Kalanların Yükü

Vaveyla Yazarı: Eliff 🌀

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Kalanların Yükü

Bölüm sözü;

"Kaç yaşında olursan ol, uyuyunca geçecekmiş gibi gelecek. Kaç yaşında olursan ol, uyuyunca geçmeyecek."

-Cesare Pavesa

Yaşamın zor geldiği her anda babamın varlığı beni iyileştirmişti yalnız kaldığım her an babam yanımda olmuştu babam benim hayattaki tek kahramanım tek gerçeğimdi.

Birlikte el ele verip Mira'yı iyileştirme çabalarımız, balkonda içtiğimiz o sıcak kahveler her şeye rağmen hayatı sevmemi sağlayan zamanlardı.

Peki ya şimdi... Şimdi nasıl hayatı sevecektim?...
Babamın benden sakladığı gerçekleri kaldırabilecek gücüm var mıydı?

Gözlerim açık kalmakta zorlanarak vücuduma resmen bir sinyal veriyordu beynim okuduğum cümleleri anlamaya çalışıyor kalbim her şeye rağmen kırılmamaya çalışıyordu ama bunları yapmak çok zordu.

Mektubu baştan okuyodum her okuduğumda farklı duygular hissediyor, kafam daha çok karışıyordu. Mektupta şunlar yazıyordu;

"Canım kızım,
Bu cümleleri yazmak benim için çok zor. Biliyorum, bunları okumak da sana çok zor geliyor ama yaşadığımız her an, hayat bizi hiç istemediğimiz durumlarla karşı karşıya bırakıyor.

Bunu en çok sen biliyorsun.

Yanında değilim diye sakın üzülme. Bu zamana kadar nasıl güçlü davrandıysan, şimdi de öyle davran.

Sana bunları hiç yazmak istemezdim çünkü hep seni bunlardan uzak tutmaya çalıştım. Geçmişin seni de pençesi altına almasın istedim ama başaramadım, kızım... affet beni.

Geçmişte yaşanmasını hiç istemediğimiz düşmanlar kazandık. Eski ortağım Aras'ın babası Celal ile...

Günler geçtikçe anlayacaksın. Taşlar yerine oturacak ve beni anlayacaksın, bir tanem...

Hiçbir zaman sizin kötülüğünüzü istemedim. Ne annenin, ne senin, ne Mira'nın... Aksine hep sizin iyi olmanız için çabaladım.

Ben öldüğümde sıradaki hedef sizsiniz.

Aras'ın yanına git. İstesen de istemesen de kardeşini ancak öyle koruyabilirsin. Kendini de... Sen güçlüsün, yalnız da değilsin. Boran ve Ece orada, onlar hep senin yanında olacak.

İlk göz ağrım, yaşama sebebim...
Sana bunları yaşatmak istemezdim ama yapamadım. Onları durduramadım. Ben her düştüğümde onlar daha da güçlendi.
Özür dilerim, bir tanem...

Babanı affet kızım. Çünkü ben bu hayatta bir tek baba olmayı sevdim.
Sizi çok seviyorum."

Cümleler zihnimde yankılanıyordu. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.

Babam biz farkında olmadan bilmeden tek başına nelerle mücadele etmişti.

Bunları öğrenmenin tek bir yolu vardı oda onların yanında olmaktı.

Babamın odası hiç bu kadar dar gelmemişti her an huzur bulduğum bu odanın şuan her köşesi bana acı veriyordu.

Kısa bir süre o sandalyede oturup sadece ağladım. Son olduğunu bilmeden yaptığımız kahvaltı geldi aklıma. Son kez sarılmışım babama son olduğunu bilmeden.

Mektupta aklımı karıştıran yerlerden biride Boran ve Ece'nin de orada olması. Aras'ı tanıdıklarını biliyordum ama bu kadar yakın olduklarını bilmiyordum.

O eve yine gidecektim gitmek zorundaydım. Aras tekrar görücektim. Çok değişmişti bakışları eskisinden bile sertti. Daha dik duruşluydu. Onu düşünmek istemiyordum. Oflayarak ayağa kalktım.

Ayağa kalktığımda gözüm masanın üzerindeki çerçeveye çarptı.

Ailecek çekindiğimiz son fotoğraf.
Gerçekten güldüğümüz son fotoğraf.

Çerçeveyi elime aldım acı bir gülümsemeyle baktım. Mira annemin kucağındaydı üç yaşındaydı ben ise on altı. Babam anneme aşk dolu gözlerle bakıyor aynı zamanda benim elimi tutmuştu annem kameraya doğru gülümseyerek bakmıştı bende aynı şekilde kameraya bakmıştım.

Ne garip her şeyin bir fotoğraf karesinde kalması.

Çerçeveyi yine aynı yerine koyup odadan çıktım. Asansöre binip otoparka indikten sonra arabama doğru ilerledim.

