3. bölüm · GECEYLE UYANAN

İŞARETLER

Kitapya Okur

İçimi ürperten rüzgarla uyandım. Hava ağırdı, etrafı sis sarmıştı. Etrafım çok sessizdi. Neden bu kadar sessizdi? Karşımdaki boşlukta biri duruyordu.Siyah, uzun elbiseli bir kadın.Belinden aşağı dökülen beyaz saçları vardı.Yüzünü kaldırdı dudakları kırmızıydı. Gülümsemiyordu.Gözleri…Pembe ve parlak.Gerçek olamayacak kadar canlıydı.Orta yaşlı bir kadın. Yıllar sanki ona dokunamamış gibi.Bir adım attı.Elbisesi dalgalandı.Saçları savruldu.Toprak ona yol verdi, ağaçlar titredi, sis önünden hızlıca çekildi.Dudakları hareket etti ama kelimeler bana ulaşmadı. Sanki ses başka bir yere aitmiş gibi.Başımı salladım. Anlamadığımı göstermek istedim. Gözlerimi kıstım daha net görmeye daha iyi duymaya çalıştım.O an gözleri parladı.Bir şey daha söyledi.Bu kez içimde yankılandı ama kelimeye dönüşmedi.Göğsümdeki iz yanmaya başladı.Nefes almaya çalıştım, alamadım. Boğulma hissi zihnimi ele geçirirken gözlerimi açtım.Gözlerimi açmamla doğrulmam bir oluyor.Elim toprağın üzerindeydi. Hançer yanımdaydı. Çaldığım at yattığı yerden başını kaldırarak homurdandı . Göğsümdeki iz soğuktu.Sabah olmamıştı ama gece aynı gece değildi.Rüyaydı...Rüyalar beni bulmaya başlamıştı. İçimde bir şeylerin kımpırdadığını hissettim elimi göğsümdeki yaraya götürdüm. Bana ne oluyordu?Artık uyuyamayacağımı farkedince tekrar yola koyulmaya karar veriyorum.Ayağa kalkıp atımı çözüyorum. Tam hançeri elime aldığımda;Bir kelime.Net değil.Kafamın içinde yankılanıyor.“SAKLAN!”Elim duruyor.Bu kez rüyadaki gibi değil. Kelime sadece kulaklarımda değil, kemiklerimin içinde de yankılanıyor. Nefesim değişiyor. Göğsümdeki iz aniden ısınmaya başlıyor. Acı vermiyor. Daha çok beni uyarır gibi ısınıyor.Etrafı dinliyorum.Önce hiçbir şey duymuyorum.Sonra… İlk metal sesini duyuyorum. Uzaktan düzenli adımlarla bu tarafa doğru geliyor. Zırhlı saldırganlar hemde birden fazla.Atı iyice sessizce geri çekiyorum. Kendimi çalıların arkasındaki kayaların arasına, eğimli bir yamacın gölgesine alıyorum. Hançeri elimde sımsıkı tutuyorum. Dokunmamam gerektiğini hatırlıyorum.Adımlar yaklaşıyor.Göğsümdeki iz daha da ısınıyor.Tekrar aynı güçlü sesi duyuyorum zihnimde bir kelime daha beliriyor:“BURADA KAL!”Kımıldayamıyorum.Üç… hayır dört kişi geçiyor önümden. Sonra bi 5 kişi daha. Zırhları çizik içinde. Bazılarının zırhında kan var ama çoğu kendi kanları değil. 2 kişi birinin kolların altından destekleyip yürümesine yardım ediyor. Bir kaçı yaralarından dolayı topallıyor. Yorgunlar. Omuzları düşmüş. Sesleri düşük.“Saldırı durduruldu,” diyor biri.“Vampirler birliklerini hızlı toparlayıp savunmaya geçti.” diyor diğeri.“Bu yüzden avcılara geri çekilme emri verildi.”“Kaç kişi kaldık ki zaten iyi düşünülmemiş bir saldırıydı.” diye çıkıştı topallayan avcılardan biri.Kelimeler yavaş yavaş içime oturdu: vampirler, avcılar, geri çekilmeAvcılar doğru ya mavi göz ve ağır zırh avcılar böyle giyinirdi nasıl unuturum. Ah vampirler ben bir vampir şatosundaydım! Nasıl oraya gittim orada ne yapıyordum? Bende avcı mıydım? Ama üzerimde zırh yoktu ve avcı kadınlar savaşmazlar. Vampir mıydım? Ama vampir olsam şimdiye susuzluktan kan aramaya başlamam gerekirdi.Avcılar av peşinde değillerdi. Savaştan dönüyorlardı. Ama neden Vampirlere saldırdılar? Neden göğsümdeki iz yanıyor. Göğsümdeki izin nedeni bir avcı mı ? O yüzden mi beni uyarıyor? Beni hissediyorlar mı, yoksa sadece ben onları mı hissediyorum, ayırt edemiyorum.Konuşmaya devam ediyor biri;“Saldırı başarısız oldu lider öldü geri dönüyoruz ama sonuçları ne olacak?”İçlerinden en çelimsiz olan yanıtladı “Belki de geri dönmemeliyiz?.”“Dönmeyip ne yapacağız orası vatanımız zaten krallığın arka sokaklarında yaşıyoruz saldırının sorumlusu öldü bizi bulamazlar.” diye sinirlendi önde yürüyenlerden biri.Ağır adımlarla geçip gittiler. Atı veya beni farketmediler belki yorgun oldukları içindi şanslıydım bu seferlik.Sesler kaybolduğunda göğsümdeki sıcaklık yavaşça geçmeye başlıyor. Derim soğuyor. Nefesim normale dönüyor. Saklandığım yerden çıkamıyorum. Bir süre daha bekliyorum. Ses bana “şimdi” demeden hareket edemiyorum. Düşünceler ise zihnimde hızla akmaya devam ediyor. Tehlike şimdilik geçti ama artık kafamda çok daha fazla soru vardı.Yavaşça saklandığım yerden çıkıp ayağa kalkıyorum.Kadının yüzü aklıma geliyor. Parlak pembe gözler. Rüyama gelen bir cadıydı ama cadılar ne zamandan beri vampirleri rüyasında uyarıyor ki?Hançeri kemerime takıp atımın yanına gidiyorum. Yola çıkmadan önce bir kez daha arkama bakıyorum. Ne görmek için baktığımı bilmiyorum. Gözlerim otomatik olarak arıyor ama hiç bir şey bulamıyor. Etraf sessiz yalnız değilim ama yanlışlığımı neyin bozduğunu bulamıyorum .Yürümeye başlıyorum.Artık biliyorum:Bazı işaretler yol göstermez.Hayatta tutar.Ve savaş…Henüz bitmedi. Yeni başlıyor.