GİZEMLİ YAZAR kitap kapağı

3. bölüm / 8

GİZEMLİ YAZAR

Uykucu yazar

Vaveyla Yazarı: Hazal Yaman

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: Uykucu yazar

Gözlerimi araladığımda saat sabahın onu olmuştu. Telefon başında erkenden uykuya dalmış, üstelik bir de geç uyanmıştım. Yatakta doğrularak komodinin üzerindeki telefonuma uzandım. Her zamanki ritüelimi bozmayarak önce Vaveyla’ya girdim; oradaki bildirimleri hızla kontrol ettikten sonra WhatsApp’a geçip grup sohbetini yukarı doğru kaydırdım. Muhammed ve Merve ben uyurken epey sohbet etmişlerdi. Hemen klavyeye dokundum:

Ben: günnaydın. Erkencisiniz

Merve: ben uykuyu pek sevmem

Muhammed: ben gece boyunca uyumadım

Ben: nasıl dayanıyorsun, ne yaptın bu saate kadar?

Muhammed: kitap yazdım

Ben: anladım

Muhammed: uykuyla pek aram yok

Ben: uyku bir insan olsa onunla evlenirim, o derece seviyorum

Muhammed: o derece mi🤣🤣

Ben: evet

Ben: muhammed kendi içinden yüzsüzlüğüme küfrediyormusun sjsjsj

Muhammed: neden😂😂

Ben: "erken uyudum ve geç kalktım ama hayla uykum var" bu yüzden

Muhammed: 😂😂

Muhammed hemen bana lakap taktı

Muhammed: bundan sonra sen uykucu yazarsın.

Bu hoşuma gitmişti bence tatlıydı

Muhammed’in son mesajını beğenip yataktan çıktım. Evin içi her zamanki gibi sessizdi; bu sessizlik bazen huzur, bazense ağır bir yalnızlık gibi çöküyordu omuzlarıma. Kendime sert bir sabah kahvesi yapıp odama geri döndüm. Masanın başına geçip ilhamın kırıntılarını toplayarak kitabıma yeni bir bölüm yazdım. Bölümleri ardı ardına yayınladıktan sonra, bir ödül gibi Muhammed’in kitabını açtım.

Normalde de satır aralarına yorumlar bırakarak kitap okumayı çok severdim ama bu sefer bir şeyler farklıydı. Muhammed bu kez yorumlarımı sadece beğenmekle kalmıyor, altlarına cevaplar da yazıyordu. Bu ufak detay içimi kıpırdatmaya yetti. Telefonu kapatıp tekrar WhatsApp’a girdim.

Ben: nabersiniz

Muhammed: iyilik

Ben: sivasta mavi saçlarla hayat nasıl gidiyor sjsjsj

Muhammed: zor. Küpe almak için bir yere girdim bana ters ters baktılar

Ben: küpe mi takıyorsun

Muhammed: evet

Ben: bence havalı. Kulağın kaç yerden delik

Muhammed: iki

Ben: ben bi ara beş yerden deldirmiştim ama enfeksiyon kapınca küpe takmayı bıraktım, şimdi üç yerden deldirdim

Muhammed: bende de dövme yaptırdığım zaman enfeksiyon kaptı cildim, sildirmek zorunda kaldım

Ben: dövmen mi var?

Muhammed: şuan yok ama tekrardan yaptırmayı planlıyorum

Muhammed:

Muhammed: bu benim tasarımım belki bunu yaptırırım

Ben: çizim yeteneğin mi var?

Muhammed: evet bu benim tasarımım

Ben: himmm

Muhammed: öyle işte

Ben: bence dövme yaptırma

Ekrandaki tasarımına bakarken içimde garip bir koruma içgüdüsü belirdi. Onun o pürüzsüz teninde, sonradan canını yakacak bir leke olsun istemiyordum galiba. Muhammed beni kesinlikle etkiliyordu ama bir yandan da yaşam biçimlerimiz, dünyalarımız birbirine çok uzak görünüyor, bu da içimi hafifçe ürpertiyordu.

