6. bölüm · GERÇEĞE GEÇ KALAN YALANLAR

1.Bölüm

S🖤 🤍

Asel-
Benim adım Asel değildi.
Ama Aras, aylar boyunca en çok bu kızı sevdi. Aras İstanbul'da elektrik elektronik mühendisiydi.
Benimse gerçek adım Sümeyye veterinerlik okudum ama ona adımın Asel olduğunu söylemiştim.
Asel daha cesurdu. Daha güzel konuşurdu. Daha mutlu görünürdü. İnsanların sevmediği bütün yanlarımı saklayıp yerine onu koymuştum. Çünkü bir insanın gerçek hâliyle sevilmesi bana imkânsız geliyordu.
İlk yalanımı söylediğim gece bunu sadece küçük bir şey sandım. Kimseye zarar vermeyecek basit bir oyun gibi.
Ama bazı yalanlar büyür. Hele içinde sevgi varsa.
Telefon ekranına düşen mesajla irkildim.
“Ankara'ya geliyorum.”
Mesajı tekrar tekrar okudum.
Çünkü ben Ankara’yı hiç görmemiştim. Orayı sadece kuzenlerim orada olduğu için biliyordum.
Parmaklarım ekrana değmedi bile, sanki dokunsam bütün yalanım ortaya çıkacakmış gibi hissettim.
“Ankara’ya geliyorum .”
Cevap yazmam gerekiyordu. Ama önce şunu düşündüm:
Asel olsaydı ne yazardı?
Gülerek mi cevap verirdi? Rahat mı davranırdı? Yoksa hiçbir şeyi umursamaz gibi mi görünürdü?
Ben hiçbirini yapamadım.
Telefonu kapattım.
O an sanki ekran değil, ben kapanmıştım.
O gece ilk defa şunu fark ettim: Bir yalanı sürdürmek, onu söylemekten daha yorucuydu.
Ve en kötüsü… Artık sadece bir kişi değildim.
Ben vardım.
Bir de Asel.
Ve Asel her mesajda benden biraz daha öne geçiyordu.
Onunla tanışmam tamamen tesadüftü.
Ya da ben uzun süre öyle sandım.
Geceydi. İnsanların can sıkıntısından saçma şeyler paylaştığı saatlerden biri.
Ben de düşünmeden hikâye atmıştım. Karanlık bir odanın fotoğrafıydı. Üstünde yarım kalmış bir şarkı sözü vardı.
Kimsenin dikkatini çekmeyecek türden sıradan bir paylaşım.
Ama o cevap verdi.
“Bu şarkıyı dinleyen insanların iyi olduğunu düşünüyorum.”
Mesajını gördüğümde ilk yaptığım şey profiline girmek oldu.
Ve açıkçası ilk düşüncem şuydu:
Fake.
Çünkü bazı insanlar gerçek olamayacak kadar kusursuz görünür. O da öyleydi.
Profil fotoğrafında . Beyaz gömlek gri ceket giymişti. Dağınık saçları vardı. Ve rahatsız edici şekilde yakışıklıydı.
Gerçek birine değil de bir dizinin başrolüne benziyordu.
Normalde cevap vermezdim. Ama o gece canım sıkkındı.
Belki de insan bazı hataları en yalnız hissettiği gecelerde yapıyordu.
“Bence tam tersi,” diye yazdım. “Bu şarkıyı dinleyenlerin problemi vardır.”
Mesajıma hemen cevap verdi.
“Belki ikisi de vardır.”
İşte her şey o cümleyle başladı.
Sonra konuşmalar uzadı. Bir mesaj iki oldu. İki mesaj saatlere dönüştü.
Garip olan şuydu: Onunla konuşurken kendimi kasmıyordum.
Sanki beni uzun zamandır tanıyormuş gibiydi. Sanki sessiz kaldığımda bile ne demek istediğimi anlayabiliyordu.
Bu yüzden korkmaya başladım.
Çünkü insanlar seni anlamaya başladığında, senden gerçeği de isterdi.
Ve benim verebileceğim tek şey yalandı.
O gece bana ilk ses kaydını attığında kulaklığımı takıp yatağın içinde dakikalarca bekledim.
Açmaya korkuyordum.
Çünkü bazen bir insanın sesi, onu gerçek yapar.
Ve ben onun gerçek olmasını istemiyordum.
Çünkü gerçek insanlar sonunda giderdi