Arabaya binip yola koyuldum. Evin önüne geldiğimde arabadan inmeden gözyaşlarımı sildim derin bir nefes alıp arabadan indim.

Kapıyı tıkladım kapıyı Emine teyze açmıştı oda buradaydı tanıdığım birini görmenin sevinciyle ona sarıldım oda bana sarıldı. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

"Emine teyze ağlama güçlü dur"dedim acı bir gülümsemeyle oda bana aynı şekilde gülümsedi ve salona doğru yürüdüm.

Güçlü durmaya çalışıyordum. Duruyordumda bakışlarımdaki netlik beni bile korkutuyordu. Dışarıya karşı ne kadar güçlü dursam da öğreneceğim gerçekleri duymak kalbimi paramparça yapacağını biliyordum.

Aras'ı gördüm balkondaydı karşısına odaklanmış sigarasından derin nefesler alarak dışarıya veriyordu. Gözlerimin onda oyalanmasına izin vermeyerek önüme döndüm.

Tam karşımda Boran vardı...
Onu görür görmez duvarlarımı yıktım güçlü olmak ağlamamaya çalışmak hiç biri umrumda değildi. Zaten ağlamamaya çalışsam Boran bunu hemen anlardı hep anlamıştı.

Koşarak Boran'nın kollarına kendimi bıraktım.Sımsıkı sarıldım ona gitmesin istedim. Ağlıyordum, tek onun yanında böyle olabilirdim tek ona sarılırdım.

Yüzümü büyük avuçlarının içine aldı kaybolmuştu resmen yüzüm. "Güzelim iyi misin?" gülümsedim ben onun yanında hep iyiydim. "İyiyim sen nasılsın" dedim oda her zamanki gibi "İyiyim" dedi ve kolunu omzuma attı.

Arkadan Ece seslendi. "Kuzeni görünce beni unuttun demek." ona döndüm gülümseyerek "Seni unutmak mümkün mü?" sarıldık Ece yüzünden hiç solmayan gülümsemesiyle "Nasılsın?" diye sordu."İyiyim ben, şunu sormayın artık." dedim. Ece yapacak bişey yok der gibi omuzlarını kaldırıp indirdi.

Boran'a dönüp "Boran gelsene senle konuşmam lazım." dedim.

Yeterince dinlenmiş düşünmüştüm artık gerçekten olayları öğrenme vaktiydi.

Boran onaylayan bir biçimde kafasını salladı.Birlikte dışarı çıkıp köşede duran banka oturduk.

Kısa bir süre ikimizde konuşmadık. Söze Boran başladı. "Evet seni dinliyorum ne diyeceksin" dedi. Bende hiç gevelemeden "Geçmişte ne oldu?"diye sordum. Boran sıkıntıyla iç çekip kısa bir süre konuşmadı.

Boran "Ne bilmek istiyorsun." diye sordu.

Ona döndüm. "Babam mektup yazmıştı orda eski ortağı Celalden bahsetmiş ama bu işin sadece bir ortalık olmadığı belli bunları bilmek istiyorum.

Kısa bir süre sonra söze başladı. "Celal ve İsmail amca çok eskiden beridir dostlardı" duraksadı bende onu dikkatle dinliyordum. "Devam et"

"Bundan on yıl önce...bir davet vardı. İşler karıştı." dedi.

"Nasıl karıştı?"Kısa bir süre sustu sonra dişlerini sıkarak.

"Tuzak..." duraksadı.
"Kurmuşlardı piçler." Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı. Boran da gerilmişti bunu kasılan çenesinden anlayabiliyordum.

"O gece çok kayıp yaşadık o kayıplardan biride Celal amcaydı."

Kaşlarım çatıldı Aras babasını o gece mi kaybetmişti? Bu daha da gerilmeme sebep oldu.

"Kim yaptı bunu..." Boran bakışlarını kaçırdı."Söylesene Boran." dedim.

"Murat ve oğlu Cihan" dedi. Aras'ın babasını alanlardı belki benim babamıda alanlar.

"Neden peki niye yaptılar" diye sordum.

Boran dişlerini sıktı. "Selim vardı. Murat piçinin büyük oğlu o öldü."

Duyduklarım şaka gibi geliyordu kana kanla karşılık vermişler. Asıl şaşırdığım noktalardan biride babamın böyle tehlikeli operasyonlara gidip o kadar olay yaşayıp hiç birini bana söylememesi.

Gözlerimin önüne babamın sabahki hali geldi. Gülümseyen kızlarının yanında olan adam. Ve babamın bu gülüşünü çalan bu adamlardan biri olabilirdi.

"İntikam aldıklarını sandılar... Ama hiç bir şey bitmedi..." Kısa bir süre sessizlik oldu.

