüğünde kollarımı geri çekmedim.
Babam saçlarımı okşamaya devam etti. Kollarının arasından başımı kaldırıp yüzüne baktım. Onu yeniden karşımdaki gibi görmek içimdeki bütün korkuyu bir anda dağıtmıştı.
“Tamam kızım, buradayım. İyiyim.” Yanaklarımdaki yaşları başparmaklarıyla sildi. “Artık ağlama.”
Ama duramıyordum. Günlerdir içimde biriken korku, endişe ve çaresizlik gözyaşlarıma karışmıştı. Ona yeniden sarıldım. Sanki biraz bıraksam yine gözden kaybolacakmış gibi sıkıca tutuyordum.
Bir süre sonra babamın arkamda duran Karan'a baktığını fark ettim. Ben de başımı çevirip ona baktım. Birkaç adım uzağımızda durmuş, bizi sessizce izliyordu.
"Anlatacak mısın?" Karan'ın sorusuyla kaşlarım çatıldı. Babam benden ayrılıp Karan'a baktı.
"Karan..."
"Ne oluyor?"
"Bir şey yok kızım, sen içeriye geç."
"Melis duyacak, ben gerçeği zaten biliyorum Levent."
Babamın bakışları Karan'a kaydı. Aralarında, benim bilmediğim bir şeyin ağırlığı vardı.
“Konuşmayacak mısın?” diye sordu Karan.
Babam başını iki yana salladı.
“Bunun zamanı değil.”
Karan birkaç adım ilerledi.
“Zamanı çoktan geçti, Levent.”
İkisine birden baktım. İçimde büyüyen huzursuzluğa artık dayanamıyordum.
“Biri bana ne olduğunu açıklayabilir mi?”
Babam dudaklarını birbirine bastırdı.
“Melis, seni üzmek istemiyorum.”
"Anlatın artık." Dedim öfkeyle.
"Melis..."
"Sen bilirsin, istersen ben anlatayım." Babam hemen başını olumsuz anlamda salladı. "Kızımla kendim konuşacağım." Elimi tutup beni arka bahçeye doğru götürdüğünde her adımda kalbim daha da hızlandı.
"Kızım..." Gözleri dolmuştu, babamı ilk defa böyle görüyordum.
"Baba...ne oldu?"
"Ben...gitmek zorunda kaldım."
Babam gözlerini yere indirdi. Parmakları birbirine kenetlenmişti. Konuşmak istiyor ama kelimeleri bir araya getiremiyor gibiydi.
“Şirketle ilgili işler düşündüğüm gibi gitmedi. Borçlandım, Melis. Hem de ödeyemeyeceğim kadar.”
“Bunun için mi gittin?”
Başını kaldırıp yüzüme baktı.
“Bana ulaşamadıklarında seni bulacaklarını söylediler.”
İçim ürperdi.
“Ne?”
“Önce beni tehdit ettiler. Sonra senin adını kullanmaya başladılar. Seni bulacaklarını, bana ulaşmak için sana zarar verebileceklerini söylediler.”
Bir adım geri çekildim. Söylediklerini anlamaya çalışıyordum ama aklım almıyordu.
"Peki sen ne yaptın?”
Babamın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
“Gitmek zorunda kaldım.”
“Beni bırakıp?"
Sesim titremişti. Babam hemen bana doğru bir adım attı ama elimi kaldırıp onu durdurdum.
“Hayır, baba. Bana yaklaşma. Soruma cevap ver.”
Dudaklarını araladı, sonra yeniden kapattı.
“Evet.”
Tek bir kelimeydi. Ama içimde biriktirdiğim bütün umutları yıkmaya yetmişti.
"Tehlikede olduğumu biliyordun.”
“Başka çarem yoktu.”
“Bana haber verebilirdin!"
"Korktum..." Dedi sadece. Kendimi bir enkazda kalmış gibi hissediyordum, çaresizlik...
"Peki şimdi?" Sesim titredi...
"Karan'a ulaştım seni koruması için." Acıyla gülüp ellerimi birbirine vurdum.
"Bravo sana! Beni bu kadar düşünmen ne kadar güzel. Kendi kızını korkudan kaçıp giderken düşünmedin ama yıllar önce beni terk eden adama arayıp korumasını istedin öyle mi?"
"Ben seni bu işlerin içine çekmek istemedim.”
“Zaten beni içine çektin!” diye bağırdım. “Sen gittin diye her şey bitti mi sandın? Ben burada seni merak ederken, başına bir şey geldi diye geceleri uyuyamazken sen korkup kendini kurtardın!”
Babam başını eğdi. Bu kez kendini savunmaya çalışmadı.
Bir süre yüzüne baktım. İçimde ona sarılmak isteyen küçük bir kız vardı hâlâ. Babasının döndüğüne sevinen, her şeyin eskisi gibi olmasını isteyen o kız…
Ama artık ona sarılamıyordum.
“Peki neden Karan?” diye sordum daha alçak bir sesle. “Beni korumasını neden özellikle ondan istedin?”
Babamın yüzündeki ifade değişti.
“Çünkü onun seni korumak için her şeyi yapacağını biliyorum.”
Kalbim sıkıştı. Gözlerim kararıyordu, yaşadıklarımı düşündüm, her şey bir bir gözümün önünden geçerken midem bulandı...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.