9. bölüm · Geceyarısı Hanesi

Bölüm 8:Kırık Mühür: Cehennem Çukuru

Mysterious_writer .

Yeraltı, kendi başına nefes alan, paslı bir dev gibiydi. Kaitlyn, dizlerine kadar gelen o ağır, isli çamurun içinde ilerlerken, dişlerinin arasında biriken metalik tadı yok saymaya çalışıyordu. Burası, güneşin ve gökyüzünün sadece bir efsane olarak kaldığı, zamanın dişliler arasında yavaşça öğütüldüğü bir cehennemdi. Dört gün boyunca sadece hayatta kalmak için değil, o kadim büyücünün zindanına ulaşmak için harcamıştı enerjisini. Sonunda, o devasa, kurumuş ağaç kökleriyle örülmüş kapıya ulaştığında, karşısında duran büyücü sanki yeraltının bizzat kendisiydi. Kaitlyn, titreyen elleriyle, yıllarını verdiği o kusursuz mekanik parçaları, saf altın külçelerini ve paha biçilemez birikimini büyücünün ayaklarının dibine, o kirli zemine fırlattı. "Bu kadar çaba... Değer miydi bu gölgeye?" diye sordu büyücü. Kaitlyn, gözlerini karartarak, "Değer," dedi. Aethelgard, kafesin soğuk parmaklıkları arasından ona baktığında, Kaitlyn sadece yaralı bir kuş görmüştü; yorgun, bitkin ve savunmasız.
Kalenin güvenli duvarlarına ulaştıklarında Kaitlyn, Aethelgard'ı kütüphanenin ucundaki o izole odaya yerleştirdi. İki gün boyunca Aethelgard; kütüphanenin tozlu raflarında saatlerce oturuyor, bahçedeki kuşları izliyor ve Kaitlyn’e, dünyadan elini eteğini çekmiş, bilge bir misafir gibi bakıyordu. Kaitlyn ise annesiyle olan rutinini aksatmamaya çalışıyor, akşam yemeğinde ona gülümsediğinde, "Biraz yorgunum anne, şu sıra geliştirdiğim mekanik proje üzerinde çalışıyorum," diyerek pürüzsüz bir yalan söylüyordu. Oysa zihni, odasında oturan o misafire kayıyordu. Üçüncü günün gecesi, saat 10:00'da kapı tıklandığında, karşısında o zayıf misafir yoktu; odaya adım attığı an gölgeler onun varlığıyla derinleşti, karanlık bir sis gibi odaya yayıldı.
Kaitlyn, karşısındaki varlığın gözlerindeki o avcıyı gördüğünde nefesi kesildi. Sesindeki titremeyi gizleyerek, "Anlaşmayı unutma!" diye haykırdı. Aethelgard ise tehditkar bir edayla yaklaştı, sesi tüm odayı titretiyordu. "Anlaşma mı?" dedi alaycı bir gülüşle. "Senin o küçük, acınası yaşamın ve verdiğin sözler benim için ne ifade ediyor sanıyorsun? Kimseye dokunmayacağım... ama eğer benimle gelmezsen, o çok sevdiğin halkını ve anneni bir anda küle çevirebilirim. Bu lanetin kaynağı senin kaderinde saklı, Kaitlyn. İçinde taşıdığın o güç... bana o kadar tanıdık geliyor ki. Gerçeği istiyorsan, benimle Cehennem Çukuru'na gelmek zorundasın."
Kaitlyn, derin bir nefes alıp maskesini taktı: "Aethelgard'ın o kadim sözlerinin altında gizli olan o zehirli tınıyı duyabiliyorum. Bana bir 'kader'den, bir 'miras'tan bahsederken aslında bir avcının tuzağını kurduğunu biliyorum. Ama bu bir tuzaksa, içinde bir çıkış yolu olmalı. Şimdi ona, bu karanlık tiyatronun başrol oyuncusuymuşum gibi davranacağım. O, benim bir piyon olduğumu sanarak büyük bir hata yapıyor; zira ben, sistemin içine sızmış, tüm mekanizmayı içeriden kilitlemeye hazır bir hatayım. Annemin huzurlu yüzüne bakıp donmuş zamanın içinde gülümserken, aslında kendimi bu karanlık tanrının sonunu getirecek olan o son parçaya dönüştürüyorum."
"Eğer buradan gidersem," dedi Kaitlyn, sesi titreyerek, "seninle o karanlık evrene adım atarsam, ailem yokluğumu fark etmeyecek mi? Annem... o her anımı kontrol ediyor!" Aethelgard gülümsedi, dişleri gölgelerin arasında parladı. "Senin o küçük, kırılgan dünyanla benim dünyam arasındaki zaman akışı aynı değil," dedi ve elini havada bir mühür çizerek salladı. O an odadaki toz zerreleri bile donup kaldı. "Sen oraya adım attığında, burada zaman benim irademle duracak. Sen dönene kadar, onlar için bir an bile geçmeyecek."
Karanlığın içine adım atarken, arkasında donup kalmış olan annesinin huzurlu yüzüne son kez baktı. Aethelgard, odanın ortasında havayı yırtarcasına döndürdüğü parmaklarıyla, Cehennem Çukuru'na açılan dipsiz, katran karası bir geçit açtı. Geçidin içinden gelen o soğuk ve uğultulu ses, Kaitlyn’in tüylerini diken diken ediyordu. Aethelgard, eliyle geçidi işaret ederek geri çekildi ve o tanıdık, sinsi gülümsemesiyle fısıldadı: "Sen benden önce geçmelisin bence, Kaitlyn. Misafir her zaman önce buyur edilir." Kaitlyn, bu teklifin bir nezaket değil, içine gireceği ilk tehlikeyi kendi bedenine alması için yapılan bir oyun olduğunu biliyordu. Yine de bir an bile tereddüt etmedi; başını dikleştirip, içinde fokurdayan o tanrısal enerjiyle o kara deliğe adımını attı. Aethelgard, kızın geçidin içinde yutulup gitmesini izledi; yüzündeki zafer dolu gülümsemeyle bir an duraksadı ve son bir kez donmuş odasına bakıp o da geçidin karanlığına gömüldü.