"Sonra ne oldu" diye sordum

Boran bana baktı "Bu kadar yeter Derin" dedi kaşları çatık bir şekilde

"Gerisini zamanı gelince öğrenirsin."

Israr etmedim bu konuşmayı yapmak bile ona zor gelmişti. Zamanının gelmesini beklemeye karar verdim çünkü gücümü toplamam gerekti.

Boran'ın omzuna kafamı koyup ona sarıldım gözümü kapatıp kafamdaki düşünceleri susturmak istedim ama susturamadım. Aklıma gelen şey beni strese soktu hızlıca doğruldum.

Boran "Noldu?" diye sordu. Telaşlı bir şekilde baktım. Boran kaşlarını çattı"Boran Mira... Mira'ya söylemedik hiç bişey nasıl söyleyeceğiz?"

Boran da bunu unutmuş olacak ki sıkıntıyla kafasını salladı. " Derin, bunu senin söylemen daha doğru olur."

"Bencede ben söylemeliyim. Hadi kalkalım olsun bitsin bu iş" hemen ayağa kalktım benle birlikte Boran da kalktı. Öyle hemen kalkmıştım ama içim içimi kemiriyordu. Nasıl söyleyecektim?

Mira'nın odasına doğru çıktık. Evde asansör olmasına rağmen onu kullanmadan merdivenlerden çıktık. "Niye asansörle çıkmıyoruz?" diye sordum. "O genelde alt kata inmek için kullanılıyor bide Mira için kullanılacak" dedi Boran.

Fazla sorgulamadım çünkü bir kat çıkmıştık sadece.

Merdivenin karşısında odalar diziliydi tam yedi tane oda vardı.

"Şu ilk oda Mira'nın odası onun yanındaki Arda'nın odası Aras'ın kardeşi, onun yanındaki oda da Kutay kalıyor zamanla tanırsın kişileri zaten, diğer odada ben kalıyorum yanda Lidya ve Ece kalıyor, senin odanda direk onların yanındaki oda en son oda da Aras'ın."

Odaları tek tek işaret ederek anlatmıştı anlatıklarında dikkatimi çeken Aras'ın kardeşinin olmasıydı.

Mira'nın odasının önüne geldik kalbim sıkışıyordu ama Boran'ın odaları anlatması kafamı dağıtmıştı.
"Ben dışarda bekliyorum bir şey olursa seslen" onaylayan bir mırıltı çıkardım.

Derin bir nefes aldım ve kapıyı tıklayıp içeriye girdim. Yatağında uzanıyordu elinde hiç düşmeyen resim defteri ve kalemleri vardı.

Beni görünce resim defterini masaya koydu. "Abla.." dedi neşeli bir ses tonuyla kollarını açtı. Yatağının kenarına oturup sarıldım.

"Abla neden buradayız gidecek miyiz evimize?" ne diyeceğimi bilmiyordum en doğru kelimeleri seçmeye çalıştım. "Bir süre burada kalacağız" dedim
"Neden?.. neden evimizde kalmıyoruz. Abla kötü bir şey mi oldu benden bir şey mi saklıyorsun?"

Sustum hiç birşey diyemedim boğazım düğümlenmiş gibi sesim çıkmıyordu.

Mira sesini yükselterek "Abla noldu söylesene ne saklıyorsun benden söyle çocuk değilim ben" yerimde kıpırdanıp Mira'nın elini tuttum.
"Mira... Babamız artık yanımızda olamayacak...."

Mira kafasını geri atıp "Hayır, hayır..." diye mırıldanmaya başladı. "Abla babam öldü mü ?" diye bağırdı.

Mira'nın gözleri anında kıpkırmızı olmuş elleri titremeye başlamıştı. Onu daha önce hiç böyle görmemiştim her ne kadar gözyaşlarıma engel olmaya çalışsam da olamadım.

Mira hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı bir yandanda Baba diye acı çığlıklar atıyordu.

"Mira ablacığım, sakin ol" dedim ses tonumu sakin tutmaya çalışarak elimi omuzlarına koydum.

Ellerimi sertçe çekerek "Abla çık..." dedi dişlerinin arasında. Böyle yapmasını beklemiyordum daha sakin bir tepki verir diye düşünmüştüm.

"Mira bir'tanem..." dedim çaresiz bir ses tonuyla.

"Abla çık" diye bağırdı hiddetle. Kapı açıldı Boran sesleri duymuş olacak ki elimden tutup beni odadan çıkardı.

Bunun bu kadar zor olacağını düşünmemiştim. Dizlerim zorla ayakta duruyordu vücudum bütün sakladığım duyguları gün yüzüne çıkarıyordu.

Gözlerim kararmaya başlamıştı. Boran'ın kolunu tutarak zorla ayakta duruyordum. Ama daha fazla dayanamadım.

"Boran" duyduğum son ses buydu.

Bu ses ise Aras'a aitti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

46okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.