4. bölüm / 8
GİZEMLİ YAZARKıskançlık
Bölümler 8Şu an: Kıskançlık
Ben: hey bir konuda fikrinize ihtiyacım var
Ben: örnek veriyorum birisi sizden hoşlanıyor ve yaşam biçiminiz de uyuşuyor. Tip desen var, karakter desen on numara ama ailesi biraz sorunlu. Bunu umursar mısınız?
Mesajları peş peşe gönderip gelecek cevapları beklerken derin düşüncelere daldım. Muhammed’in şu kitap uygulamasından tanıdığı bir sürü kız arkadaşı vardı. Üstelik çocukluk arkadaşıyla tesadüfen karşı komşu olmuşlardı ve onun adına “Çocukluk Bitti Bela Bitmedi” diye bir kitap bile yazmıştı. Kitaptaki Filiz ile olan anılarını okumak tuhaf bir şekilde içimi kıskançlıkla kavurmuştu. Asıl ürkütücü olan ise, bu duyguları daha onu yeni tanımışken bu kadar çabuk hissetmemdi. Benim kalbim insanlara öyle kolay kolay ısınmazdı genelde. Bir yandan düşünüyordum da, belki de tüm bu dengesizlikler içinde bulunduğum o ruhsal buhranın bana oynadığı bir oyundu...
Bir süreliğine kimseden ses çıkmadı. Dakikalar sonra ekranım aydınlandı:
Muhammed: eğer birisini seviyorsam geri kalan hiçbir şey umrumda olmaz
Ben: himmm. Onu seviyor muyum bilmiyorum sadece uyumluyuz
Muhammed bu mesajıma sadece görüldü atmakla yetindi.
Uzunca bir süre kimse gruba girmedi zaten. Merve tam bir hayalet gibiydi; on dakika gruba giriyorsa beş saat ortadan kayboluyordu. Telefonu bırakıp gidip evdeki işlerimi hallettim. Normalde KPSS’ye hazırlanıyordum, üstelik ikinci bir üniversite okuma planlarım da vardı ama son zamanlarda kendimi iyi hissetmediğim için her şeye ara vermiştim. Masanın başına geçip, muhtemelen hiçbir zaman tam anlamıyla uygulayamayacağımı bildiğim yeni bir ders programı hazırladım. Geri kalan işlerimi de bitirince kendimi yine o ekrana bakarken buldum. Gruba sevimli bir sticker fırlattım.
Ben: çok sıkıldım
Muhammed: ben de
Ben: gitme konuşalım, seninle vakit güzel geçiyor
Muhammed: olur. İstersen oyun oynayalım
Ben: himmm. Ne oynayacağız?
Muhammed: isim oyunu. Ben bir isim söyleyeceğim ve sen son harfiyle yeni bir isim türeteceksin
Ben: olur
Ben: biliyor musun grupta sen olmayınca sıkılıyorum
Muhammed: öyle mi
Ben: evet. Yemek tuzsuz, tatlı şekersiz, grup muhammedsiz olmaz😍
Yine başlamıştım yürümeye... Kendime kızsam da engel olamıyordum; adama doğru resmen koşuyordum. Mantığım dur dese de görünmez bir güç beni sürekli onun çekim alanına itiyordu.
Muhammed: 😊😂
Muhammed: dm'den mi oynayalım grupta mı
Ben: dm. Merve bildirimlerden rahatsız olmasın
Muhammed: tamam
Hemen özel mesaj kutusuna geçip ilk mesajı attım.
Ben: önce sen başla
Muhammed: önce sen başla
İkimiz de aynı anda yazmıştık. Ekrandaki çakışmaya gülümseyip devam ettim:
Ben: tamam sen başla, şimdi sen kazanırsın ama
Ben: malum bir sürü kız arkadaşın var
Muhammed: ece
Muhammed: 😂😅😅
Ben: Esma
Ben: bence karşı cinsle arkadaş olunmaz
Muhammed: asiye
Muhammed: neden
Ben: ecrin
Ben: çünkü aşık olursun
Muhammed: nisa
Muhammed: yooo ben aşık olmuyorum
Ben: olursun. Çok fazla kız arkadaşın olduğu için arada kaldın sadece
Ben: aylin
Muhammed: 😂😂😅
Muhammed: nisa
Ben: asiye
Muhammed: yandın, asiye'yi söylemiştik
Ben: ama yaaaa🥲
Muhammed: sana son iki hak daha vereceğim
Ben: tamam
Muhammed: emre
Ben: ece
Muhammed: yandın, ece'yi de kullandık
Ben: off ya çok unutkan bir insanım. Son hakkım...
