Zaferin İçindeki Yenilgi

Vaveyla Yazarı: Eliff 🌀

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Zaferin İçindeki Yenilgi

Bölüm sözü;

"Nasıl bir his biliyor musun? Oda çok geniş ama sığamıyorsun, bak kapı orda ama çıkamıyorsun, pencere açık ama nefes alamıyorsun"
-Cemal Süreya

Güç nereden gelirdi?

Bu sorunun cevabı herkese göre değişirdi. Kimi için sevdiği insandı güç, kimi için vazgeçemedikleri, kimi içinse kendine olan inancıydı.

Peki ya hırs?

İşte onun cevabı herkes için aynıydı; insanın içindeki o intikam ateşinden gelirdi...

Operasyon için her şey hazırdı. Aras'ın emrinden sonra herkes arabalara geçti. Kutay ve Lidya'nın elinde bilgisayar vardı. Kameralara erişmeye çalışıyorlardı.

Boran kafasını cama yaslamış uyuyordu. Arda bir yolu, bir Ece'yi izliyor; fırsat buldukça bakışlarını ona kaydırıyordu.

Aras ise tüm ciddiyeti ve çatık kaşlarıyla düşüncelere dalmıştı.

Saat iki buçuktu. Operasyon alanına gelmelerine yaklaşık olarak yarım saat kalmıştı.

Aras'ın düşünceleri yol boyu susmamıştı. Her operasyonda olduğu gibi.

Yarım saati de atlattıktan sonra sonunda operasyon alanına varıldı.

Aras, "Kutay, Lidya, siz burada durun. Kulaklıkları da kimse çıkarmasın." Herkese kulaklıkları uzatıp taktıktan sonra herkes araçtan indi.

Aras, Arda ve Ece'ye bakıp doğu tarafındaki kapıyı işaret etti. Arda ve Ece o kapıya giderken, Boran ile Aras da diğer kapıda yerini aldı.

Beş dakika sonra tırlar görünmeye başladı.

"Herkes hazır değil mi?" diye sordu Aras.

Örgütteki herkesten "Hazır," sesi geldi. Tırlar yaklaştıkça arkalarındaki siyah araçlar da gitgide artıyordu.

Tırlar durduktan sonra Aras, tehlike uyandıran bir sesle, "Başlıyoruz," dedi.

Çatıdaki keskin nişancılar, Aras'ın sözlerinden sonra şoförleri etkisiz hale getirdiler.

Gecenin sessizliğini silah sesleri bozdu. Şarjörden çıkan her bir kurşun gecenin karanlığını aydınlatıyor, atan kalpleri durduruyordu.

Lidya, "Dört araba var. Toplam yirmi kişi," dedi.

Sözü Kutay devraldı.

"Doğu tarafındaki kapıda beş adam, batı tarafındaki kapıda da beş adam var. Hep beşli dağılmışlar."

Arda sağına baktığında iki adamın onlara doğru geldiğini gördü. Arda ile Ece aynı anda iki adamı etkisiz hâle getirdi.

Arda bu hamleden sonra Ece'ye dönüp sırıttı. Ece de her zamanki gibi gözlerini devirmekle yetindi.

Ece odadan çıkmak için yeltendiğinde adamlardan biri arkadan Ece'nin boynuna yapıştı.

Ece adamın göğsüne dirseğiyle vursa da başarısız oldu. Bu sırada Arda hızla adamı yakasından tutup geriye itti. Tiksinircesine adama baktıktan sonra Ece'yle göz göze geldi.

Sözleriyle değil, gözleriyle konuştular. Arda elindeki silahı Ece'ye verdi. Ece ise adamın iki bacağından vurduktan sonra adam acıyla yere yığıldı.

Aras ve Boran, kapıda duran adamlara sessiz bir şekilde yaklaşıp gözlerini bile kırpmadan onları etkisiz hâle getirdiler.

Arda kulaklığa dokundu.

"Doğu tarafı temiz."

Aras da kulaklığa dokundu.

"Batı tarafı da temiz," dedi.

Aras diğer odalara giderken yaralı bir adamın telefon konuşmasını duydu.

"Cihan Bey, basıldık..." dedi yaralı adam zar zor konuşarak.

Cihan kulağı sağır edecek şekilde bağırdı.

"Ne demek basıldık lan! Sizin alacağınız önlemi sikeyim ben!"

Aras odaya alaycı bir yüz ifadesiyle girdi.

"Selamımı söyle Cihan'a," dedi.

Adamın elindeki telefonu alıp yere fırlattı. Botuyla telefonu paramparça ettikten sonra odadan çıktı.

Ece ve Boran yan yana hareket ediyorlardı. Ece odadan çıkmak için yeltendiğinde gelen silah sesiyle kendini duvara yasladı. Göğsü şiddetle inip kalkıyordu.

Boran ve Ece anlık olarak göz göze geldi. Ece yaslandığı duvardan çıkıp arkadan dolaşarak hızlı bir şekilde adamı etkisiz hâle getirdi.

"Dışarı temiz," dedi Ece nefes nefese. Ellerini dizlerinin üstüne koyup kısa bir süre dinlendi.

