20. bölüm · GERÇEĞE GEÇ KALAN YALANLAR

15.Bölüm

S🖤 🤍

Ya Başına Bir Şey Geldiyse?-

Sonra yine her zamanki gibi konuştum.
Aras ile.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Sanki o cümleler yazılmamış gibi.
“Günaydın.”
“Nasılsın?”
“Ne yapıyorsun?”
Ama her kelime artık farklı bir ağırlık taşıyordu.
Çünkü içimde iki şey aynı anda yaşıyordu.
Gerçek.
Ve yalan.
Ve ikisi birbirine karışmıştı.
Bazen yazdığım bir mesajın hangisi olduğunu bile bilmiyordum.
Asel mi yazıyordu… yoksa ben mi?
Bilmiyordum.
Ve bu bilmeme hâli…
beni yoruyordu.
Aras yine normal konuşuyordu.
Bazen gülüyordu. Bazen ses atıyordu. Bazen plan yapıyordu.
Ve ben hepsine “normal” cevaplar veriyordum.
Ama içimde hiçbir şey normal değildi.
Bir mesaj yazdım.
Sonra sildim.
Tekrar yazdım.
“Bugün iyiyim.”
Ama doğru değildi.
Sonra “iyiyim”i de sildim.
Çünkü artık hiçbir cümle tam değildi.
Bir gün telefon çaldı.
Aras’dı.
Açtım.
“Sen son zamanlarda değiştin,” dedi.
Kalbim sıkıştı.
“Yok,” dedim hemen.
Ama sesim bile bana inanmadı.
Aras sustu.
Sonra yumuşak bir sesle:
“Bilmiyorum…” dedi.
“Bazen sana ulaşamıyorum gibi hissediyorum.”
O an hiçbir şey diyemedim.
Çünkü haklıydı.
Ben gerçekten orada değildim.
Ne Asel olarak…
ne de kendim olarak.
Sadece konuşuyordum.
Ama artık içim…
konuşmuyordu.
Bir gece uzun süre tavana baktım.
Telefon elimdeydi ama ekran kapalıydı.
Aras yazmamıştı o an.
Ama ben yine onu düşünüyordum.
Son zamanlarda her şey daha da ağırlaşmıştı.
Söylediğim yalanlar. Sakladığım gerçekler. Kurduğum hayat.
Hepsi birbirine dolaşıyordu.
Ve ilk defa şunu düşündüm:
Ya bir gün her şeyi öğrenirse?
Ya bir gün karşısına geçip gerçeği anlatmak zorunda kalırsam?
O zaman ne olurdu?
Belki nefret ederdi. Belki bir daha ismimi bile duymak istemezdi.
Ama en kötüsü bu değildi.
En kötüsü…
bütün güzel şeylerin de yalan olduğunu sanmasıydı.
Oysa değildi.
Ben gerçekten sevmiştim.
Hem de sandığımdan daha fazla.
Belki ismim yalandı. Belki fotoğraflar. Belki şehir. Belki hayatımın yarısı.
Ama ona güldüğüm anlar gerçekti. Onu merak etmem gerçekti. Geceleri sesini beklemem gerçekti.
Ve bunu kaybetmek istemiyordum.
Hiç değilse beni iyi hatırlasın istiyordum.
Yalan söyleyen biri olarak değil…
onu seven biri olarak.
O gece ilk defa uzak durmayı düşündüm.
Yavaş yavaş.
Kavga etmeden. Kırmadan. Sebep olmadan.
Sadece eksilerek.
Belki o zaman unutması daha kolay olurdu.
Belki bensiz hayatına devam ederdi.
Belki bir gün beni düşündüğünde canı acımazdı.
Telefonu açtım.
Mesaj kutusuna girdim.
Parmaklarım ekranda bekledi.
“Bir hata yaparsa…”
İşte o an anladım.
Ben bir bahane bekliyordum.
Küçücük bir şey.
Bir kırgınlık. Bir yanlış cümle. Bir geç cevap.
Ve sonra konuşmayı kesecektim.
İsteye istemeye.
Çünkü onu kaybetmekten korkuyordum.
Ama bazen insan… sevdiği şeyi kendi elleriyle uzaklaştırmaya çalışıyordu.
O gün bana mesaj attı.
Aras.
“Bugün konser var.” “Burakla gideceğiz.”
Burak onun en yakın arkadaşıydı.
Adını o kadar çok duymuştum ki sanki ben de tanıyormuşum gibi hissediyordum bazen.
“İyi eğlenceler,” yazdım.
Sonra biraz daha normal görünmek için:
“Foto atarsın.”
Güldü.
“Tamam.”
Ve konuşma kapandı.
Normal bir gündü.
En azından ben öyle sanıyordum.
Ama o gün boyunca hiç yazmadı.
Önce önemsemedim.
“Konsere gitmiştir,” dedim.
“Gürültüdendir.”
Sonra gece oldu.
Yine yazmadı.
Telefonu sürekli açıp kapatıyordum.
Son görülmesine bakıyordum. Mesaj kutusuna giriyordum. Çıkıyordum.
Ama hiçbir şey yoktu.
Ertesi gün uyandığımda ilk yaptığım şey telefona bakmak oldu.
Hâlâ mesaj yoktu.
İşte o an içimde kötü bir his başladı.
Çünkü Aras böyle biri değildi.
En azından bir şey yazardı.
“Uyuyakaldım.”
“Eve geçtim.”
Bir şey.
Ama hiçbir şey yoktu.
Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı.
Mesaj attım.
“İyi misin?”
Görülmedi.
Bir saat geçti.
Sonra bir tane daha attım.
“Aras?”
Yine hiçbir şey.
Telefonu elime aldım.
Aradım.
Çalmadı bile.
Kapalıydı.
O an içimde bir şey düştü.
Bir anda aklıma onlarca şey gelmeye başladı.
Ya başına bir şey geldiyse?
Ya kaza yaptıysa?
Ya hastanedeyse?
Nefesim hızlandı.
Tekrar aradım.
Kapalı.
Bir daha.
Yine kapalı.
Artık oturamıyordum.
Odada yürümeye başladım.
Ellerim buz gibiydi.
Çünkü insan sevdiği birine ulaşamayınca… kafası en kötü ihtimalleri seçiyordu.
Ve ben delirmek üzereydim.