Muhammed: ela
Ben: asiye
Muhammed: kaybettin. Hafızan gerçekten de zayıfmış
Ben: sen de hiçbir şeyi unutmuyorsun
Muhammed: hafızam kuvvetlidir
Muhammed: hadi tekrar oynayalım, bu sefer kaybeden kazananın istediği bir şeyi yapacak
Onun bu çocuksu ama kurnazca teklifine güldüm. Klavyeye tıkladım:
Ben: ama bu adil olmaz. Sen kolay unutmuyorsun, ben ise unutkanım
Muhammed: çok zekisin😂😂
Ben: beni kandırmana izin vermedim sjsjsjs
Bana birkaç tane sticker attı. Tam o sırada Merve gruba giriş yaptı, biz de gruba geçtik. Merve gün içinde yaşadığı üzücü bir durumu sesli mesaj olarak gönderdi. Muhammed’le birlikte hemen onu teselli ettik, destek olduk. Merve biraz sakinleşince bize "Siz neler yaptınız?" diye sordu.
Muhammed: oyun oynadık ve ben kazandım
Ben: hafızam kuvvetli değildir benim
Merve: ne oyunu, ben de oynayacağım!
Muhammed: son harften isim türetme
Merve: tamam ben de varım
Merve’yle de biraz oynadık ama oyunun o ilk baştaki tadı tuzu kaçmıştı sanki. Ya da belki de ben kafamın içinde çok fazla kuruyordum.
Telefonu kapatıp gözlerimi tavana diktim. Ben beş vakit namazını kılan, inançlarına tutunmaya çalışan bir insandım. Normal hayatta erkeklerle tokalaşmaktan bile çekinen ben, şimdi burada hiç tanımadığım bir adamla flörtöz mesajlar atışıyordum. Kafamdaki o inançlı kız, sadece mesaj yoluyla olan bu iletişimden bile korkuyor, suçluluk duyuyordu. Ama hesaba katmadığım tek bir şey vardı: Muhammed'in o müthiş, karşı konulamaz çekim enerjisi.
İçimdeki bu suçluluk duygusu göğsümü sıkıştırırken, kendimi güvenceye almak ve aramıza görünmez bir duvar örmek için bu konuyu onunla açıkça konuşma kararı aldım. Amacım tamamen mesafeli olmaktı. Ama kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki, mantığımın sesini bastırdı. İnançlarımın bana fısıldadığı o suçluluk duygusuna inat, parmaklarım benden bağımsız hareket etti ve kendimi korumaya çalışırken bile gruba peş peşe kalpli emojiler bırakırken buldum kendimi. Resmen ruhum ikiye bölünmüştü; bir yanım günahtan kaçmak istiyor, diğer yanım o ateşe bile isteye yürüyordu.
Ancak Muhammed attığım emojileri hiç takmayıp üstüne yatınca, içimdeki o suçluluk yerini ani bir hayal kırıklığına bıraktı. Ben kendi içimde bu kadar büyük bir savaş verirken onun bu umursamazlığı canımı yakmıştı. Kafamda planladığım o mesafeli, ciddi konuşmanın tam tersini yaparken buldum kendimi:
Ben: muhammed merak etme sana aşık olmadım
Bu kelimeler ekranıma düşerken yalan da söylemiyordum aslında. Onu henüz çok yeni tanıyordum ve aramızda hissettiğim o güçlü enerji, hemen körkütük aşık olmak demek değildi. Çok geçmeden ekran aydınlandı:
Muhammed: ne alaka
Ben: sana kalpli stickerlar attım ve sen 'ne alaka ya' der gibi stickerlarla karşılık verdin
Ben: bu sadece samimiyet
Muhammed: yanlış anlamadım zaten, diğer kız arkadaşlarım da atıyor
Gözlerimi kıstım. Cevabına o kadar sinir olmuştum ki, parmaklarım hırsla ekranı sıkarken iç sesim o her zamanki filtresiz haliyle devreye girdi:
“O kız arkadaşlarını alıp topluca bir yerine...!”
Evet, iç sesim bazen gerçekten çok pis küfrediyordu ve şu an tam olarak bunu hak etmişti.
Bölüm etkileşimi