Aras bu cümleden sonra daha da keyiflendi. Planı tıkır tıkır işliyordu.

Silahların olduğu odaya dikkatli bir şekilde girdi. Boran da Aras'ın arkasından geliyordu.

Ayak sesleri duyduğu için Boran koridorda durdu.

Aras odaya girdiğinde karşısında arkası dönük şekilde bir adam duruyordu.Silahının tersiyle sert bir şekilde adamın ensesine vurdu.

Silahı geri beline taktı. Karşıdan gelen adam Aras'ı gördüğünde sırtını duvara yasladı.

Aras adama doğru yaklaştı. Adam tiksinir bir şekilde Aras'a kısa bir süre baktı. Yumruk atmak için elini kaldırdığında Aras adamın elini havada yakaladı. Daha sonra Aras adamın yüzüne sert bir yumruk indirdi. Adamın suratı sağa doğru yattı.

Adam doğruldu. Dudağına bulaşan kanı başparmağıyla sildi.

"Sen de baban gibi öleceksin sonunda." dedi daha sonra ağzından akan kanı yere tükürdü.

Aras'ın kaşları öfkeyle çatıldı. Gözleri bir an hiçbir şey görmedi. Babası zaafıydı ve her seferinde zaafından vuruluyordu.

Adamı yakasından tutup sertçe yere yatırdı. Tekrar yüzüne yumruk attı. Adam acıyla inlemeye başladı.

"Sizin soyunuzu kurutmadan ölür müyüm ben?" dedi dişlerinin arasında.

Aras'ın her yumruğunda adamın kafası sağa yatıyordu. Dudağı patlamış, burnu kırılmıştı.

Arkadan Boran seslendi.

"Aras," dedi sakin bir ses tonuyla.

Aras'ın yumrukları durdu. Adamın gözleri açık durmak için savaş veriyordu. Ağzının kenarından kan süzülüyordu.

Aras'ın eli adamın kanıyla boyanmıştı.

Aras o an kendini kaybettiğini anladı. Yavaşça adamın üstünden kalktı.

"Silahlar taşınmaya başladı."

Aras hiçbir şey demedi.

Cebindeki mendille eline bulaşan kanı temizledi.

Silahların taşındığı alana gitti. Gözleriyle etrafı kontrol etti. Tüm adamlar silahları taşıyordu. Hareketleri hızlı ve çevikti.

Aras onları izlerken Arda arkadan Aras'ın omzuna elini koydu. Aras'ın bakışları Arda'ya döndü. Zorla ufak bir tebessüm etti.

Sonra Arda'nın omzuna kolunu attı. Birlikte adamları izlemeye başladılar.

Herkesin yüzünde zafer kazanmış bir ifade vardı. Tek bir kişi hariç: Aras.

Kendine yine sahip çıkamamıştı. Kısa bir an olsa bile o an, onu günlerce düşündürecekti.

Uzun boylu bir adam gelip, "Aras Bey, silahlar hazır. Etraf temiz," dedi.

Aras onaylar şekilde kafasını salladı.

Sonra hep birlikte arabaya doğru yürüdüler.

Lidya ve Kutay bilgisayarları kapatmış, örgütü bekliyorlardı.

"En çok burada durmayı seviyorum. Böyle işlerle uğraşmayı, kameralara erişmeyi mesela," dedi Kutay.

Lidya ona dönüp, "Neden? Silahların ortasında olmayı sevmiyor musun?" diye sordu.

Kutay'ın gözleri Lidya'ya döndü. Bakışlarında duygularını gizlemeye çalışmıyordu. Kalbi nasıl hissediyorsa gözleri de öyle bakıyordu.

"Yok, silahları seviyorum," dedi Lidya'ya biraz daha yaklaşıp. "Ama birini daha çok seviyorum."

Lidya utançla gülümsedi. Tam o sırada kapı açıldı.

Arda yüksek bir sesle, "Ben geldim! Özlediniz mi?" dedi.

Kutay sinirle Arda'ya baktı. Elini dizine vurup bakışlarını dışarı çevirdi. Mırıltı bir şekilde "Geleceğin zamanı..." Lidya duymamıştı ama Arda duymuştu.

Arda tek kaşını kaldırdı.

"Ne oldu lan, çok mu özledin beni?"

Kutay ters ters baktı.

"Aynen kardeşim, çok özledim. Az kalsın sensizlikten bayılıyordum."

Arda yanlış zamanda geldiğini anladı. Bu da keyfine daha çok keyif kattı. Rahat bir şekilde oturup sırıtarak Kutay'a baktı.

Herkes oturup yerini aldı. Boran arabayı sürmek istediğini söyleyip şoför koltuğuna geçti.

Yol boyu herkes birer birer uykuya yenilmişti. Aras ise aynı yerinde, aynı yüz ifadesiyle yolu izliyordu.

Yine kendiyle baş başa kalmıştı; her operasyonda olduğu gibi. Ve yine kendisine yenik düşmüştü. Duygularını kontrol edememişti.

Bazen kazanılan savaşlar bile insana acı verirdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.