Muhammed: neden

Ben: tasarımın çok güzel ama bence cildine yakışmaz

Muhammed: kararsızım zaten. Daha önce enfeksiyon kaptığı için korkuyorum

Ben: dinle beni ve yapma sjsjsj

Muhammed bu mesajımı sadece beğendi. Aramızdaki o ince bağın kopmasını, konuşmanın öylece bitip gitmesini istemediğim için hemen konuyu uzatacak bir hamle yaptım.

Ben: benim de çizim yeteneğim var. Kendimce bir şeyler üretemiyorum ama gördüğüm şeylerin bir benzerini çizebiliyorum

Yalan da sayılmazdı; resim çizmek bizim ailede adeta genetik bir mirastı ama içimdeki o gri bulut yüzünden uzun zamandır elime kurşun kalem bile almamıştım.

Muhammed: benim tasarımımı çizzesene

Ben: olur ama hemen çizemeyebilirim

Bu mesajım aslında manası "Olur ama hiç uğraşamam, tamamen keyfim ne zaman isterse o zaman çizerim" demekti.

Muhammed: ne zaman istersen

Ben: 🥰

Muhammed bu tatlılığıma karşılık sevimli bir sticker attı. Ben de cesaretimi toplayıp, galerimden üzerinde büyük harflerle "I love you" yazan bir sticker fırlattım ona. Karşılığında şaşkınlığı belli eden, adeta "Ne alaka?" der gibi bakan bir sticker gönderdi. Geri adım atmaya niyetim yoktu, bu sefer de öpücük atan bir stickerla karşılık verdim.

Telefonun ekranındaki yansımama bakıp kendime hayret ettim. Resmen adama yürümüyor, koşuyordum! Ancak Muhammed’in tepkisini biraz mesafeli ve soğuk bulunca içimdeki o hevesli çocuk aniden kabuğuna çekildi. Daha fazla üsteleyip kendimi küçük düşürmek istemedim ve telefonu sertçe yatağın üzerine bıraktım.

Tam o sırada içeriden annemin sesi yükseldi. Biriyle telefonda konuşuyordu. Konu ben olunca ister istemez kulak kabarttım.

"Ya ısrar ediyor, 'Kızını kardeşime gelin ver,' diye ama hiç oralı olmadım,"

diyordu annem karşı tarafa.

Telefonu vedalaşıp kapatınca hemen mutfağa geçtim. Meraklı gözlerle,

"Anne, kim benimle evlenmek istiyormuş?"

diye sordum.
Annem derin bir nefes alıp bana döndü:

"Ya senin şu çocukluk arkadaşının abisi için bastırıyorlar. Annesi bir yandan, abisi bir yandan sürekli konuyu açıyor."

Zihnim aniden duruldu. Annemin bahsettiği çocuk, benim gibi inançlı, muhafazakar bir insandı aslında. İster istemez kafamın içinde onu Muhammed ile kıyaslarken buldum kendimi. Muhammed’i daha yeni tanıyordum, gizemliydi, çekiciydi ama bir o kadar da belirsizdi. Annemin söylediği kişiyi ise çocukluğumdan beri bilirdim; aşırı efendi, düzgün bir insandı. Hayata bakışı, yaşam biçimi bana ve aileme çok daha uygundu. Belki de öyle biriyle hayata devam etmek benim için en doğrusu, en güvenli olanıydı...

Tam o sırada iç sesim kafamdaki bu rasyonel düşüncelere okkalı bir küfür savurdu. Daha ortada fol yok yumurta yokken neyin evliliğini kıyaslıyorsun Hazal? diye fısıldadı zihnim. Bu karmaşayı zamana bırakmaya karar vererek derin bir nefes aldım ve sığınağım olan o gruba geri döndüm.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

132okunma 22beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.